''aslında, her insan, sanat dilini daha çocukluğunda, ister istemez, farkında olmadan, ne olduğunu anlamadan, sanki bu kabiliyet ona görme ve işitme kabiliyeti gibi doğuştan verilmişcesine alıp öğrenir…''
"yapmak, üretmek" anlamına gelen arapça kökenli bir fiilden türeyen kelime olup aynı kökten türeyen sanayi ve suni (yapay, insan eliyle yapılmış) kelimeleriyle doğrudan bağlantılıdır kesinlikle şüphesiz. Platon Sanatı "taklidin taklidi" (mimesis) olarak görür ve tehlikeli bulur çünkü insanı gerçeklikten (idealardan) uzaklaştırır. Öğrencisi Aristoteles ise sanatı eğitici ve sağaltıcı görür. insanın trajediler yoluyla duygularından arınmasını (Katharsis) sağlayan bir araçtır onun için.
Eğer, şuur seviyesinin her değişiminde gerçeklik seviyesinin de değişmesi ve sanatın görünümlerinin “sıradan varoluş”a nisbetle daha yüksek bir varoluşa karşılık olmasını gözönünde tutarsanız, sanatçı, hamurunu veya çamurunu istediği yerden alabilir, bütün kıymet, ona üflediği ruh ve nefeste…
-sanat acı gerceklerden kacıp hayatta kalmak icin vardır.
baska bir yazar diyor ki:
-sanat gercekte yasamak icin vardır. gercek huzunlu de olabilir.
sanat ortaya karısık bence.
bazen acı. bazen eksi. bazen tatlı.
ama iyi ki var.
kendimi ifade edebildigim tek alan bu yalan dunyada.
bazen yazarak. bazen siir okuyarak. bazen dans ederek. bazen bir filmle-oyunla-baleyle-operayla. bazen bir sarkıyla: