Oktay Sinanoğlu son üç yüz yılın en genç profesörüdür. Yirmi altı yaşında Yale üniversitesinde profesör olmuştur(kimya profesörü). Moleküler biyolojinin dünyadaki ilk profesörlerindendir. Kuramsal fizik, fizik, matematik alanlarında önemli çalışma ve buluşlarının yanı sıra sosyolojik olaylarla da ilgilenmekte ve konularla ilgili detaylı araştırma ve gözlemler yapıp bunları yazdığı kitaplarla paylaşmaktadır. Son kitabı ilerisi için de bunun en önemli örneklerinden birisidir ki herkese okuması için okuyan biri olarak tavsiye ederim. Oktay sinanoğlu her bilim için temel koşulun(hukuk için bile)matematik bilmekten geçtiğini söyler. Ayrıca Oktay sinanoğlu gönlünüzü geliştirmek istiyorsanız türkçe ile ilgilenin der ve türkçenin matematiksel özelliğinden dolayı çok önemli bir bilim dili olduğunu savunur.
gurur veren türkler programında, sunucu bülend özverenin kendisine yönelttiği "ülkemizde fizik kimya biyoloji alanında nobel ödülü alabilecek kimse var mı?" sorusu üzerine
sözlerini zikreden, programın sonunda ise aşklarını allah aşkımillet aşkıbilim aşkı olarak tanıtan gerçek bir pir*, gerçek bir vatansever.
mütevazi olmak böyle bir şey de dedirtir insana.
Değeri maalesef öldükten sonra anlaşılacak çok değerli kişidir.Çok güzel tespitleri ve bunlara bağlı olarak da fikirleri vardır.Her Türk gencinin kitaplarını okuması gerekir ama nedendir bilinmez basın-yayın organları tarafından pek ön planda tutulmaz.Kimya profösörü olmasına rağmen dil üzerine yaptığı çalışmalarla kendisini tanımaktayız.
(bkz: Bu adam çok zeki ya)
--spoiler--
Türkiye'de yabancı hocalara çok değer veriliyor.Sebebi sadece yabancı olmaları.
Amerika'da benim odamın kapısını çalmaya bile cesaret edemez o adamlar.
--spoiler--
Diyerek göğsümüzü kabartmıştır kendisi.
--spoiler--
aklınızı geliştirmek için bilime, bilimizini geliştirmek için matematiğe, gönlünüzü geliştirmek için de türkçe ye sarılın. sizin de düsturunuz, benimki gibi bilim + gönül olsun.
--spoiler-- *
26 yaşında yale üniversitesi'nde profesör olmuş, iki kez nobel'e aday gösterilmiş; matemetik, moleküler biyoloji, fizik, astrofizik, nükleer fizik gibi alanlarda dünyada adından söz ettirmiş türk bilim adamı. yıldız teknik üniversitesi hocası.Türkçe'nin bilim dili olması için mücadele eden bilimadamı.
bir dönem ülkenin gidişatını iyi görmediği için öncelikle türkçe deyip türkçe'yi kurtarmaya calısan daha sonra olayın tüm yönleri ile ele alınması gerektiğini düşünüp her alanda yapılması gerekenleri ifade etmeye baslyan gerçek profesör bilim ve gönül adamı. şimdi pek ekranlar cıkmıyormus gibi gelse de işin aslı cıkartılmıyor oldugudur. ülkenin gidişatı hakkında fikirleri verdiği, neler yapılması gerektiğini halka halkın dilinde anlattığı için ülkeyi idare edenlere tehlikel geldi herhalde. önce zekeriya beyaz'a yaptıkları gibi medya sarlatanı yapmak istemişler hoca bunu farkedip 3 ay yurtdısına cıkınca da deli muamelesi yapmışlardır. güzel ve dünyayı sarsacak bir proje ile geldiğini haber vereyim. *
röportaj yapılması zor olan insanlardan. zira Türkçe'ye olan bağlılığı ve savunuculuğu karşısında gazeteciler zor anlar yaşamaktadır. sıkı bir milliyetçidir. güzel insandır ve kitapları mutlaka okunmalıdır.
"Türkçe giderse, Türkiye gider! Yabancı dille eğitim ile Türkiye gider! " diyen bilim ve düşünce adamı... laf olsun diye yazılmamıştır, ciddi ciddi "adam"dır .
dilimize sahip çıkalım, türkçe giderse türkiye gider diyen, ironi dolu bye bye türkçe yazarı. bunla beraber götünden uydurduğu saçmasapan kelimelerin hesabını kendisine kim soracak? adam 26 sında prof. olmuş, götünden atıyorsa da bir bildiği vardır diye mevzuya yüzeysel bakabilme mecburiyetinde olanların ağzı açık okuduğu sivrizeka. hesap, kitaba ara verip sosyal konulara el atması kafa ...mekten başka bir herzeye yaramayan albino.
ayrıca son 300 yılın en genç profesörü hebele hübele deyip şaşan ergenlere abi notu: robert julius oppenheimer 23 yaşında prof. oldu. *
ülkesi ve insanlık için tek bir çivi çakmamışların beğenmediği adam. insan önce kendien bakar sonra laf atar. fizik dünyası bu adamın kitapları üzerine oturtulmuşken bizim gerzekler çıkıp yok şöyle yok böyle diyorlar. bunamış olan amerikadaki abilerinden gelen emirle bunak diyorlar kendisine.
uydurma kelime diyenler için bir dilbilimci olark açıklıyorum bu adama türkçe'nin şifresini çözmüştür. örüt bağ, yerleşke eğer uydurma ise önce o çok sevdikleri ingilizcelerini bir kontrol etsinler sonra bir kursa gidip türkçe öğrensinler.
bu arada uydurma bir deyiş olarak zkc'nin son kitabını kendilerine ithaf ederim:
ülkesi için çivi çakmaktan başka meziyeti olmayan çoluk çocuğun idolüdür. ne dünya'nın önünde secde ettiği bir adamdır, ne de fizik bilimi bu adamın kuramları üzerine oturtulmuştur. evet iyi bir bilim adamıdır, tanınmıştır, ses getiren kitaplar yazmıştır vs... bunu allayıp pullayıp "işte türk tesla'sı" diye andavallık yapmaya lüzum yok, komik duruma düşmeyin.
dahası, evet bunaktır. hem de faşist bir bunaktır, üstüne üstlük obsesiftir. şimdi bana gelip bu adamın tüm fizik kitaplarını hatim etmiş ayağı yapmayın canlar. her ortalama türk bu adamı "türkçe" konusunda yazdığı saçmalıklarla tanımakta ve sevmektedir. sanki gidip parçacık fiziğini çözmüş gibi ortalıkta "öyle büyük fizikçi böyle büyük fizikçi" diye sallamaya lüzum yok.
ha yok eğer bilimadamı yanını gazlayacaksan o zaman orut bag, yerleşke diye sayıklamayacaksın. çıkıp diyeceksin ki; bu adam türkçe konusunda aşmıştır, şöyledir böyledir, bu adamın bikaç konuşması bir de "bye bye türkçe" kitabından başka bir haltına muvaffak değilim ama gazete kupüründen copy paste yapıp sallamaya bayılırım diyeceksin, biz de ona göre muamele yapacağız sana. yoksa adama sorarlar hangi kitaplarını okudun çözdün de, fizikçi yanı şöyle bilmem ne diye mızıklıyorsun. öyle boş yer bulup türkçe kursuna gidin demekle olmuyor bu işler.
iki cümle kurarlar türkiye'de gidecek kurs bulamazsınız. o soyulmuş muz da nerenize kaçar bilemem...
edit: lafı iyice gediğine koymak için fizikçi değil "kimyacı" olduğunu ille de belirtmeye gerek var mı bilmiyorum, çok mu ezmiş oluruz. bir de ironiden anlamayan nesil için geliyor:
sözlükte agzını köpürterek, saga sola saldırarak ironi yaptıgını sananlara denir ki. önce bi universite bitir de ondan sonra dünyanın saydıgı bilim adamlarına laf et.
yada bosver ya göbeğini kaşı onu daha iyi yaparsın sen.
zekadan bahseden eğitimsiz takımının pek bir sevip desteklediği adamdır. bir de yazılan entry e 10-15 gün sonra sabaha karşı cevap verme alışkanlığı yok mu, ölüyorum bitiyorum bu bitirim ezikliğine.
bu pek kendini seven ezilmiş yazarcıklarımıza demek isteriz ki, sizin o girmek için kapısında yattığınız üniversitelerden kaç tane bitirdiğimizi özelden açıklarız kuzum. okumadan, araştırmadan laf söyleme alışkanlığımız da yoktur. ama o alışkanlığı edinen yarım akıllıları masaya çıkarıp köçek gibi oynatmaya da bayılırız. *