bir kişinin öldükten sonra ardında bırakabileceği en güzel şey. duygularınız, yaşanmışlığınız, emekleriniz, dokunuşlarınız hep buna geçiyor. ve çağlar çağlar ötesine aynı hisle kalabiliyor. insanın en güzel yanı olabilir.
sanat, bakar kör olmamaktır, farkındalıktır, herkesin bakmadığı yerden bakmaktır ve yarattığı eser ile dünyanın öbür ucundaki adama da kendi baktığı taraftaymış gibi hissettirebilmektir. sonuç: sanat harikadır.
Kainatı çözmüş gibi davranıp olaylar karşısında gereksiz ve yapmacık tavırlara girmeyi gerektirmez.
O sikik ve egoist sanatçı salaklığı hemen herkesin kafasında canlanabilir.
Sanat algı gerektirir. Üzerine düşünme gerektirir. Üzerine düşünmeyen adam ancak yolda giderken radyodan sikko şarkılar dinleyip götünü başını ayrı oynatır.
Günümüzde sanat zaten kalmadı. En basiti edebiyatta. Popüler olanı zaten bok, popüler olmayanı da marjinallik peşinde saçma sapan zorlama tavırlarda vs.
Bundan iki yüzyıl sonra da jack london bilinecek. yahya kemal'in şiirleri okunacak.
Ama siz yok olup gideceksiniz.
çoğu alanı kapsayan hayatımızın olmazsa olmazı insan yapıtlarıdır gerek soyut ( fikirler siirler ve kitaplar) gerek somut ( heykel resim dans) olsun bir çok dalı olan kısacası insanı insan yapan şeydir efenim.
Bir tutam var oluş sancısı, bir tutam naiflik hazzı,
Kayboluş ve karışmanın son dem kurtuluşu,
Ölümün yâren, aşkın bedene sıkışması,
Ve bir anda kaçışması kadar sayduyulu bir özgürlüktür.
etik ve estetik olmak zorunda değildir. zaten estetik güzel de değildir. bunları hep zamanla yıkacağız, alışacaksınız ulan!
ayrıca kavramsal sanatı okuyup iyi idrak etmek lazım çünküm sanatta devrim yapıp sanatın alanını sonsuza çeken postmodernist sanatın temelini atan aha da budur.
bunu anladığınız zaman abi o ne ki onu ben de yaparım demeyeceksiniz.
Bakış açısıdır. Sanatçılar sıradan şeyleri birbirine bağlayıp kendilerinden bir parça katarak bir sanat eserine dönüştürür. galerinin ortasına klozeti koyup sanat diyen kişiyi bundan ayrı tutamayacağın. Bakış açısı klozeti sanat yapabilir ama ne kadar değerli olur bilmem.
gerçek, iyi, güzel ölçülerine sahip olan her nesne sanat eseridir.
Bunu yapana sanatçı denir.
insanlar ile sanatçı ve sanat eseri arasındaki sisteme ise sanat denir.
altı delik, üstü açık, uçsuz bucaksız bir mecra. bilmeden konuşanı da rezil rüsva eder.
her konuda olduğu gibi bu konuda da doğru bilinen yanlışlar var.
sanattaki estetik kaygısı gibi. her sanat eseri göze, ruha hitap etmez. pop art aralığında bazı Ressamlar, insanların tuvaletlerine bile asmayacağı kadar çirkin tablolar yapmakta kararlıydılar. yaptılar da. ve buna sanat dendi.
sanatın işlevsel olması gibi. soyut sanat yahut modern sanat denilen akımda üretilen tablo ve heykeller, işlev şöyle dursun, yaratıcısında bile bu ne acaba duygusu uyandırmıştı. buna da sanat dendi.
sanatsal filmler gibi. adında sanat olması bir şey değiştirmez. yarım saat çay karıştırırken çıkan sesi, yahut yarım saat aynada kendine bakan kadını, yahut da bir büyükbaş hayvanın arkasını yarım saat seyretmek zorunda değiliz. yönetmen eşsiz bir dinginlik yakalamış . yakalar tabi. ne çekersen çek seyredecek entel ( ! ) bir kitle var. her neyse, buna da sanat dendi.
modern dans gibi. konulu dans. konusu ne? insanın iç dünyasındaki gerilim ve çelişkiler. vaaayy. buna da sanat dendi.
tarih boyunca yapılan her eserde dönemin izleri vardı. tüm o eserler bize bir şeyler anlattı ve biz araştırmalar yaptık, kitaplar yazdık. yüzlerce yıl evvel yapılan resimlerden, insanların fiziki ve sosyokültürel durumunu, giyiniş biçimlerini ve durduğu tarihi yer hakkında ipuçları yakaladık.
şimdi yukarda saydığım durumlardan, yüzyıllar sonra ne gibi bilgiler çıkarılacak?
insanların elleri kafasından büyükmüş.
insanların boyunları, düğüm atılacak kadar uzunmuş.
ayak bileklerinde konserve kutusu bağlıymış, sanırım bu bir gelenek.
insanlar gözünü kırpmadan 5 dakika hareketsiz kalma yetisine sahipmiş.
aynen bu şekilde yer alacağız geleceğin kültür tarih kitaplarında.