özellikle savaş karşıtı, terk edilmiş, yalnızlaştırılmış bireyi kavrayan ve önceleyen olağanüstü yetkinlikte şiirlere sahip büyük yunan ozanı... örnekse:
SAVAŞ HAZIRLIĞI
Asker dolu bir tren gider sınıra doğru,
makinalılar, marşlar, armalar, bayraklar.
Bir başka tren varır tam o sıra
suçsuz bir ırmağın iki tepeyi
ayırdığı noktaya.
Savaş gün ağarmadan başlayacak.
iki yanda da askerler tetikte.
Geceleyin iki duvar örsem,
duvarların üzerine bir dam sersem,
sonra askerleri giysilerinden soysam,
dizsem onları sıraya,
sonra bir-ki, bir-ki,
götürsem hepsini evime.
ÖLDÜRÜLENiN
YAKINMASI
Elinde gül var, dediler, öldürdüler beni.
Gülümsüyorsun, dediler, öldürdüler beni.
Bir gün şafak sökerken bir güvercinin yürek acısı
evimin damına kondu, gördüler.
Gizleyemedim içimdeki sevgiyi, gördüler.
Bu ak bildiriyi, ben beşikteyken, tanrı
başucuma gelip yazdı.
And içtim gözyaşı ve ekmek adına.
Buldular na şuramda gizlediğim umudu,
öldürdüler beni.
Diktiler karşılarına gün tam ağarmadan.
Ve yüceldim.
Ve yüceldim.
Yüceldim.
Durdum
yirmi namlu karşısında
arslan yeleli
bir kaya gibi.
"Günaydın" dedim diye
öldürdüler beni.
Açardım pencereyi,
bakardım dünyaya.
Konuşurdum tatlı tatlı,
karşılık verirdim ona.
Yüreğim güvercinler içindeydi,
düşler içindeydi yüreğim.
Atmak elimde değildi
içimden bu sevgiyi,
neyleyim, neyleyim?