uzun zamandır izlemem kardeşim öyle herkesin izlediği diziyi, giymem giydiği giysiyi, dinlemem dinlediği müziği dememe rağmen bugün itibariyle bi bakayım şuna deyip 8 bölümünü bitirdiğim bir numara yabancı dizi. tek kelime ile helal olsun. (bkz: gavur yapıyor abi)
s4e2'de yana yana desmond birader'den bir hareket bekledigim; yinede bi$ey goremedigim dizi. yahu nereye kayboldu bu adam?
--spoiler--
iyi de bu gemi murettebati nasil sahip desmond'un fotografina? hani naomi geliyordu, kitapla, fotografla falan? aklima bir tek dharma giri$imin son uyesiyle 3 yil kadar birlikte kaldigi icin demek geliyor ama o da sacma geliyor cunku o adamda oldu, nasil ulastirsin desmond'un fotografini.
--spoiler--
sezon 4 ve 2. bölüm itibariyle yeniden izleyenleri "noluyoruz?" sorusuyla başbaşa bırakmış dizi.
--spoiler--
s4e2'de izlediğimiz kadarıyla mevzu ben 'dir. adaya yeni gelen ekibin derdinin ben olması bunu açıklar nitelikte. ayrıca ekibe yeni gelen miles straume adlı karakterin ruh kovma, ölülerle konuşabilme beceresi diziyi iyice metafizik bir boyuta doğru çekmektedir. en başından beri tüm olanların sonunda mantıklı bir şekilde çözüme kavuşacağını düşünen ben sanırım artık bu mevzuda ümidimi kaybediyorum.
ayrıca hurley gözümden kaçmadı, bu sezon vücudu daha da bir geliştirip yarım dünya formuna sokmuş.
--spoiler--
4. sezon 3. bölüm itibariyle oceanic six'in 4. üyesini de görmüş olduk. Kate, jack ve hurley den sonra sayid jarrah'ın da flashforwardını izledik bu bölümde. Ayrıca golf sahasında, atış için iddiaya girdiği tanımadığı adamın adını bilip sonradan vurması da ayrı bir şok oldu biz izleyenler için. Bu arada Sayid'in adadan kurtulduktan sonra tam bir çapkın olması da gözlerden kaçmadı doğrusu. ** buram buram karizma kokan bir insan olmuş yahu gerek flashforwardlar gerek flashbackler olsun.
son Flashforwardın son dakikaları ise izleyen herkesi şok edecek nitelikte. ***
tahminimce sayidin bu insanlari oldurmesinin sebebi,adadan kurtulmu$ olan oceanic six'in ya$amasi icindir.adadan cikan bu insanlar dharma tarafindan oldurulmek istendigi icin sayiddharmayla ili$kisi olan bagi olan,ben'in sectigi ki$ileri olduruyor.boylelikle kendisini ve arkada$larini kurtariyor.
--spoiler--
tanım: flashbacklerle ve flashforwardlarla iyice garipleşmiş dizi. diğer sezonların dvdlerini çıkarıp bazı bölümleri tekrar izlememe sebebiyet veriyor.
--spoiler--
sanırsam sayid tükürdüğünü yaladı;
sayid: bene inanmam demek ruhumu satmak demektir
yine sayid:ben şimdi söyle bakalımmmm kimi öldürecemmmm
harika bir bölüm daha izlettirdiler bize. bu adamları bana bu heyecanı yaşattıkları için teşşekkür ediyorum. sadece diziyi izleyip vay beaa ne bölümdü diyerek kapatmıyoruz bilgisayarımızı. bölüm hakkında düşünüyoruz, yorumları okuyoruz, kafa patlatıp kendimizce cevaplar bulmaya çalışıyor, senaryolar üretiyoruz. bu kadar harika bir dizi birdaha gelirmi şu tv denen alete biliyorum. biliyorum ki gelmez, ama keşke gelse. ve işte son bölümden bir kaç soru işareti..
--spoiler 4.03--
arkadaşlar, fizikçi dan'in baktığı şeylerin kronometre olmadığı açıkça belli. şundan dolayı: 1. si daniel roketin yollanmasını isterken herhangi bir kronometre çalıştırmıyor. 2. si burda 2.45 ve 3.16'dan sözediyoruz ki roketin gelmesi bu kadar uzun sürmedi. o yüzden bunlar bence birer saat. ancak 31 dakika ileride olduğumuzu düşündüren ne? belkide 24 saat 31 dakika belki 108 yıl 15 gün 31 dakika ileride belkide 23 saat 29 dakika geride o saat. çünkü üzerinde ne bir tarih var nede bir pm-am işareti.
ayrıca daniel roketin gelmesini beklerken yerinden bile kıpırdamıyor. ulen roket geliyor bir kenarı çekileyim demiyor. eğer roket tam vaktinde oraya gelseydi dan'in kafasını parçalama olasılığı çok yüksekti. buraya dikkat etmek lazım.
ayrıca sayid, golf saasındaki adamı öldürmeden önce nerden para kazandığıyla ilgili olarak: "büyük bir anlaşma sayesinde mal alıyordum" diyor. ardından uçak kazası olduğunuda söylüyor. yani bu dümenin suyu sadece ben'den gelmiyor. uçak şirketiylede bir anlaşma yapmış ve cebine sağlam bir para geliyor. peki bu anlaşmada sayidin yapmaması gereken şey ne? adadakilerden bahsetmemek olabilir mi? çünkü hurley, analucia'dan bahsetmemişti..
ayrıca sayid'in, ben'in gizli odasını bulmadan önce kitaplığa baktığı sırada, holy qur'an gözümüze sokuluyor. bu sadece sayid'in müslüman olmasından dolayı mı acaba?
bir de şu kafama takıldı çözemedim. sawyer ve kate, ben'in yatak odasında konuşurlarken arkada bir çerçeve içinde büüyük bir resim var. sanki bir ada ve o ada bir dairenn içine alınmış. çevresindede sanki iskeleler var ve bu iskelerin etrafı tekne kaynıyor gibi geldi. görüntü hd olmadığından çok net yakalayamıyorum. net olan biri varsa bu sahneyi fotoğraflayıp koyarsa sevinirim.
--spoiler--
--spoiler--
jack ve helikopte pilotu konuşuyor ve red sox'dan bahsediyorlar. jack maç izlemeyeli 100 gün olduğuna inanamıyorum felan diyor. sizce bu diyalog öylesine koyulmuş bir diyalog muydu? bana pilot bu soruyu farklı bir takım taraftarıyım diyerek geçiştiriyormuş gibi geldi. belki jack'in izlediği maç daha oynanmamıştır, belki oynanalı yıllar olmuştur.
--spoiler--
her bölümünü soluksuz izlediğim, orjinal dvd'lerine bir an evvel sahip olmak için kudurduğum, her bölümünü tekrar tekrar izlemekten asla bıkmadığım, dünyada şimdiye dek yapılmış en iyi dizi..