hayatımın geri kalan düzlüğüne devam edeceğim şehir.
tayini çıkan öğretmen gibi ordan oraya geziyorum ehe.
ayrıca simidi ve pidesi bir de dondurması meşhur olan şehir.
davete icabet edilip gidilir.
görülür ki plajları bok götürüyordur, deniz desen leş, öküz kafası kadar deniz anaları kıyıya vurmuştur. suya temas için 2 metrelik yosun ve çöp engelini aşmak gerekir. velhasılı denize girmek için şehrin tersi istikamete 30 km yol tepmek lazımdır ama o ortamda bile ağızda burgulu kamış göstere göstere gezen var.
şehirde gezilebilecek ve hareket edilebilecek tek yer olarak atakum sahili kaldı. gerçekten güzel de oldu. eski büyük şehir belediye başkanı yusuf ziya yılmaz ne kadar usülsüzlük iddialarına karışmış olursa olsun, yaptığı bu yapıları gerçekten çok hoş buluyorum. ama üzülerek söylemek zorundayım ki samsun görüntü itibariyle muhafazakar bir seçim. akp'nin %60 civarında oy alabileceği bir yerden bahsediyorum. bu durum alkole, zinaya, suç işlemeye ya da rahat giyinmeye engel değil. ancak bir şeye engel, samsun insanı görüntü olarak muhafazakarı oynamayı çok seviyor. sahilde bira içerken ya da müzik çalarken biri yanınıza gelip, aile var burada birader diyerek gözlerini çıkartıp, elindeki tesbih ile yüzünüze vurabiliyor. ya da kız arkadaşınızı öperken gelip birader gidin evinizde yapın ne yapacaksan diyebiliyor. garip bir şehir cidden.
Şu sıralar suriyeliler tarafından tecavüze uğrayan ama seçim sonuçlarına bakılırsa halinden memnun olan beter olmasını dilediğim memleketim... Bokunda boğul samsun...
19 mayısı bir günle kaçıracağım şehir, malesef 18 mayıs'ta başka bir yere gitmek zorundayım, 100.yıl kutlamalarını izlemek isterdim. 18 mayıs'ta yine oradan geçiyorum ama hazırlıkları görürüm en azından.