efenim hikaye şöyledir. zamanımızın tek başına katıldığı yarışlarda 2. olan uzaktan kumandalı başbakanı. böyle istek teklifi geldiğinde bana sabileyi söyleyin demiş. tabi kimse bilemiyor sabile ne dir diye. uyanıklardan biri siz terennüm edin biz eşlik edelim deyiverince, başlamış söylemeye
eller ayır sabile
yollar ayır sabile
yıllar ayır sabile
biz ayrılamayız
emel sayın sahnede iken kağıda yazılmış bir istek geliyor. emel sayın bakıyor zamanın başbakanı yıldırım akbulut'tan bu istek ama şarkıyı çıkartamıyor. "efendim hoşgeldiniz aramıza, sabile şarkısını istemişsiniz ama hatırlayamadım, rica etsem hatırlatsanız" diyor. akbulut'ta:
eller ayır sabile
yollar ayır sabile
yıllar ayır sabile
...
bu şarkıyı istemiştim" diyor.
peşin edit: fıkra böyle, sayın akbulut'u tenzih ederek yazdım, muhtemel zamanında kendisini çekemeyenlerin uydurduğu, o'na atfedilen onlarca fıkradan biridir.
yidirim akbulut bi gazinoya gitmis.sarkici kadin da sahneden gormus bizimkini.
-'basbakanim istediginiz bi sarki varsa ben okurum' demis.
yidirim akbulut:
-'sabileyi cok severim onu oku' demis.
herkes birbirine bakmis sabile adinda bi sarki bilen yok.sonra kurmaylardan birisi cesaretini toplamis
-efendim sabile sarkisini sarkici hanim bilmiyomus kem ve de küm
-'yaa nasil bilmez onu' hani sozleri de soyle 'eller ayir sabile diller ayir sabile gözler ayir sabile ...'