sürü* kelimesini kullanması sebebi ile murat bardakçı tarafından defalarca tepkilenen ve konuşma aralarına ağzından kaçırdığı ingilizce cümle, kelimeler ile tiye alınan güzel hatun kişisi.
4buçuk dil bilirmiş, ana dilinin ne olduğundan emin değilmiş, zira rüyalarını ingilizce görüyormuş bu da ingilizce olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun göstergesiymiş... türkçe telaffuzunun gerçekten kayık olmasını, r leri yuvarlayarak söylemesini ingilizce telaffuzuna alışmış olmasına bağlamıştım fakat ingilizce telaffuzunun da tam bir felaket olduğu görmüş bulunmaktayım. elizabeth hurley elizıbeh hööörl diye okunmaz, ööö ler de aslında o kadar yuvarlak değildir hiçbir dilde...
boş teneke çok ses çıkarır sözünün takipçisi olan insan.. len yıllardır ingilizce okuyoruz, mezun da olduk ama hala ingilizce rüya göremiyoruz arkadaş! devlet bir şey yapsın kardeşim şuna!
kitlelerce bu kadar kıskanılmasına anlam veremediğim bir kızcağız. sanırım ona biçilen role uyup bir "büyükelçi'nin sosyetik kızı" profilinde davransaydı çok daha iyi olacaktı. hem böyle soykırım falan da karıştırmazdı, değil mi?
habertürk' de bir programda izlediğim, sinirlerimi bozmuş şahsiyet. ermenistan' da çok sıcak karşılandığını, çok iyi ağırlandığını söylüyor. ne bekliyordun pelin? adamların duymak istemedikleri şeyleri söylemezsen, herşeye 'evet siz haklısınız' dersen tabiki yollarına gül dökerler. de bakalım 'aramızda yaşanan kötü şeyler vardı ama soykırım diyemezsiniz buna' nasıl karşılarlar seni. bizde de bir ermeni çıksa 'herşey yalan, soykırım falan yok ortada bitsin bu tatsızlık' dese, biz de o ermeni vatandaşı bağrımıza basarız pelin hanım.
sizi düşündüm biraz
sizi ve ellerinizi
vakit gece yarısından az ötedeydi
geceyi giyinip,
cüzdanıma birkaç şiir sıkıştırdım
her an size acıkabilirim diye..
sahil boyu yürüdüm sanki
dudaklarıma takıldı bütün eski şarkılar
fasıl muhabbetlerinde sabahlayan çocukluğumu hatırladım
rakı kokan kahkahaları
uykusuz coşkuları
dilimin ucuna gelip de bir türlü söyleyemediğim seviyorum’ları
çok sonraları öğrendim
asıl sarhoşluğun,
sevdada olduğunu..
siz bilmezsiniz
ilk defa hüzzamla seviştim ben
inkar etmeyeceğim,
rast’la da kırıştırdım
eh biraz da hicaz’la
ama ne olur kıskanmayınız
onlar hala var hayatımda,
siz başkasınız..
gözleriniz mesela
hani o soyarcasına bakan
hüzün bile gülümsüyor gözlerinizde
hüzün dahi sevdalı
sonra sesiniz
duyduğumda yüreğimi alıp da yanınıza kaçıran
haberim olmadan dünyaya geliyor bütün şiirler
büyütmekte zorluk çekmiyorum lakin
kelimelerimin babası olur musunuz..?
sizi düşündüm biraz
sizi ve sözcüklerinizi
üşümemek için kendime sarıldım
ve silkinip attım üzerime yapışan yufka yürekli vedaları
bir deniz vakti sizin için doğdum sanki
adımı haykırdı bütün deniz kabukları
adımı haykırdınız sanki
size ulaştığımda rüzgar saçlarımdaydı
rüzgarım saçlarınıza bulaştı
siz bilmezsiniz
biraz da mahcuptum beklettiğim için
çağırdığınızı duysam,
hemen gelmez miydim..?
sizi düşündüm biraz
sizi ve yüreğinizi
vakit gece yarısından az ötedeydi
yolların sizinle kısaldığını öğreniyordum
acemiydim
şaşkındım
yorulmuştum
avuçlarımda titreyen sevgimi dudaklarınıza götürdünüz,
size vuruldum..
sizi düşündüm biraz
sizi ve yine sizi
sakıncası yoksa yanıtlayın ne olur
birkaç sene önce
neredeydiniz..?
farkli bir dunya baloncugunda yasadigini dusundugum, belki turk siyasi tarihiyle ilgili ufacik birseyler bilse de turk kulturu hakkinda hic birsey bilmeyen ve bunu marifet sayabilen vasifsiz oyuncu.
kendisini himayem altına almak istiyorum. ahmet hakan coşkun adındaki sakallı tavernacıda ne buldu bilemem ama, onu aydınlatabilir, gerçeği bulmasını sağlayabilirim... hafifçe eğilip o yelkenvari kulaklarına fısıldayarak söyleyeceğim şu cümle onu kendisine getirecektir; '' mağrur olma pelin, senden büyük bülent ersoy var ! ''...
programında dilin kirletilmesi hakkında konuşurken yaklaşık şu cümleyi kurmuş olan güzel hatun:"hani bu dile yabancı kelimeler katıyolar ya, hani sofistike ediyolar ya dilimizi.."
murat bardakci yaninda cok ama cok ezik kaldigi icin kendine guvenini kaybeden, heyecan krizleri yasayan kadincagiz.bazen simdi aglayacak diye uzulmekteyim.murat bey once iyice bir eziyor; bakiyor ki program sacmalasiyor biraz yan pas verip gol attiriyor.birde bunu seyircilere bariz anlatiyorlar.
pelin-bla bla bla..
murat-boyle dusunenler bunlari okuyan salaktir.
pelin-bla..
murat-yav baska isiniz mi yok gerekli seylerle ugrasin.hay sizin kulturunuzun..
pelin-ama beni konusturmuyorsunuz.agzimdan cikanlar askida kaliyor beni salak gosteriyor...sasalakmiş gibi hissediyorum.
murat-hehehehe.ama o yazar guzel romanlar yazmis degil mi? (burda pas veriyor artik)
pelin-evet cok severim.sunlari yazdi soyle boyle yapti.burda yasadi.blabla bla...(bildigi konuda uzun bir konusma yapar)
murat-iyi pas verdim degil mi?
pelin anlayamayacak kadar salak degilim pas verdiginizi..
güzelliği ve eğitimi konusunda yapılan her olumsuz eleştirinin kıskançlık olarak algılandığı kadın. ancak güzel ve eğitimli olmak her konuda ahkam kesme hakkını kimseye vermiyor, kaldı ki kendini ifade etmekten acizsen. kendisi ne yapmak istediğini bilmiyormuş gibi bir görüntü çiziyor. erkek dergilerini renklendirmekle tarih programında engin bilgi birikimini aktarmaya çalışmak arasındaki ilişkiyi göremiyorum.*ya da şöyle bir şey var pelin batu'da. sadece beğenilme çabası içinde. izlenmekten müthiş haz alıyor olabilir. hakkında yapılan olumsuz eleştiriler bile egosunu şişiriyordur belki, bilemiyorum.
artik o da haberturk.com da yazacakmis. onun da bir kosesi olacak yani. derin dunya goruslerini merak etmiyorum da hayati yasamak varken neden capini bu kadar zorluyor orada takilip kaliyorum. zamanla bu mesgalesinden bikip oldugu gibi olacagina inancim boylece daha da azaldi. hayati bu entel pozlariyla surdurmeye devam edecek gibi gorunuyor bu tahlilde.