Döneminin şartlarına göre hoşgörülü ve merhametli bir imparatorluktur. Yüzyıllar süren bir zayıflama sürecine girerek yıkılmasında şüphesiz kendi hatalarının rolü vardır. Bünyesindeki etnik grupların giderek bağımsızlığını ilan etmesiyle parçalanmış ve 1 kasım 1922'de vefat ederek tarihin raflarında yerini almıştır.
Sonradan gelen edi büdü: normalde bütün dinlere antipati duyan biri olarak; islamı dünya çapında en güzel, en ehveni şer olarak temsil eden devlet olduğunu net şekilde söyleyebilirim.
Osmanlı’da şeriat bir araçtı, tek egemen sistem değildi.
Taliban’da ise şeriat amaç haline gelmiş, ideolojik bir sopa gibi kullanılıyor. Arada tarihsel, kültürel ve yöntemsel olarak çok büyük bir fark var.
-Osmanlı, devlet aklıyla hareket eden bir imparatorluktu. Denge gözetirdi.
Padişahlar, şeriata aykırı bile olsa “devletin bekası” için karar alabiliyordu.
Siyaset geleneği (devletin menfaati her şeyin önündedir) çok güçlüydü.
Osmanlı torunlarının da bilmesi gerekenleri yazayım dedim.
Türk insanının genelde sadece fetihleriyle, askeri yönleriyle ele aldığı devlettir kesinlikle şüphesiz. Kültürel yönden pek ele alan olmaz ondan dolayı yükseliş döneminden sonrası pek bilinmez, bilinmek de istemez.
Batış nedeni herkesin sandığı gibi askeri değil ekonomiktir.
Osmanlı Devleti l selimden sonra hiçbir zaman denk bütçe oluşturamamıştır.
Kırılma noktaları ise celali isyanları ve kavalalı Mehmet Ali paşa isyanlarıdır.
Mısırın kaybı ise gerçekte osmanlının idam fermanıdır.
Devlet bir sene içinde tüm gümrük gelirlerinin yüzde 70 ini kaybetmiş. Devlet yüzde 70 oranında küçülmüştür. Sonuç ise hiçbir bünyenin kaldıramayacağı oranda cari açıktır. Bu da duyunu umumiyeyi getirmiştir.