islami olarak 3 cesidi vardir.
1) seytan ve cinlerin seninle alay etmek icin sana gosterttikleri ruya. abdestsiz ve/veya gusulsuz yataga girdiginizin alametlerindendir. pek ciddiye alinmamalidirlar. cevrenizdekilere, ese dosta anlatilmamasi gerekilir.
2) allahu teala'nin size bir uyari olarak veye yaptiginiz iyi amellere karsilik olarak gosterttigi ruyalardir. ciddiye alinmalidir; or: yuksek bir yerden asagi dogru dusuyorsaniz, ibadetlerinize vs. onem vermeniz gerekir.
3) gun icinde bizi etkileyen veya cok dusundugumuz kafa yordugumuz seyler ruyalarimiza girer, bu durumda yapilacak olan pencereleri kapatip, donumuzu yukari cekerek uyumaktir.
Ezginin Günlüğü'nün insanın içini donduran en duygusal sarkılarından biridir.
YÜZÜNÜ GÖRMEM.
YERiNi SORMAM.
ELiNi TUTMAM OY OY..
SENi HiC UNUTMAM.
TENiNE DEGMEM
SESiNi DUYMAM
ADINI KOYMAM OY OY..
SANA HiC DOYMAM...!!!
Sadece özür dileyebiliyorum
Çünkü sana bunu yaşatmak istemezdim ama
Ben artık kimseye bağlı bir insan değilim
Bir yakınlık yetiyor birilerine sığınmak için
Ne kadar isterdim, sendeki huzur olmayı
Sana güven vermeyi
Yenik düştüm bu yaşam savaşında
Sana ne söylesem bilemiyorum,
Ben böle bir insan değilim,
içimin nasıl acıdığını anlatamam ve bilirim ki
inanmazsın.
Buralara geldiğim günün sabahında sığındığım
Limanımı kaybettiğimi öğrenerek başladım,
Yaşadığım yerden binlerce mil uzaklıkta
Tek başıma yeni bir hayata başlamak zorundaydım
Ve en zoru da yeni yitirişlerle beraber,
Her geçen saniyeye lanet ettiysem de,
O günden şuana kadar ruh gibi yaşıyor olsam da
Ben bu halimle, burada kendi ayaklarımın üstünde durmak zorundaydım
Ben o günden sonra hiç düşünmedim biliyor musun?
Beynimle kalbimle her türlü irtibatımı kopardım
Ve bir saniye bile dalmadı gözlerim hiç bir boşluğa
Ve derken sen çıka geldin
Senin canını acıtmak isteyeceğim son şeydi
Ama hayır demem de seni üzecekti
Ve bir "rüya" dedik adına
Ama kabus olsun istemedim
Ben benden çoktan gitmişken, sen benden beni istedin
Bulamadım ki kendimi bulamam ki
Hayallerim dedim vazgeçemem kimse için dedim
Her şeyi söyledim
Ben seninle beraber değildim
Sadık kalmam gerektiğini bile aklıma getirmedim
Büyük bir duygusal boşluk şuan içinde bulunduğum
Ve sağlam kızı oynamaya mahkumum
Ya ne dersen de beni kötü bilme, sadece
Sana hayır diyemediğim için kötü kişi olmak istemiyorum
Kimseyi üzmek istemememden dolayı hep bu duruma düşüyorum
Bende sevmek özlemek değer vermek kavramları tükendi artık
Hele de bağlanmak, böle yaşıyorum işte
Başıboş ama bir o kadar yanlış yapmaktan korkarak
Şuan diyorum ki keşke dert ortağım olsaydın
Dert kattığım üzdüğüm kişi olmasaydın
Ama işte hiç konuşamadık seninle
Daha fazla uzatıp seni sıkmayayım
Ama ne olur azıcık değer verdiysen ön yargısız yaklaş bana
Çok zor günler yaşıyorum yüzüm hep gülüyor ama içim çok farklı
Ara ara gözümden kendiliğinden yaş iniyor biliyor musun?
Ne durdurabiliyorum ne de sebebini anlayabiliyorum?
Ben hiç iyi değilim gerçekten
Bunları bir bahane olarak görme olur mu?
Çok samimiyim ne olur inan bana
Aslında daha anlatmak istediğim çok şey var
Ama bunları okuduktan sonra çok kısada olsa bir şey yaz bana
Lütfen azıcık hatırım varsa...
"rüyaya yanıt"
Anlatmak istediğin ve dinlemediğim hiçbir şey olmadı
Ben neden seni bir rüyaya daldırmak istedim sanıyorsun.
Sahte mutlulukların içinde
Yüzü gülüp gözleri ağlayan birini güldürmekti derdim..
Bendeki burdaki yalnızlığı
Sendeki ordaki yalnızlıkla birleştirmekti
Senin üzülmeni görmek istemedim.
istemezdim, sırf bu yüzden bu kadar çabaladım
Ama sen biz rüyadayken rüyanda başkalarını gördün
Bir gün gerçeğe döneceğin belliydi
Gerçeğinde bir sevgili olarak bana yer olmadığı da...
Ben buna rağmen inatla her gün yazdım sana
Aşkım dedim, hayatım dedim, canım dedim..
Hissettiklerimi söylemekten korkmam,
Hiç de pişman değilim olmayacağımda
O zaman öyle hissederken öyle dedim
Belki bir gün yine…
Sen önce beni hissetmekten korktun
Bu kadar uzakta bu kadar büyük aşkı yaşamaktan
Bana gelmelerin zamanını saymaktan
Ya da bana sarılmaların.
Neyse işte sen bana sahip olmaktan korktun
Ya da öyle olacağından
Öyle nasıl diye sorma bana
Aklından neler geçirdin bilemiyorum
Bana bakan gözlerindeki parıltı son gününde
Sönmüştü gördüm, üzüldüm
Hissetmiştim kötü bir şeyler olduğunu
Ama bize kötülüğü senin yaptığını tahmin edemedim
Halbuki ben neler düşünmüştüm bizim için
Hissetmiştim sen daha bir yerlere gidiyorum derken
Kötü bir şeyler olacaktı biliyordum
Biliyordum seni kaybedeceğimi, hem de kazanmamışken
Sen de haklısın bir rüyadaydık
En azından senin için bir rüyaydı
Uyandığında hatırlamak zorunda olmayacağın
Ben demiştim hatırlamak zorunda değilsin diye
Ama böyle uyanacağını düşünmemiştim
Rüyandan uyanırken
Beni kabusa sürükleyeceğini düşünmemiştim
itiraf edeyim ilk defa seni gördüm rüyamda
Hiçbir şey konuşmadık, sadece bakıştık
Hatta ben baktım, sen bakamadın
Umarım tekrar uyanınca...
Öyle işte...
Başımın belası. malum bizim nesil ikinci dünya savaşı filmlerini izleyerek büyüdü. en azından ben, psikopat olduğuma karar vermeme ramak kala bıraktım toplama kampı filmlerini. içimi çeke çeke izler, gecesinde de kendimi toplama kampının en acıklı ortamında buluverirdim. merak ettiğim herşeyin o gün olmasa bile, birkaç gün içinde rüyalarıma sızması bilinçaltımın beni ne kadar sevdiğini gösteriyor olması gerekir aslında. bir insan nasıl başkasının canına kıyar ki? yanlıslıklaymış onu anladım, rüya yardımıyla elbette. o anı tarif edilebilir kılmayı çok isterdim ama duygu işte, öfke de değil, olup bitiyor saliseler içinde. sonrası offf o kısmı ise pişmanlık mı? hayır o duygunun yanında pişmanlık kelimesinin içi boşalıyor dımdızlak kalıveriyor. yolda kıvranırken görsem bir tekme de ben vururum dediğim birini öldürdüm rüyamda. yapamazmışım onu da anladım. başımın belası.
bize bir başka dünyanın varlığı gibi inanılması güç bir hayali sunan görsel, işitsel, yani algısal tecrübelerdir.
sadece bu özelliğiyle bile hayatın en önemli giz ve değerlerinden biri olup, benim asıl dikkatimi çeken kısmı, gerçek hayatlarımıza teğet geçtiği dakikalardır. yani, rüya bittiğinde gördüklerimizi somut anlamda yaşayıp yaşamadığımızı anlamadığımız, hatta hepsinin gerçek olduğunu sandığımız anlardan bahsediyorum.
uyandığımızın ilk saniyelerinde annemizin ölümünün yasını tutabilir ya da platonik aşkımızla geçirdiğimiz balayının sarhoşluğunda gülümseyebiliriz. sadece bir iki saniye bile, bambaşka bir hayata uyanmak, bilinçaltı aleminin gösterdiği yönde hissetmek, duyumsamak; bence insan fizyolojisine bahşedilmiş en şahane nimetlerdendir.
Aynı bir tablo gibi. Yüzü göle dönük, yarı şeffaf, eski yunan kıyafetleri içinde, ince hatlı bir kadın. Biraz Luis Royo tablosu gibi de olabilir. Bana doğru dönüp gülümsüyor. 3 gündür yazacağım yazının düşüncesi içinde boğulmuş ama hiçbir şey çıkartamamıştım. Biliyorum bana bağışlayacağı şeyi, yanağımı uzatıyorum ona doğru. Kolumdan tutup bana doğru yaklaşıyor, kulağıma eğiliyor:
"işler artık böyle yürümüyor.... bebek!"
Bir an her şey donuyor. Bir dakika, bu benim rüyam! Bu amerikan filmi tadındaki şey ne? Bana bebek dedi, ilham perisi bile olsa buna hakkı var mı? Bu ne biçim rüya? Rita Hayworth'lü ilham perilerine ne oldu?
Herşey tekrar akmaya başlıyor bir anda. ilham perime doğru döndüm, bana gülümsüyor. Gözlerim içine bakarak arkasından kocaman birşey çıkarıyor: metalik siyah bir beyzbol sopası. En tepesinde kıpkırmızı bir dudak resmi var. Altında yazan "kiss me mama muse" . Aşağıya doğru bir çok yüz izi var. Neler olduğunu anlamaya çalışıyorum. Periye bakıyorum. "Yardım ettiklerimden hatıra almayı seviyorum, imza almak gibi düşün." Sopayı kaldırdı; son gördüğüm, bana doğru gelen koca bir çift kırmızı dudak....
Yataktan sıçrıyorum. Ne oldu, nasıl oldu, neden oldu... Rüya görmüştüm ve uyanmıştım. Son hatırladığım, kırmızı dudaklar. Başım zonkluyor. Gözlerimi kapatıyorum, tekrar eli sopalı perim. Ama bu kez pek gülümsemiyor gibi. Artık kalkmalı...
Bir fikir vermişti bana ama gittikçe artan bir şiddetle boş başımın içinde sağa sola çarpıyor. Zonklamalar gittikçe artıyor. Periye yarı küfreder vaziyette teşekkür ediyorum içimden. Bu kadar bir şey için o öpücük reva mı yani? Bari biraz daha işe yarar olsaydı.
Bilgisayarın başına oturuyorum. Boş word sayfamı dikizliyorum. Yanıp sönen imleç beni daha iyi hissettirmeyince, internete giriyorum. Ordan oraya sürüklenirken fikrim de beynimin içinde dönmeye devam ediyor. Başımın zonklaması artıyor. Bir anda önümde bir sayfa açılıyor: yumurtlamaya çalışan bir tarla faresi! Bana dönüp, kafasını bir sağa, bir sola yatırıyor. bıyıklarının altından:
"Benim işin seninkinden daha zor" .
Ben sayfayı ne zaman açtığımı düşünürken, dönüp omzumun üstünden, bir tarafa doğru dikkatlice bakmaya başlıyor. Arkamı dönüyorum, olamaz! ilham perim tam arkamda, kızgın gözleri üzerimde:
"Ben o fikri heba et diye mi verdim sana?!". Gene o kocaman bir çift dudak...
Yataktan sıçradım. Hemen kalkıp bilgisayarın başına geçtim. Annem tuhaf tuhaf bana bakıyor..
"Acilen yazmalıyım anne, yoksa gene öpecek!"
(bkz: naftalin kokulu yazılar)
shaft blues jazz club müdavimlerinin yakından tanıdğı, vokalde ve bas gitarda Kemal BOZKURT, gitar ve geri vokalde korkut peker, davulda barbaros akbulut'tan oluşan grup. "masal kitabı" adını verdikleri albümlerini de yayınlamışlardır. https://galeri.uludagsozluk.com/r/31863/+
tabirine göre çok pis parayı kırıcam ve haram yicem.
Çünki; Rüyamda bir köpek gördüm çok seviyorum onu falan arkadaşım böyle dostuz sonra intihar ediyor, yanına gidiyorum ölmemiş ama insan olmuş.
Buna karşın diyadinnet der ki;"evvelce köpek oldugu halde, birdenbire insan oldugunu görmek, tövbe ve istigfar etmeye ve Allah in yasakladigi her seyden el etek çekmesi gerektirdigine delalet eder."
"Bazen köpek, Allah (C.C.) in rahmetinden ümidini kesmeye ve yalanciliGa isarettir, "
Rüyamda bok gördüm hem de ne bok. Fil kafası şeklindeydi.
bok olayını Diyadinnet şöyle açıklamış;"Rüyada pislik* görmek, pislikle oynamak, haram yoldan elinize mal veya para geçecegine; at veya diger hayvan pislikleri görmek, kisa bir yolculuga çikacaginiza; pisligin bir yerinize bulastigini görmek, manasiz ve faydasiz islerle zaman harcadiginiza delalet eder."
fil olayını da;"Rüyada fil görmek, yedi sekilde tabir olunur Devlet baskani, kuvvetli bir erkek, hasetçi bir kisi, gaddar kisi, savas, düsmanlik, zulüm."
Tüm kaybolanlar, kaybolmuşlara,
Rastlarsa zamanın birinde.
Tek bir damla gözyaşım
Göle düşerse
Ellerimden kayıp gidince
Bir uyansam, uyansam, uyansam uykumdan...
Okumayı söktüğüm ilk günler. Elimde bir gazete, sayfayı kendim seçmişim, en resimli sayfa hangisiyse onu okuyacağım. Vahiy gelecekmişçesine etrafımda merakla bakan gözler. Karşımda ise babam gözleri ışıl ışıl. Küçük bir çocuk buldum, işte bu sayfa benim sayfam, başlıyorum okumaya... "Taa... Teeee,, Tecaaaavüğğğz. Tecavüzee uğğraa... Tecavüze uğrayann Miniii. Tecavüze uğrayaann Miniik kıı.." Elimden alıyor babam gazeteyi. Biraz kızmış, yüzü kıpkırmızı. Kötü mü okudum acaba, sevmedi kesin okumamı. Ağlayarak gidiyorum odama, beklese biraz daha okuyacaktım işte hızlı hızlı, sabretseydi ya... Neyse ki ertesi gün barbie bebek eviyle geliyor yanıma. Ödülümmüş benim. "Benim melek kızıma." yazıyor kağıdında. Okuyorum. Hem de bir çırpıda. Bu sefer gülüyor babam. işte şimdi çok güzel okudum diyorum kendime, gülüyorum, Barbie bebek bile gülüyor.
yoldayım ve çok uzaklara gidiyorum *. Otobüste bir ben varım, bir de yaşlı bir teyze *. Uyku bastırıyor hafiften. Bir yandan düşünüyorum, sevemiyorum teyzeyi. Neden bu kadar yaşamış ki hem, kızgınım ona hem de çok. Yaşlı kadın duymuş gibi hissettiklerimi hafifçe kıpırdanıyor*, daha bir sıkı sarılıyor* elindeki poşete, kalkıyor*, bana doğru geliyor sanıyorum. O ise kapı kenarında inmek için düğmeye basıyor*. Utanıyor*um düşüncelerimden. Kapının açılış sesini duyuyor*um uzaktan. dıırzzzz... Utanıyor*um bense.. Utanmak demişken küçüklük anısıyla uykuya dalıyor*um.
Çamaşır makinesi zangır zangır titriyor. Canı dolaşmak istiyor diye düşünüyorum. Sıkılmış olmalı banyoda tek başına. Onu tutan bir priz var, gidemiyor uzaklara. Çok eskilerden bir gün çekmiştim ipini zangır zangır titrerken, dolaşsın istedim biraz. Ama korkmuş olmalı ki kesti o an titremeyi, annemse çok kızdı bana. Başka birgün anneme açmıştım derdimi :"Benim odama alsak ya biraz, orada bağlarız onu, kaçmaz hem. Televizyon izletirim ona." Bu sefer gülüyor, komik değil ki yahu. Oturuyorum yalnız kalmasın diye üstünde makinenin. Babamsa tıraş oluyor benim gizli oyunumdan habersiz. Babam... Beyaz beyaz köpüklü yanakları, noel baba olabilir mi benim babam? Aynı onun gibi yanakları, beyaz, yumuşacık. Ne güzel kayıyor bıçağı yanağında. .. Ve işte tertemiz yüzü. Büyülenmiş gibi izliyorum. Babam bir yandan ıslık çalarken bir yandan aynaya bakıyor elindeki havlusuyla. Sonra alıyor beni kucağına. Öpüyorum yumuşacık yanaklarını. Mis gibi kokuyor. Mis ne ki acaba? Annem öyle diyor "Mis gibi kokmuş benim kocam." Oturduğum yerden onlara bakıyorum, ne güzel sarılıyorlar, babam sonra çıkıyor evden. Kıskanıyorum, ilk defa... Annem televizyonun başına geçiyor. Cesur ve güzel, onun dizisi. "Anne tubaletim geldi." diyorum. "Bekle biraz kızım reklama girecek şimdi." "Ama anne tubalet..." Bu sefer cevap vermiyor. Kendim gidiyorum banyoya. Sandalyeye çıkıp aynanın karşısına geçiyorum. Güzel miyim acaba? Ellerimi kokluyorum derin derin. Koku yok. Tıraş fırçası gülüyor bana. "Aaa şu kıza bakın. Duydun mu köpük?Kokmuyormuş hiç." Çamaşır makinesi bile gülüyor. "Ne, kokmuyor mu?" Oysa tek arkadaşım oydu benim. Gülmese ya. Köpük bana bakıyor: "Eğer annene söylemeyeceksen, biraz sürebilirsin benden. Kimseye söylemeyiz. Ama bak haa aramızda, söylersen birisine bozuşuruz sonra." Alıyorum köpük kardeşi. Sürüyorum yüzüme, nasıl da yumuşacık. Annem içeriden sesleniyor: "reklam oldu gel kızım, götüreyim tuvalete." Korkuyorum, görmesin beni. Utanıyorum. Bu da sanırım ilk defa, ne kadar da his varmış diye düşünüyorum. Tıraş bıçağını alıyorum aceleyle. Babam gibi yüzümde gezdiriyorum. Babam gibi yumuşacık olacak yüzüm. Annem de sarılıp öper. içeriden sesi geliyor: "kızımmmm.." Olmuyor. Acıyor canım. Kanıyor oluk, oluk. Titremeye başlıyorum korkudan. Titredikçe elim titriyor, yüzüm kanıyor, güzel ve mis olamıyorum, makine de korktu, başlıyor var gücüyle titremeye. "Anneeeeğğğğğ, ddelseene, koş" Aynadan yansımasını görüyorum annemin. Babama baktığı gibi bakmıyor, işte şimdi kızacak. Ama canım acıyor. Bacaklarımda bir sıcaklık, annem yığılıveriyor oracıkta ve hatırlıyorum sıcaklıkla beraber... a an hatırlıyorum neden geldiğimi tuvalete. Artık yok gitti. Aşağılık köpük,
girmeyecektin aklıma...
Şoför sesleniyor*. "Kızım son durak." Uykumdan uyandırıldığımda hep asabiyim ben. Bu sefer durum biraz farklı*. Çantamı toparlayıp iniyorum. inerken de söyleniyorum: "Nereden kızın oluyorum ben senin. Ben babamın kızıyım." Bir şeyler söylüyor*. Duyuyor ama dinlemiyorum. Ne fark eder? Dünya'nın ucu* burası. Birisinin sonu, diğerinin başlangıcı. Sonunda geldim oraya. Huzur ve hüzün. Ne kadar uzaklar* birbirlerine, bir o kadar da yakın. Mezarın üstünden otları alıyor*um. Pırıl pırıl olmalı. Misler gibi. Bugün mis ne biliyorum. Ama yeni bir his öğrendim. Özlem. Hala çocukluğumda gibiy*im. Ne kadar çok his varmış dünyada. Bir kez daha şaşırıyorum. Mezarın kenarındaki otları alıyor*um. Babam tıraş olurdu, çirkin sakallar gider parlardı yüzü. Yakışıklı babam diyorum ve bugün onu ben temizliyorum. Bugün bir çamaşır makinesi üzerinde değil, buz gibi bir mezar taşı yanınday*ım. Yine de zangır zangır titriyorum. Babam ıslık çalmıyor bir de. Susuyor çok şey anlatarak. Artık noel baba olduğuna inanmıyorum, ama bir melek olduğu konusunda ısrarlıyım. O sırada bir ses geliyor* uzaktan... Hadi kalk kızım geç oldu. Sen de kimsin a densiz? Ben babamın yanındayım, istersem tüm gece burada kalırım. Hem sen ne cüretle kızım dersin ki bana. Kızgınım, nedenini bilmiyor*um, çok kızgınım. Dönmüyor*um sese, belki gider diye. Ses daha da yakından geliyor*. "Kalksana a kızım." Kızgınım ben çok, ama bu ses... Biliyor*um bu sesi... Aydınlanıyor* her yer. Birden ağaçlar bir balon köpüğümüşçesine yok oluyorlar*. Mezar gidiyor*. Kızgınım ben neden mi? Daha önceden de söyledim. Uykumdan uyandırıldığımda hep asabiyim ben... "Peki baba." diyorum. Bu sefer gülümsüyorum. Huzur... Ne kadar çok his varmış şu küçücük dünyada. Uyanıyorum.uzaklardan şarkı çalmaya devam ediyor
Bir damla gözyaşı var ellerimde
Sonunda görürüz belki
Sen de, ben de
Uçsuz bucaksızız
Bu yalnız şehirde
Yaşam sevincin duruyor mu
Hala içinde?
Sustun, konuşmadın
Sözcükler bitince
Bir uyansam uykumdan...