bir ara gitmişti benden, sanırım toparlanmaya ihtiyacımı varmış neymiş.. bekliyorum geri gelecek diye. artık ne kadar uzağa gittiyse! sanırım kaplumbağa sırtında. e anca.*
sizi bilmem ama benim için mutluluk o an içinden geleni yapabilmektir. şu ne der, bu ne der, öteki, beriki ne der takmamaktır. mutluluk kendin olmaktır, kendi rolünü oynamaktır. yeri geldiğinde ana-avrat sövüp saymaktır. mutluluk burun karıştırmaktır. valla bak ayak parmaklarının arasındaki kiri sıyırmaktır. yemek yerken ağzını şapırdatmak, içerken çayı höpürdetmektir. mutluluk kuru fasulyeye ekmeğini banmaktır. tespih sallamak, argo konuşmak, yolda yürürken şarkı mırıldanmaktır. asansöre binince bütün katlara basmaktır. mutluluk siktir etmektir lan. arkadaşın ensesine şaplak atmaktır.
sizi bilmem ama benim için güneşin her doğuşunda, suyun her şırıltısında, yağmurun her yağışında, insanın ilk yürüyüşünde, sevgilinin her gülüşünde, sevgilinin her gelişinde, annemi her görüşümde, köyüme her gidişimde, her acı biber yiyişimde, her köpüklü ayran içişimde, her selam verişimde ve her adım atışımda ve her ıslık çalışımda ve her nefes alışımda ve her sabaha uyanışımda mutluluk vardır. mutlu olun lan. siktir edin ve mutlu olun.
anlık hislerdir. mutluluk ya da keder fark etmez. o yüzden anın tadını çıkarmaya bakmak gerekli.
mutlu olduğumuz anı son nefesimizmiş gibi içimize çekmeliyiz.
gece bir turlu uyuyamadigin gunlerde aksi gibi isyerinde canin cikar ve mesainin bitmesi icin dakikalari sayarsin ya. eve vardiginda yatagina kosup yorganina yumulursun direk uykuya dalarsin. iste bu benim mutlulugum
aslında hiç kaybetmediğimiz ama hayatımız boyunca bulmaya çalıştığımız... kaybettiğini sananların kalplerinin derinliklerine bakmayı unuttuğu ve aramaya en uzaktan başladığı... şey. evet şey... çünkü mutluluk düşündüğümüzden çok daha fazlası. beynimizle değil kalbimizle hissedebileceğimiz bir duygu. hatta duygular. ve şu bir gerçek ki işin içine kalbimizi katmadıktan sonra düşünerek ve planlar yaparak ona asla ulaşamayacağız. teknoloji ne kadar gelişse de, sahip olduklarımız ne kadar artsa da, zaman ne kadar ilerlese de... mutluluk hala çocukluğumuzda hissettiğimiz ilk günkü saflığıyla hiç bozulmadan içimizde bir yerlerde onu açığa çıkarmamızı bekliyor olacak.