abartılmadığı takdirde harika bir buluştur. Ama erkeklere de yazık 2 ton boyayla çıkıyorsunuz çocuğun karşısına adam gerçek yüzünü aynı evde kaldığı gecenin sabahı görüyor. Ne büyük hata yaptığını ya da güzeller güzeli sevgilim dediği sevgilisinin normal şartlarda asfalt gibi suratı olduğunu görüyor. Erkeklerde haklı aslında az veya çok hiç ama hiç makyaj sevmemekte.
günü kurtarma. şeftali tonlarında bir allık sizi daha canlı gösterir. gözünüzün içine çekeceğiniz beyaz bir kalem daha aydınlık bakışlar yaratır... gibi tüyoları vardır ve gününüzü kurtarır.
yazın yapıldığı takdirde yüzden sümük gibi akan kışınsa soğukla birlikte yüzde donan, esas amacı da final zamanlarında kızların aslında neye benzediğini gösteren kurtaarıcıdır.
kontrollü deneylerim sonucu, her on hatun/kız/kadın/dişi kişiden dokuzu yaptığı makyajı buram buram görmek ister ki bu boyanmaktır.asıl hoş olan, bu sektörün ürünlerini kullandıktan sonra aynaya baktığında "farkedilmez bir farklılık" hissetmektir.görmek demiyorum bak yaptığın makyajı görürsen sıçmışsın demektir sadece hissedeceksin.majesteleri karşı cepheden bildirdi.
ahmet haşimin bize göre kitabında iki adamın konuşması şöyle geçer;
-kadınlar gözlerini boyadıkları zaman çok güzel oluyorlar ya.
+o kadınlar gözlerini boyamakla bizim gözümüzü boyuyorlar sevgili kardeşim.
konuyla ilgili olarak tülin şahin bir ropörtajında ;
-birisi size ''aa bugün ne güzel makyaj yapmissin'' derse sevinmeyin
ancak
-''aa bugün ne güzel görünüyorsun'' derse sevinin.yaptığınız makyaj amacına ulaşmış demektir.
efendim herkes bazıları gibi doğuştan şanslı doğmuyor. bakıyorum bazı kadınların yüzlerine, bildiğin kayak yapılır o ciltte yahu. pürüzden eser yok, kaymak gibi. gönül isterdi bizim de yüzümüz pürüssüz olsun, hormonlarımız söz dinleyip adam gibi çalışsın, hizaya gelsin. gönül isterdi biz de o lanet pudrayı sürmeyip, gün içinde ciltteki pudra yüzünden hatır hatır kaşımayalım yüzümüzü. e madem ortada sorunlu bir cilt var, madem ortada düzeltmek için imkanlar da var; neden "istemediği halde" kusurlu bir yüzle dolaşmak zorunda kalsın ki kadın? ve daha da önemlisi neden kendini huzursuz ve mutsuz hissetmek zorunda kalsın ki? sivilcesiyle, solgun cildiyle kendini mutlu hissediyorsa ne ala tabii, diyecek lafım yok. ama kişinin bazı kusurlarından rahatsız olması ve bu yüzden kendini mutsuz hissetmesi de en doğal hakkıdır bence. o yüzden anlayışla karşılamaya çalışınız bu kesimi lütfen, empati kurunuz.
makyaj doğallığı bozarmış, geçiniz efendim. doğallık kavramı az biraz pudra, doğal bir allık ve bir göz kalemiyle bozulacak kadar sığ değildir. kadının duruşuyla, bakışlarıyla, konuşmasıyla, tarzıyla alakalıdır doğallık. makyajdan kasıt, yüzü sahne makyajı misali maskelemekten ziyade, yüzdeki bazı kusurları kapatmak ve bazı yerleri de ön plana çıkarmaksa eğer; ne erkekler kalkıp tü kaka diyebilir size, ne de kendinizi "çok mu yapay bi kadınım" diye rahatsız hissedersiniz. bilakis "ne fıstıkmışım da haberim yokmuş" diyerek her aynaya baktığınızda sevindirik olursunuz.
yani herşeyden önce mutlu olmak için vardır makyaj. günde 10 dakikanızı ayırıp yapabileceğiniz bu aktivite için gerekirse 1 saat de ayırır kadın. amaç mutlu olmak ve rahat hissetmekse, çok mu?
yapması da,temizlemesi de zaman alan,bir çok bayanda takıntı haline gelen,kozmetik sektörüne her daim para kazandıran,kimisine de pek bi yakışan işlemdir.
derinin üstünde farklı bir deri oluşturarak yeni bir sanatsal yapı çıkarmak ayrı, özel günlerde bir ruj bir rimel sürmek farklı şeylerdir.
pazarlama baskısı ile şu cerrahi müdahale manyaklığı, estetik, yağ aldırma, göğüs taktırma, kalça kardırma, burun yaptırma gibi travmatik vakalara karşıyım. çok gerekli değilse dursun. (birde 'sanırım' kışın sertleşir,yazın sıcaklaşırmış o silikon. hamur gibi yani)
ama kadında kadın gibi olmalı. bu bir bakım değil süs. topuklu ayakkabı giymek gibi, dar bir pantolonda basenini sıkıştırıp ince göstermek gibi masumane bir hareket.