siyah ve beyaz diye nitelenen amcaların birinin iyiliği birinin kötülüğü temsil ediliyor denmekle birlikte bana göre birinin kaderimizin kendi elimizde olduğu ve herşeyi değiştirebileceğimiz inancıyla diğerinin kaderimizin yazılı olduğu ve hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimiz inancıyla çelişmesi de yer alıyor. siyahlı abimizin 'gelirler, savaşırlar, yıkarlar , mahvederler ; bu her zaman böyledir' demesinden de çıkarabiliriz bunu. ayrıca lostun şimdiye kadarki tüm sezonlarında 'kader' önemli bir kavram olmuştu. gerek jack le locke arasında olsun, gerek diğer karakterler arasında olsun hep bir kadere inanma ya da inanmama mevzusu konu olmuştu hatırlarsınız.
yalnız benim anlayamadığım konu locke normalde jacob a bağlıyken, ona itaat ederken ve jacob tarafından sürgün edilmiş olmasına karşın adaya döndükten sonra özür dilemek için black smoke'u ziyaret etme gereği duymuş, black smoke ona 'alex' gibi görünüp locke'un her dediğini yapması gerektiğini söylemiştir. black smoke'un yaptıkları tabii ki mantıklı ancak ben niye black smoke'dan özür diledi açık değil. benim teorime göre de belki de ben bir zamanlar black smoke için çalışıyorken, ona bağlıyken sonrasında vazgeçip belki de jacob black smoke u hapsettikten sonra jacob a bağlanmıştır. ve jacob tarafından sürgün edildikten sonra gidip black smoke'dan özür dileme gereği duymuştur.
hepsini geçtim de bu jacob sadece bir bölümde bunca karizmayı nasıl yaptı anlayabilmiş değilim.
lost dedikodu modunda ise söyleyeceğim şey sawyer'a 'bırak şu sümsük kate'e bakmayı da juliete biraz güven ver, öyle kadın ölümün kucağındayken elini bırakmamakla olacak iş değil, kate geri döndüğünden beri juliette bir şeyler var, tedirgin kadın, hiç mi farketmedin. erkeklerin hepsi aynı zaten!' *