Nihat Genç 1997'deki bir yazısında TAYYiP ERDOĞAN'ın Anadolu'nun kaynak suları gibi pırıl pırıl tertemiz müslümanlardan biri olduğunu yazmış.
Sanırım yanılgısını görüp, eski çizgisinde yürümekten vazgeçmiş.
yorgun bir adam o.
eskiden skytürk'te denk geldiğim,hayranlıkla izlediğim,kitabını alıp okuğum hatta öğretmenime kendisini anlattığım cesur adam.ama ne yazık ki artık eskisi gibi yazılarıyla,konuşmalarıyla zevk vermemektedir.artık yazılarını okurken nihat genç değişmiş,bu bildiğimiz nihat genç değil diyorum.umarım eski çizgisine geri döner...
leman ın 1000. sayısı için yazdığı minik puntolu destanı (evet yazı değil resmen destan) okuyayım derken görme duyumu kısmen kaybettiğimi düşündüğüm yazar. olum ne uzun yazı, o ne ufak punto. gözlerim kedi amına döndü şerefsizim. nihat reyiz özet geç başgan.
korkusuz ve anadolunun nimetlerinin yıpratılıp yok edilişine karşı halka seslenmeye çalışan ancak padişah tayyip tarafından ülke tv kanallarından sürdüğü yazar ve düşünürdür. şu an art tv(kıbrıs kanalı)de haftada bir gün yayın yapmaktadır.
televizyondaki konuşmalarında herhangi bir olaya dair verdiği örneklerle "tamam şimdi sıçtı" dediğiniz, sonradan sonunu çok iyi bağlayan ve sizi göt eden zeki yazar. her olaya ait muhakkak en az bir örnek verebilme özelliğine sahip. tabi bu hitap şekli dinleyiciyi sıkmıyor. tek eksiği bazı konuşmalarında ibrahim tatlıses gibi ağlamaklı oluyor.
vatan haini yavşakların utanmadan dalga geçtiği ve laf ettiği çok değerli bir insandır. ülkeye zarar veren siyasetçisinden sporcusuna, bakanından sanatçısına kadar herkese lafı geçiren, hiçbir zaman bir ideolojiye bağlanmamış; sadece ülkesine ve toprağına sevdalı bir yazardır. bazıları gibi günün adamı değildir, bugün solcu yarın sağcı olan tayfaya kin kusan, konuşmalarıyla ders verendir. bu yüzdendir ki iktidar yalakası ve cebine doldurmaya çalışan yavşaklar tarafından çamur atılandır. biz kendisini tanıyoruz, tanıyamayanlar ve anlamak istemeyenler kendinden utansın.
mhp genel merkezine bayramlaşma töreni için gelmişti pek kimsenin içine girmemeye
çalışıyordu uzaktan devlet bahçeliyi dinliyordu hatta bir üst katta yanına yaklaştım
nihat abi bayramın kutlu olsun dedim sonra sohbet açıldı ayaküstü birkaç dakika sohbet etme
imkanı bulduk.bu ülkede vatanseverlere alçakça zulümler yapıldığının üstüne basa basa anlattı.
sonra görüşmek üzere inşallah diyerek yolcu ettim ve bir taksiye bindi gitti.3-5 dk.dinleseniz
nihat gençden etkilenirsiniz.eğer dendiği gibi solcuysa ülkücülerin bu ülkede sevdiği belkide
tek solcudur.
şevki yılmaz'ın 1930 model versiyonu olan zevat. kafatasındaki kabloların çok yoğun ve sıkışık olması hasebiyle ara ara kısa devre yapar, bazen şalteri atar çoğunlukla bilinçsizce sayıklar. lakin bu sayıklamalar genellikle çok coşkun ve çoğunlukla bilinçaltından taşar. fazla kaale alınmaması tavsiye edilir.
tüm tek parti diktatörlüğü sevdalısı elitist statükocular gibi halkı her fırsat bulduğunda aşağılayan birisi. geçenlerde yazmayacağını söylemişti bir daha. çok üzüldük. böhüöhüüüböhüüü..
gerçekleri dobra dobra söylemekten kaçınmayan ve yeniden ekranlara dönecek yazardır. ocak ayının son hafta sonunda avrasya tv'de başlayacağını kendisi şu adreste belirtmiştir:
*ankara'nın soğuk kış akşamlarında biri, uzun saçlı kirli sakallı bir adam kalabalığı delerek kızılayda, barlar sokağında kafasını öne eğmiş dalgın dalgın koşar gibi yürüyor, belli ki düşünceli. arkasından duyduğu;
- nihat genç mi lan o?
+ anaa nihat genç!
& burda ne işi var olm?
seslerine hiç kulak asmadan, zaten duyduğunu da sanmıyorum o düşünceli haliyle. evet efendim, kendisi türkiye'nin sözleri en fazla akla takılan, en sivri dilli yazarı. kendisiyle 4,5 defa aynı masada konuşup çay içmişliğimiz var. yeri geldiğinde konuştuğu adamı kıpkırmızı edecek laf söyler, lakin ona darılmak insanın aklının ucundan geçmez. küfürü edebiyle eder, küfürün edebi olurmuymuş demeyin, o edince olur işte. kimsenin bilmediği fıkralar anlatırdı, ardı ardına durmadan, bu adam bunları nerden öğrenmiş yahu derdiniz. öyle atasözleri söylerdi ki, çocukluğumdan hayal meyal hatırladığım sadece dedemden duyduğum, şaşırırdım. kendisini ne eleştireceğim, ne de göklere çıkarıp facebooktan videolarını izleyip vatan kurtarmak için gaza gelen insanlar gibi yapacağım. nihada hakkında artık o kadar çok şey söyleniyor ki, malum biz onu okuduğumuz zamanlar facebook yoktu, şimdi gördüğümde tuhafıma gidiyor. perşembe günleri sabahtan gidip, büfenin açılmasını beklerdik, leman alıp ortasından yarmak nihat genç'li minik minik puntolarla yazılmış, bir dolu şey sığdırılmış o iki sayfayı okuyup saklamak için. biz karanlığa okunan ezanları dinlemeye devam ededururken kendisini sürekli eleştirenler de çoğalıyor tabi. o nu dinleyenler, okuyanlar bilir ki; o, trabzon'un maçkasından memuriyete ankara'nın soğuğuna gelen, şimdilerde 55 yaşında ama hala bir genç gibi kanı deli akan, bir çocuk gibi küfreden, bir yaşlı dede gibi fıkralar anlatan.
kendisinin anlattığı; kısa ama, insanı gülümseten bir yaşanmışlığı;
nihat genç, balıkçıların önünde durup, tezgahlara bakarken;
balıkçı: palamut, hamsi, lüfer taze taze, canlı balık!
nihat genç ile balıkçı şöyle bir gözgöze gelir, ardından balıkçı;
-anadolunun bağrından çıkıp gelen, bu toprakların balıkları bunlar!!
neyse; nihat abi malumunuzdur, sözlüklerden haberdar; kendisi hakkında yazılanlarıda okuyordur ara ara, bunada bir bakar heralde;
+abi hani üniversiteyi yeni kazanmış bir çocuk vardı ya, hatırlamadın biliyorum neyse, pek onaylamayacaksın ama bak bende yazar oldum, hemde uludağ sözlükte. saygılar.
sn. nihat genç'in söylediğini, bizler düşünemiyoruz bile.
karkudan,
yada izm'lere saplanarak güdük beynimizle sorgulayamayıp, nokta kadar menfaat için virgül gibi eğildiğimizdendir.
o'nun kadar,
yaşadığımız toplumu tanımıyoruz.
eleştirdiğimiz değerleri bilmiyoruz.
sahip olduğumuz toprakların-coğrafyanın kıymetinin farkında değiliz.
başkasının ağzı ile konuşuyoruz. özgün bir düşünce-analiz yetisi geliştiremediğimiz için idoolojiler sığındığımız liman olmuş. Bu idoolojiler değişen dünyada değişmemiş çünkü izm'lere din gibi sarıldığımızdan fikirler kutsal buyruk gibi bir statü kazanmış.
eleştirdiğimiz fundamentalizm aslında savunduğumuz idoolojiler olmuş. doğmatizmin kaynağı biz olmuşuz.
ülkeme-insanlarıma ne verebilirim demek için önce ülkeni ve insanlarını tanımalısın.
biz sn. nihat genç'i anlamaya bile çalışmayacak kadar bağnaz ve yobaz insanlarız.