bir yukarıdaki entry ile yorumlarımı aktardıktan sonra biraz da 10.bölüm ile ilgili aşk meşk olaylarından dem vurmak istiyorum.
--spoiler--
daniel'in charlotte'ye olan ilgisini ben fark etmemiştim valla, sun ve jin demese. yalnız o kız onu çiğ çiğ yer be. nasıl atik, hırslı. bizim daniel, saf, mülayim.
jack-kate ikilisi sonunda gerçekleri fark ettiler. bu aralar kadınların piç adamlarla gezip efendi adamlarla evlenmesi teorisi kate ile ispatlanmış oldu. garibim juliet'e acıdım ama en kısa zamanda ona da hayırlı bir kısmet bulmak lazım adadan. bana kalırsa daniel o sert charlotte'ye yazacağına gelsin mis gibi juliet'in yanına. iki bilim aşkıyla yanan insan, ikisi de mülayim sessiz.
bu benim kendi uydurmam ama sanki 2-3 bölümdür biraz fazla gözümüze sokulan, sawyer'in claire'e yakın ilgisi. çocuk var, charlie'de öldü yazık, diye düşünerek korumaya mı aldı sadece bilinmez ama miles uzaktan bakarken, bakma lan diye gelmesi falan biraz abartı gibi geldi bana.
--spoiler--
10. bölüm temposu düşük olduğu için pek beğenilmese de aslında çok fazla şey içeren bir bölümdü.
--spoiler--
hurley'ın kısacak konuşması çok fazla şey ifade ediyor bence. adadan kimsenin kurtulamadığından bahsediyor. ayrıca charlie, jack'in geleceğini söylemiş üzerine christian'ın da jack'i ziyaret edeceğini söylemiş. demek ki bunlar hayal değil, adada ölenlerin ruhu bizimkilerin yanına uğruyor. zaten bu kurtulma meselesi karışık, hiç kimseyi kurtarmaya niyeti olmayan askerlerin arasından nasıl kurtuldular bilinmez ama işler karışık.
keza askerler, bir tanesi yaralanmış diğerleri sapasağlam, black smoke güç mü kaybetti içeride otura otura. bu büyük ihtimalle saldırdı ama öldürmediden daha karmaşık bir olay.
jack'in claire ile kardeş olduğunu öğrendiğini anladık. bu arada claire yitti gitti, aaron'un kategil'lerde olduğunu düşünürsek daha da ortaya çıkmayacak, ne olduğunu bilemeyiz.
bence en kısa sürede atlanan ama en önemli noktalardan biri kate'in sawyer için birşeyler yapmaya çalışıyorum dediği yer. sawyer adada kalmış kendi seçimi ile, kate ne yapıyor olabilir? biriyle buluşuyordu, bu kişi bir dharma çalışanı falan mı, bizimkileri ziyaret eden kara adam mı? yoksa acaba ölenlerden biri mi, charlie veya christian gibi? ama ona söz verdim dediğinde, daha çok sawyer'in bir kızı mı oğlu mu ne vardı para bıraktığı, onunla ilgili olabilir, ona gidiyor olabilir diye aklıma gelmedi değil.
bu arada christian ada ile ne alaka diye düşündüm ama cesedi adada bir yere düştü sonuçta. belki ada onu kabul etmiştir o şekilde.
gelelim bölümün bence asıl konusuna, aaron. aaron'u claire'in büyütmesi gerektiği, kahin tarafından defalarca vurgulanmış hatta claire bebeği vermesin diye onu adaya düşecek bir uçağa bindirmişti. bu arada bu elemanın adayı nereden bildiği falan da ayrı bir sır ya neyse.
claire gidince jack ve kate çocuğa bakıyordu ama charlie öteden bir haber uçurdu ve onu siz büyütmeyin dedi. bu noktada anlıyoruz ki aaron çok kıymetli. bununla beraber, sen değil o büyütsün gibi birşey neden söylenir. claire, çok değişik nitelikli biri değil. bunun tek açıklaması çocuğun geleceğinin biliniyor olması ve farklı ebeveyn ile geleceğinin değişme ihtimali.
zaten zaman atlamalarına alışkın biz izleyiciler, burada ister istemez, aaron birinin çocukluğu mu düşüncesine kapılıyoruz ama ne tip ne isim itibari ile buna yakın biri gözükmüyor. biraz uçarsam aklıma gelen şey, aaron musa'nın kardeşiydi, büyününce de bir peygamberinin ismi mi verildi acaba kendisine, jacob gibi, yok biraz fazla uçuk oldu bu. zaten miles'in devamlı olarak uzun uzun baktığı kişinin claire değil, aaron olduğunu düşünüyorum. hissediyor adam birşey.
valla bu son edit(4ncü) : jack'in cıbıl dolandığı sahneleri dondurunca, apandisit bölgesinin üzerinde hafif bir çizgi görüyoruz. bu devamlılık dikkatinden dolayı bir alkış diziye.
yemin bozan edit: şu anda ne gereksiz sahne diye izlediğim duman dedektörünün ötme sahnesinin gayet önemli olduğunu idrak ettim. duman dedektörü? black smoke? o zaman ilk dediğim charlie'nin falan gerçek olması teorisi patlar. duman, dünyada da geziyor. anaam ne karışık şey lan bu.
--spoiler--
sonuç olarak herşey yavaş yavaş rayına oturmaya başlamışken, aksiyonun bini bir parayken, 10. bölüm gelmiş ve uhuu daha neler var siz uyuyun demiştir bize. kesinlikle çok iyi bir bölümdür, kafadan 10-15 soru işareti bırakıp gitmiştir.
sözlük formatı gereği hakkındaki ilk cümlenin tanım içermesi zorunluluğundan dolayı her hafta saçmasapan bir tanım ile spoiler hadisesine daldığım dizi. dikkat, bu bir tanımdı. bu haftayıda öyle ya da böyle uyduruk bir tanımla atlattık diyor ve bol spoilerlar eşliğinde 4x09 hakkındaki yazılarıma geçiyorum efenim.*
--spoiler--
4x09 ile ne öğrendik önce ona bir göz atmak gerekir. her şeyden evvel sayid'in nasıl ben'in köpeği olduğuna şahit olduk. meğer bizim kara oğlan sayid'in feci halde böğrünü yakmışlar, kendisine hak veriyor ve zamanında kendisi için söylediğim tüm hakaretleri geri alıyorum efendim. godoş falan demiştim, yazık oldu tabi. seven gönülmüş meğer, yar acısı çekmiş oğlan.
sayid'in yar acısının yanında ben'in yüreğinin de evlat acısı çöktü üzerimize bu bölümde. bu açıdan ben'in zamanda yolculuk sonrası intikam ateşiyle widmore'a kızını öldüreceğini söylemesi de bu defa bizi yaktı. malum desmond ve penny aşkı dillere destan. yazık ki onların bu muazzam aşkları zamanla iki silah arasında kalacak gibi görünüyor. zati sevenler ne zaman kavuşmuşlardır ki ?*
bu arada söylemeden edemeyeceğim bölümün hemen başında ben'i yarı baygın bir halde görünce dedim ki adam dertten kendini çöllere vurdu. bildiğin bahtsız bedevi halleri yani. tabi devamında bunun zamanda yolculuk olduğu ve ben'in ne denli sağlam bir adam olduğu ortaya çıkıyor. işe birden fazla dil bilmesini hiç hesaba katmıyorum bile. o nasıl bir tek tabanca olma durumudur. çatur çutur milleti harcadı hemde tek başına. bir ara havada uçan tekme falan beklemedim değil hani. bizlere istediği zaman nasılda tehlikeli biri olabileceğini göstermiştir böylece. adam cidden normal değil. meğer black smoke adamın evcil hayvanıymış haberimiz yok. gel deyince gelen, git deyince giden bir kara duman her eve lazım tabi.*
ya o değilde bir para derdi insanları nasılda yaratığa dönüştürüyor görüyoruz. charles amcamızın ben ile olan şu iki kuruşluk toprak derdine düşmesini anlamadım gitti. nedir ulan, insanlıktan çıktınız be. attınız masum insanları bir adaya, ordan oraya koşturdunuz lan. yazık değil mi he söyleyin. ondan sonra aaron'dan millete hayırlı bi velet olmasını bekleyin. tamam henüz bilinci açık değil lakin ruh bu kardeşim. sezmedi mi sanıyosunuz çocuğu. ölen insanları lafa hiç katmıyorum bile. azıcık insan olun olm, widmore lafım sana. adam ol.
imza: cep herkülü *
--spoiler--
kara duman gözükür belki bir daha gelmez dağlarda salınır da derdimi bilmez... öhüm öhüm... pardon, kara duman teranesi uzun bölümler sonra tekrar karşımıza çıktıktan sonra yine jack abinin babası vs. gibi halisüle, halüsü, halisi, halii, * halüsinasyonlar tekrardan baş göstermiş dizidir...
yalnız anlamadığım, bu zıkkımı benjamin serbest bıraktı tamam da, geri nasıl gidiyor bu yerine? nedir yani?
artık suyu yavaş yavaş çıkmak üzere olan dizidir kendisi. ilk başlarda çok iyiydi ama 4 sezon oldu sanki hala aynı yerde dolanıp duruyorlarmış hissi veriyor insana. şifreleri hala çözmeye çalışıyorsun çözemiyorsun kardeşim.
kara dumanın benjamin linus un kontrolünde olduğunu gördük. benjamin kızını öldürenlerinlerin üstüne kara dumanı yollayıp işlerini bitirdi. dizide sürekli öne sürülen metafizik olayların mantıkla ve bilimle açıklanmaya başladığı bir bölüm daha yayınlandı. bence kara duman bir cihazın kontrolünde geçmiş bölümlerde bu yüzden ölenlerin benjamin in emriyle öldüğü belli oldu eko ve pilot benjamin tarafından tehlikeli kabul edildi ve öldürüldüler.
benjamin in sayid i nasıl kandırdığı ortaya çıktı. sayid in karısı öldürüldü ve bu işin arkasında benjamin var suçu widmore ve adamlarına atarak kızının intikamı için sayid i kullanacak.
dizideki zaman atlaması , kara duman , jacop vb şeyler bence hep bilimsel deneylerin sonucu ortaya çıkmıştır. bunların arkasında metafizik aramaya gerek yok bu şekilde düşünmemize neden olan şey senaristlerin uyanıklığıdır.
--spoiler--
4. sezon 9. bölüm ile yine akılları başlardan almış, siyah duman gizeminin çözülmesinde önemli bir adım atmış, tarihler ve gemidekiler hakkında soru işaretleri oluşturmuş, benjamin linus kişisinin türkçe de bildiğini bizlere göstermiş, aşmış dizidir.
"üzerine söylenecek pek bir şey kalmadı" diyecektim ki denilmeyen şeyleri fark ettim.
--spoiler--
efendim bizim widmore'da, benjamin de öldürülemez. michael gibi. "ada izin vermez" demişti ben'in gey ajanı. bilinemeyecek şeyler de var; "her şeyi bana borçlusun" diyen charles belki de gerçekten bunu kastediyordu. charles widmore'un zenginliği ölümsüzlüğüyle alakasız olabilir. belki de widmore daha sonradan dharma'ya ön ayak oldu fakat yolun başında beraber olduğu jacob ve onun yeni tayfası (ben, richard, vs.) işleri değiştirdi...
burada widmore'un jack'in ve desmond'un düştüğü depresyonla / alkoliklikle benzer bir halde olduğunu da hatırlatmak lazım.
--spoiler--
belki de başından yani 4 sezondur izlediğimiz en güzel bölümle gerçekten dizi kalitelerini sorgulamamızı sağlamıştır sezon 4 bölüm 9 ile...
--spoiler--
sawyer büyük bir kahramanlık örneğiyle claire' yi kurtardı ya helal olsun gerçekten...
bir de o kate denen hatun bak akıllı ol öyle büstiyerinin kollarını çıkarıp jack' i falan tahrik etmeye çalıştığının farkındayız...jack' e bu şartlar altında sağduyu diliyoruz.
ben'in de nasıl bir taktisyen *olduğunu, sayid'i nasıl emrine aldığını anlayarak saygı duymaya başlıyoruz *...
sanki ben ile charlie widmore bilgisayar oyunu oynuyorlar,aralarındaki muhabbet o kadar iğrençken, nasıl o kadar da soğukkanlılar?...* ve dharma initiative'nin patronu charlie widmo*hiçbir şey kesin değil ki kodumun dizisinde *
--spoiler--
--spoiler--
nedense genel kanının aksine black smoke ile benjamin'in direkt bir ilgisi bulunmadığı kanaatindeyim. benjamin, black smoke'un ne işe yaradığını biliyor ama ne olduğunu veya nasıl kontrol edildiğini bilmiyor bence. benim aklım eve döndüğünde üstünün başının batmış olmasına takıldı. bana kalırsa her nereye gittiyse, orada bir şekilde zaman atlaması gerçekleştirdi. kurallar değişti diyerek bunu yapması akla soru işaretleri getirdi. black smoke daha önce de takılıyordu, ama benjamin gaza gelince çıktı ortaya. benjamin'in uçak ahalisine bir garezi yoktur ki daha geldikleri gibi üzerlerine salsın dumanı.
neyse, bana kalırsa benjamin bir zaman atlaması yaptı ve burada askerlerin geçmişiyle ilgili birşeyi değiştirdi, her ne yaptıysa bu onu baya uğraştırmış olmalı. akabinden black smoke kendiliğinden ortaya çıkarak aslında orada olmaması gereken adamları oradan aldı. bu bağlamda düşününce black smoke'un diğer öldürdüklerinin de aynı şekilde, ölmüş olması gereken ama her nasılsa yaşamayı becermiş insanlar olacağını düşünüyorum.
bir de doktor olayı var. roket deneyi ile daniel, ada ve dışarısı arasında kısa bir süre zaman farkı olduğunu farketmişti. zannederim, buradaki fark sanılandan fazla. daniel sadece dakikaya bakarak yaptı bu işlemi. aradan günler, aylar hatta yıllar geçmiş olabilir. ama sanırım birkaç hafta falan. aslında daniel adam gibi sorsa bir orada hangi gün, hangi ay saat kaç diye.
ayrıca sayid'in neden benjamin'in tetikçiliğini yaptığını da öğrendik bu bölümde. ama kafama takılan soru şu, benjamin, sayid'in penelope'yi tanıdığını biliyor mu? sayid'in bildiğim kadarı ile penelope hakkında bir fikri yoktu ama desmond ile gemiye çıktıktan sonra tanımış, öğrenmiş oldu. eğer benjamin'in bu durumdan haberi yoksa ve sayid'i penny'nin üzerine gönderirse işler karışabilir.
benjamin, tunus'a nasıl geldi sorusu feci bir muamma. sanki nerede olduğunu bilmiyordu ama otelde yeri de hazırdı. ayrıca hangi tarihte olduğunu tam bilmediği de açıktı. daha doğrusu bir tahmini vardı ama emin değildi gibi geldi bana. yani gelmek istediği zamandaydı ama yanlışlıkla geri dönme veya atlama yapma ihtimalinden korktu sanırım.
ayrıca, önce ırak'a gelmek istedi yanlışlıkla tunus'a gitti diye düşündüm ama üzerindeki kıyafet iki ülke için de uygun değildi. tamamen rastgele bir ışınlanma mı gerçekleşti acaba. ışınlanma olayının da benjamin'in tunus'a gittiği sırada üzerinde olan dharma istasyonu logosu ile ilgisi olduğunu okudum ama net bir bilgim yok.
jack ölmeyecek bunu biliyoruz. malum, flashforward'lar. aslında görmemiş olsaydık, acaba adadaki görevi bitti de ölüyor mu diye düşünebilirdik. görevi milleti adadan çıkartmaktı ve daniel'in hayır sizi götürmeyeceğiz cevabı ile bu görev başarısızlık olarak sonuçlandı gibi düşünürdüm ben olsam. ama ileriyi biliyoruz o yüzden korku yok.
miles'in claire'ye ettiği emin olma lafı belki öylesineydi ama ileride claire'in bebeğine kate'in baktığını düşünürsek, acaba sorusu da çakmadı değil zihnimizde.
jacob diye yola koyuldu bizimkiler hadi hayırlısı diyoruz onlara da.
bir türlü ölmeyen rus eleman ve diğer others tayfası sanırım tapınak denilen yerdeler. sadece others tarafından biliniyor yeri gibi birşey demişti benjamin, orada o kadar gizli ne var ki, locke'u falan götürmüyor oraya.
lost biter, soruları bitmez.
--spoiler--
soru işaretlerini katlamış dizidir.
--spoiler--
bir çok kişi black smoke olayının çözüldüğüne inanmış ama, biraz dikkat edilirse aslında daha beter karıştırmış oldular. black smoke'un aslında ben'in evcil hayvanı olmadığı da olasılıklar arasındadır.
şöyle ki ; 3. sezon finalinde, benjamin "abi yalvarırım arama gemiyi" diye gidip jack tarafından ağzı burnu düzeltilene kadar evine gidip üstlerine dumanı da salabilirdi, böylece telefonu ellerinden alabilirdi.
bu durumda bir kaç şey söylenebilir:
- black smoke kontrol edilemez bir varlık olabilir. tasmasını çıkardın mı önüne geleni haşlıyordur.
- black smoke adanın her yerine gidemeyip sadece belli alanlar içerisinde dolaşıyor olabilir. nitekim kendilerini mağaraların orda veya sahilde falan hiç görmedik.
- birden fazla black smoke olup, biri benjamin'in diğeri başka birinin veya kendi başına gezinen bir şey olabilir. bunlar birbirini engelliyor da olabilir.
tabii ki benjamin "kurallar" diye bahsedilen dalgadan dolayı black smoke'u yollamamış da olabilir. (hatırlatma için toliveistodie'ye teşekkürler)
ama benjamin'in o alttaki gizli odaya girdikten sonra simsiyah kir içinde çıkması bana "cerberus vent" olayını anımsatmadı değil. hani şu the swan adlı mekanda radzinsky'nin duvara yaptığı haritada adı geçen mekan. bunun kara dumanın yer altındaki tünellerini belirtmek için yazıldığı söylenmişti. black smoke'u daha evvel yerin altından çıkarken, locke'u yerin altındaki bir tünele çekmeye çalışırken de gördük. benjamin harbiden buraya girdiyse "şş koçum uyan bakim" gibisinden bir şeyler yaptıysa vay halimize.
ayrıca ben sahra çölüne düştüğünde üzerinde bulunan parka ve oradaki bedevilerin konuşmaları da çok şey açıklıyor. lostpedia'da yazıldığına göre bedeviler ben'i bulduklarında "hiç ayak izi yok" gibisinden bir şeyler söylüyorlar. bu da zaten aklımıza gelen zaman yolculuğu olasılığını kesinleştiriyor gibi. ayrıca benjamin'in üzerindeki parka da muhtemelen the orchid olan yeni dharma istasyonumuzdan alınmış olacak. parkanın üzerindeki "halliwax" yazısı oldukça düşündürücüydü. zira hatırlarsanız the orchid'in orientation filminde marvin candle adlı doktorumuz kendisini edgar halliwax diye tanıtıyordu ve kendisinin bir kolu protezdi. benjamin'in de uyandığında kolundaki yara ile bir bağlantı kurulabilir diye düşünüyorum.
daha çok şey çıkarılabilir bu bölümden. soru işaretleri ne kadar fazla olsa da, bol miktarda ipucu da içermiyor değildi. harika bir bölüm izledik vesselam.