mesel meşhurdur, picasso'nun kübist bir bakış açısıyla ve gerçeği adamakıllı deforme ederek yaptığı bir kadın portresine bakan izleyici ''üstat'' diyor,''bu kadının bacağı biraz kısa değil mi?
picasso cevap veriyor,'
"yanılıyorsun o kadın değil, resim."
resmi sanatla bağlarından koparıp dekoratif bir kapitalist-endüstriyel malzemeye çeviren adam. ha bu işten çok büyük paralar kazanmanın kapılarını açtı mı? açtı. yapılan işe değil, işin ardında yaratılan hikayeye odaklanmanın gerektiğine herkesi inandırdı mı? inandırdı. bu işi zenginlere bir din gibi tanıtıp (kübizm) paralarını söğüşlemenin alternatif yolunu geliştirdi.
bunların arkasından andy warhollar geliyor işte. iyice içi boş şeyler. büyük bir dezenformasyon bu. akabinde herşeyi değiştirdi. tüm tüketim malzemelerinin içine estetik kaygıyı soktu. ki bu bauhaustan, art and crafts tan çok farklıydı. tamamen ticari pazara yönelik. özellikle mimari başan aşağı değişti. dev bir sektör yarattı. baktığın zaman bir peygamber gibi görülebilir. gerçekçi bakarsak andy warholla beraber en büyük peygamberdir ve her peyamber gibi şarlatandır.
ah, picassoyu ve sanatını eleştirdim. hadi beni linç edin.
hırsız ressam. evinde yapılan aramada bir çok Leonardo da vinci eseri bulunmuş öyle ki mona Lisa tablosu çalındığında ilk picasso'nun evine bakmışlar..
bir adam picassoya şöyle der:
-renkleri karıştırmaktan ve içiçe geçmiş çizgiler yapmaktan başka resim yeteneğin yok gibi geliyor bana...
picasso fırçasını alır ve yere bir buğday tanesi resmi çizer.
öyle gerçekçi olur ki bir tavuk yemek için gagalamaya başlar.
gördüğü durumdan şaşkına dönen adam picassoya:
-bu kadar mükemmel resimler yapabiliyorken niçin bu garip resimleri yapmakta ısrar ediyorsunuz?
picasso yanıtı yapıştırır:
-çünkü ben resimlerimi tavuklar için yapmıyorum
Sosyalist değildir. (en azından ben resmi bir belgeye rastlamadım, ideolojisinin sosyalist olduğuna dair.) Halkçıdır. Halkçılık barındıran ideolojilerin destekçileri tarafından sevilen biridir. Aziz nesin, rıfat Ilgaz gibi yazar veya sanatçılar da yerli ve benzeri örnekler..
modigliani ile rekabet halindeydi. hatta bu olay aynı adlı filme de konu olmuştu.
guernica eserini inceleyip '' bunu siz mi yaptınız ? '' diye soran franco birliklerine bağlı subaya '' hayır, bunu siz yaptınız '' cevabını verdiği söylenir.
sanata saygım sonsuz ama bence bu herif çok kurnaz biri. tamam çocukken inanılmaz yetenekliydi, evet akademik çizimleri fena değil, erken dönem blue ve rose period’larında belli bir duygu yakalamış. ama sonra ne yaptı bu abimiz? klasik resmin bütün kurallarını, perspektifi, anatomiyi, ışığı cartı curtu bilinçli şekilde parçaladı ve bunu sikimsonik bir devrim diye pazarladı.
şimdi kübizm diyenler olacak, bir nesneyi aynı anda her açıdan göstermeye çalışmakmış. peki sonuç? tuvalde dağılmış, çarpık, duygusuz geometrik parçalar. bir kadının yüzünü beş farklı açıdan aynı anda göstermeye çalışınca çıkan şey, çoğu zaman ne kadın oluyor ne de güzel bir kompozisyon. sadece zorlama bir entelektüellik. sanki ben klasik kuralları anlıyorum da bilerek çiğniyorum havası. bok anlıyorsun mk. gerçek ustalık, kuralları bilip onları aşmakla olur, kuralları yok sayıp yeni demekle değil.
sürrealizm kısmına gelince, dali’yle kıyasla bile picasso’nun burada çok geride kaldığını düşünüyorum. dali’nin eriyen saatleri, rüyamsı manzaraları, teknik ustalığı ve sembolizmi var. bakınca ulan bu nasıl çizilmiş dedirtiyor. picasso’da çoğu zaman aceleyle, öfkeyle veya şov için yapılmış gibi duran, orantısız figürler var. guernica’yı bile alsan, güçlü bir anti-savaş mesajı taşıyor olabilir ama o mesajı taşıyan figürler o kadar kaba ve çarpık ki, duyguyu iletmekten ziyade seyirciyi rahatsız etmek için yapılmış gibi hissediyorum.
o yıllarda ondan kat kat daha iyi çizen, daha güzel form veren ressamlar vardı. john snger sargent’ın portrelerindeki ışık ve fırça hakimiyeti, joaquin sorolla’nın deniz ve ışık oyunları, hatta bouguereau’nun akademik çıplaklarındaki kusursuz anatomisi… bunlar resme hâlâ insan eli değmiş hissi veriyordu. da vinci’yi hiç karıştırmayalım bile. o adam hem bilim hem sanat olarak insan anatomisini, perspektifi, duyguyu zirveye taşımış. picasso ise tam tersine, 20. yüzyılın artık güzel resme gerek yok modasının öncüsü oldu.
bence picasso’nun asıl dehası resimde değil, pazarlamada ve zamana ayak uydurmakta. sanat dünyası o dönemde yeni olana, şoka, provokasyona açtı. o da bunu verdi. çarpık kadınlar, parçalanmış yüzler, derin olduğu iddia edilen anlamsızlıklar… bunlar zengin koleksiyonerlerin ve eleştirmenlerin ben anlıyorum diye hava atmasına yaradı. gerçek sanatsever için ise çoğu zaman boş bir gösteri.
sanatı 5 yaşındaki çocukların gelişimsel beceriksizliğinin bilinçli ve paralı versiyonundan başka bir şey değil. o yüzden ne kübizmi ne sürrealizmi ne de büyük devrim laflarını yutmuyorum. hepsi aynı bokun laciverdi.