rezil bir finalle sonlanmıştır. sözüm sana jacob efendi. madem iş tıpa da bitiyordu daha önce açsaydın tıpayı locke ı öldürüp tekrar yerine taksaydın. Neyin peşindeydin olum sen? bir zamanlar dharma vardı fosillerde falan simgesi vardı ne oldu usta ona? Paraşütle erzak atılırdı hani? daha neler neler. olmadı diyorum başka birşey demiyorum. Beğenmediğim prison break bile lost a göre mükemmel bir final yapmıştır ona yanarım ben.
Biz finalde soruların cevabını beklerken yeni bir soru da ortaya çıkmış bulunmaktadır. Final bölümün de anlatılmak istenen nedir?
tüm soruları cevaplamadı, evet. zaten en önemli öğesiyle beraber yürüdü ışığa; 'gizemleriyle'
jack en güzel anlarını geçirdiği adada gözlerini ilk açtığı yere uzandı, gökyüzüne baktı.
uçağı gördü, içine arkadaşlarını, aşkını bindirdiği uçağı sağ salim gökyüzünde uçarken gördü...
kısacası;
jack gözlerini açtı, efsane başladı.
jack gözlerini kapattı. ve efsane sona erdi...
bize yaşattığın 6 sezonluk inanılmaz heyecan için teşekkürler lost.
son böümü olmamış dizidir. "bazılarının "yaa işte insanoğlu değil mi hiç bir şeyi beğenmez bunlar, bunlara dizi mizi yapmiicaan arkadaş yaaa" serzenişlerini haksız buluyorum.
biz insanoğlunun isteği güzel çalımlarla kaleye sokulan forvetin o topu kale çizgisinin arkasına bırakmasıydı. bu güzel hareketleri golle süsleseydin bizde alkışlasaydık nitekim gol atamayan forvetin hali ortada. (bkz: guiza)
ayrıca ayrıca bir dakika arkadaşım ben konuşuyorum, bana anlayacağım dilden konuşun lan, hayal gücü çözümlemesi mi yapacam ben bu yaşımda.
üniversitelerde tez konusu olması gereken dizidir.
--spoiler--
ortalıkta dolaşan abrams röportajı doğruysa kafalar daha da karışmıştır. adam, "ölmediler alternatif hayatta yaşamlarına devam ediyorlar" diyor. ulan jack'in babası nasıl canlandı o zaman? hem, jack ve babası değiller miydi birbirlerine; "biz öldük" diyen? ayrıca alternatif hayata nasıl geçtiler? adadan ayrılan uçaktakiler nereye gittiler? alternatif hayata gittilerse, orada 2 tane kate, 2 tane sawyer falan olması gerekmez mi? aklımı s.ktiniz ya!
--spoiler--
--spoiler--
herşeyi götünden anlayan bir millet olduğumuzdan mütevellit birçok yanılgıya sebep olmuş dizidir.
ha şimdi yazacağım şey doğru mudur bilmem ama dizinin sadece jack'in rüyasından ibaret olduğunu iddia edecek kadar aptallaşmadığımı da belirteyim. zira dizinin sonunda yukarıdan bir uçak geçiyordu ve bu uçak lapidusun kullandığı uçaktı.
gelelim benim anladıklarıma.
hatırlarsak 6. sezonda sanırım everybody loves hugo bölümünde hurley adada michael ile karşılaşıyordu. michael ölmüştü ve bize önemli bir bilgi verdi. adada duyulan fısıltılar ölmüş fakat ahirete gidememişlerin sesleriydi. yani boone, shannon, charlie vs.'nin sesleriydi. bunlar hayatlarındaki eksikliklerin farkındalardı ve bu eksiklikleri tamamlamadan öbür tarafa geçememişlerdi. örneğin shannon sayid'i, charlie claire'ı bekledi. araf diye adlandırabileceğimiz bu ortam da bizim paralel evren diye tanımladığımız yerden farklı bir yer değildi. dizimizin karakterleri vefat edene kadar da adada veya başka yerlerde yaşamlarını sürdürüyordu, yada ölmüşlerdi. mesela hugo yeni jacob oldu, ben richard'ın yerine geçti, kate ve sawyer kurtuldu vs. vs. sonra bunların hepsi ölünce arafta bir şekilde birbirlerini buldular ve hep birlikte öbür tarafa geçtiler. yani adada yaşananlar ve sonrası tamamen gerçekti.
ha çok mu güzel bitti, onu bilemem yoruma açıktır. bence iyi bile bağladılar çünkü epey sarpa sarmıştı. her şeyi bilimsellikle açıklayamayacakları açıktı ama iyi bir background hikayesi sundular ve ben tatmin oldum. tabi memnuniyetsiz türk seyircisi de 6 yıldır bilmem kaç saatini harcadığını saymakta. ulan sanki bu diziye harcamasan ne yapacaktın o saatlerde diyesi geliyor insanın. sadede gelirsek, güzel ve duygusal bir sonla bitti dizi. ha tabi açıklanmayan pek çok şey var ama olsun ana olayı kaptık o yeter. tabi ki bilimsel bir son çok daha güzel olabilirdi ama gerçekten yapımda emeği geçenleri tebrik etmek lazım, çünkü televizyon tarihinin en büyü yapımlarından biriydi lost.
--spoiler--
bulabiliğim en mantıklı açıklama;
--spoiler--
şimdi bu elemanların hepsi adaya düştüklerinde öldüler. oradan sonra yaşananlar elemanlarımızın cennete veya cehenneme gitmelerini belirleyecekti. siyah duman ölünce hepsi cennete gitmeyi garantilediler. bu durumda jackop azrail oluyor. ben in filan o kilise de olmaması ya onun kötü olduğu için cehenneme gidecek olması. bu yüzden lock'a seni kıskandım filan dedi.
--spoiler--
senaristlerin paçayı kurtarmak için finalden sonra da kanal kanal gezip "aslında şöyle oldu efendim" diyerekten iyice sıvadıkları dizidir.
yayınlanan programda dl-cc ikilisinin konuşmalarına ilişkin metin doğru ise açıkça maytap geçildiği kabul edilmiştir. şöyle ki metne göre; paralel evren uçak düşmeseydi nasıl bir hayatları olacağını gösteriyordu. yalandır efendim. uçağın düşmesinden evvel hurley bahtsız bedevinin önde gideni, sawyer cinayet işlemek için fellik fellik dolanan bir serseri mayın, kate azılı kaçak, jack babasıyla yaşadığı sorunlardan muzdarip bir mallık içinde hayatı tripten ibaret bir insanevladı, locke hayata 2-0 yenik devam eden bir daniel guiza, sun ve jin de her an birbirlerinin boğazını sıkabilecek kadar kendilerinden geçmiş birer yakuza savaşçısı, ben adada kitap kulübü toplantılarında entel dantel takılan ve bs içeri girmesin diye çit döşeten bir lider, claire karnı burnunda bir kızcağız, russo ormanda rambo misali dolanan ve 14 yıldır kurtarılmayı bekleyen bir kaçık, juliet adada ben'in zoruyla kalmak zorunda olan bir doktor, vs vs vs değil miydi?
o halde paralel evren dedikleri, "uçak düşmeseydi nasıl bir hayatları olurdu"yu gösteriyor değildir. bambaşka birşeydir. ısrarla savunuyorum ki bu dizi böyle bitmeyecekti, sadece ve sadece "bitirilmek" zorunda kalındıysa bu tarz bir saçmalıkla bitirilebilir. yakında kokusu çıkacaktır. ya da etinden sütünden yararlanmak adına bu şekilde bitirilmiş olabilir.
dvd'de bonus niyetine cevaplanmayan sorulara cevap verilecekmiş. bu baştan beri düşündükleri şeyse sadece lanet okunur bu adamlara. ama bir şekilde ve mutlaka bitirilmek zorunda kaldıysa şu güzelim dizi, resmen sopalıktırlar. lost, hep en iyi dizilerimiz arasında kalır, orası ayrı.
Simdi yazdigim entry'i tekrar okudugumda baya kendimi kaptirmis oldugumu goruyorum. Beklentiler elbette cok yuksekti, boyle 6 senelik hikayenin sonunda milletin el ele tutusup isiga yurumeleri gibi bir sonu bunyenin hazmetmesi gercekten zaman aliyor. Bunda yazarlarin herseyi bilimsel bir sekilde aciklayacagiz seklinde ki aciklamalarinin da etkisi cok buyuk. Uretilen onca teori, o kadar kafa patlatan insan boylesine bir dizinin sonunun bu kadar basitlestirilebilecegini elbet dusunemezdi. 'Adadakiler ölü, hersey bir ruyadan ibaret' teorisi yazarlar tarafindan inkar edildigi icin kimse boyle bir sonu beklemiyordu. Adadakiler ölü degildi, hersey gercek yasandi ama alt timeline denen evrenin yalan oldugu ortaya cikti. Aslinda dikkatli dusununce farkli bor son beklemiyorduk sanirim. O kadar gizemli, dogaüstü olaylarin yasandigi bir ada da, bilimsel aciklama beklemek salaklikti. Bu arada kimse uzerine alinmasin yani o benim salakligim.
evet bir alternative timeline olayi döndü durdu. Fena halde tongaya bastik, bastirildik neyse. Ada sakinlerinin kendi yarattikleri paralel evrende hic olmadiklari, hatta hic olamayacaklari bir insana donusturduler kendilerini en azindan ben oyle dusunuyorum soyle ki;
- Jack cocuklugu kendisini babasina kanitlamaya calisarak geciren, ilerleyen yaslarinda bu sebeple hep birseyleri yoluna koymaya, duzeltmeye calisan babasini sevmeyen birisi olarak cikti karsimiza kazadan once. Yarattigi dunyasinda babasindan cok farkli bir baba olmaya calisti ogluna. Oglunun Yeteneklerine gozunu kapamadi ve ona destek cikti hatta onunla gurur duydu.
- Sawyer hayati tamamen dalaveralarla dolu birisiydi fakat bir polis olarak cikti karsimiza birden paralel evrende. Kotuluklerin yaninda degil karsisinda yer aldi. Huzursuzluk yaratmaktan cok insanlara huzur guven vermeye calisti.
- Desmond inis ve cikislarla dolu bir hayat yasiyordu. Sevdigi kadinin babasinin gozune girebilmek icin herseyi goze almis birisiydi. Paralel evrende birden widmore'un calisani olarak cikti karsimiza. Amaci saygi gormekti, takdir edilmekti. Kendi dunyasinda o da bunu basardi.
- Sayid sevdigi kadini Nadia'yi koruyamadi. ölümüne seyirci kaldi gercek hayatta. kendi yarattigi dunyasinda belki nadia onun degildi, hic onun olmadi ama onu ve onun ailesini korumak adina herseyi yapti. bunun icin insan oldurmeyi bile goze aldi. belki yine bir katil oldu ama sevdiklerini korumak adina yapti bunu, baskalarinin cikarini gozetmek icin degil.
- Benjamin alex'i cok sevmesine ragmen buyuklugunden o hic yikilmayan goruntusunden ödün vermemek adina onun öldürülüsüne goz yumdu. Bundan hep pismanlik duydu adada yasadigi surece. Buna karsilik yarattigi dunyasinda alex'in mutlu olmasi icin elinden geleni yapti. Sirf alexi'i mutlu etmek adina bircok seyden vazgecti. Kendinden bir seyler feda ederken gocunmadi. Hem kendisi mutlu oldu, hem mutlu etti.
- Locke tekerlekli sandalyeye mahkum halinden hic hosnut degildi. babasi ezeli dusmani gibi birseydi. Insanlara guvenini kaybetmisti. Yarattigi dunyasinda babasini kendi sebep oldugu ucak kazasinda kaybettigi gunden beri sucluluk duygusuyla yasiyordu. Adada gozu hep daha fazlasini isteyen birisi iken, kendi dunyasinda halini kabullenen birisi profilini cizdi. Gercek hayatta babasindan hep nefret etmis birisi iken, paralel evrende tam aksine babasini sevdi.
Ha tabiki tamamen degisik bir hayat yasamadilar paralel evrende. Hala gercek hayatta yasadiklari seylerin etkisinde bir hayal dunyasinda buldular kendilerini fakat birseyleri degisik yasamak istedikleri acikca belliydi. Bu sebeple belki aciklayici yonu insanlari feci halde ac birakti ama Aduygusal yonunun tavan yaptigi gercegini kimse inkar edemez. jack rolunde matthew fox bence harika bir oyunculuk cikardi. Insan ahanda birseyler aciklayacaklar diye kafasinda binbir soruyla izleyince bu tur seyleri gozden kacirabiliyor fakat oyunculuk dersi verircesine butun oyuncular rollerini cok iyi oynadilar. Istersek oturalim aylarca, yillarca 'bu ne bicim son lan' vari entryleri buraya doseyelim ama lost bitmistir ve evet boyle bir sonla bitmistir. Artik bundan sonra butun tartismalar yersizdir. Bence bilimsel yaniydi, sorulardi cevaplardi hepsini bir yana birakin. evet zaman aliyor ama birakmaya calisin en azindan. Tamamen sakinlestikten sonra sakin kafayla son bolumu acin tekrar izleyin. Ve son olarak lost ne demisse onu yapmaya calisin. Yani let it go...
--spoiler--
Edit: Kate aaron'i sahiplendi diye yazmistim. Kate'in olayinda aaron felan yoktu elbette. Kate'in paralel evrende yine bir haltlar karistirmis halde polisten kactigini biliyoruz o kadar. Flashforward'lardan birisiyle karistirdik. Lost akil birakmadi adamda. Duzeltme icin miharbi'ye tesekkurler.
--spoiler--
off lost off. gene yaptın yapacağını ulan. bitişin bile dumur etti. akşam uykumu kaçırdın. sinir oldum. bütün arşivi silmek geldi içimden. 3-5 saatlik dumurluğun ardından aydınlandım. kafamda bir kıvılcım çaktı. "tabii yaa" dedim. bütün teorilerimi tabir-i caize "siktin attın" bi kenara. helal olsun. fakat uyanmak için geç kaldık.
halbuki 120 küsür bölüm boyunca siyahın üzerine beyaz lost yazısı düşmüştü onca zaman. sadece ama sadece tek bir bölümde beyazın üzerine siyah lost yazısı düştü. beyaz tabi ya. film klişelerinde diğer tarafı anlatmak adına kullanılan renk. sırlar dünyasından çok öğrenmiştik, beyazlar diğer taraf diye. o sıra anlamak gerekirdi paralel evren kısmının diğer taraf olduğunu. ama nasıl anlayacaksın ki? bu beyazın üstüne siyah lost yazısı nerede düştü diye sorarsanız hatırlayalım 5. sezonun final bölümü;
juliet bombayı taşla vurur, arkasından beyaza bürünür ortalık ve lost yazısı belirir. işte incecik bir ipucu. akabinde juliet, "it worked" dediğinde ikinci ince ipucu. tabi lost klasiği olarak son bölümü izlediğimizde herşeyi anladığımız diğer sezonlar boyuncada bu sezonda aynısı oldu.
sonunda anladık 6. sezonun olayını. ölen insanların mevzusuymuş. iş böyle olunca herşey yerine oturuyor.
tabi herşeyin yerine oturmadığı kısmında kalan sorulardan bazıları;
- jack'in arabası dizel miydi?
- hurley kemiksiz kaç kilo?
vb. gibisinden sorular.
tatmin olup olmama kısmı kişiden kişiye değişir. ne beklediğine bağlı. yapımcıları frengi vb. diğer dizilerden takip edip yaptıklarını görünce onların getirisi olarak farklı bir son beklemek doğal oluyor. benim fikrim olması gereken bu muydu? değil miydi? dediğimde. olur. bana uyar. şöyle bi süzgeçten geçirdikten sonra esasında olay buymuş. ee haliyle bu ise mevzu, çerçevesinde bakıldığında anca bu kadar olur.
dizide geçen sık cümleleri şimdi daha iyi anlıyor insan. "seçim senin" "olan oldu" cümlelerini. olan oldu yapabileceğimiz bişey yok. final bu arkadaş. tatmin olmayan komple tekrar izlediğinde fikri değişir. finalde jack ile babası arasında geçen konuşma gayet açıklayıcı ve 6. sezonda bahsettiğimiz paralel evren gibisinden teorileride cevaplıyor. birde o sahnede kendimi parçalayıcı sinir oluşum vardı ki, arkadaş zoruyla izlemeye başladığım bu diziyi ilk sahnesini gördüğümde dediğim cümle aklıma geldim. "ulan verilmiş sadakaları varmış uçak düştü yaşıyorlar a.q" taa ki charlie "traffic" diyene kadar hadi oradan diye izlemiştim. ah charlie tek sözle bağladın beni şu losta sonrasında bendede fena bir heyecan merak sardı.
hepimiz biliriz ki, adanın tıpa olduğunu şarabı hatta ters çevirip alpert abimize gösterdiği sahnedeki olayda finalde tam yerine göre hazırlanmış. desmond tıpayı çekti yada sifonu herşey değişti. sonra jack yerine koydu. jacobun anlatmak istediği sanırım buydu.
yalnız finalde gözüme çarpan* olay charles wildmore hiç gözükmedi. yoksa benmi kaçırdım. insan onuda katardı araya.
anladığım kadarıyla olay şu;
paralel evren diye bahsettiğimiz kısım esasında herkesin öldükten sonraki kısmı. bir yerde mi okumuştum birisi mi değişti tam hatırlamıyorum ama insan ölünce herşey devam ediyormuş gibi geliyormuş ve kimse senin dediğini duymuyor vs. gibisinden bişeylerdi. "nerden bilecen yaw ölüylemi konuştun nasıl tespit ettin bunu" diye sarmıştım bende kendi içimde. bilmiyorum belki doğrudur belki yanlıştır. cahilim bu konuda ama losta 6. sezon gerçekleşen olaylar bu yönde. bir bakıma *'e benzer bi olay.
dahada özetlemek gerekirse şöyle oluyor;
lost başladığı gibi bitiyor. lost'un hayatı jack'in gözünü açmasıyla başlıyor ve jack'in gözünü kapamasıyla bitiyor. tabi izlediğimiz bu esasında. şu kısımda ölmemiş olanlar nasıl öldü diye sorular çıkacaktır ki esasında soru böyle sorulmaması gerekir. çünkü zaten bunu kapsamıyor. anlatılmak istenen kişilerin nasıl öldüğünden çok sonundaki farkındalık ve hayatta yapılan seçimlerinin sonunu hazırlaması. jack öldüğünde hurley yaşıyor esasında hatta adanın lideri olarak, benjamin'de aynı şekilde. uçakla adadan çıkanlarda aynı şekilde. sadece kimisi önce ölmüş, kimisi sonra ölmüş. hep dile getirdiğimiz paralel olarak isimlendirdiğimiz kısım ise bizi yanıltan durummuş. biz onu o konuma koyduk bize öyle geldi bir bakıma. halbusem orada zaman kavramı yok. diğer taraf olduğundan dolayı. yani illaki bir zaman çizgisine koymak gerekiyorsa,
en son kim öldüyse gerçekte, -hurley jacop gibi bişey oldu ardından benjamin oldu onları var sayarak atıyorum 250 yıl sonra- o andan itibaren koyabiliriz. benjaminin jacop olduğunu nereden çıkardın derseniz, varsayım ve hurley ile aralarında geçen en iyi birinci sendin sende ikinciydin muhabbetinden dolayı ki orası esasında biraz lost dışı kalıyor. çünkü diziye göre öyle devam eden bir saltanatlık sistemi varmış meğersek. bence hurley jacobluğu bırakmıştır benjamine.-kendi yorumum- yada aynı anda ölmüşlerdir. farketmez zaten o kısmı. diğer tarafta birbirleriyle
aydınlama kısmını izledik işte.
benjamin bile aydınlandıktan sonra gerçekte yaptıklarını hatırladığından dolayı içi rahat etmedi ve gidemedi beyaz sırlar dünyası kapısından içeri. baya kafalar karışık şu sıralar esasında. ama çerçeveyi "sonuçta dizi, dizinin gözünden bakmak gerek" diye bakarsak eğer rahatlıkla anlaşılıyor.
unutmayacağım bir bölüm var ise favori karakterlerimden sayid'in bombayı alıp kaçması. sanki o sahnede "kırmızı" deyip alıp kaçsada olurdu.
esasında yazmak, dile getirmek, isyan etmek kısımlarıda var uzun uzun ama olan oldu işte. yapabilecek bişey yok.
hiç yoktan şunu yazıp kısa keseyim;
1- onca zaman beyin fırtınası yaptırıp üzerinde düşündürdüğü için teşekkür ederim. beynim zaman zaman büyük teorilere gebe kaldı.
2- benim gibi kas kafalıya bile antalya inferno'da rus kaldırabilecek derecede ingilizce öğrettiği için büyük teşekkür ederim.
--spoiler--
6 sezondan beri teoriler üreten bendeniz gibi kişileri dumur eden sonla biten dizidir. Hiçbir soruya tatminkar cevap vermeyen, iyi kızlar cennete kotü kızlar heryere mantıgıyla diziyinin finalini duygusallığa boğmuş lost senalistlerini esefle kınıyorum. Heyecanla beklediğimiz son bu muydu? Yazıklar olsun, yazıklar olsun! (bkz: ali rıza mode on)
izlemiyim dedim izlemiyim dedim finalini bugün izledim dizisi.
ağlamaklı geçen bir final bölümünün sonunda ' bu mudur yani?' ve 'oha' dedirtmiştir.
--spoiler--
böyle bitmesi gerek miydi?
--spoiler--
passengers film 90 dakika. lost 6 sezon bilmem kaç bölüm, 40 dakikadan ne kadar yapıyor bilmiyorum. ama ben lost izlemem ama ne oldu merak ediyorum diyorsanız izleyin passengers filmini, işte 6 sezonda verilmek isteneni tek filmde izleyebilirsiniz.
zamanında izlemeye kıyamayacak kadar sevilen dizidir. bölümler biriktirilip biriktirilip seyredilmiştir; ara verdiği zamanlarda beklerken eziyet çekilmesin diye... bitmiştir.
--spoiler--
titanic gibi bitmiş dizidir. ne o öyle herkesin jack i beklemeleri, sonra parlak ışık falan. mutlu sonmuş gibi tebessümler...
--spoiler--
tek kelime ile 'özenti' dizisi. ülkemin sefillerinin biricik kültür kaynağı idi, yazık oldu bitti. şimdi uludağ limonata şişesini ağzına alarak tüm gün lost izleyen ekşi sözlük yazarları ne yapar? bu böyle olmaz gençler, facebook'ta lost 2 çıksın diye grup açın ve 1 milyon kişiyi hedefleyin, hadi.