Saat 11.00. Perdeyi aralıyorsun, dışarıda gri, isteksiz bir güneş var, tam bir pazar sabahı.
Günün ilk kahvesi soğuyor masada, sanki zaman bilerek ağırlaştırılmış gibi. Dün geceden kalma bir gürültü kulaklarında hafifçe çınlamaya devam ediyor ama içindeki sessizlik o gürültüden daha yüksek. Bir yanın şehre karışmak istiyor, diğer yanın battaniyenin altındaki o melankolik huzurdan kopamıyor. Telefon ekranına bakıyorsun, kimse aramıyor. zaten arasa da söylenecek çok bir şey yok.
Pazar sabahları böyledir işte. Ne tam anlamıyla bir başlangıçtır ne de bitiş.
Sabah 9 pazara gidip taze biber, ahududu ve sıcak simiti alıyorsun. Ordan hop kaymak almaya.. o sırada evde kahvaltıyı hazırlıyor kardeşim annem babannem. Sonra biz oturmadan sofraya dedem başlıyor yemeye. Babannem ona kızıyor 50 yıldır öğretemedik şu adama adap nedir diye. Sivaslı işte bunların hepsi aynı diyor. Dedem hiç üstüne alınmadan yemeye devaamm. En son ya ben ya annem oturuyor masaya. Sonra ben üç beş çatal bir şey yiyip midemin bulanması ile en önce kalkıp salona geçiyorum. Onlar balkonda. Muhabbetlerine oradan dahil oluyorum.
Sonra daha son oturanların son lokmaları bitmeden dedem nerviii kahve yapar mısın diyor.
Dedem bi sakin ya. Sonra genelde erkekler bazen babannem de birer koltuğa geçip kestiriyor. Sonra dağılış..
Babannemle kardeşimin ismi aynı.. kardeşimin eşi de doğulu.. öğrenmeye açık bir birey olsa da nadiren de olsa beklemeden bi atlıyor sofraya ve kardeşim aynı şeyleri ona söylüyorsjsjsjsksksk. Ah ah.. batının erkekleri dururken doğudan adam alırsanız işte adap edep öğretmeye uğraşırsınız bir ömür diyorum babannem hak veriyor kardeşim bozuluyor sjsjsj.