bir saz ve bir söz üstadıdır. yazdığı şarkılar senelerce bir çok sanatçı tarafından seslendirilmiştir. türk halk müziği kadar pop müzikte de etkili olmuştur. fakat gelin görün ki nil karaibrahimgil gibi hadsiz cahillerin habersiz olduğu sonrasında da üstadı meşhur ettiğini söyleme gafletleri olmuştu zamanında. şimdi onun gibi yüzlercesi türedi ama tek farkla küstahlıklarını ve cahilliklerini gizleyerek. cenazeyi fırsat olarak görüp nemalanmaya çalışan bu insanların yatacak yeri vardır umarım.
ölümünden daha 1 gün geçti ama o da bu ülkede her ölen gibi rant malzemesi oldu ilk günden. biri köşe yazsısında siyasetle zerre işi olmayan adamı alır kullanır sözüm ona iktidara giydirir, biri çalarken dinlet der para kazanmaya çalışır.
allah rahmet eylesin tekrardan üstat. bu ülkede canlıya saygı yoktu da gördük ki ölüye bile yok.
süleyman demirel'in cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine sunulan devlet sanatçılığı ünvanını "hepimiz bu devletin sanatçısıyız. Ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık gibi geliyor. Halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu olur" diyerek reddetmiştir.
bu ülkede ilkokul şarkısı kıvamında şarkı söylemek lazım.Hatırlıyorum babadan torpilli sayın (!) Nil karaibrahimgil Neşet Ertaş'ı tanımadığını söylemiş.Neşet ERTAŞ ;
-Doğrudur o bilmez beni babası tanır.diyerek gerekli cevabı kendisine vermiştir.Adını parçalarını eserlerini bilmeden üzülen insan ne kadar da çok.Düşünüyorum bu insan neden ömrünün 23 yılını Almanyada geçirmiş vay ülkem.Vay.Biraz sevgili değiştirip millete sataşsaydı o zaman yalılardan birinde otururdu.Allah sana yar ve yardımcı olsun böyle adamları keşke biraz yaşarken anlasak tanısak sevsek ölünce olmasa değerli.
ölünce büyük sanatçı olanlardan. dinlemedim, dinlemem sevmem. iç bayıltıcı bir müziği vardı artık ne kadar müzik denirse. neyse yılmaz özdil' e harika bir yazı yazdırarak ülkeye faydalı olmuş ozandır kendisi.
ceketini seyirciden müsade istemeden çıkarmayan son "sanatçı"dır neşet ertaş.
sevdiğini iyiki alamamışdır kendisi bu sayede bize bu muhteşem bir arşiv bırakmıştır.
hemşerimdir çocukluğumuzdan bugüne sesiyle müziğiyle beraber büyüdüğümüz, popüler kültür karşısında halkın dilinin ve saflığının dik duruşuydu kendisi. milyon yılda bir gelecek sesi yine ölümünden sonra meşhur ederek uğurluyoruz.
""neden sürekli halk konserleri veriyorsunuz" diye soran birine; "beni dinlemeye gelen fıkarının cebindeki üç kuruşuda ben almayım." demiştir.
bozkırı yetim bıraktı..
türünün son örneğiydi, bir daha da 100 yıl geçse bir yenisi gelmex..
ölümü hala yenebilmiş değiliz. ne yazık ki ölüm hala var. bunun bedelini en güzel, en iyi insanlarımızı yitirerek vermeye devam ediyoruz.
kimisinin yitişi bir devri kapatıp, başkasını açıyor işte neşet emmi gibi. yittiğinde arkasından hayatının bir rengini, canının bir parçasını da alıyor götürüyor. hayattayken nasıl düşünürdük? "vay be, bu adam yaşıyor şimdi öyle mi yani? anadolu'Nun insanda vücut bulmuş hali yaşıyor. sağlığındaki, çaldığındaki söylediğindeki yıllarına denk gelmek ne büyük mutluluk."
kıymetini bilemediğimizi söyleyenler oluyor sağda solda. biz iyi bildik, kendinize bakın siz ölü seviciler!
insana yasını bile doğru düzgün tutturmuyor şu samimiyetsizliğiniz. tiksiniyorum bu yarasa ruhlulardan sözlük.
bu derece mühim bir isimle ilgili duygularımı yazarken dahi, düzenin yarattığı davranışlara olan öfkemi içime atamadığımdan ötürü tüm neşet ertaş sevenlerinden özür dilerim.
aslında ne yazacağımı bilemedim. önemin çok büyüktür benim için. senin için burada ne yazsam yetmez.
senin için bugün yaklaşık elli kere zülüfü çaldım. yetmezse daha çalarım. sen iste.
insanlığın yeter.
bozkır ın mavi bulutlarını,engin anayurt sevdasının parıltısını mütevazi bedeninde, yeteneğinde yansıtan, anadolu nun tüketilen namusunu öte tarafa götüren ölümsüz ozan.
zaman zaman ekranlarda gördüğümüz "adam"lardan biri idi.
neşet'ler eksildikçe soytarılar çoğalıyor.
bir neşet gidiyor yerine bin soytarı geliyor.
hakkımızda hayırlısı olsun...