Yeni bir haberturk yazarı. ikinci yazısı şöyle.
----
inek Gülsümden başkasını istemiyorum.
Aslında montofon cinslerini, kahramanlarımızı putlaştırıp içlerini boşaltmamızı,
arkasından gelen diğer zırvalıkları, ampüllü oyunlarını konuşmak istiyorum,
onun güzel gözlerini, sütlü geceleri...
Heyhat bu gün, Abba günü.
Her şarkının bir anlamı olduğu günlerden bu,
Şarkıların sizin için söylendiğini hissetiğiniz günlerden bu!
Ayrıca, Eurovision musabakasının kostüm, popo, anket mavralarının sona erdiği zaman dilimindeyiz.
itiraf edeyim, biraz özleyeceğim.
Güzel kadınlar hep renk verir özellikle bu kadar bıyığın ve sakalın tartışıldığı yerlerde.
Kuşluk vakti. Abba 1977den sesleniyor.
Disko toplu ince sözler
insan da içlenmeden edemiyor!
Ah bir de o kişisel hikayeler...
Naziler ve Norveçliler,
Ayrılıklar, prenseslikler...
Ama sizi müzik magazinine boğmayayım.
Zaten inek Gülsüm e talepler arttı tipi magazinliklerden başkasını
içim almaz.
En iyisi biz bu grupları, prenseslikleri, kendi yüklemelerimizi de bir tarafa
bırakıp rakkase kraliçeye dönelim, onunla dönelim:
Sen de dans edebilirsin, raks edebilirsin.
hayatının en güzel günlerini yaşayabilirsin; namlı sözlere.
Bir de buzlu içeceklere.
Yaz geldi uyku vakti.
----
murat evginin mektup adlı şarkısının klibinde oynamıştır. eksi kıyafetler saçlar falan çok yakışmıştır bu çıtı pıtı güzel kızımıza. ama biraz şaşı mı bana mı öyle geliyor?
türkiye tarihini öğrenmesi gereken kişidir.ya da bilmediği konularda konuşmaması gerektiğini biri öğretse daha temiz olur,böylece hep ingilizce konuşur gerçi hay allah !
Dün yayınlanan tarihin arka odası adlı programda Cem sultan'ın Vatikan a kaçışı ve ordakilerin Cem sultana yoğun ilgi göstermelerini "Eee yani öyle birşey oluyor ki sanki böyle bir sirk ucubesi gibi ilgi gösteriyorlar o zamanda.." şeklinde yorumlayan alien..
Peluş hanıma burdan bir iki tavsiyem olacak.
1-Öncelikle tarihte önemli isim yapmış kimselere (ister sevin ister sevmeyin) ucube benzetmesiyle yaklaşamazsınız.Ha sevmeyebilirsin,kızarsın sorun değil.Onu bende yapıyorum.Kendi tarihimle övündüğüm çok şey olduğu gibi kızdığım çok şeyde oldu ama bu gibi şeyler denilemez.
2-Ayrıca yamulmuyorsam kendisi boğaziçi tarih mezunu..Yani bu kendi alanı.Peki o zaman bilmiyor musun ki, tarihte objektif değerlendirmeler olması için olaylar bulunduğu döneme göre değerlendirilmelidir.
Cem Sultan,Osmanlı imparatorluğunun tahtına 2 adaydan biri..Babası Fatih sultan Mehmet ise birçok kimsenin almaya çalıştığı istanbul u almış şahıs.Bizans(Doğu Roma) ise savaş tekniği açısından gelişmiş,iyi korunan bilinçli bir şehir *.Ayrıca istanbul bu dönemde de olduğu gibi o dönemde de hristiyanların gözbebeği..
E haliyle Cem Sultanı merak ederler.Yükselişe geçmiş ve diğer avrupalı devletler için tehdit oluşturan bu devletin bir parçası,tahta aday şahıs.Yıkılmayan bizans ı yıkanların evladı !
3-Bu saçma yorumları nasıl yapıyor bende anlamadım.Ayakları yere basmıyor.Sürekli havada iki ayağı..Hayır yanlış anlamayın bende de bi meslek bilinci var ordan söyleyiverdim.Belki de tozuş pembiş görüyordur dünyayı ondan havadadır..
4-Bu arada kendisiylede bir projede çalışmak isterim şöyle bi kamera karşısında,"benim projelerim"de tabii.*
Beyaz ekran yalan söylemez,kim ucube o zaman anlaşılır.
Tek sorunun diksiyon ve telaffuz olmayan şahıstır.Zaten diksiyon mühim değil.Önemli olan kişinin anlattıklarının ne kadar bilimsel ve doğru olduğudur.
Hem birşey dikkatimi çekti ki o da söylediği yanlış bilgileri ya murat bardakçı yada erhan afyoncu düzeltiyor.insan hata yapar ama iki dakikada bir hata yumurtlayıp onu karşı tarafa düzelttirmez.
Evet aslında bizde tv programlarında çok çeşitli düşünceler görmek isteriz.Ama bu şekilde de değil.
Çok renklilik deniyor di mi? Pelin in rengi şeffaf ! * yani ortaya koyacağı bir rengi bile yok.
Şahsen ben Kısa Devre programındayken onu daha çok izliyordum.Harun Tekin ve Cem Mumcu ile birlikte bile iyiydi valla.Şöyle böyle iyi idare ediyordu.
Tarih ciddi bir iştir,meseledir, her tarihçi geçinenin bile eline bırakılmamalıyken , kadın telaffuz açısından değil bilgi açısından fire veriyor hep.
medyanın göz boyama ünitesi olarak kullandığı piyonlardan biri. kafanın içinde birşey var mı? yok.
bir bok biliyormuş gibi bir ton programa sokuyorlar bu kişiyi ve bedeni dışında bir hiç, tvdeki izleyicinin gözünde.
internette gazetelerde dolaşan birkaç yıl önce çektirdiği çıplak pozlara bakmadan ortalıkta vay efendim ben kültürlüyüm ben entellektüelim diye dolaşan fare sesi gibi cılız sesine sinir olduğum kadın.
sözlükte entellektüel yönü ve güzelleiğyle anılan pelin batu'nun bir umut sarıkaya karikatüründeki tanımı pelin batu'yu hiç tanımayan bir insanın kafasında süper bir şekilde şekillenmeini sağlar.komidinin üstündeki pelin patu fotoğrafı 2 çerçeveye paylaştırılmıştır.2.çerçeve sadece dudaklarına ayrılmıştır.ayrıca kapısının önünde bakkala gitmelik ezik büzük terlik bulunmaktadır.özellikle 2.durum pelin hanımın fildişi kulesinin kapısında pek görülemeyecek türden bir görüntüdür.
katıldığı televizyon programlarında doğru düzgün türkçe konuşamazken yazarlığa soyunan kişi. e be kuzum sen değil misin o programlarda "ııhh siz türkler nasıl diyor, ingilizcesini biliyorum ama türkçe yok ben bilmiyor" diye konuşan? görünüş olarak, konuşma olarak entelektüel görünümüne bürünmek kolay tabi ki; 3-4 ay evde oturup çalışmayla halledilebilecek iş, peki ya gerçekte de öyle misin?
Sevgili ilber hoca,
duydum ki sarayın kargalarına savaş açmışsınız.
Gördükleri her parlak objeyi çalan, yükseklerden ceviz atıp kıran, çöpleri karıştıran, Topkapı’nın papağan kolonisiyle didişen bu kargalar konusunda serzenişinizi anlıyorum.
Hatta, Osmanlı'nın güzelim şahin ve şahinci geleneğini tekrar gündeme getirmenizi romantik bile buluyorum...
Düşünsenize, güzelim Topkapı Sarayımızın koruyucu bir şahini olabilir ve bu şahin, her zaman takım oyunu oynayan kargaları sarayın bahçesinde kovalayabilir.
Heyhat, kargalara olan zaafımdan mıdır, kaçan-kovalayan hayvan görüntülerine karşı geliştirdiğim kerahattan mıdır nedir, bu niyetinize çok da sıcak bakamıyorum.
Çok iyi bilirsiniz, kargalar zeki kuşlardır.
Gılgamış destanının Nuh'u Utnapiştum, suların çekildiğini öğrenmekiçin iki kuş salmıştır. Bunlardan güvercin olanı, zeytin dalsız, yani ''toprak-habersiz'' geri döner.
Oysa karga geri gelmez- eski insanlar, karga aklını bildikleri için, toprak
bulmuştur hükmüne varıp yeni düzenlerine geçerler. Gemi sürgününden hayata...
Aesop'un M.S.2 yüzyılda yazdığı masalı da çok iyi bilirsiniz.
Akıllı karga, sürahinin dibindeki suya ulaşamayınca, çakıl taşı doldurarak suyu yükseltir.
Kaba güç kullanarak değil, zekasını kullanarak hedefine ulaşır.
Siz onların mitolojide ölü ruhu taşıyan karanlık varlıklar olduklarına, gotik yaftalamalara bakmayın.
Zavallı karga ispiyonculuk yaptığı için ''karartılmıştır''.
Apollo'ya, sevgilisi Coronis’in onu aldattığını söyledeği için, Tanrı onu bir nazarıyla beyazdan siyaha boyamıştır.
Kuş ne yapsın, ulaklık görevini yerine getirmekten başka bir suç işlememiştir.
Sonuçta kargalar, Topkapı'nın sütlü mermerlerini, kırdıkları cevizlerle lekeliyor mu? Evet. Ama, bu yeşil lekeler, paslanmış bronzlara, iznik mürekkeplerine pek güzel yakışıyor.
Kargalar, devrik kamyonlardan üreme yeşil papağanların yumurtalarını çalıp, laleleri mi gagalıyor? Evet
Ama muzurluğun da bir cazibesi yok mudur?
Filhakika, her şeyin çoğu zararlıdır, bu doğru.
Ama şimdilik Topkapı'nın kargaları bize oyunbazlığın en matrak halini göstererek çok yararlı bir şey yapıyorlar.
Yeşil ceviz damgaları ve çalıntı çivileriyle.
Ayrıca unutmayalım, gelecekte kargaları meslek sahibi yapabiliriz:
2008 yılında, Joshua Klein, otomatlardan ''kopardıkları'' küçük mükefatlar karşılığında kargaların ideal birer çöp toplayıcısına dönüştürebileceğini öne sürdü.
Topkapı kargaları, pekala oranın temizliyicisi olabilirler.
yazısını yazıp kargalar hakkında fazla bilgiye sahip olmadığını düşündüğüm güzel yüzlü kişi.
sevgili pelin çok iyi bilmelisin ki;
zeki olan karga değil tilkidir. daha kendini bile tanıyamayan karga bir kaç kandırmaca tatlı söze ağzındaki peyniri tilkiye kaptırır ve aç kalan karga, karnını doyurmak için oyulacak gözler arayışına çıkar.