Sanat duygu değil, gerçeğin bizatihi yansımasıdır. Sanat bir yapıp etme işidir. Bir şeye etki edersin ve onu zihninindeki kalıba sokarsın. Zihindeki kalıp neyse sanattaki ürün odur. Peki nedir bir şeyi estetik kılan? işte bu tamamen felsefi bir konudur. Bugünkü ingiliz ekolü felsefeye öyle kötü şeyler yaptılar ki felsefe ve sanat arasında hiçbir gerçek ilişki kurulamaz olundu. Oysa ben diyorum ki sanat, felsefenin sonucudur. Sanatsız bir felsefe boştur. Aslolan faaliyet hakkında konuşmak, faaliyette bulunmaktır. Pragmatizm de böyle bir akımdı. William James'in derdi söylenenler ile pratik arasında bir uçurum olduğunu göstermekti öyle şeylerden bahsedelim ki gerçek hayatta bir faaliyete denk düşsün diyordu. Örneğin Musa'nın cennetin hangi katında olduğunu konuşmayalım. Bunu söylerken arkasında gizliden gizliye bir bilgi teorisi ortaya koyduğunu da söyleyebiliriz. Bilebileceğimiz veya bilgi muamelesi yapabileceğimiz şeyler özneyle, yani bizle etkileşiyor olmalı çünkü biz bir varlıktan bahsediyorsak onu varlığa katıldığı ölçüde tanıyabiliriz. Varlıkla bir bağ kuramadığımız şey yoktur. O halde gerçeklerden yola çıkmadığımız sürece öte hakkında konuşamayız. Konuştuğumuz zaman da bir gerçeğe dayandırmak zorundayız. Gerçeğin ise dolaysız kaynağı praxistir(uygulama, eylem). Öyleyse bize ne Musa'dan. Pratik bir değişim yaratacak mı? Hayır. Öyleyse anlamsızdır. insan aklı için değer kazanamaz. Çünkü insan bir şeye değer verirken varlıkla ve kendiyle ilişki kurmak zorundadır.
Sanat ve yapıtı dünyada bir faaliyete tekabül eder, insan ürünü diye basitleştirilecek bir şey asla değildir... Felsefi sözler faaliyete geçemeyecekse, sanata dönüşemeyecekse içi boştur. Bu açıdan bakıldığında sanat yapıtı felsefenin en gerçek tartışma nesnesidir...
Tin ve zekanın, para veya diğer maddesel olgularla ulaşamayacağı bir mertebe.
Sanat icra eden her insan biraz deli ve biraz da iç dünyasında yaşamayı seven kişilerdir. Kimisi rüyasında gördüğünü resmeder, kimisi gözleri kör olduğu halde, Dünya'ya mal olacak şarkılar üretir.
türkiyede öldüğü iddia edilen şey müzik desen saçma sapan pop müzik yapmakta dünya birincisiyiz o kadar saçma ki bir insan bu teneke tıngır tısını neden dinler anlamıyorum film desen yine aynı resim desen halen biryerlerde resim çizen insanların olduğunu varsayıyorum.
sanata dair en farklı yaklaşımlardan birini üçüncü şempanze kitabında okudum :
''sanat, üreticisine doğrudan cinsel yarar sağlamaktadır. ve daha önemlisi, sanat onu üretene dolaylı olarak yarar sağlar. hayvan topluluklarında olduğu gibi insanlarda da yiyecek, toprak ve seks partneri edinmede anahtar rol oynayan statünün açık bir göstergesidir.''
yani sanat sanat içindir diye kestirip atmak o kadar kolay değil, evrimsel süreçte bir geçmişi var diyor.
sürreel olduğu kadar güzeldir. bazıları vardır, "bu şarkı, bu sanat eseri imkansızı anlatıyor, öyle aşklar mı kaldı" falan der, tabii ki anlatacaktır, sıradan şeyler duygusal olabilir ama ondan sanat olabilmesi için reelden fazla kopmadan da sürreel nitelikler barındırmalıdır ki duygu yoğunluğu yaşatabilsin. sanatın, gerçekleri ve günlük yaşamı "olduğu gibi" anlatmasına insanın ihtiyacı yok, hayat zaten yaşanıyor.
hülasa; sanat abartmalı ki iyiye motive etmeli, abartmalı ki kötü durumlarda teselli etmeli, abartmalı ki gerçekler üzerinde düşündürmeli, bir durum değerlendirmesi yaptırtabilmeli.
t. bir duygunun dışa vurumunda, anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü.
akademik bir uğraş olmaktan uzak olması gereken görüngü.
(görüngü: gözlenebilen, duyularla algılanabilen her şey, her olgu ve olay.)
sanatın seviyesi veya kademesi yoktur, bu sebeple bilimsel boyutta kuralları olan bir uğraş değildir ve olmamalıdır.
bazı insanlar sanatın, ulaştığı kişileri "büyülemek" için kullanılacak bir araç olduğunu düşünüyor.
sanat ile uğraşan birtakım insanlar, sanatı bazen insanlara kendini sevdirmek için, bazen de insanları kendi inanmadığı bir şeye inandırmak için bir araç olarak kullanabiliyorlar.
sanata yaklaşırken dikkatli olmak gerekiyor çünkü sanatçılar zekidir, ruhunuz duymadan çok yanlış düşüncelere kapılmanızı sağlayabilirler.
sanatın, "ulaştığı kişileri büyülemek için kullanılacak bir araç" olduğunu düşünen insanlar olduğunu söyledim, bu bağlamda sanatın hem safsata üretmekte hem de safsatalarla savaşmakta kullanılabileceği düşüncesine sahibim.
birtakım insanlar, kendi dar algılarında yaşadıkları için, her şeyi o dar algılarının kurallarına göre tartıyorlar.
bunun sonucunda sizin söylediğiniz bir şeyi, kulağa hoş gelmediği gerekçesiyle, yazdığınız bir şeyi de göze hoş görünmediği gerekçesiyle "olumsuz" olarak değerlendirebiliyorlar.
bunun altında yatan sebep, muhtemelen başta söylediğim gibi "kendi dar algıları" ile "söylenilen" arasında bağlantı kuramamalarından kaynaklanıyor.
işte bu tip insanlara bir şey anlatmak için, söylemek istediğiniz şeyi, bu insanların dar algılarına uydurmayı deneyebilirsiniz, yani anlatmak istediklerinizi o insanların vakıf olduğu birtakım unsurları da katarak güvenilir hale getirebilirsiniz, bundan da sanat çıkar zaten.