galatasaray taraftarının super mario eşliğinde tribüne çağırdığı hızlı bir yükselişin ardından hızla gerileyen kanımca galatasaraya gelmiş en iyi yabancı forvettir.
portekiz de oynadığı dönemlerde ntv de yayınlanan avrupadan futbol programında jardel denilip, türkiye ye geldiğinde ise aynı spikerin diğer tüm spikerlerle beraber yardel diye anons ettiği brezilyalı futbolcu.
futbol kültürü konusunda bilgisiz olanların insanları bilgisizlikle suçlamasına sebebiyet vermiş büyük golcü.
net bir şekilde ücreti cem uzan tarafından karşılanarak galatasaraya gelmiştir.2-3milyon dolar olan reklam ücreti için bonservis bedeli kadarlık * anlaşma yapmılmıştır.
cem uzan o dönem kulüp içinde aktif olmakla beraber galatasray başkanlığına oynamaktadır. sonraki dönemde bir toplantı sırasında alp yalmana telefonda hakaret etmesi üzerine kulüpten ihraç edilmiştir. reklam anlaşması da muhtemelen bu yüzden bitmiştir. (kaynak: uzanlar,bir korku imparatorluğunun çöküşü , nedim şener)
bu kaynak uzanın anlaşmayı yaptığını fakat parayı ödemediğini de iddia etse de uzana yakın kaynaklar paranın tamamen ödendiğini söyler. aksi gs tarafından da iddia edilmemiştir. gs nin 28 milyon doları ödeyemeyecek durumda olması da bunu kanıtlar. uzanların siyasi olaylarından sonra çıkan bu kitabın o dönemki kan düşmanları doğan gurubuyla bağlantısı ve uzanlara yapılan siyasi linçin bir parçası olması da bilgilere şüpheyle yaklaşmaya sebep oluyor.
ayrıca bu futbol kulübü denemesi istanbulsporla devam etmiştir.
sanırım iki sene öncesine kadar aktif golcüler içerisinde gol/maç oranı itibariyle birinci durumdaydı.
bakınızı verdik, onunla başlayalım. çocukluğum geçti marioyla. jardel değil tabiiki, muslukçu mario. ataride başladım oynamaya, bilgisayarda devam ettim. oynadıkça bitirdim, bitirdikçe oynadım. allahı var güzel oyundu. başkalarıyla yarışmıyordun, hedefe kitleniyordun, tınlamıyordu başkası. atlıyordun, zıplıyordun ve daha bilimum aktiviteden sonra en nihayetinde bitiriyordun. güzel oyundu vesselam. süper mario gerçek kahramandı, hayatımızda büyük yeri var.
şimdi gelelim süper marionun ete kemiğe bürünmüş haline, gerçek kahramanımıza, forvet dedin mi ilk akla gelene. süper mario jardele.. babacığım ben hayatımda böyle forvet görmedim. apayrı bi stili vardı bu adamın. nitekim antremanlarda bile değişmezdi koşuş stili. göt yukarı ve dışa çekilmiş, göğüs önde, eller göğüs hizzasında. hani gece su almaya giderken ses çıkmasın diye parmak ucunda yürüme vardır ya, bu da öyle. saha içinde hiçbirşeyi tınlamaz bi hali vardı, süper marioydu ne de olsa. o haliyle nasıl atardı o golleri hala anlamış değilim.
yalnız muslukçuyla geçmiyor zaman, özledik kendisini, gollerini..
Seni hatırladım bugün ansızın;
Real Madrid'e ne de güzel çaktın..
süpeerr maarrriioo
jardel, jardel....
fi tarihinde penaltılara kalan ve 7-6 biten fenerbahçe-galatasaray tsyd kupası yarı final maçında penaltılarda son penaltıyı üst direğe nişanlayan brezilyalı golcü.
kıçımla bile gol atarım diyen futbolcu. galatasaray'dan sonra 42 golle sporting lizbon forması altında altın ayakkabı sahibi olmuştur. daha sonra karısı karen kıçına tekmeyi vurmuş ve jardel'in düşüşü başlamıştır. hatta bir ara anorthosis famagusta forması dahi giymiştir.
kendisi golcüdür. eleştirenler acımasızca; koşmuyor, takıma katkısı yok diyordu. sorarım size bir golcü niye alınır gol atması için. adamın yaptığı en kolay iş gol atmaktı 4 top at 2 tanesi ağlarda.
her ne kadar koşmasa da, takım oyuncusu olmasa da gol yollarındaki bitiriciliği ile gönüllerde taht kurmuş oyuncuydu. kendisini çekemeye emre,okan gibi oyuncular yüzünden 2000-2001 sezonu şampiyonluğu resmen fenerbahçeye hediye edilmiştir.
türkiyeye gelmiş en iyi yabancı futbolculardan. fc porto da kariyerinin zirvesindeydi. hep fenerbahçe formasıyla hayal etmiştim onu ama galatasaray da izlemek bile keyifti onu. hakkı en çok yenen futbolculardan birisiydi türkiyede. koşmuyor diye eleştiriliyordu ama onun işi koşmak değil, gol atmaktı. ve nitekimde işini en iyi şekilde yapıyordu.
dünya futbol tarihinde eşi benzeri bulunmayan bir golcü futbolcuydu.ben açıkcası hiç kasmayıp bu adam kadar kolay gol atabilen bir insan evladı izlemedim.tabi ilk geldiğinde bazı galatasaraylı bünyeler ondan hakan şükür'ün o dönemde yaptığı gibi sürekli pres yapmasını bekliyorlardı ki bundan daha komik birşey olamaz.hatta yanılmıyorsam ilk geldiği seneydi süper kupa maçında o dönemde real madridin efsane futbolcularında fernando hierro kendisi için maçtan sonra ' bu adam bütün maç boyunca önümdeydi ve bir an için görmediğimde golü yapmıştı' gibi bir açıklama yapmıştı.mario jardel'in nasıl bir golcü olduğunu yeterince açıklayan bir cümle sanırım.
ceza sahasına hakan şükür'ün indirdiği müthiş toplar sayesinde beraber oynasalardı , her ikiside futbolu bırakana kadar altın ayakkabı giyebilirdi.
beleş forvet tabiri kendisine gayet güzel otururdu.zira gol atmak için kale sahasına yakın bölgede ve ceza sahasında bekleyene başka birşey denemez.
gol kralı olması aynı zamanda ofsayt kralı olduğu gerçeğinide değiştirmez.
ama sempatik bir yapısı vardı.
galatasaray' dan portekiz' e gidip orada da gol kralı olan büyük golcü. sonra karısı ile yaşadığı problemler futbol kariyerini de etkiledi ve ilerleyen yaşıyla birlikte de çöküşe geçti.
adamın real madrid' e gol ortalaması 2' ye yakındı.*
hazırlık maçlarında basın tarafından yerden yere vuruldu ama ilk çıktığı lig maçında erzurumspor' a 5 tane salladı.
yine ilk çıktığı avrupa kupası maçında gallen' e 2 gol attı. rövanşta istanbul' da da bir tane attı. 2. golü ise adamlar kendi kalelerine attılar. o maçın spikeri 2. golün tekrarında şu cümleleri söylemişti. '' savunma vurmasa jardel arkada boştu ama jardel' in korkusundan kendi kalelerine attılar.''
süper kupa maçında olmadık bir golü attı hatta spiker bile öyle bir gol beklemediğinden anlatamamıştı golü; ''fatih bir şut...jardeeellll!!!''
yine kendisinin şöyle bir hikayesi vardı: ''jardel' laf söyleyenleri tarih hep utandırmıştır. beni ilk olarak sporting istemişti. ama ufak bir para farkı yüzünden beni almamışlar ve o kadar para etmez demişlerdi. sonra porto beni aldı ve ilk sporting maçında 4 gol attım.''
brezilya milli takımına alınmaması konusunda ise şu yorumu yapmıştı: ''brezilya' nın hocası gol sevmiyorsa bu benim sorunum değil.''
ve yine kendi ağzından kendini en güzel tanımlayan cümle: ''ben 16 metrelik bir alanın kralıyım.''