özellikle savaş karşıtı, terk edilmiş, yalnızlaştırılmış bireyi kavrayan ve önceleyen olağanüstü yetkinlikte şiirlere sahip büyük yunan ozanı... örnekse:
SAVAŞ HAZIRLIĞI
Asker dolu bir tren gider sınıra doğru,
makinalılar, marşlar, armalar, bayraklar.
Bir başka tren varır tam o sıra
suçsuz bir ırmağın iki tepeyi
ayırdığı noktaya.
Savaş gün ağarmadan başlayacak.
iki yanda da askerler tetikte.
Geceleyin iki duvar örsem,
duvarların üzerine bir dam sersem,
sonra askerleri giysilerinden soysam,
dizsem onları sıraya,
sonra bir-ki, bir-ki,
götürsem hepsini evime.
ÖLDÜRÜLENiN
YAKINMASI
Elinde gül var, dediler, öldürdüler beni.
Gülümsüyorsun, dediler, öldürdüler beni.
Bir gün şafak sökerken bir güvercinin yürek acısı
evimin damına kondu, gördüler.
Gizleyemedim içimdeki sevgiyi, gördüler.
Bu ak bildiriyi, ben beşikteyken, tanrı
başucuma gelip yazdı.
And içtim gözyaşı ve ekmek adına.
Buldular na şuramda gizlediğim umudu,
öldürdüler beni.
Diktiler karşılarına gün tam ağarmadan.
Ve yüceldim.
Ve yüceldim.
Yüceldim.
Durdum
yirmi namlu karşısında
arslan yeleli
bir kaya gibi.
"Günaydın" dedim diye
öldürdüler beni.
Açardım pencereyi,
bakardım dünyaya.
Konuşurdum tatlı tatlı,
karşılık verirdim ona.
Yüreğim güvercinler içindeydi,
düşler içindeydi yüreğim.
Atmak elimde değildi
içimden bu sevgiyi,
neyleyim, neyleyim?
1912 doğumlu yunan hümanist şair, yazar. eserlerinin büyük bir kısmında dünya sorunlarını ele alan şair; kardeşlik, eşitlik, barış, özgürlük, adalet temalarına sıkça yer verir.
ASKER
Savaşta geçti tüm yaşamım,
yağmurlu siperlerden gördüm a
doğuşunu güneşin.
ırmaklardan geçtim geceleri.
Bir elim, bir ayağım ve başım sarılı.
Bir elim, bir ayağım ve bağrım çamur.
Gözlerim suskun, kederli.
Dudaklarımın arasında bir gül,
gülün ucunda bir gülümseme,
yaşamım boyu tüm kazandıklarımla dolu
bir arka çantası gibi.