insanın bildiğini sandığı söz ve davranışlarının hakikati ile karşılaştığında yaşadığı ruh halidir.
insanoğlunun ruh dünyası irdelenmeyle bitmeyecek bir derya gibidir. yaşadığı andaki, fikirleri, dünya görüşü, verdiği kıymet hükümleri sanki "mutlak doğru"lardan kendisine verilmiş bir ilham kaynağıdır. kendini tatmin ettiği bu doğrularla birlikte içinde biriktirdiği hırslar, bazen insana hiç tahmin bile edemeyeceği öyle yanlışlıklar yaptırır ki, bunlar bazen felaketlere yol açar.
yine insana ait bir duygu beliriverir: pişmanlık! bilinmeze doğru açıldığı fikir ve hırs teknesi, kendi doğrularının deryasında batmıştır.
pişmanlık, insana ait bir vasıf ve bir erdemdir. her insan eninde sonunda yaptığı hatanın pişmanlığını duymaya mahkumdur. yeter ki yerinde ve zamanında olsun. teknesiyle yol aldığı ummanın çıkmazını farkedebilme kabiliyeti de insanın vasfıdır. işte gerçek pişmanlık ki orada başlar. insanı olgunlaştırır ve hayatın rotası yeniden belirlenir.
tekne devrildikten sonraki ruh hali de pişmanlık mefhumunu açıklar. ancak başına "faydasız" sıfatını kullanmak gerekir.
yaşadığımız hayatın her kademesinde karşımıza çıkabilecek kaçınılmaz bir hakikattir pişmanlık.
aciz insanların hissettiği duygu. eğer yaptığın bir olaydan ötürü pişmanlık duyuyorsan acizsindir arkadaşım. yapmayacaktın o zaman o pişman olcağın şeyleri. sonuçlarına katlanacaksın.
yaşanan en kötü hislerden biridir.
pişmanlık gelip huzursuz edene kadar, gecenin sessizliği güzel gelirdi.
ama artık; (bkz: geceler katran karası geceler)
Her türlü pişmanlık yersizdir ve kişinin kendine yapmış olduğu haksızlıktır. Zira, bir kaç sene önce kişinin vermiş olduğu bir karara veya yapmış olduğu bir eylemden pişmanlık duyması geçmişteki kendisine haksızlık eder. Onun için doğru olan şey eskiden o idi. Şimdi düşüncesi değişmiş olabilir geçmişten pişmanlık duymanın ne alemi var. Önemli olan geçmişten pişmanlık duymak değil geçmişteki kendisine saygı duymak ancak özeleştiride yapıp geçmişteki kararlarını sorgulamaktir.
bi sekilde duzelirken, ikinciye tekrar ayni pismanlik, hatalarimdan dolayi vicdani rahatsizligim ve pismanliklarimda bogulacakmisim hissi beni kendimden bile tiksindiriyor.
Kişinin yapmış olduğu bir durumun daha sonra ona zarar verdiğinde çektiği acı ve üzüntü sonucu hissettiği duygudur.
Sonucu üzüntü ve acı vermeyen hiçbir olay pişmanlık yaratamaz.
her seçim bir kaybediştir. her tercih bir vazgeçiştir çünkü...
sabah ise gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik fırsatından vazgeçmiş olursunuz. kalkar kalkmaz hayat bin bir seçeneği dayar burnunuzun ucuna...
'ne giysem' telaşından, öğle yemeğinde 'ne alırdınız? ' diye başucunuzda biten garsona, 'hangi kanaldaki filmi izlesem' kararsızlığından, 'bize oy verin' diye bağrışan partilere kadar her şey, herkes, her an sizi ısrarla bir tercihe zorlar. yastığınıza teslim olmuşsanız, belki dışarıda ışıl ışıl bir günden vazgeçmiş olursunuz.
bahar esintileri taşıyan bir elbise belki o gün yaşamınızı ışıldatabilecekken, ağırbaşlı bir sadeliğe karar vermekle muhtemel bir tanışıklığı tepersiniz. belki yemediğiniz musakka, ısmarladığınız izmir köfteden daha lezzetlidir. ya da öbür kanaldaki film, o anki ruh halinize daha uygundur. ama yasam, vazgeçtiğiniz şeye ilişkin ipucu vermez. geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yasama şansınız yoktur. bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır. ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir.
ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray, bazen şöhret sahnesinin parıltılı neonları da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz. çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz kadınla paylaşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir. hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz. her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir.
ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir