özellikle deprem açıklaması ile ne kadar muasır ve medeni olduğunu gösteren kitaptır. sanırım bu sözleri yazarken japonya'nın deprem bölgesi olduğu halde iskandinavya'da deprem olmadığından haberi yoktu. Buyrun:
Ekleme: Küçükken bir komşu kızı vardı. Ayın bulutun arkasında kalmasını "Ay eriyo!" diye açıklardı. işte o kız bunları derken 5-6 yaşlarındaydı. Bu adam ise 50 belki 60 küsur yaşlarında buna benzer bir açıklama yapıyor.
güler misin ağlar mısın? yoksa büyük alim mi dersin?
bilimi, birikimi, teknolojisi ve anlayışı her geçen gün değişen, gün geçtikçe tekamül eden insanlığa hitap eden son ve değişmeyecek ilahi kitabın, bu asrın anlayışına daha çok hitap eden yönlerini vurgulayan tefsiridir.
her asır kendi şartları ile gelir, kur'an-ı kerim de bütün asırlara ve insanlara hitap eder. her asır kendi gerçekleri ile kur'ana muhatap olur. asrımızın idrakine uygun muhatabiyeti sağlayan tefsir de risale-i nurdur.
nurcuların ahirette sorulacağını sandığı kitap. bunlar, ahiretteki meleklere ben risale i nur okudum diyorlar, melek ise bunlara soru sormadan gidiyorlarmış.
Her ne olursa olsun bir külliyat oluşturacak derecede emek sarf edilmiş. Ancak kuranı referans göstermekten çok kendi hissiyatı ve ilhamına göre bilgiler barındıran, her kitap gibi faydalanılabilecek ve yine her insan yapısı kitap gibi içerisinde hatalar bulunan bir kitaptır.
Üzerinde yüzyıllar boyunca tartışmalar çıkartarak siyasi hamleler gerçekleştirmek bizler için acınası bir durumdur.
Kibrit kağıtlarına yazmış hem de kibrit kağıtlarına hem de hapiste ve talebeleri de toplayıp kitap haline getirmiş. Tüm kalite kav, malazlar fabrikası size çalıştı zaten ve nasıl bir mapushaneymiş ki talebeler 7/24 camdan kibrit kutusu beklemiş! Bırakamadı bu millet şöyle uçmalı kaçmalı yanmalı sönmeli hikayeleri
Sobayla konuşan adamın peygamberliğini ilan ettiği kitaptır. Ayrıca bu konuda Hüseyin Nihal Atsız' ın makalesini de tavsiye ederim.
(bkz: Nurculuk denen sayıklama)
said nursi nin risalelerin de geçen bir kelimeyi bile yorumlayamayacak aptallar ve ahmaklar sadece insanların imanlarını sağlamlaştırmak için menfaat beklemeden yazılan bu eserlere saçma diyor. allah umarım sizin gibi insanları ıslah eder...
allame olduğu kendisi tarafından söylenen, "birçok alimi alt ettiğini" iddia etmesine rağmen ne hikmetse hiçbirinin adını bilmediğimiz kişi. Kuran'ın "Size Kuran yetmez mi?" sorusuna yönelik "Yeter ama bunları da okuyalım" deyip kendilerince kaynak üreten bir topluluğa sahiptir.
dilbilgisel anlamda ciddi sıkıntılar barındıran, söz diziminde ve anlam yönünde fazlasıyla bozuk olan kitaplar serisidir. En basit kelimeleri dahi günümüz Türkçesine çevirmek istediğinizde "Anlamı bozuluyor" diye Kuranvari bir kutsallık atfedilen ancak Türkçe ve Arapça dışındaki dillere "ne hikmetse" çatır çatır çevrilen bu kitaplar oldukça klasik bir muhteviyata sahiptir. Mektubat'ta bolca masal dinlerken sözler'de "Çocuklar için din bilgisi" tadında tanımlara yer verip sikke-i tasdik-i gaybi'de renkli bir imgeleme doğru yol alırsınız.
Elinize ne geçer? Eğer o zamana kadar "özgür düşünce" eyleminde bulunan bir insansanız elinize hiçbir şey geçmeyecektir.
Bu kitapların sirayet ettiği her ortam kitabın müellifinin görüşleriyle donanıp "boş başaklar" olmaktan öteye geçememiştir. Özellikle sosyal medya üzerinde oluşturulan "Sözler Köşkü", "Hayal Hanem" gibi cehaletin egosunu resmeden gruplar türedi ki bunlar "Gök itiyor", "Elmadaki tesettür", "Kalemle ateizm çökertme" gibi sikko örneklere ve betimlemelere imza atmaktadırlar.
Adamlar daha "din nedir?" "tanrı nedir?" gibi kavramlar tözkeremeden direkt "Allah var mı yok mu? işte ispatı" gibi güldüren, güldürürken de "ülke kimlere kaldı?" diye düşündüren vidyolara imza atmaktır.
Peki bunların kaynağı nedir? Tabi ki risale i nur.
Bir fıkra anlatıp konuyu kapatalım:
Bir gün birisi üstada sormuş: "Üstadım, neden batı dünyası refah içinde de islam dünyasına her türlü fenalık geliyor?" Üstat durur mu? Hemen yanıtını yapıştır: "Onların cenneti burası, bizim mükafatımız diğer tarafta. onun için her türlü zulüm, felaket ve zelzeleler bizim kefaretimiz oluyor"
Pası alan "birisi" hemen ölümcül sorularını sormuş(tur umarım):
"Peki 9. yüzyıl Abbasi döneminde, 16. yy Osmanlı döneminde islam dünyası bolluk içindeydi de onlar kötü durumdaydı? O zaman ne oluyordu?"
"Zelzeleler bizim kefaretimizse ehl-i küfür olan Japonya'da neden sürekli şiddetli depremler oluyor?"
Üstat boş kalır mı? hemen yanıtlamış(tır umarım): "En iyisini Allah bilir"
Fetocular mesaj atıyor "risale talebeleri feto okumadı" diye. Bu zaten başlı başına yalan ancak benim bahsettiğim zaten feto nun kendi yaptığı risale i nur çevirileridir. Nt kitabevinden çıkmıyordunuz çay house takipçileri sizi.