dini en güzel yayandır... her günahın ardından, sözü ile avundurandır,müslümanlığın rahibi gibi günah çıkarılan mekandır, tek şart dürüstük, riyasızlıktır " ne olursan ol yine gel" ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün" ne güzel bir hediyesin mevlana...keşke kendi memleketindeki yobazlara da erişebilse sözün.
Gel gel her ne olursan ol yine gel,
Kafir, purperest ve mecusi olsanda yine gel,
Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değil
Yüz kere tövbeni bozsanda yine gel.
mevlana celaleddin i rumi zamanında moğol ajanı olarak suçlanmıştır. anadolu moğol istilası döneminde yaşamış islam edibi, tasavvuf ehli, mevlevilik tarikatının kurucusu. ahiliğin kurucusu nasrettin hocayla aynı dönemde yaşamıştır. hoca nasrettin karısı bacı hatunla moğollara karşı savaşırken mevlana moğollar tarafından korunmuş ve konyada saray hayatı yaşamıştır. hoca nasrettin ve ankara ahileri tarafından islam halkını pasivize etmekle suçlanmıştır. moğol istilası döneminde türkiye selçukluları bizansın son çağıyla benzeşir, sultan karı kız içki aleminde iken hülagü han komutasındaki moğollar ve tatarlardan oluşan moğol ordusunun konyaya geldiğini haber alır, sarhoş sarhoş atına atlayıp savaşa gider, üstün ve güçlü bir ordusu olduğu halde ağır bir yenilgi alır. (bkz: nasrettin hoca)
"ilim denizse ben damlayım." diyen sultandır. Mesnevi ile aydınlık veren sultandır. Bir dilencinin önünde tevazuu gösterip eğilen sultandır... Sultandır ,sultandır ve sultandır.
yar 'la hoş geçinen kimse yar'sız kalmaz ; müşterisi ile uzlaşan tüccar müflis olmaz ; ay geceden ürkmediği , karanlığından kaçmadığı içindir ki nurlandı ; gül o güzel kokuyu dikenle hoş geçinmekle kazandı.
büyük bir insandır. zira mesnevisinde "bu eser benim değildir." gibi bir cümle kullanmıştır. yani ben yazmadım bana yazdırıldı manasını taşımaktadır. son peygamberin hz. muhammed olduğunu bildiğimiz için bu durum bana biraz çelişkili gelmektedir. bu cümle yüzünden son zamanlarda "acaba allah sadece peygamberlerle mi bağlantı kurar?" diye bir soru aklıma takılıyor. tartışılabilir bir soru...
Bak, bil ki domuzların önüne inciler serilmez,
Mücevherden sarraflar anlar ancak, başkası bilmez
Ne fark eder ki kör insan için, elmas da bir cam da,
Sana bakan bir kör ise, sakın kendini camdan sanma.
Ben aşkı, insanı bütün belalardan,felaketlerden koruyan,muhafaza eden bir kale olarak gördüm de,bu yüzden aşka gidiyorum,aşka sığınıyorum. Hz.Mevlana(k.s)
konya'yı konya yapan insandır. felsefeleriyle konyaya yabancı turist en çokta japon kökenlilerin gelmesinde yarar sağlamış ulvi tasavvuf insanıdır.Özlü sözleri bir ara konya otobüslerinde bile yer almıştır.
tasavvuf büyüklerinden biridir.
denir ki insan dünya hayatında çok kez aşık olur fakat bilmez ki bu aşklar hep zahiridir asıl aşk hakk'a olan aşkır asıl dönüş o'na olacaktır.
"Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen,
herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! iğne gibi olma!
Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici!
Fena öğretici!
Fena düşünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun..
işte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
işte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir,
gül ve fesleğenlerle dolar.
Düşmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar,
canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir..
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar,
içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu,
hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular.
Mevlana oğluna der ki:
Bahaeddin!
Düşmanını sevmek, düşmanının da seni sevmesini istersen,
kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur;
Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.
nazım hikmet'in şu şekilde seslendiği zat:
Silindi gönülden acı
Kalbe mubabbette buldum ilacı
Ben de müridinim işte Mevlana
Ebede set çeken zulmeti deldim
Aşkı içten duydum, arşa yükseldim
Kalpten temizlendim, huzura geldim
Ben de müridinim işte Mevlana.
bak... bil ki domuzların önüne inciler serilmez
mücevherden sarraflar anlar ancak, başkası bilmez
ne fark eder ki kör insan için elmas da bir cam da
sana bakan bir kör ise, sakın kendini camdan sanma.
mevlana yı dinle rabıtası olmayan bir romantik bir hümanist gibi görerek çarpıtanda çokdur...imam rabbani misali bir sufi olduğunu zannederek yanılanda çokdur...iki cenahda bilmez mevlanayı...
mevlana ve ibni arabiyi özellikle günümüzde ehl-i tarikin çoğunluğunu oluşturan nakşi kökenli kimseler gibi anlamamak lazımdır...mevla ve arabinin burda girilmeye luzum olmayan nevi şahsılarına münahasır din ve dünya algıları var...ikiside müslüman ve sünnidir...ama idrak dünyaları çok başkadır...ve haddimiz olmayarak ifade etmeliyiz ki; belli bir ufuk noktasına erişmemiş insanlar onların dediklerini anlamayabilirler...
bu kimseler tıpkı şu hikayade ki beyazıd-ı bistami misali yanlış anlaşabilecek teviller yapabilirler...
mevlana ya hocası sordu...
resulullah; ne yaptıysam allahı hakkıyla zikredemedim derken....beyazıd nasıl olurda ben öyle bir makama geldim ki ismim tesbih edilmeye layıkdır diye..
mevlana cevap verir...resulullah büyük bir okyanusdur...ne kadar su konsa dolmaz...beyazıd ise bir sürahidir...azıcık su dökülse taşar...
aynen öyle de...mevlanayı anlamaya çalışırken beyazıd gibi taşmamak için(bediüzzaman gibi alimler beyazıd ve beyazıd gibi kişilerin bu taşmalarından o an ilahi aşkla meczup olduğu için mesul olmadığını fakat beyazıdı takip edenlerin onu aynen kabul etmeleri halinde meczup olamdıklarından mesul olacaklarını söylerler...) mevlana ve arabiye girmeden misalen bir imam rabbani mektubatını bilmek lazım gelir...imam rabbani gibi yazıldığı gibi okunup okunduğu gibi anlaşılması gereken sözlerini tevile luzum olmayan kimseler bir nevi tasavvufdaki orta yolun babı(kapısı) gibidir...