Diğer ulaşım araçlarına göre çok sık bozulan uzun otobüs. Bu bozulmaların nedeni insan yapımı olmaları mı, yoksa bu araçların istanbul'a uygun olmadığı söylendiği halde bunları alanlar mı? Üstelik bu araçlar kısıtlı sayıda insanın bineceği şekilde tasarlanmış. O zaman neden 15 milyonluk bir şehirde bunları kullanıyorsun?
Bu araçlar iş çıkış saatlerinde oldukça kalabalık oluyorlar. Birine binmeyip, diğerini beklemeniz bunu değiştirmyecektir. Aradaki fark sadece daha rahat bineceksinizdir, fakat yolculuğu benzer koşullarda yapacaksınızdır. Yıllarca istanbul'da sabahın köründe kalkıp, istanbul'un rezil trafiğinde saatlerimizi harcayarak işe veya okula gidiyoruz. Ben kendimi bildim bileli bu böyle. Bunca yıldır, istanbul'un en önemli anayoluna yapılan sadece kıytırık bir metrobüs olmuştur. Onun da tek iyi yanı, trafiğin sıkışık olduğu saatlerde köprü üzeri hariç tıkanıklıktan etkilenmemesidir.(Bu önemli bir avantaj, bunu da belirteyim.) Onun dışında hiç bir avantajı yoktur, hatta dezavantajları vardır. Bizim vergilerimizle yapılan, bindiğimde ödediğimiz paranın karşılığını alamadığımız bu metrobüslere şükür mü etmemiz gerekiyor? Eşek yükü ile vergi maaşlarımız ödenmeden kesiliyor. Bu metrobüsü alanlar kendi ceplerinden ödemediklerine, bizim paramızla aldıklarına göre sonuna kadar eleştirmeye hakkımız var. isteyen 10 yıl önceki haline bakıp şükredebilir ama ben etmiyorum. Benim paramla alınan bir şey için kimseye teşekkür etmem, önemli olan o paranın nasıl kullanıldığıdır. Trilyonların nasıl heba edildiği ortada!
Metrobüse verilen şeritle köprü yolu iyice çekilmez hale geldi. Bu da işin ayrı bir yönü. insanların tek başlarına araca binip, trafiği batırmalarına ben de karşıyım. istanbul'da yaşayan insanların da kendi sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor. Ne yazık ki, böyle bir bilinç yok. Bu belediye istanbul'un her yerini kavşaklarla doldurdu. Estetik açıdan çirkinliğini geçtim, bunu yapan anlayışın insanların özel araçlarını bırakıp, toplu taşımayı tercih etmelerine ön ayak olduğu söylenemez. istanbul'un trafik planını yapan ve yürütenlerin bile insanları toplu taşımaya yönlendirme gibi bir politikaları yok. insanlar zaten kendiliğinden tartışılan bu sorunları çözecek toplumsal ve örgütlü bir yapıda olsalardı, şimdi ne bu belediyeler, ne bu hükümetler, ne de bu metrobüs olurdu.
Bunun dışında, bu yolu kullanan binlerce okul ve iş yeri servisi var. Bunlar da bir tür toplu taşıma aracı ve olması gerekir. Bu araçları kullanan insanlar için yollar iyice çekilmez bir hale gemiş durumda. Bu insanlara metrobüsün net bir şekilde zararı olmuştur.
Artık istanbul deyince akla ilk gelenlerden biri köprü trafiği oluyor. Elin Avrupalısı bile bunu söylüyor. Bu çileden kurtulmak için en azından metro ulaşımının tamamlanması gerekiyor gibi. O da yıllardır sürüyor, bir türlü bitmedi.
bu hizmet ya da her neyse akp yaptığı için iyi olmaz, ya da sırf akp getirdiği için eleştirilmez diye bir şey yok. dindarlar bence bir an önce bunu kafalarına soksalar selahiyetleri açısından da çok iyi olacak. zira bu tutarsızlık bizi bitirir.
metrobüs'ün en azından iki büyük eleştirisi yapılmalı müslümanlar tarafından.
birincisi, verilen hizmetin üstelik karşılığında para da alındığı halde sekteye uğraması, rezalet durumlar ortaya çıkarması. eğer sen metrobüs için ayrı bir hat yapıyorsan, yolda bozulma ihtimaline karşılık da o hattan o metrobüsü çıkarmanın formülünü de üreteceksin. insanların hem parasını alıp hem onlara otobüs ittirtmek tek kelimesiyle zulümdür. müslüman zulümü savunmaz.
ikincisi, metrobüslerin içinin aşırı şekilde kalabalık olması ve müslüman hassasiyetine uygun şekilde taşıma yapamamasıdır. o kadar sıkış tepiş, insanların o kadar yoğun şekilde tıkıştırılmış olduğu metrobüsler de müslümana hem dini hem maddi anlamda sıkıntıdır. oysa bunu aşmak çok da zor değil, çıkarırsın metrobüs seferlerini iki katına kimse eziyet çekmez. herkes rahat rahat "insan"a yakışır şekilde ulaşımını sağlar. ama şu halde hele de müslüman olduğu iddiasıyla seçilen bir belediye başkanına asla ve asla yakışan bir durumda değil metrobüsler. hiçbir müslüman da bunun savunuculuğunu asla yapmamalı.
sırf o sıkışıklık yüzünden kadir topbaş'ın günah hanesine ne kadar günah yazılıyordur allah bilir. ama böyle gitmemeli, zira ahirette hesap var.
iki yakayı birbirine bağlayan uzunca bir hattın üzerindeki birçok istasyonunda gişe veya ücretli turnike geçişi olmadığından, insanların ön kapıdan birbirlerini ezerek binmek zorunda kaldıkları, şoförle yapılan para alışverişinin duraktaki bekleme süresini çekilmez hale getirdiği ve böylece 'uzakları kısa sürede yakın etme' mottosundan fena halde uzaklaşan, yetersiz donanımlı ulaşım aracı.
bazılarına göre dün birinin yakıtı bitmiş diğerlerinden biri de arıza yapmıştır.
ama bunların hepsi yalandır,aslında çok sağlam hiç bozulmayan ve çok iyi koşullarda alınmıştır.
inanmıyorsanız kadir topbaş'a sorun koskoca istanbul belediye başkanın yalan söyleyecek hali yok ya.
eziyettir. özellikle kış aylarında insanı çileden çıkaratır, o sıkışıklıkta size sinir krizleri geçirtebilir. bir yandan 200 kişilik nefes alıp veren organizma topluluğu -salınan karbondioksiti ve sıcaklığı hesap etmek adına- diğer yandan harıl harıl çalışan klimalar ve metrobüs içerisinin 1500 dereceye varan sıcaklığı. üzerinizdeki kışlık kıyafetler ve sonunda gelen hayattan bezme. ha bide yazın klimaları çalıştırmayan şoförleri de vardır, onlar tam dayaklıktır.
istanbul trafiğini -en azından yayalar için- bir nebze de olsa rahatlatan sistem.
yapımı raylı sisteme kıyasla çok çok daha kısa sürede tamamlanmaktadır. e-5 yolunun ortasına iki tane bariyer çekip bir klometrede bir üst geçitlere konulan merdivenlerden mütevellit olan bir sistemdir.
ayrıca istenildiğinde alt yapı çalışmaları yapılarak raylı sisteme geçiş mümkündür.
sistem trafiği rahatlatma açısından işe yarar olmakla birlikte, metrobüslerin alım işlemlerinde çelşitli söylentiler bulunmaktadır.
her ne olursa olsun: şu bir gerçektir ki; istanbul trafiğine görece olarak rahatlama getirmiştir.
kapasitesinin iki katı veya daha fazlası yolcu taşıyan; bundan mütevellit klimanın faydasız kaldığı yani serinletemediği, içerdeki kokudan boğulabileceğiniz, bunaltıci bir havaya sahip çok oturgaçlı götürgeçtir
1.istanbul'un diğer ulaşım alternatiflerinin ortadan kaldırılmasını sağlayan alternatif ulaşım örneği.
2.ayrılmış yolda işleyen otobüs.
okuduğum şehir olan afyon'dan oturduğum şehir olan istanbul'a her gittiğimde gördüğüm metrobüs gelişmelerinin beni heycanlandırmasından mıdır bilemem hoşuma giden toplu taşıma sistemi. şimdi bu yazıyı okuyanların "sen de mi brütüs" diyebileceğinden bazı noktalara açıklık getirmek isterim. öncelikle türkiye'de hemen hemen her sistemde eksik noktaların olduğu ve olacağı bir gerçek. bunları bir kenara koyduğumuzda metrobüsün iyi taraflarının fazlaca olduğunu da görmezden gelemeyiz. meridvenleri dar olsa da alternatifi olmasa da tıkış tıkış binmek zorunda olsak da bazen, eskiden daha mı iyiydi sorarım size. tabi yıllardır anlayamadığım asıl nokta şu istanbul ulaşımında. bu kadar yatırım yapılıyor metrobüse de, avcılar'dan yarım saatte bir kalkan deniz otobüsü koyaydınız ya gidebildiği yere kadar gideydi. yokuş derdi yok tıkanma derdi yok. tıkış tıkış da olmaz dı bu kadar. hem metrobüs ve diğer sistemlere altrnatif yaratmış olurduk.
sonra bu iskelelere ulaşımı sağlayan kısa ilçe içi tramvaylar da yapardık. aktarma sorunuda kalmazdı böylece.
tatillerde istanbula uğradığımda minibüsçülere taksicilere sorduğum da hep olumlu cevap alıyorum metrobüs hakkında. tabi diyeceksin ki "olum o taksici metrobüse mi biniyor? trafik rahatladığı için öle konuşuyor." tabi bu da çok yüksek bir olasılık. öyle ki yazımı bitirmeme sebep olabiliyor.
artık tinercilerin de rahatça yolculuk edebildikleri, yolculuk ederken rahatça tinerlerinden yudumlayabildikleri, ulaşım sistemi. sabahın 8'nde ne tinercisi lan dedim birden. 3 tane tinerci bindi otobüse. çoluk çocuk, yaşlı genç hiç takmadan rahat rahat tiner çektiler, hemde otobüsün içinde. durakta göbeği kendinden 3 metre önce giden, elinde telsiz, yavşak yavşak sırıtan amcadan başka kimse yok. otobüsün içinde tinerci kafasına esip birini kesse, lan adamları durdurucak kimse yok. böyle güzel birşey işte metrobüs.
16 mayıs 2009 saat 00.30 civarında, avcılardan içinde en az 300 kişiyle* avcılardan kalkan ama hemen ilerde bir rampaya takılıp ilerleyemeyen, yine de her nasılsa onu da atlatan ve cevizlibağa kadar o şekilde gidebilen taşıt. biraz yükseğe çıkabilen şanslı insanlar nefes de alabilmiştir.
su an itibariyla maskesi düsmüs bir "uzun otobüs". bozuk otobüsleri bir de para vererek alip, kontrollerini hic yaptirmadan- ki adam gibi bir mühendis bu otobüse yapacagi bir analizle otobüsün puanini verebilirdi, demek ki öyle bir islem yapilmamis- sefere koymak sonra da "aaa bozukmus bunlar " demek, 15 milyonluk sehrin ulasim sistemi gibi belki de en önemli sistemini isletme iddiasiyla ortaya cikan iett´ye yakisan bir durum degildir. 50 otobüs almislar -kimbilir kac para vermislerdir?- simdi de 35´i garajdaymis. kardesim garaja koymak icin aldigin otobüsün istanbul´luya ne faydasi var? bir de iki yil calisiyor bu otobüsler, hayir tamam kötü kalitedir sudur budur, al otobüsü, kontrolünü yaptir, pazarlikta kalitesizligini öne sürüp fiyat düsür, türkiye´de at arabasina motor takip yürüten vatandas o otobüs icin de bir "muziplik" düsünür herhalde.
15 milyonluk istanbul'a yakışan, geleceği de omuzlayacak adamakıllı toplu taşıma projeleri üretmek yerine, e5'in içine*yüzyılın projesi diye kakılan çok oturgaçlı uydurgaç.
(bkz: allah akıl fikir vere) diyeceğim de vergiler benim cebimden gidiyo anasını satayım.
(bkz: bu mudur yani)
Hollanda dan gelen 35 adedinin seferden kaldırıldığını öğrendiğimiz araç. Ulaşım normal otobüslerle devam ediyor.Yakında orayı da yaya yolu yaparlarsa şaşırmam. (bkz: yaya 1 üsküdar harem hattı)
iSTANBUL'da metrobüs hattında çalıştırılmak için Hollanda'dan ithal edilen 26 metre uzunluğundaki Phileas marka otobüslerin "çaktırılmadan" seferlerden çekilmekte olduklarını dün Milliyet'te okudum.
ithal edilen 50 otobüsten 35 tanesi şu anda garajda bulunuyor ve belediye yetkilileri bunun "test amaçlı olduğunu" söylüyor.
Oysa bu otobüslerin ilk parti teslimi 2 yıl önce gerçekleştirilmişti.
Her bir için 2,4 milyon lira ödenmiş otobüslerin gerekli testler yapılmadan mı alındığını merak ettiğimi söylemeliyim.
Bu otobüsler alınırken konunun uzmanlarının yaptıkları uyarıları çok iyi hatırlıyorum.
Otobüslerin istanbul'un doğal yapısı için elverişli olmadığı, içinde tıklım tıkış insan taşınamayacağı ile ilgili uyarılardı bunlar.
Belediye yetkilileri her zaman olduğu gibi uzmanlara kulaklarını tıkadılar ve milyonlarca lirayı bu Hollanda şirketine ödediler.
Şimdi bu hatalı seçimin bedelini kim ödeyecek?
Sorunun yanıtını hepimiz iyi biliyoruz: Hiç kimse ödemeyecek! istanbul halkının cebinden çıkan paraları saymaz isek elbette!
Türkiye'deki temel sorunumuz bu zaten.
Hatalı kararlar vererek halkın parasını çarçur eden kamu görevlileri için böyle bir hesap sorma düzenimiz yok çünkü.
Bürokrasi siyasallaştıkça, o bürokratları koruma altına alan birileri her zaman oluyor.