Üniversiteye hazırlandığım dönem hocam olacak kadın, ders aralarında kitap okuduğumu görünce,sohbet etme bahanesiyle ne okuduğumu ve ne tarz sevdiğimi falan sormustu.
Nabzımı yoklamış olacak bi kaç gün sonra hediye paketi içinde bu risalererden verdi bana.
Hocam sarmadı bu beni dili çok ağır deyince de "oku onu mutlaka, sen anlamasan bile hücrelerin anlar" demişti.
Aynı risaleyi Evde masanın üstünde görünce babam, "kimin bu? Nerden geldi bu buraya diye sordu"
benim baba dedim.
Bıyık altından gülerek, Senden bir bok olmayacağını biliyordum ben zaten demişti.
Yeterince araştırıp okumuş biri olarak söyleyebilirim ki içinden bir Fethullah gülen daha çıkarma potansiyeline sahip zirva kitaplardır hatta said nursiye gore kendisine allahtan gonderilmistir. Bana ihtar edildi, yazdırıldı gibi ifadeler bunu çok açık ortaya koyuyor zaten.
Hele ki isaratul icaz denen kitapta yapılan ebced hesaplariyla risalei nurun mujdelendigi zirvalari evlere şenlik.
Risalei nur o gerizekali sakirtlerin sandığı gibi kuranın tefsiri falan değil paralel bir kurandir. Sakirtlerin kuran ayetleri yerine sürekli olarak risaleden vecizeler okuması, iki de "üstad şöyle şöyle diyor " diye bahsetmesi de bundan. Ha bi de aleni olarak soylemeselerde said nursinin mehdi olduğuna inançları tamdir.
Işık evlerinde bunları okudu feto abileriniz. Kuran yerine bunu tavsiye ettiniz birbirinize! Daha düne kadar risale i nur talebeleri diye övünüyordunuz bu adamlarla. Fethullah gülen denen adamın çevirilerini hala okuyorsunuz.
kur'an özeti derler ama bir kitaptan bir sürü özet çıkarırlar... anlatılanlardan zerre anlamazsın zaten eleman kitabı alır anlatır anlatır ee bunları ben de biliyorum dersin içinden ... kitabı günümüz türkçesine çevirmezler halbuki yüce yaradanın indirdiği kitap bile bir çok dile çevrilmişken... vel hasıl bu kitabı kur'an'dan daha yüce görenlerin okumakta olduğu kitapların genel adı...
Risale i nur müellifi olan said nursi(1) tarafından kaleme alınmış küliyattır ve bir çeşit tefsir kitabıdır
Fakat bu kitaplardan felsefik bir derinliği olduğu için ayrı tutulur ayrıca sanıldığı üzere gülen cemaatinin ritüelleri arasında kalmış bir kitap değildir gülen cemaati bunları alıp tahrif ederek pırlantalar dizisi halinde yayınlamıştır ve bunun ayrı bir folklorde incelenmesi gerekir bu sebeptendir ki yıllarca gerçek nur okuyucu cemaat kitlesi yine farklı din alanlarında ilim sahibi insanlar bunu sert bir şekilde eleştirmiştir.
Tabi siz bilgiden çok fikir sahibi olduğunuzdan bunları okuma gereği duymadığınız apaçık ortada
Said nursi(1)
Bediüzzaman da olarak bilinen (ki bu adı molla fetullah efendi vermiştir) said nursi 1878 de bitlisin hizan ilçesinin nurs köyünde doğdu.
çocukluk yıllarından başlayarak yoğun ve hatrı sayılır bir eğitim serüveni geçirdi
Daha sonraları birçok şark aliminden eğitim aldı (ahmedi xani ve bu gibi ilim eşrafından kimselere zikredilebilir)
1. Dünya savaşına gönüllü olarak katıldı ve kafkas cephesine gitti bunun haricinde osmanlıya sultan reşad ve abdulhamit dönemlerinde çeşitli hizmetleri vardır sultan reşad hanın hatıratında bunlar yer alır ve said nursiden minnetle bahseder
Savaştan döndükten sonra sürgün yılları başladı (şeyh said ayaklanmasına destek verdiği iddiasıyla) daha öncede istanbulda çeşitli gerekçelerle tutuklanmıştı ama bu başlı başına ayrı bir konu olduğundan ayrı bir yazıyla dile getirilmesi gerekir.
Mondros mütakeresinden sonra kurulan kürt teali cemiyeti tarafından cemiyete teşrifi ve hizmeti için bir davet almış bu daveti reddetmiştir (bununla ilgili nüktelerini okumanız tavsiye edilir)
ideolojisinde ve hayat felsefesinde siyasetin ayrı bir yeri vardı fakat sonradan bunun yanlış olduğunu düşünürek kirli bir uğraş olan siyasetten uzak durdu o meşhur söz bunun üzerine söylenmiştir: "euzibillah
Vesşeytani vessiyaseti" ondan sonra hayatı eski ve yeni said olarak zaten ikiye ayrıldı.. Sonraları 23 mart 1960 ta şanlıurfada vefat etti.
Molla sait ve şeyh sait gibi isimlerle zaman zaman karıştırılmaktadır..
içerisinde hiçbir canlının açlıktan ölmeyeceği, her canlının rızkının muhakkak Allah tarafından verileceği yazıyor. Ama kavanoz içinde kalan sinekler, yiyecek veya av bulamadığı için ölen hayvanlar bir tarafa açlıktan ölen onbinlerce insan var.
Bununla ilgili de açlıktan değil bir sui istimalattan kaynaklanan hastalıklardan ölüyorlar diye açıklama yapıyor. Peki Afrika'da açlıktan ölen bebekler de mi sui istimal yapıyor diye sorulunca Bediüzzaman demişse doğrudur deniliyor.
Aslan, kaplan gibi yırtıcı hayvanların canlı hayvan avlayıp yemelerinin şeriat-ı fıtriyece haram olduğunu söylüyor. Ölmüş hayvanları yemeleri gerekliymiş, diğeri günahmış ve bu günahı işledikleri için ceza çekiyorlarmış.
Sonra bu risalelerin Kuran'ın yüzde 5'ini açıklıyor diyorlar, risalelerde de bu kitap Kuran'ın sonsuz nurundan süzülmüş küçük bir Şuledir diyor. O halde bize Kuran'ın %5'ini anlayın gerisini boşverin mi deniliyor? Ama Kuran'da Allah, kitabının okunmasını emrediyor, ona uymayı emrediyor.
Eğer herhangi bir tarikat, cemaat vs her neyse bizi kuran okumaktan uzaklaştırıyor, başka kitapları okumayı Kuran okumaktan daha çok teşvik ediyorsa ondan uzak durmak hatta kaçmak gerekir.