salih mirzabeyoğlu

entry219 ↓ galeri
    99.
  1. telegram işkencesi cia tarafından kullanıldığı için bilinçli olarak yabancı belli başlı kaynaklarda açıklanmasına izin verilmemektedir . yine de bu işkence yöntemi üzerine çalışan , bunu ispatlayan yabancı bir doktor üzerine yazılan yazıyı paylaşalım . sisteme en ufak muhalefet eden insana '' deli '' raporu veriliyor , bu insanlar deli yerine konuyor. çünkü bu tip insanları gözden düşürmek, dediklerine itibar edilmesini engellemek isteniyor . büyük bir korku var . kanlı çarkın dışında hareket eden , en ufak farklı şey söyleyen her insan ya deli ya vatan haini ya da gay ilan edildi bu ülkede . bunları savunanlara da yobaz deniyor . çünkü hakaret etmediklerinde kendilerini insan kabul edemiyorlar . dediklerinin 5 para etmediğini bildikleri için hakaret ediyor bu çapsızlar .



    '' Belilibaşlı birkaç fonksiyonu çerçevesinde kabaca tarif etmek gerekirse (ki bunların çok ötesinde bir genişliği ve derinliği olduğu unutulmamalı), beş duyunun göz, kulak, burun, deri, dil gibi “haricî” organlarını es geçerek, bir deyişle “bypass” ederek, bu organların SiNiRLER kanalıyla beyne naklettiği sinyalleri bu sefer kendi “oluşturup-kodlayıp” bir CiHAZ aracılığıyla DOĞRUDAN beynin ilgili merkezlerine ulaştırabilen ve bu şekilde sadece “hedef kişi”nin algılayabileceği duyu verileri veya telkinler gönderebilen; cihazın başındakiyle “hedef kişi” arasında “ceb telefonu” misâli ânı ânına KARŞILIKLI SESLi VEYA SESSiZ KONUŞMAYI SAĞLAYABiLEN, beyne sadece beş duyu çerçevesinde veriler yahud telkinler göndermekle kalmayıp, “hedef kişi”nin hissî tepkilerine yine beynin ilgili merkezlerini uyarma yoluyla müdahale edebilen ve “hedef kişi”de gayri iradî çeşitli duyguların oluşumunu tetikleyebilen, diğer yandan da beynin bedenî faaliyetleri koordine eden merkezlerine çeşitli sinyallerle etkide bulunarak beden organlarını manipüle edebilen –hattâ bloke veya tahrib edebilen, yâni öldürebilen!- ve yine meselâ gayri iradî kas hareketleri doğurabilen TELEGRAM cihazı ve tatbikatına dair, “millî güvenlik” ve “devlet sırrı” örtüleriyle kamuoyundan saklanmaya çalışılsa da, sayısız “resmî” bilgi ve belge yine de sızıyor, Telegram mağdurlarının yanısıra cesur araştırmacı ve ilim adamlarının dikkatli gözlerinden hiçbir şey kaçmıyor.

    Bu “dikkatli” araştırmacı ve bilim adamlarından biri de, Dr. Nick Begich. Babası bir Amerikan kongre üyesi olan Dr. Begich, elektromanyetik enerji, yeni bilim ve teknolojiler sahasında yoğunlaşan araştırmalarıyla, kitablarıyla, makaleleriyle, TV belgeselleriyle, radyo konuşmalarıyla ve birçok ülkede verdiği konferanslarıyla çok iyi tanınan bir isim. Sahasında tüm dünyada “otorite” kabul edilen Dr. Begich, bir defasında Avrupa Parlamentosu’na “uzman” olarak davet ediliyor ve Telegram’dan haberi olmayan kimi parlamento üyelerine “bir ses doğrudan beyne nasıl gönderilir, buyrun göstereyim!” diyerek, çok eski teknoloji bir “infra-ses” cihazıyla bunu isbatlıyor. Bu arada, 5-7 Mayıs 1997 tarihlerinde Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu 12. Uluslararası Genel Kurul Toplantısında Amerikan HAARP projesi ve zihin kontrolü üzerine bir konuşma yapıyor. Ağzı açık kalan parlamento üyeleri de, bilâhare, Telegram türü silâh teknolojilerinin yasaklanmasına yönelik aşağıdaki kararı kaleme alıyor:

    - “insanların herhangi bir formda manipüle edilmelerine imkân verebilecek silâhların gelişimlerini ve kullanımlarını global anlamda yasaklamak için uluslararası bir anlaşma çağrısı yapılmalıdır.” [1]

    Telegram’a karşı dünya çapında bir kampanya yürütmekle kalmıyor Dr. Begich, diğer yandan elektromanyetik enerjinin tıbta ve eğitimde nasıl “müsbet” yönde de kullanılabileceğini anlatıyor, üstelik böylesi “müsbet” birtakım cihazların üretilmesine öncülük ediyor. Telegram teknolojisini icad eden süper güçlerin insanlığa ihanet ettiklerini, aslında insan sağlığına ve zihnî gelişimine müthiş faydalı olabilecek bir teknolojinin sırf şeytanî amaçlarla kullanıldığını ve insanoğlunun istifâdesinden kaçırıldığını haykırıyor.

    Dr. Begich, 2011 yılında Türkçeye de çevrilen “insan Zihnini Kontrol Etmek” adlı kitabında, Telegram teknolojisinin Amerikan askerî literatürüne girmiş kayıtlarını da deşifre ederek bir başka büyük hizmet daha yapıyor. işte bunlardan 1996 tarihli bir Amerikan ordu belgesi:

    - “Bu teknolojilerle ilgili bulduğumuz en açıklayıcı kaynaklardan biri, Hava Kuvvetleri ilmî Danışma Kurulu tarafından yayınlandı. Hava Kuvvetleri, bu yüzyıl için bir araştırma başlattı ve yeni silâhlarla ilgili mümkün olan şeyleri inceledi. Bu öngörülerden biri şok edici bir gerçeği açığa çıkardı:

    “Elektromanyetik enerji kaynaklarının gelişimi, yâni insan bedenini yönlendirebilen, şekillendirebilen ve değiştirebilen bir verim mümkündür. Bu şekilde kişinin iradî kas hareketleri önlenebilir, duyguları ve (dolayısıyla eylemleri) kontrol edilebilir, uyku verilebilir, telkinler aktarılabilir, kısa dönem ve uzun dönem hafızaya müdahale edilebilir, bir tecrübe üretilebilir ve bir başka tecrübe silinebilir.”

    Bunu düşünün; duyguları yönlendirebilen, davranışı kontrol edebilen, sizi uyutabilen, sahte hatıralar oluşturabilen ve eski hatıraları silebilen bir sistemden söz ediyoruz. Bunun bir öngörü olması gerektiğini görebiliyoruz, ama bunun bugün kullanılmadığını düşünmeyin. Bu sistemler kurgu değildir. Hattâ çoktan var olan bu sistemlerle bu alanda inanılmaz işler yapılmıştır. Açıklama şöyle devam ediyor:

    “Aynı zamanda üstü kapalı telkinler ve psikolojik yönlendirme imkânlarının arttırılmasıyla insan bedeninde yükses duyarlılıklı (hi-fi) konuşma oluşturmak mümkün görünüyor. GigaHertz oranında yüksek güçte bir mikrodalga titreşim insan bedenine yansıdığında, çok küçük bir ısı düzensizliği oluşur. Bu, hafif ısıtılmış bir dokunun âni genleşmesi ile özdeşleştirilir. Bu genleşme, akustik bir dalga üretecek kadar hızlıdır. Eğer bir titreşim buharı kullanılırsa, 5-15 kiloHertz aralığında içte bir akustik alan oluşturmak mümkündür ve bu duyulabilir bir miktardır. Dolayısıyla, seçilmiş muhaliflerle onları son derece rahatsız edebilecek bir tarzda ‘konuşmak’ mümkün olabilir.”

    Bir insanla, kafasına bir ses aktararak konuşmak mümkün müdür? Yazar bunun kurban için “rahatsız edici” olabileceğini söylüyor, oysa bu tam bir terördür. Bir ferdin beynini işgal edebilecek bir silâh, bir insanın özel hayatının ihlâli demektir.” [2]

    “Devlet sırrı”nı güya deşifre etmeden “bunlar 21. yüzyılda olacaklar” diyerek ordu ve istihbarat yetkililerini ZATEN MEVCUT Telegram teknolojisi çerçevesinde “eğiten” Amerikan Devleti orada “seçilmiş muhaliflerle onları son derece rahatsız edebilecek bir tarzda” ve başka hiç kimsenin duymayacağı bir yolla “konuşurken”, buradaki Amerikan işbirlikçisi devlet de Mirzabeyoğlu gibi “seçilmiş bir muhalif”le 13 yıldır barbarca “konuşuyor”; sahibinin sesi bir ülke ne de olsa!

    Dr. Begich’in tüm bunları kendisinden naklettiğimiz çarpıcı eseri “insan Zihnini Kontrol Etmek”te daha birçok sarsıcı bilgi ve belge ifşâ ediliyor. Bu eser üzerine çok sayıda başka makale yazılabilir ki, bizce yazılması da gerekiyor. Ne var ki sayfa imkânları dolayısıyla şimdilik burada bırakıyor, Telegram’ı merak edenlerin ve araştırmacıların bu eseri mutlaka edinmelerini tavsiye ediyoruz.

    Son olarak, daha önce Baran dergisinde yayınladığımız 21 kitablık “Türkçedeki Zihin Kontrolü ve Telegram Kitabları” listesine, geçtiğimiz haftalarda yayınlanan son derece ilginç bir eser daha girdi ve listemizdeki eser sayısı 22 oldu:

    BEYNiMDEKi YABANCI, Kuantum Evreninde Elektromanyetik Beyin Kontrol, Hakan Yılmaz Çebi – Ali Selman Demirbağ, Anatolia Yayınları, istanbul 2012.

    Kitabın yazarlarından Ali Selman Demirbağ, kendisiyle kitabı vesilesiyle yapılan bir röportajda, Amerikan Telegram teknolojisinin üretildiği merkezlere şöyle temas ediyor:

    - "Yine bu alanda isim kazanmış Amerikan silah sanayi DARPA’nın faaliyetlerini anlatır mısınız?

    Bu kuruma kısaca Amerika’nın ASELSAN’ı diyebiliriz. Her alanda çalışan bir kurumdur. Bizimle alâkalı kısmı ise UCLA Enstitüsüdür ve bu kurum nörobilim üzerine kuruludur. Bu kurum Amerika’daki bir kurşunun içerisindeki maddeden, görünmez uçaklara kadar her şeyi araştıran bir kurumdur. Bu kurumun ilk çalışmaları nöral implantlar üzerinedir. Bu çalışmalar beyne mikroçipler takmak ve beyni kontrol altına almak için yapıldı. Şu ân mikroçiplere ihtiyaç duymadan elektromanyetik sinyallerle bu işlemi yapmaktadır." [3]

    Yâni, Mirzabeyoğlu’na ve dünyadaki diğer “seçilmiş” hedef ve kobaylara yapıldığı gibi, ilaç, elektrot, mikroçip gibi “demode” araç ve aracılara ihtiyaç duymaksızın “uzaktan” elektromanyetik Telegramla!..



    DiPNOTLAR

    1) European Parliament. Resolution on the Environment, Security and Foreign Policy, AS-000599. Jan, 28, 1999. EPI159’dan nakleden: Dr. Nick Begich, insan Zihnini Kontrol Etmek –Duygular ve Davranışlar Kontrol Edilebilir mi?-, Trc: Merve Duygun, Yakamoz Yayınları, istanbul 2011, s. 86.

    2) United States Air Force (USAF) Scientific Advisory Board. New World Vistas: Air and Space Power for the 21st Century – Ancillary Volume. 1996 – pages 89-90. EPI402’den nakleden: Dr. Nick Begich, a.g.e. s. 36 ''
    6 ...