Resmi Diller: Chichewa, ingilizce (Diğer diller bölgeseldir)
Marş: Mulungu dalitsani Malavi
1963'te ingiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth) üyeliğine giren Malavi, 1964'te bağımsızlığını kazanmıştır. Nüfus yoğunluğu yüksek bir ülkedir. Ülkede yaşayanlardan Chewa 'lar nüfusun büyük bir kısmını oluşturur, Nyanja kabilesi, Tonga'lar, Zulu kökenli Ngoni'ler, Tumbuka'lar ve çoğunluğu Müslüman olan Yao'lar diğer gruplardır. Ekonomisi ağırlıklı olarak tarıma dayalıdır. En fazla ihraç ettiği ürünler tütün, çay ve şekerdir.
--spoiler--
1992 de Ocak ve Nisan ayları arasında bine yakın Malavili, AB ve IMF politikaları sonucunda ortaya çıkan tahıl krizi yüzünden açlıktan öldü
--spoiler--
madonna nın iki sene önce david banda isimli çocuğu evlat edindiği ülkedir. 2 yıl sonra aynı ülkeden bir çocuk daha evlat edinmek isteyen madonna ya malavi mahkemelerinden red cevabı gelmiştir.
Afrika'nın güneyinde yüzölçümü 118.484 kilometrekare olan ülke. Küçük gibi düşünülen ama o kadar da küçük olmayan bir ülkedir. Sözgelimi Türkiye'nin yaklaşık 7'de birine sahip bir ülkedir ama Hollanda, Portekiz, Macaristan, Belçika Ve Letonya'dan daha büyüktür. Bununla birlikte ülkenin yüzölçümünün beşte birini 29.604 kilometrekarelik malavi gölü kaplar. Akvaryum sevdalıları için özel bir anlam ifade eden 560 kilometre uzunluğa sahip bu gölde, sadece orada yaşayan Cichlidae (çiklit) familyasından balıklar yaşar. Ülkenin kuzeyi ve orta bölümleri yüksek platolarla kaplıdır. Güneyde iklim koşulları daha elverişli olduğu için nüfusun önemli bölümü burada yaşar.
Malavi 13 milyon 925 bin kişilik bir nüfusa sahiptir. Başkenti lilongwe olan ülkede resmi dil ingilizce ve chichewaca'dır. Başkanlık sistemine dayalı cumhuriyet rejiminin olduğu ülkede para birimi de kwacha'dır. binde 89 olan çocuk ölüm oranına sahip olan ülkede ne yazık ki erkeklerin ömrü ortalama 40,4 yıl, kadınların ömrü ise 40 yıl kadardır.
Ülkede kilometrekareye 118 kişi düşer. milli geliri 3.600 milyon dolar olan ülkede kişi başına milli gelir 250 dolar kadardır.
Ülkenin yerlileri olan Bantular 19. yüzyılın ortalarından itibaren Zanzibar'dan gelen korsanların saldırılarıyla karşı karşıya kaldılar.
1859'da ingiliz kaşif Livingstone Malavi gölü'nü keşfetti.
1889'da da malavi ingiltere'nin himayesine girdi.
1907 yılında Nyassaland adını aldı.
1953 yılında ingiliz sömürge yönetimi nyassaland ve Rodezya'Yı iki ayrı federe devlet olarak örgütledi. Nyassaland Afrika Kongresi Partisi bu statüyü kabul etmedi ve bağımsızlığını ilan etti.
Uzun bir mücadeleden sonra 1962 yılındaNyassaland federasyondan ayrıldı. 1964 yılında da malavi adıyla bağımsız bir ülke oldu.
1966 yılında cumhuriyet ilan edildi. Ülkede tek parti sistemi kuruldu. Malavi, güney afrika cumhuriyeti ile yakın ilişkiler içine girdi.
1993 yılında kamuoyunun artan baskısı karşısında çok partili sisteme geçildi.
1994 yılında da ilk serbest seçimler yapıldı.
Tanzanya, Mozambik ve Zambiya ile komşudur. Ülkenin doğusundaki Malavi Gölü (Nyasa Gölü) yüzölçümün beşte birini oluşturur ve kuzeyden güneye uzanan büyük bir göldür.
1963'te ingiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth) üyeliğine giren Malavi, 1964'te bağımsızlığını kazanmıştır. Nüfus yoğunluğu yüksek bir ülkedir. Ülkede yaşayanlardan Chewa 'lar nüfusun büyük bir kısmını oluşturur, Nyanja kabilesi, "Tonga"lar, kulak kesen Zulu kökenli Ngoni'ler, Tumbuka'lar ve çoğunluğu [Othimes kabilesı] olan Yao'lar diğer gruplardır.
Ekonomisi ağırlıklı olarak tarıma dayalıdır. En fazla ihraç ettiği ürünler arasında tütün, çay ve şeker kamışı, pamuk, kömür, boksit ve uranyum'dur.
Ergenlik çağına gelen kızlar, seks işçileriyle ilişkiye sokuluyor
--spoiler--
Malavi'nin güneyindeki bazı bölgelerde, kız çocukları geleneksel olarak ergenlik çağına girdiklerinde para karşılığında bir seks işçisi ile cinsel ilişkiye sokuluyor.
Bu erkek seks işçilerine halk arasında “sırtlan” deniyor ve kızlarla ilişki kurmaları tecavüz değil “temizlenme” olarak görülüyor. Bu geleneğin “tecavüz”ü meşrulaştırması bir yana, en büyük etkilerinden biri cinsel yolla geçebilen hastalıkların süratle yaygınlaşması.
Eric Aniva ile Malavi’nin güneyindeki Nsanje bölgesindeki üç göz gecekondusunda buluştum. Dışarda keçiler geziyor, tavuklar eşiniyor. Doğuştan aksayan ayağıyla kapıyı açan Aniva’nın üzerinde kirli bir yeşil gömlek var. Beni sevinçle karşılıyor. Medya ilgisi hoşuna gitmiş gibi.
Aniva bu köyün önde gelen “sırtlan”larından. Malawi’nin güneyindeki bazı toplumlarda bu kişiler para karşılığında cinsel “temizlik” işleri yapıyorlar. Örneğin bir adam öldüğünde, gömülebilmesi için önce karısının “sırtlan” ile cinsel ilişkide bulunması gerekiyor. Aynı şekilde bir kadın kürtaj olmuşsa yine “temizlenmek” için bu kişiyle beraber oluyor.
‘FELAKETLERI ÖNLEMEK IÇIN’
Fakat bu geleneğin en şok edici boyutu küçük kızların ilk adet kanamalarını yaşadıklarında “temizlenmeleri” gerektiği inancı. ilk kanamaları olduğunda üç gün boyunca cinsel ilişkiye zorlanıyorlar ve bu şekilde çocukluktan kadınlığa geçtiklerine inanılıyor. Kızlar bunu reddederse, aileleri ya da bütün köyün başına büyük felaketler gelebileceği, büyük hastalıklara yakalanılabileceği düşünülüyor.
“Sırtlan” Aniva çoğunlukla okul çağında kız çocuklarıyla cinsel ilişkide bulunduğunu anlatıyor.
“Bazıları 12, 13 yaşında oluyor. Ama ben daha büyük olanları tercih ediyorum. Hepsi de benim sırtlanlığımdan zevk alıyor. Gurur duyuyorlar ve herkese ‘işte’ diyorlar ‘gerçek bir erkek. Kadınların nasıl zevk alacağını biliyor’ diyorlar.”
KADINLAR NEFRETLE HATIRLIYOR
Bu böbürlenmelere karşın, yakındaki köyde konuştuğum çok sayıda kız çocuğu ve genç kadın yaşadıklarını nefretle hatırlıyor.
“Elimden hiç bir şey gelmiyordu. Çaresizdim. Annem ve babam için bunu yapmaya mecbur kaldım” diyor Maria ve sürdürüyor: “Eğer reddetseydim, aileme hastalıklar musallat olabilir, hatta ölebilirlerdi. Çok korkuyordum.”
Hepsi de, tanıdıkları bütün kızların bir sırtlanla ilişkiye zorlandığını anlatıyor.
iLIŞKI BAŞINA 4 ILA 7 DOLAR
Yaşı hakkında muğlak konuşan Aniva, 40’lı yaşlarında gibi görünüyor. Şu anda iki karısı var ve ikisi de onun bir sırtlan olarak ne iş yaptığını biliyor. Aniva şu ana kadar 104 kadın ve kız çocuğuyla para karşılığında cinsel ilişkide bulunduğunu söylüyor. Bildiği kadarıyla 5 çocuğu var. Cinsel ilişkide bulunduğu kadınlar ve çocuklardan kaçının hamile kalmış olabileceğini bilmiyor.
Yaşadığı bölgede kendisi gibi 10 sırtlan bulunduğunu, her köyde mutlaka böyle bir kişi olduğunu anlatıyor. Her bir “temizlik” işlemi için kendilerine 4 ila 7 dolar karşılığı bir para ödeniyormuş.
Aniva’nın evinden otomobille 1 saatlik uzaklıkta bir köyde 50 yaşlarında, köylerinde geleneklerin taşıyıcısı olan üç kadın olan Fagisi, Chrissie ve Phelia ile tanıştım. Ergenlik çağına giren kızları her yıl kampa alarak onlara eşler olarak görevlerini öğretiyor ve bir erkeği cinsel olarak nasıl memnun edebileceklerini anlatıyorlar. Bu eğitim süreci kız çocuklarının sırtlanla cinsel ilişkiye girerek “temizlenmesi” ile noktalanıyor. Bunu kızların aileleri ayarlıyorlar.
Üç kadın “Bunun yapılması lazım” diyor, “yoksa aileler ve bütün köy halkını hastalık sarar.”
Onlara bu yolla tam aksine cinsel ilişki ile geçen hastalıkların yayılabileceğini anlatıyorum. Çünkü geleneksel olarak sırtlanlar prezervatif de kullanmıyorlar. Ama kadınlar kabul etmiyorlar. Sırtlanların ahlaklı kişiler arasından titizlikle seçildiğini, o yüzden AIDS/HIV virüsü taşımalarının imkânsız olduğunu söylüyorlar.
Fakat HIV, gelenekler nedeniyle açık ki bu topluluklar için çok ciddi bir tehlike. Birleşmiş Milletler Malavi’de her 10 kişiden birinin bu virüsü taşıdığını tahmin ediyor.
HIV POZITIF OLDUĞUNU GIZLIYOR
“Sırtlan” Aniva’ya hiç test yaptırıp yaptırmadığını sorduğumda “Evet HIV pozitifim” diyerek beni şoke etti. Aynı zamanda kendisini kızlarını “temizlemek” için tutan anne babalara bunu söylemediğini de itiraf etti.
Konuşmamız devam ederken Aniva, duyduklarımdan hoşnut olmadığımı hissetmiş olmalı ki, övünmeyi bırakıp, bu işi artık fazla yapmadığını, yakında bırakmayı düşündüğünü söyledi. Malavililer bu geleneklerinin dış dünya tarafından – sadece kilise değil yardım kuruluşları ve hükümet tarafından da – kınandığının, onaylanmadığının da farkındalar.
Hükümet “zararlı kültürel uygulamalar” adı altında bu geleneğe karşı bir kampanya yürütüyor.
Toplumsal Cinsiyet ve Sağlık Bakanlığı müsteşarı Doktor May Shaba “Amacımız insanları mahkum etmek değil” diyor, “Ama onlara geleneklerini niçin değiştirmeleri gerektiği konusunda bilgi vermeyi hedefliyoruz.”
DIRENÇ YÜKSEK
Daha eğitimli anne babaların kızlarını bir sırtlana teslim etmeme ihtimalinin daha yüksek olduğu söyleniyor ama güneyde görüştüğüm köy büyüğü kadınlar bu görüşlere hiç katılmıyor.
Chrissie “Kültürümüzün hiçbir yanlış yanı yok. Bugün topluma baktığınızda kızların sorumsuzca davrandığını görebiliyorsunuz. Onun için köyümüzde kızlarımıza iyi terbiye vermek zorundayız ki, başıboş kalmasınlar, iyi eşler olsunlar, kocalarını memnun etsinler. Ailelerinin başına bir şey gelmemesi için böyle olması lazım” diyor.
50 yıldır Malavi’de yaşayan ve şu anda ülkenin saygın bir antropologu olan Fransa doğumlu Katolik rahip Peder Clause Boucher bu geleneklerin yüzlerce yıl öncesine dayandığını anlatıyor.
Peder Boucher, kız çocuklarını cinsel ilişkiye zorlama geleneğinin değiştirilmesine , yüz yılı aşkın süredir devam eden kilise etkisi ve son 30 yıldır etkili olan yaygın AIDS hastalığına rağmen, ülkenin güneyindeki toplumların büyük direnç gösterdiğini de anlatıyor. Fakat ülkenin kalan kısımlarında geleneğin çok daha az etkili olduğuna işaret ediyor.
Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan ve kırsal kesimlerinde ciddi kıtlık ve açlık sorunları olan Malavi’de ne yazık ki bu öncelikli bir politik konu olarak görülmüyor.
Bir köyde Aniva’nın iki eşinden biri olan Fanny ve ailenin küçük kız çocuğuyla bir araya geldim. Fanny önceki eşi öldüğünde Aniva tarafından “temizlenmiş” ve kısa süre sonra evlenmişler.
ilişkileri gergin görünüyor. Fanny, Aniva’nın işinden nefret ettiğini itiraf ediyor. Ama bu geçim kapıları. Ona şu anda iki yaşında olan kızının 10 yıl sonra aynı gelenek gereği cinsel ilişkiye zorlanmasını isteyip istemediğini sorduğumda “istemiyorum” diyor. “Bu geleneğin sona ermesini istiyorum. Sırtlanlar ile ilişkiye mecbur ediliyoruz. Bu bizim tercihimiz değil ve kadınlar olarak bizim açımızdan çok üzüntü verici bir şey” diye sürdürüyor.
KENDI KIZINA GELINCE
Kendisine yapıldığında da nefret etmiş, hâlâ da bu uygulamadan nefret ettiğini söylüyor.
Aynı soruyu Aniva’ya soruyorum. Kızının cinsel “temizlik” ritüelinden geçmesini istiyor mu?
Beni gene şaşırtıyor:
“Hayır benim kızım geçemez. Buna izin veremem. Bu yanlış uygulamayı durduracağım.”
Ama kendisinin bunu yaptığını hatırlatıyorum. “Artık yapmayacağım, kesinlikle” diyor. (Ed Butler/ BBC, Malavi)
--spoiler--