lost

entry4257 galeri109
    1996.
  1. son sezonuna anlam kazanan dizi. başlangıçtaki bir ileri bir geri modunda yaşanan zaman gitgellerinin ardından nihayet sürükleyici bir senaryoya kavuşmuş fenomen.
    1 ...
  2. 1995.
  3. 5. sezon 6. bölümünün adı 316 olan dizi.

    --spoiler--

    5. sezon 6. bölümü izliyorum, herşey iyi hoş, aksiyon, hikaye, hatunlar falan hepsi güzel. Güzel de dizinin başından beri beni çıldırtan bi şey var, bu vatandaşların hiçbiri sormaları gereken soruyu sormuyorlar. Eloise Hawking denen kadın herşeyi biliyor, ama bu dallamalardan bi tanesi de çıkıp "ablacım, bu ada neyin nesi, neler dönüyor, dharma initiative'in amacı nedir, neyin mücadelesini veriyorsunuz, bizimle ne alakası var?" diye sormuyor! sonra da aptal aptal ortada dolanıyorlar. neyse, o kadar izledik, biraz daha izleyelim...
    --spoiler--
    4 ...
  4. 1994.
  5. 5. sezon finaline ve 6. sezonda gelişecek olaylara baktığımızda 1. sezondan beri gelişen olayların bu safhaya gelmesini takdir ettiğim dizidir.taa 1.sezondan nasıl hesaplamış bu adamlar bunları. bu nasıl bi zekadır. senaristleri gerçekten işlerini biliyor. bu adamların yanında türk senaristleri düşününce hafiften tiksinme hissine kapılıyorum.
    3 ...
  6. 1993.
  7. 1 haftada 5 sezonu birden izleyince cidden içinde kaybolunabilecek dizi * * * * .
    3 ...
  8. 1992.
  9. hayvan dizi. hayvan senaristlere sahip dizi.
    final haftası yapılır mı bu? izlesem bir dert izlemesem başka dert... "çek çekebildiğin yere" dedirtti ve buyrun, sezon finali. bekle dur artık...
    2 ...
  10. 1991.
  11. iyi adam, kötü adam klişesini yıkan belki de tek dizi. herkes aynı bokun teranesi gibi. gel sevme şimdi lost'u.
    1 ...
  12. 1990.
  13. who are you people?sorusunun cuk diye her yere oturdugu dizi.
    6 ...
  14. 1989.
  15. jin'e haksızlık yapılan dizidir.

    --spoiler--
    şimdi o masum yüzünün altında ne kaşarlıklar yatan sun yengemiz adadan kurtulmuş oceanic6'lerden biri olmuştur ve çocuğunu doğurmuştur. bunu diğer oceanic6ler de biliyordur. biliyordur da niye geri döndüklerinde jin aslanım senin hanım doğurdu falan dememişlerdir. adamın hakkı değil mi çocuğu olduğunu öğrenmek.
    --spoiler--
    5 ...
  16. 1988.
  17. --spoiler--
    6. sezonda ilk bölümü tekrar izleyeceğimize inananlardan biri olarak, dün ilk bölümü tekrar izledim. ilk 5 dakikada jakob un görünmesine dair, çok dikkat ettiğim halde hiçbir ipucu bulamadım. ne jack in gözünde, ne arkada görünen kişilerin arasında jakob falan yoktu. bana göre o, claire in karnındaki bebekti!
    "sahnede göründü ama diyaloğu yoktu" denilmişti. biz de vincent a yormuştuk en çok.. aaronun jakoba benzerliğini düşününce bu teori, baya bi anlam buldu kafamda.
    hatta siyahlı amcanın ölülerin bedeninde vücut bulması gibi, jakob da doğacak bebeklerde vücut buluyor olabilir! ve adada iki tane heykel olması da büyük ihtimal. biri hamile kadınları koruyan tawaretin heykeli, diğeri de ölülerin ruhunu teslim alan (adını unuttum şimdi) başka bir * heykel.
    tawaret, doğacak çocukların olmamasını, dolayısıyla jakobun vücut bulamamasını sağlamak için yıkıldı. buna rağmen aaron doğdu, yani jakob bi şekilde vücut buldu. zaten adada doğabilmiş tek çocuk da aaron.

    mr. ekonun * onu vaftiz etmesi, kate in doğumunu yaptırması, hurleyin onu kazada koruması, sun ın dış dünyada aaronla ilgilenmesi, charli nin onu adadan çıkarabilmek için ölüme gitmesi, locke un beşik yapması, sawyerin ona birşeyler okuyarak uyutması, desmond un şimşekten kurtarması gibi örnekleri hatırlayınca, karşıma isa ve havarileri betimlemesi çıktı! sadece sayidle ilgili bir olay hatırlamıyorum ama lostilerimizin aaronla önemli ilişkileri oldu. bence, aaronun jakob olması ihtimali çok yüksek..

    ayrıca, jack ve locke un geçmişi hatıladıklarını düşünüyorum. ilk bölümde özellikle jack in çok ilginç diyalogları var. mesela kate charliye "seni bir yerden tanıyormuyum" diye soruyor. charli de "drafsahft ta çalıyordum ben" deyip, şarkı söylemeye başlıyor. oysa sonraki bölümlerde abisiyle olan diyaloğundan öğreniyoruz ki (belki bu yazılmamış bir ayrıntı olabilir) gruplarının adı başka, hatta "ds" aileleriyle ilgili birşeyin kısaltması, bu yüzden gruba o ismi veriyorlar ama "dravsahft" değil! dolayısyla o isimdeki grup yüzünden aşinalık yok! çünkü kate charlie yi adadaki geçmişlerinden hatırlıyor. aynı şeyi, jack in kate e yaptığı ameliyatı anlatırken kate in "ben olsam kaçardım" demesi üzerine "eminim kaçmaz yapardın" diye emin bir şekilde söylemesinden anlayabiliriz (ki jack claire in doğumunu kate yaptırmıştı) jack herşeyi hatırlıyor. ve yola çıkmak üzere ayakkabılarını değiştiren kate e gülerek bakıp korkutan locke da herşeyi hatırlıyor tahminimce.. daha çok ayrıntı var ilk bölümde aklıma geldikçe yazıcam.

    not: bi de ilk bölümden bu yana lostilerimiz baya yaşlanmışlar ya..
    --spoiler--
    5 ...
  18. 1987.
  19. senaristler dizinin sonunun sadece jack tarafından bilindiğini söylemişler.

    --spoiler--
    bu da bize jack in ilk bölümde gösterdiği performansın sebebini açıklıyor. adam zaten biliyor ne olduğunu ona göre davranıyor. uyandıktan sonra göç eden kuşların yönlerini bulması gibi gideceği yeri çok iyi biliyor jack, doğrudan koşuyor sahile. ayrıca sahilde hep bir şeyleri arama çabası da ayrı bir mevzu.
    --spoiler--
    1 ...
  20. 1986.
  21. --spoiler--

    6x1 muhtemelen jack'in neden 1x1'de gözünü diğerlerinden bayağı bir uzakta açtığının cevabını bulacağımız bölüm olacaktır. hatta kate'de ona yakın bir yerdeydi de orda karşılaştılardı biçki dikiş yaptıydı jack'in sırtına.

    ayrıca ben demiştim;
    (#4811568)
    --spoiler--
    1 ...
  22. 1985.
  23. efsanenin son sezon yayını 6 şubat 2010 da başlayacak ve 17 bölüm olacakmış.
    2 ...
  24. 1984.
  25. Sezon finalini izledim, senaristlerin diziye nasıl şekil verecegini çok merak ediyorum, juliet sahnesi türk filmleri gibi olmuş, bir de ekran bembeyaz olunca abovv bomba patladi dedim , lakin lost çıktı. Bunlar ibne yaw.
    4 ...
  26. 1983.
  27. başladığı yere geri dönecek olandır.
    2 ...
  28. 1982.
  29. spoiler 5. sezon finali

    siyah ve beyaz diye nitelenen amcaların birinin iyiliği birinin kötülüğü temsil ediliyor denmekle birlikte bana göre birinin kaderimizin kendi elimizde olduğu ve herşeyi değiştirebileceğimiz inancıyla diğerinin kaderimizin yazılı olduğu ve hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimiz inancıyla çelişmesi de yer alıyor. siyahlı abimizin 'gelirler, savaşırlar, yıkarlar , mahvederler ; bu her zaman böyledir' demesinden de çıkarabiliriz bunu. ayrıca lostun şimdiye kadarki tüm sezonlarında 'kader' önemli bir kavram olmuştu. gerek jack le locke arasında olsun, gerek diğer karakterler arasında olsun hep bir kadere inanma ya da inanmama mevzusu konu olmuştu hatırlarsınız.

    yalnız benim anlayamadığım konu locke normalde jacob a bağlıyken, ona itaat ederken ve jacob tarafından sürgün edilmiş olmasına karşın adaya döndükten sonra özür dilemek için black smoke'u ziyaret etme gereği duymuş, black smoke ona 'alex' gibi görünüp locke'un her dediğini yapması gerektiğini söylemiştir. black smoke'un yaptıkları tabii ki mantıklı ancak ben niye black smoke'dan özür diledi açık değil. benim teorime göre de belki de ben bir zamanlar black smoke için çalışıyorken, ona bağlıyken sonrasında vazgeçip belki de jacob black smoke u hapsettikten sonra jacob a bağlanmıştır. ve jacob tarafından sürgün edildikten sonra gidip black smoke'dan özür dileme gereği duymuştur.

    hepsini geçtim de bu jacob sadece bir bölümde bunca karizmayı nasıl yaptı anlayabilmiş değilim.

    lost dedikodu modunda ise söyleyeceğim şey sawyer'a 'bırak şu sümsük kate'e bakmayı da juliete biraz güven ver, öyle kadın ölümün kucağındayken elini bırakmamakla olacak iş değil, kate geri döndüğünden beri juliette bir şeyler var, tedirgin kadın, hiç mi farketmedin. erkeklerin hepsi aynı zaten!' *

    spoiler 5. sezon finali
    2 ...
  30. 1981.
  31. --spoiler--
    lan o sawyer'ı öyle feryat figan görünce içim acıdı. hele o juliet bacımın "seninle hiç tanışmassak, seni kaybetmek zorunda da olmam" deyişi. aşk filmi tadında izledim resmen sezon finalini. bunların yanı sıra koskaca 5 sezonu, 6. sezonun trailerinde "dark" ve "light" arasında oynanan tavla oyununa benzettiler ya ben bir şey demiyorum lan. vel hasıl kelam; chuckın sezon finalinden bu yana böylesine ağzımın suları aka aka izlemedim hiç bir diziyi. he unutmadan jack topsun olm...
    --spoiler--
    3 ...
  32. 1980.
  33. trt zamaninda diziler gunluk hayati ne kadar etkilediyse bu dizi de en az onlar kadar etkilidir.kucuk cocugu olanlar lost u beraber izlerse hayatlarina cok degisik renkler de katacaklardir.hani cocuklar icin hayali korkular ya da kahramanlar yaratilip onlara istediklerini boyle yaptiran ebeveynler vardir ya.yani uyumayan cocuguna "bak uyumazsan ocu gelir" diye soyleyenler.iste anneler ve babalar cocuklariyla izlerse lost u bu cumleler alttakilere benzeyecek ve lost hicbir zaman unutulmayacak.
    -bak uyumazsan kara duman gelir!
    -yemegini yemezsen hurley onunden alir!
    -anne mankenler neden richard alpert ten yardim almiyorlar?
    -ne icin cocugum?
    -o hic yaslanmiyor ki.
    3 ...
  34. 1979.
  35. herkesin gözden birşey kaçırdığı dizi.

    --spoiler--

    şimdi bizim "oceanic 6" lımız bir uçak kazasından kurtulan insanlar olarak amerika'nın gündemine oturdular di mi ? sabahların sultanı'ydı, arım balım peteğim'di, mahmut tuncer show'du derken bütün programlara çıktılar. ardından 3 yıl sonra bu sefer bu altılının beşi
    ajira havayolları'nın bir uçağıyla yine kayıplara karışıyorlar. bakın altılının beşi, dışarıda kalan tek kişi kim ? aaron bebek *... yani bebeğin kasıtlı olarak bırakıldığı o kadar belli ki... amerika'da herkes, en azından aptal olmayanlar bu kişilerin her ne yapıyorsa bilinçli olarak yaptığını anlar...ve medya olayı didik didik kurcalar...

    --spoiler--

    öptüm sizi carlton cuse ve damon lindelof
    5 ...
  36. 1978.
  37. --spoiler--
    man in black, esau ya da adı her neyse beşinci sezon finalinin başına jacob'la konuşan dayının john locke kılığına girdiği üzerinde genel mutabakat var da, eğer bu dayının ruhu* locke'un cesedine girdiyse john locke'un cesedi nasıl ortada duruyo lan?

    p.s: kate, tam bir şıllıksın.

    --spoiler--
    2 ...
  38. 1977.
  39. --spoiler--
    dördüncü sezonda helikopter denize düşer ve o sarsıntıdan kimse çizik bile almaz (ben lostu çözdüm: bunların hepsi android) yalnız desmond nefes almamaktadır. desmond'u bota taşırlar ve doktor amca onu sırt üstü yatırır, suni teneffüs yapar ve desmond ağzından sular püskürterek uyanır.
    --spoiler--

    ben böyle angut sahne görmedim. boğulma tehlikesi geçirmiş kişiye ilk yardım bu şekilde yapılmaz. adamın arkasına geçilir, iki kolla adama sarılırsınız ve karın ve göğüs kafesini kuvvetlice sıkarsınız ve bu esnada kişinin kafası yere doğru dönüktür. bu şekilde solunum yollarını tıkayan su çıkarılmaya çalışılır. suni solunum yapacam diye ağzından üflerseniz suyu iyice akciğerlere itersiniz, kaş yapayım derken göz de çıkar can da çıkar.

    edit: yanlışım varsa lütfen mesajla uyarın.
    3 ...
  40. 1976.
  41. 5. sezon finali yapmış dizi.

    şok şok şok
    ben lost u çözdüm ağbi

    ilk olarak şunu dile getirmek isterim, henüz 5. sezonu izlemedim birazdan okuyacağınız teoriler son sezon izlemeden yazıldığı için bazı hatalar olabilir ve/fakat yine ben lost u çözdüm ağbi

    spoiler

    sıkı durun; faradayın ailesiyle ilgili herhangi bir bilgi 4.sezonda yoktu, 5.sezonda da bununla ilgili muamma devam ediyorsa şimdi okuyacaklarınız sizde bir şok etkisi yaratabilir.
    michael faraday bir bilim adamı, losttaki daniel faraday aslında michael, burada bilim adamına gönderme var.
    faraday nobel ödülü almış önemli bir bilim insanı hayatı deneylerle geçiyor fakat şuan hatırlayamadığım bir hastalık geçirdiğinden dolayı ömrünün son yıllarını hiçbir çalışma yapamadan, ingiliz kraliçesinin kendisine tahsis ettiği konakta ölüyor.
    babası: james.
    evet james ford namı diğer sawyer.
    burada benim teorim faraday, sawyerın oğlu.

    ikinci bomba;

    jakop karakteri yakup peygamberle çok karıştırıldı, o tanrı diyen de oldu.
    jakop nobel ödülü almış bir bilim adamı, elie woollay -isim yanlış olabilir- paris üniversitesinde müdür yardımcısı.
    beraber pek çok deney ve çalışmaya el attılar.
    en önemli çalımalarını kısaca anlatayım; karakterler f+ ve f- olarak ikiye ayrılıyorlar, biri bağışlayıcı karakter diğeri affedilen. ha unutmadan kromozonları ve dna sistemini sanırım jakop buluyor. deneyleri bu iki karakter birleşmesinden ortak bir karakter oluşturmak.

    şimdi teori; bir bölümde jack için 'jakop listesinde bile değildi' deniyor. ve 5.sezonda ehue diye adlandırılan bir karakter daha çıkmış bu sanırım elie woollay, jakop la ikisi ayrı bir liste oluştup adada bir üstinsan yada farklı bir ırk yaratma çalışması yapıyorlar. burdan jackin ehuenin listesinde olduğunu düşünürsek, lockejakop'ın listesinde idi. ve sun ehue, jin jakop listesinde.
    diziye 4.sezonda giren miles; sun ve jin çocuğu.
    evet.
    faraday'ın sawyer ın oğlu.
    miles sun'ın oğlu.
    charlotteyı çözemedim.

    f+ ile f- karakterlerden oluşan ortak karakterler adaya döndüklerinde sorun yaşıyorlar. ve asıl amacın ne olduğunu tam olarak bulmuş değilim ama yakında onunda cevabını buluruz.
    bizi izlemeye devam edin.

    spoiler

    winstonsoftun teorileriyle gelişen lost çok yakında 6.sezonla tv.lerinizde.

    edit: tamam baba-oğul eşleşmeleri sakat oldu.
    editoğlu: ulan ne yazmışım ha. kulliyen sallamasyon.
    4 ...
  42. 1975.
  43. herkesin herşeyden bahsedipte, her nasılsa hurley'in adaya döndüğünde elindeki gitardan bahsetmediği dizi olmustur.

    Halbuki 5. sezon final bölümlerinde bu gitarın, o taksiye hurley tarafından sokulmadığı gösterilmiştir.

    --spoiler--
    hurley: hey, gitarını unuttun!!
    jacob: o benim gitarım değil.
    --spoiler--

    charlie'nin mi lan acaba da ne alaka a.q!!

    görünen o ki tüm ölmüş olanlar final sezonunda bir şekilde geri gelecek gibi.
    3 ...
  44. 1975.
  45. --lost'un tamamına ilişkin spoiler--

    lost da bozdu artık muhabbeti yapmak niyetinde değilim ama dönüp ilk sezonlara bakınca "ne acayipmiş" diye düşünmemek elde değil.

    neydi? lostie'ler vardı. ıssız bir adada hayatta kalmaya çalışıyorlardı. bu adada 16 senedir mahsur kalmış fransız bir kadın vardı. bu kadının bizim için tek anlamı o kurtulamadığına göre bunların da kurtulma ihtimalinin bir hayli zayıf olmasıydı. adada başkaları vardı. ilkel ve vahşi olduğunu düşündüğümüz ada yerlileriydi bunlar. kendilerine has tuhaflıkları vardı. yaptıklarında sebep aramıyorduk çünkü onlar zaten ilkel ve vahşi olarak tanıtılmışlardı. lostie'lerimiz korkuyorlardı, kaçıyorlardı, yaşamaya çalışıyorlardı, aralarında birbirilerine aşık olanlar vardı filan. sonra ilk sezon bitti.

    ikinci sezon süper başlamıştı. bir ambar bulunmuştu ve orada yaşayan, sonradan adının desmond olduğunu öğrendiğimiz, bir eleman vardı. ambar neye yarıyordu? bu adam kimdi, orada ne yapıyordu? kafamızda bu sorular dönerken sawyer, michael ve jin adanın yerlilerinden bir kısmıyla karşılaşmıştı. nihayet bu yerlilerle ilgili birşeyler öğrenebilecektik. ama o da ne? onlar yerlilerden değillerdi, onlar tailies'diler. yani aynı uçağın kuyruk tarafındaki yolculardı. yerliler onların canını daha çok yakmıştı. kimdi bu yerliler, ne istiyorlardı? lostie'lerimiz bu adadan nasıl kurtulacaklardı? sonradan heyecan seviyesinde bir azalma olsa da ikinci sezonu da heyecan içinde lostie'lerimizin kurtulma mücadelesini izleyerek bitirdik.

    ve üçüncü sezon başladı. üçüncü sezonun açılış sahnesi çok önemli çünkü hikayenin değişmeye başlaması bu sahneyle oluyor. bu sahne ilk kırılma noktasıydı. fonda çalan "downtown" adlı parça ile lostie'lerimizin "others" adını verdiği topluluğun yaşadığı yerleri ve yaşayış şekillerini gördük. vahşi ve ilkel sandığımız bu insanların bir medeniyetleri vardı. küçük ve sevimli evlerde yaşıyor, son derece normal giyiniyor ve kitaplar üzerine sohbet ediyorlardı. evet, ada ıssız bir ada değildi. burada bir medeniyet vardı ama bu medeniyet kaza sonucu adaya düşen bir grup insana yardım etmemişti. ve hikaye değişti.

    lostie'ler vardı. lostie'lerden büyük others vardı. others'ın başında benjamin linus bulunuyordu. bir jacob'tan bahsediliyordu. görünüşe göre benjamin'den büyük jacob vardı. ama jacob diye biri gerçekte var olmayabilir, bu benjamin'in uydurduğu bir yalan olabilirdi. jacob-benjamin-others hiyerarşisinde nereye koyacağımızı bilemediğimiz bir richard alpert vardı. sonradan bu adamın yaşlanmadığını öğrenecektik. benjamin'in bir düşmanı vardı. ismi charles widmore'du. adayı ele geçirmek için herşeyi yapabileceğe benziyordu. benjamin de kuşkusuz adayı korumak için herşeyi yapacaktı. bu iki çok güçlü adam arasında ciddi bir savaş olacağı kesindi. evet, esas adamlar bu ikisiydi. lostie'ler sadece bu savaşın içine düşmüş değersiz, zavallı insanlardı. hayatta kalıp kalmamaları artık önemli bile değildi çünkü dizinin konusu artık bu değildi; widmore ile linus'ın savaşıydı. widmore amacına ulaşmak için adaya bir gemi yollayıp, banjamin'in adanın yerini değiştirmesiyle sonuçlanan bir dizi olaya sebep oldu. bu da dizinin ikinci kırılma noktasıydı. o zamana kadar karaduman dahil dizideki pek çok garipliğin bir gün normal bir şekilde açıklanacağına dair genel beklenti, yerini bu dizinin konusunun fantastik öğelerden oluştuğunun idrakine bıraktı. kesin ve net olarak doğaüstü olayların konu edildiği bir dizi izlemekte olduğumuzu anlamıştık.

    beşinci sezon, belki de bu gerçeği sindirebilmemiz için, sezon finalinden tam 9 ay sonra başladı. zaman yolculuğu işin içine girdi. sabit, değişken, "whatever happened, happened" diye diye beşinci sezon finaline geldik. bir de ne görelim? jacob diye biri gerçekten varmış. bu adam ölümsüzmüş, tanrı gibi bir şeymiş. lostie'lerimizin hayatlarının bir yerinde onlara temas etmiş. bu adamın onu bir gün öldürmeye kesin kararlı bir de düşmanı varmış. widmore olsun, benjamin olsun, hatta richard olsun, hepsi bu oyunda piyonmuş. yani aslında lostie'lerin hayatta kalıp kalmamalarının bir önemi olmadığı gibi, charles widmore-benjamin linus mücadelesinin de bir önemi yokmuş. aslolan beşinci sezon finalinin başında gösterilen bu iki adamın mücadelesiymiş. bunu öğrenmemiz de kuşkusuz lost'taki üçüncü kırılma noktasıydı.

    ve beşinci sezon da bitti. bize bildiğimiz herşeyi unutmamız ve jacob-siyahlı eleman mücadelesine hazırlanmamız için bu sefer 10 ay verildi. altıncı sezonda bunlar da yalan çıkarsa şaşırmayacağım. tamam dizinin kurgusu süper, sürükleyiciliği şahane ama bu da can! her sezon sonunda "bildiğin herşeyi unut, aslında bunlar o kadar önemli değildi, bak asıl mevzu bu" duygusunu yaşatıyorlar. bilmiyorum, salak yerine konmaktan tek sıkılan ben miyim?..

    --lost'un tamamına ilişkin spoiler--
    5 ...
  46. 1974.
  47. --spoiler--

    jacob fetişist efendim, adam mütemadiyen dokunuyor. birinede lanetini gözlerinle geçir üfür ulan..

    --spoiler--
    2 ...
  48. 1973.
  49. --spoiler--
    yıllardır "jacob kim? jacob kimm ?" diye çıldırdıktan sonra öğrendik ki meğersem jacob kıvanç tatlıtuğ imiş.

    http://www.fstage.com/szi...zkepek/20081119121253.jpg (jacob)

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/32836/+ (tatlıtuğ)
    --spoiler--
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük