ülkenin bazı bölgelerinde askerlerimizin hangi koşullarda ve nasıl bir psikoloji ile vatan savunmasını yaptığını gösteren, etkileyici bir filmdir, izlenmeye değerdir.
final sahnesinde üsteğmenin karakol baskınını yapan teröristlerden sağ kalanın başına doğrulttuğu silahı, bir çok seyircinin içinden "çek artık şu tetiği" demesine rağmen silahsız bir kişiye* ateş etmeyen kahraman, onurlu ve şerefli türk askerini (ilk harfi büyük) çok iyi bir şekilde canlandırmıştır.
ilk yarısı itibariyle güneydoğu'da askerlik konulu bir belgesel. ikinci yarısı ise aksiyonun tavan yaptığı, yürek parçalayıcı sahnelerin olduğu nefis bir savaş filmi. güncel konuları içermesi ve siyasi mesajları bir kenara bırakırsak, konu ve görsel sanatlar anlamında tatmin edici bir yapım. müzikler, "bir karakolda şehit olmayı bekleyen yalnız askerler" duygusunu körükleyen gerilimi feci bir şekilde hissettiriyor. her an bir şey patlak verecekmiş gibi, rahatsız hislerle izliyorsunuz filmi. "bu film çok faşist!! milliyetçiliği körüklüyor!! militaristler!!" şeklinde bağırıp, filme nefretini kusan eleştirmen arkadaşlar, hiç mi savaş filmi izlemediler, ya da türk bayrağından ve atatürk büstünden bu kadar mı rahatsız oluyorlar, anlaşılması güç.
dağda it köpek itlaf etmiş türk insanını tekrar o günlere götürmüş, tekrar tekrar seyredilesi müthiş türk filmi.
yok ebemin amını gördüm, vay bilmem ne yaptım gibi abuk subuk müptezel; uluslararası orospu çocuklarınca ayakta alkışlanan bir takım yanlı, yandaş; maksatlı filmlerden değildir. "türk filmi"dir. bop olsun bilmem ne olsun, dağdakiler eve dönsün; hükümete yalakalığın allahını yapayım şeklinde maksatlarla çekilmemiştir. amerikan köpekliğine soyunmamıştır. son zamanlarda avrupa birliğinin kopenhag kriterlerine göre havlayamayı şiar edinmiş yavşaklara tokat gibi inmiştir.
hep bir ağızdan türk e düşman; türk haricinde her şeye dost olanlar mal gibi kalmıştır bu filmi seyredince. evet; mal gibi. bildiğin mal. e zaten öyleydiniz ki şerefsizler; üzülmeyin.
ağzı sulanarak full metal jacket seyretmiş, onun replikleriyle espriler yapan güruhlar; bu filme bok atmaktadır. amerikan köpekliği, sam amcanın sıcacık kucağında oturmak bu kadar zevk veriyor bunlara demek. vay anasını.
kapak gibi filmdir amiyane tabirle. buz gibi, dağ gibi, taş gibi, baş gibi filmdir. seyreden türk düşmanlarını ağlatacak, seyreden türkleri ayakta alkışlatacak bir filmdir. türk filmidir.
milliyetçilik duygularını canlandırmak üzere çekilmiş faşist bir film değildir, zira sanal bir kurgu üzerine değil, gerçekten bir kesit üzerine kuruludur.
devletin savunmasız karakollara gönderdiği askerlerlerimizi, onların oradaki yaşamlarını, duygularını, zorlukları bize göstermiştir.
batıda askerlik yapıp vatan borcu komutana çay götürmek mi lan diye soran ibnetor yazarlara kapak olan bir filmdir, zira onları buraya gönderseler ağlamaktan başka birşey yapmayacaklar, askerden döndüklerinde de rambo hikayeleri anlatacaklardır.
dağdaki itlere sepmati duyan diğer itlere pek bir itici gelmiştir, muhtemelen karakola düzenlenen hain saldırıyı gururla izlemiş, bir başarı olarak görmüşlerdir.
karakollar ve askerler yok edilebilir fakat devlet bakidir.
tam zamanında gösterime girmiş filmdir. gönül ister ki gişe başarısı yüksek olsun, daha da fazla insana ulaşsın, ciddiyetle ve özenle bu kadar hassas bir konuyu cesaretle ele alıp hem de bu denli güzel ve abartısız şekilde beyaz perdeye yansıtanlar artık birşeylerin farkına varmamızı sağlasınlar.
şahsıma göre filmin en önemli sahnesi mete horozoğlu(mükemmel performansını film boyunca sürdürmüş ve damgasını vurmuş filme. bu çok açık.) nun izleyenlere doğru bakıp haykırdığı cümleydi.
kesinlikle izlenmesi gereken, terörün gerçek yüzünü yansıtan bir film. şimdi ben bazı insansılara göre faşist oluyorum bu filmi beğendim diye öyle mi? "sen mi belirliyorsun sıfatımı sıfatsız?" desem ağır mı kaçar bilemeyeceğim amma velakin vatanı sevmek, korumak faşistlikse faşistim canem. öpt kib bye.
sen ne kadar kasarsan kas, anlatabileceklerin karşındakinin anlama kapasitesi ile sınırlıdır sözünü çok güzel ortaya koyan bir film. lan siz bu filmden milliyetçi bir gaz alıyorsanız o zaman bu ülkenin aile ve öğretim kurumları sizi pelte beyinli yapmakta gerçekten başarılı olmuş.
yarı belgesel havasında çekilmiş, bazı sahneleri uzatılsa da son yılların en etkileyici filmlerinden. filmin gösteriminin "açılım" dönemine denk gelmesi de manidardır. olaylar ve askerlerin ruh halleri film boyunca yalın bir gerçeklikle aktarılmış. etkilenmemek elde değil.
sonu hariç her şeyiyle son derece gerçekçi filmdir.
ama ben nedenin ona buna yaranmak olduğunu sanmıyorum. böyle bir film yaptıktan sonra sonunu nasıl getirirsen getir kimseye zaten yaranmazsın. yaranacak kim var, ne var ortada?
şimdi herkes konuşuyor. "neden öldürmedi, neden bilmem ne?". öldürülmez. ha öldürürler, genelde bu kaideye pek uyulmaz fakat, öldürülmemesi gerekir. çünkü o yakalanana "insandır, yazık günah, öldürmeyelim" diye bakılmaz. o orada insan değil bilgidir çünkü. bu yüzden öldürülmemesi gerekir. ama öldürürler. yani teröristler öyle yakalandıkları zaman bilgiler alındıktan sonra kendileri için özel helikopter falan gelmiyor. işleri bittikleri gibi canları çıkıyor.
yani sanılanın tam tersi de olabilir. yaranılan.
ayrıca dikkat ettim, insanlar filmin bazı sahnelerinde sıkılırken, çatışma anında gaza geldiler. neden. çünkü kazandıklarını görmek için gidiyorlar. komutan duygularını açarken sıkıcı oluyor. ama vur-kır başlayınca allah allah. neden? çünkü "ahanda sikiyoruz" psikolojisi. hep bir "dövelim", "ağzını burnunu kıralım"cılık. tamam bunu görmek istiyorsunuz ama bunlar olduğu kadar, diğerleri de var orada be millet. "13 harf" de var, "amına koduğumun bakkalı" da var. bu kadar "kahramancı" olmayın. biraz gerçekçi olun. böyle bir film yapılmasa, siz o sahnelerde sıkılmasanız ne anlamı kalır her saniye gözümüze sokulan amerikan bayraklı pohpoh filmlerinden?
her neyse, sonuç itibariyle çok güzel bir film. millet duygusuyla faşizmi ayıramayanların angut gibi bakacakları film. hatta ileri gidiyorum, türkler değil de amerikalılar yapsa başyapıt olacak film. izleyin, izletin.
bu bir başarı hikayesi değildir. ve başarı hikayesi olmayışı başarısızlık hikayesi olduğunu da göstermez. ortada "ahanda nasıl siktik" diyebilecek hiçbir taraf yok. çünkü gerçek var orda. dağın her karışını bilen domuz da anlatılıyor filmde, anasının yanından gelip ayakları üşüyen delikanlı da. gerçek var ulan filmde.
kimileri hala homurdansın hatta "ulan başaramadınız işte" diye. "nasıl siktik" de deyin isterseniz, içiniz rahatlar birkaç saniyeliğine.
daha bu ülke dışında militarizmi övenini görmedim açıkcası. vietnam savaşı sonrası çekilen 2.sınıf amerikan filmlerinde bile militarizmin sonuçları işlenmiştir. savaşın saçma asker olmanın utanç verici bir şey olduğu işlenmiştir.
bi tek türkiye böyle filmler yapıyor ne yazık ki . yıl 2009. militarizme övgü. tam da barış süreci için adımlar atılmışken.
metabolizmasına bir sebeple kürtlük bulaştığı için, kendini illa bölücü ya da bölücü yalaması olmak zorunda zanneden asıl gerizekalıların çakma kürt yılmaz erdoğan taklidi yaparak eleştirmeye çalıştığı filmdir. s*kiklerin zoruna gider, olmayan kanlarına dokunur. zira ne iğrenç olduklarını çok gerçekçi yansıtmıştır, sonunda "vah zavallı kürtler hündür" dedirtmez; "allah belanızı versin kürt türk birlikteliğini düşmanlığa çeviren ermeni artığı dağ itleri" dedirtir. zaten bazılarının kuduz bulaşmadan kudurması da bundandır. maymun gözünü açtı bebeeem, yırtma bi yerlerini lazım olur. he gülüm?
bu arada genel kurmay başkanı da ankara'da 18:30 seansını izlemiş. biz bir çoğundan epey önce davrandık galiba... * gül yüzlü sevgilim, sultanım, ne iyi ettin de ayrılığa yüz vermeden, erkenden izlememizi sağladın. *
final öncesi savaş sahnesi bana göre fazla karanlık ve uzundu. ama bu kötü olmuş demek değil kesinlikle. gerçekten izlerken bile bitmesi için dua ederken bulabilirsiniz kendinizi. çünkü gerçekten de atmosfer gerilim yaratıyor. koltuğunuzda emniyet içinde bir çatışmayı izlerken bir anda kendinizi onların yanında hissediyorsunuz ki burada zaten filmi yaşamaya başlıyorsunuz. film beklediğimden de iyiydi açıkçası. seçilen görüntü kalitesi bir hayli yüksek ve tatmin edici. replikler de oldukça zekice hazırlanmış. bence filmin tadını bunlar veriyor
en çok etkilendiğim kısmı dağdaki askerlerin telefon görüşmeleri olan film.aynı zamanda asker eşi olmanın da ne kadar zor olduğunun, onur verici gurur verici olduğunun da altını çizmiştir.güç gerek sabır gerek, her kadın başaramaz, layık olamaz.
güzel bir film. ama bu filme bakıp, askerlik hakkında yorum yapılabilir mi? pek sanmıyorum. iç güvenlik ve güneydoğu ortamını bire-bir işlemesi bakımından oldukça beğendim filmin bu yönünü, fakat gelgelelim yüzbaşı'nın "yüzbaşı" olmadığı sahneler pek de gerçekçi değildi ne yazık ki. tamam... yüzbaşı da insandır, o da gerilir, onun da psikolojik olarak çöktüğü yerler vardır falan filan; ama hiç bir yüzbaşı muhtemel bir çatışma öncesi sağ kolu olan üsteğmene gidip duygu yüklü, psikolojik çöküntü içeren cümlelerle ağlamaz. bir kere komutan, birliğini psikolojik olarak da ayakta tutmaktan sorumludur. birlikteki herkes sıyırır, komutan sıyırmaz. sıyırsa da belli etmez. belli etmez çünkü askerleri ona bakıp onda güç bulurlar. komutan neyse birlik odur. o yüzden komutan hiç kimseye, hele ki sağ koluna gidip ağlamaz. muhtemelen yönetmen arkadaş; komutanın içinden geçenleri, iç güvenlik psikolojisini komutanın ağzından aktarmak istemiş, ama yanlış bir yol seçmiş. askerlikte bunun yeri yoktur. keşke üçüncü kişi ağzından anlatsaymış böyle şeyleri de, gerçekçiliğine ket vurmasaymış.
telefon konuşmaları, askerdeyken terkedilen asteğmen, tehlike olmayan durumda ayakta beklerken işaret parmağının tetik korkuluğunda beklemesi, komutanın karakola ilk geldiğinde rütbelileri fırçalarken takındığı tavır ve bunun gibi bir çok detay da filme gerçekçilik katan diğer unsurlardı, ki gayet beğendim bunları da.
bunun dışında, telsiz konuşmalarında rütbe ve astlık-üstlük belirtici ifadeler kullanılmaz. "emredersiniz", "komutanım" gibi... ayrıca, bir komando timinin başına bir yüzbaşı, bir üsteğmen verilmesi de gerçeklik payı az olan bir durum. tim komutanı asteğmen, teğmen, çok çok üsteğmendir. yüzbaşı denen adamı, timin başına verirsen, bölüklere kim bakacak?
gündüz vakti, karakolun yakınında gezen teröristler de pek acemice geldi. teröristin gündüz vaktinde ortalıkta gözükmesi, iç güvenlik mantığına aykırı bir kere.
filmin bana göre çöktüğü yer, karakolun basılması kısmı. başında yüzbaşı "tecrübesi" olan bir karakolun bu kadar kolay baskın yemesi*mantığıma sığmıyor. hadi baskın yedin, onlarca çatışmaya girmiş çıkmış bir yüzbaşının öylece pısıp beklemesi, askerlerin leblebi gibi head shot yemesi*, yağmur gibi rpg yağarken karakolun çevresine dağılmadan öylece içeride beklemeleri bana çok saçma geldi. türk askeri bu değil. bizim iç güvenlik geçmişimiz de böyle değil.
sonuç olarak; iç güvenlik harekatımızı ciddi anlamda gözler önüne serecek bir yapım bekliyordum, kısmen de beklentimi karşıladı bu film. verdiği mesajlar açısından on numaraydı diyebilirim. hele ki; yıllardır şebek zihniyetiyle çekilen asker temalı filmlerden sonra bu film ilaç gibi geldi açıkçası. ama ufak tefek teknik detaylar ve biraz da kurgu yanlışlığı filmin "hatırlanacak" olmasını zorlaştırıyor.
kurgusunu ve sürükleyiciliğini beğenmediğim film. ancak şunu söyleyebilirim ki siyasi olarak rengini belli eden bir film değildi, şovenist değildi, militarist değildi, zaman zaman sisteme ve askere de eleştiriler getirdi. dağın başına bayrak ve atatürk büstü dikmekle, başına 10-15 asker koymakla orası bizim olmuyor, kişisel hırslarla askeri mücadele verilmiyor mesajı iyiydi.
filmin en duygusal yanı, askerlerin aileleri ile konuştuğu sahnelerdi.
film de bir türlü yakalanamayan "doktor" kod adlı tıp fakültesinden atılmış teröristin yakalanması için göreve getirilen yüzbaşı başrolde. yani yüzbaşı nın bir karakola komutan yapılmasının sebebi bu. yoksa esas komutan bir asteğmen. yüzbaşı da bunu yapabilmek için elinden geleni yapıyor; psikolojik savaşı amerikadan öğrenen pkk ya karşı türk taktiklerini deniyor ve başarılı da oluyor. çünkü her ne kadar inkar edilse de kürt etnisitesinin en yakın olduğu kültür türk kültürüdür. filmde bunun altı oldukça kalın şekilde çiziliyor.
türk askerinin yüzlerce pkk lıyı yakaladıktan sonra tedavi ettirip hapse attığını biliyoruz. teröristlere "af" mevzusu çok iyi işlenmiş; evet bu milletin vicdanından beslenen bir örgüt olduğu da belirtiliyor. ki doğrudur. çünkü biz teröristlere kandırılmış türk evlatları gözüyle bakıyoruz. eğer türk ordusu pkk ya karşı düşman gözüyle yaklaşsaydı, bu örgüt zaten yıllar evvel biterdi. bu örgüt dünyanın herhangi bir yerinde kurulsaydı, elli defa başı ezilirdi; en korkunç şekilde. yüce türk milletinin vicdanı çok iyi işlenmiş diye düşünüyorum.
en önemli konulardan bir tanesi; özellikle gözümüze sokulan konu, esas mesleği bakkallık, berberlik olan 20 yaşındaki gencecik insanların aldıkları 1-2 aylık eğitimle dahi senelerini dağlarda geçirmiş teröristlerden daha başarılı olduğu gerçeği. evet; bu güne kadar 4 bin türk askeri şehit olurken 65 bin terörist öldürülmüştür. ki; türk askeri esasen pusu kurmaz, teslim ol demeden ateş etmez. bu filmde gayet güzel işleniyor. dünya nın en başarısız, en rezil gerilla savaşının da altı çiziliyor.
30 yıldır süren savaşta bir tane karakol dahi alamayan bir pkk var önümüzde, bunu gözler önüne seriyor. ve bir türk bayrağı, bir atatürk büstünün ne kadar önemli olduğu; varlığının dahi yettiği belirtiliyor.
türk askerinin pkk lılar gibi "ölüm, öldürme" makinası değil, psikopatlaştırılmış hayvanlar değil insan olduğunun; umutları olduğunun, arkalarından ağlayacak insanlar olduğunun da altı çiziliyor.
gerçek; bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. her şeyin ötesinde amerikan filmi olsa bütün dünya da müthiş gişe başarısı yakalayabilecek bir film.
propoganda filmlerinden oldum olası nefret eden biri olarak önyargımı yıkamayıp gitmediğim, diğer yandan gidip izleyenlerce ısrarla propoganda yapılmadığının iddia edilmesi üzerine gitmek istediğim bir yapım...
kesinlikle izlenilmesi gereken bir film. büyük olayların olduğu şu günlerde biraz olsun askerlerin neler yaşadığnı, nasıl çatıştığını,orada nasıl eğlenmeye çalıştıklarını anlatan yok yok aslında tam olarak gerçekleri anlatan çok güzel bir film. tabi anlayana...