halen daha s4e3. bölümü izleyememiş bünyemi kıvrandıran dizidir. her gün beni sınamakta ve art arda şu cümleleri söyletmektedir;
"spoylerleri* okumayacağım,
bir üst entryde de var ama hayır!
hayır okumayacağım,
dayanacağım" **
paralel evrenler mevzusunun işlendiği aşikardır artık. bir evrende uçak adaya düşüyor işte bizim gençlerin adadaki hayatları gelişiyor. bir evrende uçak okyanusa çakılıyor, kurtulan yok. üçüncüsünde adaya düşülüyor fakat sonra kurtuluyorlar. zaten flash forward diye bahsettiğimiz mevzu burda başlıyor. sayid'in tetikçiliği öteki hayatında. ihtimaller başka ya o sebepten diyorum. bir de "ben"in sayid'in kurşununu çıkarması olayı var ki bu da tezimi güçlendiriyor. ben çünkü adada tıp namına bir atraksiyon yapmışlığı yok hatta ve hatta jack'e ameliyat için yalvarıyor...
4. sezon itibariyle önüne sürekli yeni sorular çıkan bünyenin artık isyan ettiği ve artık sorularıma cevap almak istiyorum dediği dizidir. ayrıca her sezon bir öncekini aratıyor mu ne ?!
--spoiler--
4x03 the economist'i de izledik hamd olsun. bu bölüm, faraday'in yaptığı zottirik deneyle genel izleyici kitlesini yakalamaya çalısa da, bambaşka bir insan olan şahsım ve pet'im üzerinde herhangi bir etki bırakmadı. zira son deneyimde lisede sabun yapmaya kalkışmış, tarhana çorbasından az daha hallice bir karışıma ulaşmıştım.
neyse,
bence en kayda değer olay; sayid'in benjamin linus tarafından angaje edildiğinin gösterilmesi oldu. oceanic 6'den biri olduğunu da anladığımız sayid "the torturer" jarrah efendi, meğersem ben'in arkadaşı, dostu, adamı, tetikçisi olmuş, bir yandan mala vururken bir yandan da kah golf sahasında kah da tenha bir otel odasında olmak üzere cinayetler işlemiş, eli kanlı bir katil zanlısı konumuna düşmüştü.
zaten oldum olası, o tiple adanın en çıtır hatununu(shannon) nasıl yatağa attığını sorgulamış, içten içe de gıcık olmuştum. hayır elsa'da hiç fena bir hatun değildi. işin etik olmayan kısmı; hem hatunla halvet ol, ondan sonra da utanmadan öldür. yakışıyor mu lan?
bir diğer muazzam ibne de hugo. vallahi şahane bir totoroş. en kral aktörlere taş çıkarak bir oyunla sayid'i ve dümbeleklikte sınır tanımayan kate "the siyah don is good"u kekliyor, miles'ın ananı en kısa zamanda laciverte boyayacağım bakışlarına maruz kalıyordu. tabi fırsat bu fırsat diyen sawyer çilli'yi odada kıstırıyor, kah parmak atmak, kah da nuri alço bakışı fırlatmak suretiyle taciz ediyor, james ford'un gerçek hayatından kesitler sunuyordu.
daha sonra sahne değişiyor, miles "the ghost buster" locke'ın böbreksiz bedenine teslim edilirken arkeolog hatun jack'in romantik kollarına atıyordu kendisini.
desmond denen dallamanın, sayid ve ayyaş pilot'la gemiye gittiği sahne, lost yapımcıları ve senaristlerinin bir sonraki haftaya kadar çıldırın sizi koduumun ibişleri nidaları eşliğinde ekrana yansıyor, önümüzdeki haftaya kadar ada dışında olan biz faniler için ölmeme savaşı tekrar başlıyordu.
--spoiler--
bir dahaki lost analizine kadar;
esen kalın efenim.
s4e3 ile bu defa kafada yeni sorular üretmekten çok açıklayıcı olmayı seçmiş dizi. bundan sonra yazacaklarım fena halde spoiler içermektedir. bilginize sunulur. ondan sonra vay efendim bilmiyordum, vay efendim görmedim demeyiniz, rica ederim.
--spoiler--
sezonun 3. bölümü the economist ile öğrendiğimiz en kesin bilgi şudur. şu oceanic six işine şimdi bir de sayid katılmıştır. bunu biliyoruz lakin bunun yanında şunu da biliyoruz sayid ben'in bildiğin köpeği olmuştur. anlaşıldığı üzere ben'in bir listesi mevcuttur sayid de o listeyi maşallah pek bir güzel temizlemektedir. gerçi bölümün sonunda sayid'in bunu arkadaşları için yaptığı gözümüze gözümüze sokulmuştur o ayrı.
gelelim şu zeka küpü faraday'in deneyine. bu da bence dizideki gayet iyi açıklayıcılardan biridir. deneye göre adada zaman kayması olduğu böylece ispat edilmiştir.
takıldığım bir noktada şu bilezik hikayesidir. hem naomi'de hemde elsa'da olması onların aynı örgüt içerisinde çalışıyor olmaları ihtimalini yükseltiyor. ayrıca bana öyle geliyor ki bu elsa'nın patronu çok tanıdık bir isim olabilir, henüz bilmiyoruz.
şimdi gelelim asıl meseleye...sayid lafım sana. çok değişmişsin, evet bir topaçlık mevzu bahis. yapılan flashforwardda bunu görüyoruz. saçlar falan hoş tabi. lakin çapkınlıkta ne sawyer ne jack yanına yaklaşamaz artık onu öğrendik. tabi tüm bunların dışında sahip olduğun göbek olayı bozuyor. hoşsun dedik, aksanda yerinde lakin o göbek eriyecek sayid ona göre.
gelelim yılın döneği hurley'e. hugo şimdide lafım sana. biliyoruz ki adanın olumlu ya da olumsuz etkileri mevzu bahis. sanada olumsuzu çarpmış onu öğrendik, kınıyorum seni. ayrıca şiştin şiştin nereye kadar, sayid'e dedim ama lafım sana da. kızım sana söylüyorum gelinim sen anla hesabı. *
--spoiler--
herkesin lost lost diye tutturduğu, benimse bir kere bile merak edip izlemediğim hededir..ayrıca çokmu şey kaçırıyorum acaba diye çelişkiye düşüren olaydır. *
edit: çok büyük olasılıklada lost müptelası yazarların bu entrye kötü oy verecekleri olaydır.
nerden baksan on yıldır kitaplıkta duran kitabın, yan tarafında büyük puntolarla "105 T" * yazdığını görmekle birlikte irkilmeme sebep olmuştur.. kitabı açıp incelediğiimde ise kitabın; "kolay sütlü tatlılar" yemek kitabı olduğunu gördüm ve daha da ürperdim. şimdi konuyu aydınlatması için ömer çelakıla bağlanıyoruz.
izledigim gune lanet ettigim, allah lost'u bulanlardan en az ucunun cezasini versin dedigim dizi. kim ne derse desin, dizinin ortaya cikis hikayesi kesinlikle "issiz bi adaya dussen yanina alacagin 3 sey ne olurdu?" geyigidir. degilse de ben kendimi buna feci sekilde inandirmis vaziyetteyim. ayrica hic durmadan soyluyorum, eger o rakamlari bi yere baglayamazlarsa ve eger o dizi hurley'in sonunda kicinin acik kalmasi itibariyle gordugu ruyalar butunuyse, lostu bulani dovcem, onu dovmemi engelleyeni de dovcem, sonra lostu bulani bi daha dovcem.
bu kadar da kararliyim bu konuda.
--spoiler--
sneak peakteki müzik (hani hurleyin açtığı) dizide değişmiştir efenim. Niye böyle oldu niye yaptılar bilen beri gelsin.
sneak peakte satan's doom,
bölümde xanadu çalıyor.
--spoiler--
Adanın türbülans bölgesinde olduğundan şüphelenmekteyim. Yoksa nasıl gelecek dokuzyüzdoksandokuz tane insan bir araya diye kafa yormaktayım.Ada madurlarını toplasak biraraya Lost Kayıp insanlar Cumhuriyeti kurulacak nitekim.
gün geçmiyor ki yeni yeni sorular eklenmesin dizisi.
--spoiler--
ocenanic six dedik, bir de başımıza kazadan sağ çıkan 8 kişi çıktı. bu jack'in uydurduğu bir hikaye tamam ama niye sekiz, diğer üçüne ne oldu dediler?
locke manyak mısın hem soru soruyorsun hem adamın ağzına bomba tıkıyorsun..miles ayrı manyak 3.2 milyon dolar ne lan it..benim de aklıma benjamin'in sorduğunun aynısı geldi.. o küsürat nedir? *
aaron, uzun zaman sonra bize tek ipucu. flashforward'larda olanların ne zaman olduğuna dair bir fikir yürütmemizi sağlar. tahminen aradan 2 yıl geçmiş gibi bir izlenim edindim. görünüşe göre claire adada kalacak bebeği ise kate götürecek.
sayid ve desmond gibi iki sevdiğim karakteri havada kaybeden senaristlere ben ne diyeyim.. zamanda geri mi gittiler, kaydılar mı döndüler mi nedir? derhal açıklama istiyorum..
yazarın kendisiyle dalga geçtiği edit: ilk cümlede görülebilir ki; 8'den 6'yı çıkarıp 3 bulan bir adam bu sözlükte yazarlık yapıyor. ona göre..
--spoiler--
içinde bariz çekim ekibi hatası bulunan dizidir.
--spoiler--
milyonların izlediği, konuştuğu bu büyük yapımda emeği geçen bir insan da tavla sahnesinde uyarıp, arkadaşım yanlış diziyorsun taşları dese de bende kurtulsam dedirten dizidir. bunlar ona da bir bahane bulurlar yakında. zamanda kayma olunca haliyle taşlarda da bir kayma oldu gibisinden.
--spoiler--
dikkat.. işbu entry gelecek bölümlerle ilgili bilgi içerir.
ama hiçbiri için %100 demiyorum, sonra hani böyle olmadı diye gelmeyin. *
--hayvani spoiler içerir--
bundan sonra hali hazırda 4 bölümümüz daha var, senarist grevi sona erdiği için sanırım kalanı yetişecektir. ancak yapımcılar, bu 8 bölümü bir nevi mini sezon olarak düşündükleri için 8. bölüme doğru büyük bir heyecan fırtınası bizi bekliyor olacak.
bölümlerden önce oceanic six büyük ihtimalle, sun ve jin'i de içeriyor. bölüm akışı bunu anlatıyor gibi, aaron oldu 5. ikisi birden olamaz derseniz, aaron'un oceanic yolcusu olmadığı için bu altılıdan sayılmadığını iddia edebilirim.
5. bölümde desmond'ın geçmişine dönüp hakkında daha fazla şey öğreneceğiz. bu bölümde kesişmeler sürecek ve michael faraday ile desmond'u beraber göreceğiz ama tanışmıyorlar heralde. ayrıca widmore ile ilgili yeni hadiseler göreceğiz.
6. bölümde juliet'in ada hayatını izleyeceğiz. malum en son adaya gelişini içeren bir flashback izlemiştik. bu defa ada hayatını, goodwin ile olan ilişkisini,goodwin öldüğü zaman verdiği tepkileri göreceğiz. hem goodwin'in hem ethan'ın hem de tom'un bu bölümde rolü olacağı söyleniyor. bir dedikodu da, bu bölümün jack ve juliet'in öpüşmesini içereceği. hayırlısı olsun.
gelelim 7. bölüme, 7.bölüm jin/sun temalı bir bölüm olup bolca salya sümük içerecekmiş. kesin konuşmayayım ama bir flashforward ile yeni bir cenazeye tanık olabiliriz, veya bir flashback ile bilmediğimiz yeni bir sır öğrenebiliriz. ama çok üzüntülü olacakmış. juliet'i oynayan ablamız, bu bölümün senaryosunu okurken hüngür hüngür ağlamış. hurley'in oynayan abimiz ise bizi iyice delirtecek şu açıklamayı yapmış; pek çok sürpriz bölüm finali gördüm ama bu bölümdeki kadar şok edici bir final hiç görmemiştim.
8. bölüm bir nevi mini-sezon-finali. yapımcılar, şerefsizliğini dibine vuruyorlar ve şöyle diyorlar; 7.bölümün sonu hakkındaki söylentiler sizi heyecanlandırdıysa, 8. bölümün sonunu görene dek bekleyin. evet bu bölüm için şunu desek yeter heralde, bölüm michael merkezli olacak ve michael geri dönecek!! bu geri dönüşün çok sağlam olacağı söyleniyor. bu bölüm öyle gıcık öyle heyecanlı bir yerde bitecekmiş ki, izleyiciyi şimdiden uyaralım diyorlar.
--hayvani spoiler içerir--
yani anlayacağınız bunlar bizle dalga geçiyorlar. ancak pek çok önemli sorunun yanıtının 8. bölümden itibaren verilmeye başlanacağı söyleniyor. tabii yersek...
bebek aaron kate ve sawyer'in cocugu degildir. Adadan hep birlikte kurtulurken buyuk bir ihtimalle claire'in basina jack yuzunden birsey gelmis ve kate de bebegi korumustur. daha sonra da bebegin kendinden oldugunu soyleyip annelik rolunu ustulenmistir. jack'in bebegi gormemek istememesi vicdan azabindan olabilir. hatta gecen sezonun tabuttaki kim tartismalari zamanina geri donersek claire bile olabilir.
4. sezonun 4. bölümü ile beni kendisinden soğutmuş dizidir. harun'un birden kate elinde bitmesi biraz can sıkmıştır. sanırım bütün bu olaylar jack salağının kate'e olan aşkından dolayı gerçekleşmiştir. olay tam olarak şöyle gerçekleşecektir adadan kurtulan 6 kişi yolda jack'in doldurmasıyla bir plan yaptılar ve kate'in hepiciğinin hayatını kurtardığı yalanını sıktılar çünkü böylelikle kate kurtulacaktı. eğer bu dizi böyle bir sona bağlanırsa damon lindelof ve curlten cuse oğlum ölümünüz benim elimden olacak ona göre.
--spoiler--
beach kısmında takılanların nasıl bu kadar soğukkanlı olduklarını anlayamadığım dizidir. son 2 bölüm itibariyle adaya helikopter inmiştir fakat hiçbirinde en ufak bir heyecan, en ufak bir "abi beni de al yanına beni de götür" şeklinde bir izdiham olmamıştır.hepsi "nasolsa kurtulcaz yeaaa" şeklinde bir tavır içerilerindedir. bir kısım tamamen jackten kopmuşken bunlar hiç kıllanmamaktadır, sun hanımefendi çocuğunu doğurcak yer düşünmektedir. ama noldu şimdi? sayid'ten haber yok, demekki neymiş, öyle herkese güvenip tek başına adamı yollamıycan el gemilerine.
--spoiler--
--spoiler--
4x04'de senaristler bizi kate'e odaklamışken en önemli gelişmeyi es geçmemizi istemiştir. gemidekiler helikopterin gemiye hiç gelmediğini belirtmişlerdir. helikopter ya düşmüştür ya da ikinci sezonda desmond'ın başaramadığı gibi dönüp dolaşıp tekrar adaya geleceklerdir. promo felan izlemediğim için tahmin yürütürsek 4x05 desmond ve sayid e odaklı olacaktır. ya da senaristler bizi çatlatmak için 2-3 bölüm helikopterden bahsetmeyip hugo, claire, rose, bernard, jin gibi karakterlerle oyalayacaklardır.
--spoiler--
aaron aslında john locke ve jack'in oğludur. claire de taşıyıcı annedir. bir de ben hala faraday'da bir ipnelik var diyorum arkadaş, o nasıl bakışlardır etrafa. bu dizide çok gördük masum bilim sevdalılarını hey yavrum hey!