gecenin bi saati tarihin arka odası'nı izlerken murat bardakçı'nın ve erhan afyoncu'nun muhabbetinden bunaldığımız anlarda gözümüz gönlümüz açılsın diye oraya konmuş süs çiçeği hanfendi. muhabbete katılmak için bir kaç bilgi kırpıntısı sunsa da, o bilginin yanlış olduğuna kanaat getiren murat bardakçı tarafından azar işiterek yerine oturur.
iyi kötü bir oyunculuğu olan,ama entellektüelite konusunda cin olmadan adam çarpmaya çalışması nedeniyle kendine yazık eden şahıs. tarihin arka odası gibi forslu bir isim altında program yapma teklifini çok insan reddedemez,doğrudur;ama en azından toplumdaki sıradan bir insandan farklı olarak gaza gelmeyip reddetmeliydi bunu. noldu,şimdi daha mı iyi oldu,boşu boşuna bir ton ayar yiyor her hafta.
tarihin arka odası'nda sıkışıp kalıyor. heyecanı süreklilikle mi taşıyor vucüdunda yoksa sınırlı bilgiyle fikirlerini açığa vurmada mı zorlanıyor bilemedim. aleni şekilde konuşmada zorlanıyor. tarihin arka odası için bir resim veyahut ne bileyim bir biblo gibi bir durum sanırım.
tarihin arka odası programında çatır çatır tartışan insan. hem sinirleniyor hem sinirlendiriyor. biblo ile alakası yoktur. tarih bilgisi de seni beni cebinden çıkarır. doğruya doğru.
bir türk dışişleri bürokratının kızıdır, düşünebiliyor musunuz bu insanın babası yıllarca ülkemi dışarıda temsil etti, gerçi layıgınıda buldu, şimdi chp de.
şu güzelim cumartesi gecesini 1000 yıl önce gerçekleşen bir olayın(gercekleştiği de muamma) ayrıntılarını tartışacak kadar gençliğine acımayan güzel oyuncu,entellektüalite meraklısı insan.
dün akşamki proğramda bir ara kendi ingilizce konuşmasını gene kendisinin türkçeye çevirdiğini görür gibi oldum.herhalde tv başında uyuyukaldığım için zihnim bana oyun oynuyor derken devam etmesin mi bu. evet umut sarıkaya sen yazabilirsin ancak bu entry nin devamını, benim kalemim yetmeyecek.
sanırım tarihin arka odası programına hiçbir şeyi tam olarak bilmediği halde her şeyi biliyormuş gibi davranan insanları temsil etmesi için konulmuş. evet konulmuş.
bu kadar çok kişi tarafından sevilmesinden midir yoksa gerçekten öyle olduğundan mıdır bilmiyorum ama çok itici hatun. hele o 'ben bilirim, bi dakika susar mısın' tavırlarına oturduğum yerden saydırıyorum.
söyleşi için okulumuza geldiğinde ön sıralardan kendisini izlemiştim,tek konuşmacı kendisi olduğu için ve durmadan konuştuğu için sanki kafamıza kafamıza vuruyor gibiydi, neden sonra pek ilgim olmadı bu şahsiyete.
taksim meydanı'na çıksa "yok mu beni sken" diye bağırsa herkes sker ama taksim meydanı'na çıkıp "yok mu beni sken" diye bağırmazsa, kimsede skmek için uğraşmaz. liseli emolara yönelmek daha akıllıca bir iştir. *
oyunculuk yeteneği sıfırın altında bayan, dişi.. hala da ne diye filmlerde oynatırlar bilmem. ses tonu itici, ne zaman denk gelsem tv de ağzında bir kilo biftekle konuşuyor sanıyorum.