telegram işkencesi cia tarafından kullanıldığı için bilinçli olarak yabancı belli başlı kaynaklarda açıklanmasına izin verilmemektedir . yine de bu işkence yöntemi üzerine çalışan , bunu ispatlayan yabancı bir doktor üzerine yazılan yazıyı paylaşalım . sisteme en ufak muhalefet eden insana '' deli '' raporu veriliyor , bu insanlar deli yerine konuyor. çünkü bu tip insanları gözden düşürmek, dediklerine itibar edilmesini engellemek isteniyor . büyük bir korku var . kanlı çarkın dışında hareket eden , en ufak farklı şey söyleyen her insan ya deli ya vatan haini ya da gay ilan edildi bu ülkede . bunları savunanlara da yobaz deniyor . çünkü hakaret etmediklerinde kendilerini insan kabul edemiyorlar . dediklerinin 5 para etmediğini bildikleri için hakaret ediyor bu çapsızlar .
'' Belilibaşlı birkaç fonksiyonu çerçevesinde kabaca tarif etmek gerekirse (ki bunların çok ötesinde bir genişliği ve derinliği olduğu unutulmamalı), beş duyunun göz, kulak, burun, deri, dil gibi haricî organlarını es geçerek, bir deyişle bypass ederek, bu organların SiNiRLER kanalıyla beyne naklettiği sinyalleri bu sefer kendi oluşturup-kodlayıp bir CiHAZ aracılığıyla DOĞRUDAN beynin ilgili merkezlerine ulaştırabilen ve bu şekilde sadece hedef kişinin algılayabileceği duyu verileri veya telkinler gönderebilen; cihazın başındakiyle hedef kişi arasında ceb telefonu misâli ânı ânına KARŞILIKLI SESLi VEYA SESSiZ KONUŞMAYI SAĞLAYABiLEN, beyne sadece beş duyu çerçevesinde veriler yahud telkinler göndermekle kalmayıp, hedef kişinin hissî tepkilerine yine beynin ilgili merkezlerini uyarma yoluyla müdahale edebilen ve hedef kişide gayri iradî çeşitli duyguların oluşumunu tetikleyebilen, diğer yandan da beynin bedenî faaliyetleri koordine eden merkezlerine çeşitli sinyallerle etkide bulunarak beden organlarını manipüle edebilen hattâ bloke veya tahrib edebilen, yâni öldürebilen!- ve yine meselâ gayri iradî kas hareketleri doğurabilen TELEGRAM cihazı ve tatbikatına dair, millî güvenlik ve devlet sırrı örtüleriyle kamuoyundan saklanmaya çalışılsa da, sayısız resmî bilgi ve belge yine de sızıyor, Telegram mağdurlarının yanısıra cesur araştırmacı ve ilim adamlarının dikkatli gözlerinden hiçbir şey kaçmıyor.
Bu dikkatli araştırmacı ve bilim adamlarından biri de, Dr. Nick Begich. Babası bir Amerikan kongre üyesi olan Dr. Begich, elektromanyetik enerji, yeni bilim ve teknolojiler sahasında yoğunlaşan araştırmalarıyla, kitablarıyla, makaleleriyle, TV belgeselleriyle, radyo konuşmalarıyla ve birçok ülkede verdiği konferanslarıyla çok iyi tanınan bir isim. Sahasında tüm dünyada otorite kabul edilen Dr. Begich, bir defasında Avrupa Parlamentosuna uzman olarak davet ediliyor ve Telegramdan haberi olmayan kimi parlamento üyelerine bir ses doğrudan beyne nasıl gönderilir, buyrun göstereyim! diyerek, çok eski teknoloji bir infra-ses cihazıyla bunu isbatlıyor. Bu arada, 5-7 Mayıs 1997 tarihlerinde Brükseldeki Avrupa Parlamentosu 12. Uluslararası Genel Kurul Toplantısında Amerikan HAARP projesi ve zihin kontrolü üzerine bir konuşma yapıyor. Ağzı açık kalan parlamento üyeleri de, bilâhare, Telegram türü silâh teknolojilerinin yasaklanmasına yönelik aşağıdaki kararı kaleme alıyor:
- insanların herhangi bir formda manipüle edilmelerine imkân verebilecek silâhların gelişimlerini ve kullanımlarını global anlamda yasaklamak için uluslararası bir anlaşma çağrısı yapılmalıdır. [1]
Telegrama karşı dünya çapında bir kampanya yürütmekle kalmıyor Dr. Begich, diğer yandan elektromanyetik enerjinin tıbta ve eğitimde nasıl müsbet yönde de kullanılabileceğini anlatıyor, üstelik böylesi müsbet birtakım cihazların üretilmesine öncülük ediyor. Telegram teknolojisini icad eden süper güçlerin insanlığa ihanet ettiklerini, aslında insan sağlığına ve zihnî gelişimine müthiş faydalı olabilecek bir teknolojinin sırf şeytanî amaçlarla kullanıldığını ve insanoğlunun istifâdesinden kaçırıldığını haykırıyor.
Dr. Begich, 2011 yılında Türkçeye de çevrilen insan Zihnini Kontrol Etmek adlı kitabında, Telegram teknolojisinin Amerikan askerî literatürüne girmiş kayıtlarını da deşifre ederek bir başka büyük hizmet daha yapıyor. işte bunlardan 1996 tarihli bir Amerikan ordu belgesi:
- Bu teknolojilerle ilgili bulduğumuz en açıklayıcı kaynaklardan biri, Hava Kuvvetleri ilmî Danışma Kurulu tarafından yayınlandı. Hava Kuvvetleri, bu yüzyıl için bir araştırma başlattı ve yeni silâhlarla ilgili mümkün olan şeyleri inceledi. Bu öngörülerden biri şok edici bir gerçeği açığa çıkardı:
Elektromanyetik enerji kaynaklarının gelişimi, yâni insan bedenini yönlendirebilen, şekillendirebilen ve değiştirebilen bir verim mümkündür. Bu şekilde kişinin iradî kas hareketleri önlenebilir, duyguları ve (dolayısıyla eylemleri) kontrol edilebilir, uyku verilebilir, telkinler aktarılabilir, kısa dönem ve uzun dönem hafızaya müdahale edilebilir, bir tecrübe üretilebilir ve bir başka tecrübe silinebilir.
Bunu düşünün; duyguları yönlendirebilen, davranışı kontrol edebilen, sizi uyutabilen, sahte hatıralar oluşturabilen ve eski hatıraları silebilen bir sistemden söz ediyoruz. Bunun bir öngörü olması gerektiğini görebiliyoruz, ama bunun bugün kullanılmadığını düşünmeyin. Bu sistemler kurgu değildir. Hattâ çoktan var olan bu sistemlerle bu alanda inanılmaz işler yapılmıştır. Açıklama şöyle devam ediyor:
Aynı zamanda üstü kapalı telkinler ve psikolojik yönlendirme imkânlarının arttırılmasıyla insan bedeninde yükses duyarlılıklı (hi-fi) konuşma oluşturmak mümkün görünüyor. GigaHertz oranında yüksek güçte bir mikrodalga titreşim insan bedenine yansıdığında, çok küçük bir ısı düzensizliği oluşur. Bu, hafif ısıtılmış bir dokunun âni genleşmesi ile özdeşleştirilir. Bu genleşme, akustik bir dalga üretecek kadar hızlıdır. Eğer bir titreşim buharı kullanılırsa, 5-15 kiloHertz aralığında içte bir akustik alan oluşturmak mümkündür ve bu duyulabilir bir miktardır. Dolayısıyla, seçilmiş muhaliflerle onları son derece rahatsız edebilecek bir tarzda konuşmak mümkün olabilir.
Bir insanla, kafasına bir ses aktararak konuşmak mümkün müdür? Yazar bunun kurban için rahatsız edici olabileceğini söylüyor, oysa bu tam bir terördür. Bir ferdin beynini işgal edebilecek bir silâh, bir insanın özel hayatının ihlâli demektir. [2]
Devlet sırrını güya deşifre etmeden bunlar 21. yüzyılda olacaklar diyerek ordu ve istihbarat yetkililerini ZATEN MEVCUT Telegram teknolojisi çerçevesinde eğiten Amerikan Devleti orada seçilmiş muhaliflerle onları son derece rahatsız edebilecek bir tarzda ve başka hiç kimsenin duymayacağı bir yolla konuşurken, buradaki Amerikan işbirlikçisi devlet de Mirzabeyoğlu gibi seçilmiş bir muhalifle 13 yıldır barbarca konuşuyor; sahibinin sesi bir ülke ne de olsa!
Dr. Begichin tüm bunları kendisinden naklettiğimiz çarpıcı eseri insan Zihnini Kontrol Etmekte daha birçok sarsıcı bilgi ve belge ifşâ ediliyor. Bu eser üzerine çok sayıda başka makale yazılabilir ki, bizce yazılması da gerekiyor. Ne var ki sayfa imkânları dolayısıyla şimdilik burada bırakıyor, Telegramı merak edenlerin ve araştırmacıların bu eseri mutlaka edinmelerini tavsiye ediyoruz.
Son olarak, daha önce Baran dergisinde yayınladığımız 21 kitablık Türkçedeki Zihin Kontrolü ve Telegram Kitabları listesine, geçtiğimiz haftalarda yayınlanan son derece ilginç bir eser daha girdi ve listemizdeki eser sayısı 22 oldu:
BEYNiMDEKi YABANCI, Kuantum Evreninde Elektromanyetik Beyin Kontrol, Hakan Yılmaz Çebi Ali Selman Demirbağ, Anatolia Yayınları, istanbul 2012.
Kitabın yazarlarından Ali Selman Demirbağ, kendisiyle kitabı vesilesiyle yapılan bir röportajda, Amerikan Telegram teknolojisinin üretildiği merkezlere şöyle temas ediyor:
- "Yine bu alanda isim kazanmış Amerikan silah sanayi DARPAnın faaliyetlerini anlatır mısınız?
Bu kuruma kısaca Amerikanın ASELSANı diyebiliriz. Her alanda çalışan bir kurumdur. Bizimle alâkalı kısmı ise UCLA Enstitüsüdür ve bu kurum nörobilim üzerine kuruludur. Bu kurum Amerikadaki bir kurşunun içerisindeki maddeden, görünmez uçaklara kadar her şeyi araştıran bir kurumdur. Bu kurumun ilk çalışmaları nöral implantlar üzerinedir. Bu çalışmalar beyne mikroçipler takmak ve beyni kontrol altına almak için yapıldı. Şu ân mikroçiplere ihtiyaç duymadan elektromanyetik sinyallerle bu işlemi yapmaktadır." [3]
Yâni, Mirzabeyoğluna ve dünyadaki diğer seçilmiş hedef ve kobaylara yapıldığı gibi, ilaç, elektrot, mikroçip gibi demode araç ve aracılara ihtiyaç duymaksızın uzaktan elektromanyetik Telegramla!..
DiPNOTLAR
1) European Parliament. Resolution on the Environment, Security and Foreign Policy, AS-000599. Jan, 28, 1999. EPI159dan nakleden: Dr. Nick Begich, insan Zihnini Kontrol Etmek Duygular ve Davranışlar Kontrol Edilebilir mi?-, Trc: Merve Duygun, Yakamoz Yayınları, istanbul 2011, s. 86.
2) United States Air Force (USAF) Scientific Advisory Board. New World Vistas: Air and Space Power for the 21st Century Ancillary Volume. 1996 pages 89-90. EPI402den nakleden: Dr. Nick Begich, a.g.e. s. 36 ''
bi Tayyibin telekinezisi bi de bunun telegramı, bi bitmedi amk!
Abdullah öcalan kadar düşünce suçlusudur ancak. Apo iti de herhangi bir silahlı eyleme bizzat karışmış değil lakin pkk adındaki terörist grubun lideridir. Mirzabeyoglu da ibda-c örgütünün teorisyeni ve lideridir. ibda-c'nin sonundaki "c" cephe manasındadır bu biline. Silahlı bir terör grubunun tüm hücre yapılanmasını ve eylemlerini belirleyen bu adamı nelson mandela ile kiyaslamak insanlık tarihine ihanettir.
Teröristin namaz kalanı olması sebebiyle, kendisine sempati besleyenler eminim terör belasindan canı yanmayanlardır. Bülent arınç da apo için, "namazında niyazinda bir gençti" demişti hatırlarsınız.
Herhangi bir terör eylemi tespit edilmediği söylenen, ancak müebbet hapis cezasını çeken 28 Şubat mağdurudur. 16 yıldır tek kişilik hücrede yaşamını sürdürmektedir kendisi.
bakarsınız yakında o da çıkar içeriden, gerçekten suçsuz ise...
mossad'ın uzaktan beynine ışın gönderdiğine inanan islamcı militan. insanın gerçeklerle bağlantısı kopunca öcülere böcülere de inanır, testereyle kafa da keser.
ağırlaştırılmış müebbet cezası alan cumhuriyet çocukları tek tek hapisten çıkarken 28 şubat döneminden beri hapis yatan kişidir. ne zaman içeriden çıkartılır işte o zaman bu ülkede adaletin olup olmadığından bahsetmeye başlanabilir.
türkiye'nin charles manson'ı. totalde rte'den daha mı tehlikeli ? hayır, ama rte'nin kitleleri tesiri altına alış şekli ve söylemindeki çocuksu çiğliğe nazaran,bu adamın malumatfuruşluğu daha sofistike bir görüntü veriyor. yazılarındaki anlaşılmaz, remizli (sembolik) ifadeler, eski islami-tasavvufi metinlerden yapılan alıntılar ve yorumlarla bezenmiş. çok okumuş ama hazmedememiş, bilgi karmaşası,tanrı sendromu ve cerbezeyle birleşerek hastalıklı bir profil meydana getirmiş. ola ki eskiden beri nörolojik sorunları da var. telegram komedisi de onun halüsinasyonlarından başka bir şey değil. çünkü kendine biçilen kumandanlık payesi, ilkokul mezunu bir jandarmanın dipçiğiyle darmadağın olurken, yoğun fiziksel işkenceler altında nasıl örselendiyse, seçilmiş bir insanın ancak beyin kontrolü yöntemiyle o hale getirileceğine kendini inandırmış.
henüz serbest bırakılmayan ama hakkında yeniden yargılama kararı çıkan 28 şubat mağduru. bu da güzel, ancak bu kararın bu kadar gecikmesinden dolayı sevinen herkesin sevinci buruktur muhakkak.
Kurtulmuştur, sevindim. Ancak tamamen akp yüzsüzlüğüdür serbest bırakılması . Sen bu düşünce suçlusunu neden 12 yıllık iktidarında tutsak bekletiyorsun da tesadüfe bak ki tam cumhurbaşkanlığı arifesinde saliveriyorsun? Apo'nun serbest bırakılmasına zemin hatırlamaktır yaptıkları.
16 sene yattıktan sonra dışarı çıkınca "bundan sonra ne yapacaksınız" sorusu üzerine:
"Ben hayatımın bir kayıp devresi olarak görmüyorum 15 seneyi. Benim hayatımın kaybolmuş bir devresi olarak görmüyorum. Bana zehir yedirdiler ben onu bala çevirdim. Bundan dolayı yaşamayı fikir, fikri yaşamak diye bilen bir insan olarak bu devreyi de bu şekilde verimli geçirdim. Bu yönden kayıp olarak görmüyorum. Bizi uçurumdan attılar biz yere sağlam indik. Paraşütü icat etmiş olarak indik."
şimdi ben fikirlerimi açıkça söylesem kendisine olan muhabbetimdendir denilebilir. büyük mütefekkir şimdi özgür ve inşallah konferanslar düzenler de bize de mütefekkirin mektebinden nasiplenmek düşer... işte o zaman bizim bütün anlattıklarımızın hükmü kalkar ve idrak kapasitesi yeten gerçeğin ne olduğunu farkeder... Hiç polemiğe gerek yok çamuru atan yine atar ve hiç araştırmadan, soruşturmadan, öğrenmeden atılan o çamura bakarak "ne biçim bir adammış yaw bu" diyen de zaten ahmaktır uzak dursun... Üzerine düşeni yapıp öğrenmeye çalıştıktan sonra "ben de bu fikrine katılmıyorum" diyenin yeri başımızın üstünde...