4. ve 5. sezonunun orjinal cdleri bulmak için çırpındığım, yırtındığım, çevreme basınç yaptığım dizi. dizi demek hakaret mi oldu.. pardon majesteleri...
bernard ve rose çiftine ait olduğu dile getirilen mağaradaki siyah- beyaz taşlar, jakob ve siyahlı amcaya ait.. jakob öldüyse eğer, siyahlıyı da bizim tayfadakiler öldürecek.
adayla ilgili tüm sırlar çözüldüğünde onların birbirinden ayrı düşünülemeyecek (iyilikle- kötülük gibi, geceyle gündüz gibi) iki parça olduğunu (belki de iki kardeş) anlayan lostilerimiz onları birlikte mağaraya koyacaklar ve yanlarına simgeledikleriyle eşdeğer siyah ve beyaz taşlar koyacaklar.
onların devri bitmiş olsada yerlerine geçecek yeni siyah ve beyazları göreceğiz ve dizi öyle bitecek.. jakob un şu ana kadar yaptığı şey yerine geçecek olanı adaya getirmek ve onu korumaktı. bu kişi şüphesiz aarondu. peki siyahlının yerine geçecek olan kim dersiniz?! jack olabilir mi? shepard ailesinin siyahlının klübesindeki ikametlerini, jack hariç hepsinin ona hizmet ettiğini, christianın siyahlıya dönüştüğünü ve en önemlisi de jack in kolunda yazan dövmenin anlamını (bizimle birlikte yürüyor ama bizden biri değil) düşündükçe, jackten bişeyler çıkacak diye düşünmemiz boşuna değil gibime geliyor. başlangıçların ve bitişlerin hep onun etrafında oluşması da cabası.. ailecek dizinin merkezindeler ve shepardların bu ayrıcalığının sebebini hala öğrenemedik. yeni siyah ve beyazın bu aileden çıkacak olmasından dolayı olabilir mi?! bence gayet mümkün.. claire in katee rüyasında (aaron için) "onu jack yetiştirmemeli" diye ısrarla belirtmesi de bu yüzdendi.. siyahlı rolüne büründüğünde yine aralarındaki kan bağından dolayı birbirini öldüremeyecekler ve aynı hikaye sürüp gidecek.. final böyle olacak ve devamının film olarak çekilmesi için sonu açık bırakılmış olacak.
john locke...
bir lost karakteri. çoğu kişinin göremediği şeyleri gören, üstün duyulara sahip bir insan. ya da öyle olduğunu sanan bir insan. neden mi? eğer tarihte bir şahsiyet olan john locke'u tanısaydınız bu soruyu sormazdınız.
tarihteki gerçek bir şahsiyet olan john locke bir sinestezikti. yani iki farklı duyuyla algılanan olguları birbirlerinden ayırt edemiyordu. örneğin saksafon sesini kırmızı olarak algılıyordu.
şimdi, losttaki john locke'a gelirsek,
kendisinin üstün özellikleri tıpkı bir sinestezik gibi yanlış algılama sonucu oluşan özelliklerdir sonucunu çıkarabiliriz.
eğer tartıştığımız dizi lost ise, senaristlerin bu bağlantıyı düşünerek hareket ettiğini söyleyebilir ve lost hakkında sağlıklı bir yorum yapabiliriz.
anlam bütünlüğünü bozan flashbacklerle zaman harcamak yerine merak öğesi ile prim yapma açgözlülüğünden kurtaran bir seyir izlemiş olsa 4 sezon sonunda bitebilecek dizi. adamlar sanki yeterince merak öğesi yokmuş gibi bir de 2 sezon arasına 10 ay gibi bir bekleme zamanı koyuyorlar utanmadan. *
sadece 11 bölüm izledim çok klişe geldi daha da izlemedim dedim diye ortamlarda yerden yere vurduran dizi. siz sevdiyseniz izleyin, öyle değil mi ?
bi bücür cadı tadı alamadım açıkçası.*
edit: olm ben izlemiyorum dedim, kötü dizi demedim.
bir devam filmi olarak edit2: evet lan bücür cadı daha iyi.
flashback - flashforward kavramlarının dur durak bilmediği ve ölü diri kavramlarının birbirine karıştığı bir yapım olduğu düşünülürse charlie'nin dönmeyeceğine emin olabiliriz. yani charlie'yi ya eski yaşamında göreceğiz ya da hugo*'nun hayalinde...
bir kere bile izlemediğim dizi. merak etmiyor da değilim. her yerde lost herkes izliyor. bilmiyorum, izlemedim deyince garip garip bakıyorlar. vaktim olduğunda izlemeyi planladığım dizidir kendileri.
ayıplamalarınızı duyar gibiyim ama her köşe başında lost geyiği yapan 3-5 kişi görmeye kıl olduğumdan 3 gün öncesine kadar izlemedim diziyi. artık bitince lostçular ordusunun neferlerini herkese izletme çabaları, sular durulunca izlemeye karar verdim.
3 gündür izliyorum 2. sezonun ortasına geldim ama kendimi eşşek, yapımcılarıda sırtıma binmiş ellerindeki sopaya bağladıkları havucu önümde tutan çiftçi gibi hissettim. sürekli bir havuç var ama 3. sezon olacak nerdeyse hala bi ısırık alamadık. sürekli bir bilinmezlik, sürekli bir gölgeleme. bırakın bi ısırık alalım havuçtan, bırakın bişeylerde belli olsun. diziyi izlettiricem diye bu kadarda komplo yapılmaz ki.
100 metreden taşlara düşen hidrojen bombasının arkasından düşen kadının ölmeyip, yerden aldiği tası bombaya vurmasıyla patlattığı dizidir. ama kimse bilmezki bombanın patlama nedeni taş değil, kadının bombaya ettiği iki çift laftır. *
zaman zaman kuma işlevi de görebilen dizi, bkz:
- dün beni niye aramadın? *
- ay canım hiç sorma çok sinirliydim.
tabi burada kızın aklına türlü türlü ihtimaller gelir. acaba derslerinde mi sorun var, yok ailesi ile mi takıştı falan... cevap şaşırtıcıdır, hatta yıkıcıdır.
- dün lostu izleyemedim de, bir türlü indiremedim son bölümü...
- ...:S
ps: yaşanmış bir olaydır, ilişkinin sonu da pek hayırlı olmamıştır ne yazık ki...
ne diyelim, iyi seyirler o zaman...
şimdi bu dizi yani lost benimde izlemekte olduğum bir dizidir. (bkz: iyide bundan bize ne) arkadaşlarım sözlüktekiler internettekiler derken aşırı büyük bir kitle dizinin sonunu tahmin etmeye başladı.
2010 da dizi bittiği zaman ki bu yaklaşık nisan a denk geliyor büyük bir çoğunluk intihar etmeye başlayacak yani bu diziyi haddinden fazla önemseyenler katlanamayacaklar aylarını verdikleri teorilerin doğru çıkmayacağına ya tamam gelmiş geçmiş en ilgi çekici dizi hatta en iyi dizi ama yok be intihar edilmez diye düşünüyorum ama bak olacak bunlar sonra demedi deme.
jj abrams'ın -ilk birkaç bölüm dışında- pek bir alakası bulunmadığı dizi. herşey Damon Lindelof ve Carlton Cuse ikilisinin başlarının altından çıkmakta...
ulen zamanda yolculuk olmasını bu kadar istediğimi hatırlamıyorum. biri der bu dizi yahudi tarihine bağlanacak biri de isa ve havarileri yaw bu ne kaostur ya. ama bayılıyorum. sawyer ı izlediğim hasta kaldığım dizi.