londra

entry342 galeri161
    212.
  1. 212.
  2. bir tramvayın raylardan çıkarak devrilmesi sonucu 5 kişinin öldüğü şehir.
    1 ...
  3. 211.
  4. bir tramvayın raydan çıkması sonucu 5 kişinin hayatını kaybettiği kent.

    http://www.milliyet.com.t...zasi-5-olu-dunya-2342283/
    1 ...
  5. 210.
  6. Birleşik Krallık'ın başkenti, farklı milletlerin buluşma noktası, havasıyla içini karartan ama güzelliğiyle büyüleyen, Avrupa'nın büyük ve eğlenceli şehirlerinden biridir. Şehir merkezindeki parklarıyla huzur veren, caddeleri, turistik yerleriyle tarih kokan, eski pub'larında eğlence eksik olmayan bir yerdir Londra. Çok gezilecek yeri olmasına rağmen metronun sağladığı kolaylıkla her yere ulaşım sağlanan ve çoğu yerin yürüme mesafesinde olmasından dolayı şehri yaşamanızı sağlayan bir kenttir Londra.
    1 ...
  7. 209.
  8. bir istanbul degil ama trafigi istanbuldan guzel sehir.
    2 ...
  9. 208.
  10. genelde havası kapalı ama insanları güler yüzlü olan bir şehir.
    1 ...
  11. 207.
  12. 206.
  13. havanın haziranın son gecesinde dahi buz gibi olduğu boktan şehir. ingilizce eğitimi için gelmek istiyorsanız buraya gelmeyin. manchester, liverpool gibi şehirleri tercih edin.
    1 ...
  14. 205.
  15. Ingiltere'den ayrılıp bağımsızlığını ilan etmek için basvuruda bulunan başkent.
    1 ...
  16. 204.
  17. batı kısmı istanbul'daki Avrupa yakası,Doğu kısmıda Anadolu yakasını andırır.
    1 ...
  18. 203.
  19. londra'da iki adet yerleşim var demek doğru olacaktır, birisi yer üstünde, diğeri yerin altında. muhtemelen iş giriş çıkışlarında yer altındaki nefes sayısı daha bile fazla olabilir. şehirdeki herhangi bir noktaya muhakkak yakın olan bir tube çıkışı bulabilirsiniz. bizde metro yapılınca etrafındaki evlerin fiyatı artar falan, burada her yer tube. zira her yerin de fiyatı artmış durumda. emlakçılarda haftalık fiyat afişleri var, haftalıktan girip "bakın aylık kiralarsanız daha az geçiriyoruz." deme şansına sahipler. tube denilen bu ikinci şehirde de eski olmasından mütevellit hep bir yerler patlıyor, yani arıza, çalışma falan denk geliyor. ve yürüyen merdivende sol tarafta durmak mı? çiçeğinize koyar, olmadı dötünüzden kan alırlar. buranın insanı aşırı hızlı hareket eder, önünüze bakmadan bir adım bile atmamalısınız, zira çarpacağınız kişiden direk paparayı yersiniz. metrodansa otobüsü tercih edin, çok daha konforlu ve turistik.

    turistik yerlerden sadece tower of londona değineyim. herkes yazmıştır diğer her şeyi. buradaki rehberlerin ingilizcesi o kadar ağır ki ingiliz olmayanlar ancak yarısını anlayabiliyor. amerikanlar da yüzde 80 falan. o yüzden 25 pound vermeyin bence, rehbersiz pek bir anlamı yok, iki duvar, üç işkence aleti, hayvan maketi, garip hareketlerle birbirine yürüyüp geri dönen asker görüp çıkıyorsun. ha bir de london eye'a binip bir saatte bir tur atıp sıkılacağınıza, saint paul's cathedral'in tepesine çıkın, asıl manzara orada. ha bir de big ben'i siz asıl gece görün.

    canary wharf'ta kendinizi sınav döneminde olan öğrenciler gibi hissediyorsunuz, zira herkes aynı ülkü için bir koşuşturmaca peşinde. sonradan yapılan iş merkezi burası. morgan stanley, barclays, jp morgan'ın şımarık traderları "aha bugün, olmadı yarın kovulacağım." diyerek saçı başı burada döküyor. öğlen yürüyen merdivenlerde, restoran önlerinde, wharf kenarında birbirini ezmemek için kasan takım elbiseli kadın ve erkekler oradan oraya kendilerini savuruyorlar.

    camden town, brick lane, notting hill, chatsworth road market gibi yerler daha bir açık pazar, yerlerde yemek yiyen gençler, hediyelik eşyacılar, böyle daha bir bohem, antikacılar, böyle bir rahatlık, "aman londra'dayım ama herkesin gittiği turistik yerleri bitirdim, bakın buralara kadar geldim, pazar geziyorum." özgüveninde insanlarla dolu. sıcak bulacaksınız.

    the viktor wynd museum of curiosities, fine art&natural history müzesine de gittiyseniz zaten ohoo, yemiş bitirmişsiniz siz londra'yı. zaman geçip şehre alıştıktan sonra ise insanların pek kendilerine müslüman olduğunu sezeceksiniz. öyle anlar oluyor ki biri kalp krizi geçirip yolda kalsa koşuşturmacadan kimsenin kafasını kaldırıp da yardım etmeyeceğini düşünüyor insan.

    yazı biter ama bu şehir bitmez, bitirirken ek: kadınların bacakları hep kırmızı. tenleri beyaz zira ve otururken oluşan sürtünmeden mütevellit, baldırlar hep kırmızı.
    4 ...
  20. 202.
  21. 201.
  22. 200.
  23. 199.
  24. kalabalik icinde insanin kendisini yanliz hissettigi sehir.
    1 ...
  25. 198.
  26. yaşadığım şehir. hava kirliliği sorununu yenebilmesine rağmen gürültü, trafik ve alkol sorununa hala çözüm bulamamış olan şehirdir.
    3 ...
  27. 197.
  28. Gidip görüp hayran kaldığım ingiltere şehri. Ingiliz sehri demeyecegim çünkü böyle giderse 8 10 yıl icinde ingilizler azınlık kalacak bu sehirde.

    Hiç yoktan omrumun 6-12 aylık bir kısmını bu sehirde gecirmek istiyorum açıkçası. Bakalım onumuzdeki bir iki sene ne gostericek.
    2 ...
  29. 196.
  30. bana göre overrated bir şehirdir. nedenlerine gelince tren ve tube fiyatlariyla caninizi sikar, ben bu kadar paraya london-brighton yerine istanbula ucuyorum diye sinir krizi gecirten, martın sonu olmasina ragmen 1 haftadir firtinadan disari cikartmayan, modernle klasigin ic ice gectigi soylenen mimarisiyle goz zevkinizi zorlayan, uzak durulasi, insanlarina acinasi sehridir.
    2 ...
  31. 195.
  32. Futbolun kalbinn attigi yerdir, Işte Premier League bu !!
    1 ...
  33. 194.
  34. 193.
  35. Cok abartilacaj k kadar buyu ve guzel olmayan sehir, ama gidilesi bir yer.
    1 ...
  36. 192.
  37. 8 ay kaldığım şehir. gitmediğim görmediğim yeri kalmadı. mkasadım yerleşip yaşamaktı.

    gözümde çok abartmışım.

    adı kadar kendisi olmayan şehir. hayal kırıklığı.
    1 ...
  38. 191.
  39. 190.
  40. yasadigim sehir. yukarida ki fotografa baktim ama, hic alkasi yok. hep deriz ya, eski daha guzelmis. oyle iste.
    1 ...
  41. 192.
  42. Yaşadığım 4. gördüğüm 13. başkent... Geçen eylülde MEB YLSY bursiyeri olarak üç aylık bir dil kursu için gittim efendim. Hayatım boyunca hep ön yargılı olduğum bu memleket diyebilirim ki bu ön yargılarımı neredeyse tamamen yıkmıştır. Öncelikle günümüz dünya sisteminin kurulduğu yerdir. O sokaklarda yürürken insan 18. ve 19. yüzyılları çok iyi anlayabilmektedir.

    Şehrin en sevdiğim özelliği bilimum müzelerin ücretsiz olmasıdır. British Museum, National Gallery, Imperial War Museum, Science History Museum, Natural History Museum, National Maritime Museum, Tate Modern... Bunlar benim aklımda kalanlar ki hepsi ücretsizdir efenim. Bunun yanı sıra müzikaller ve tiyatro oyunları çok meşhurdur. En son Barbican'da Benedicth Cumberbatch Hamlet'i oynuyordu. Cahil odun bir adam bile bu şehirde birkaç ay itana ile gezerse fularlı bir entele dönüşebilir.

    Küçük bir dünya köyüne benzer. Her kültürden her mutfaktan bir şey bulmak mümkündür. Öyle ki harringay'de gökyüzü restaurant var. Yediğim en iyi ızgarayı orada yedim diyebilirim. Ayrıca Harringay her ne kadar bir krauzberg olmasa da Londra'nın Türk mahallesi denilebilir.

    Müzeler haricinde gezecek yerleri de pek çoktur efendim. Öncelikle Trafalgar meydanından Piccadilly Circus'a ordan da Westminster Bridge'e yürümek bana hep çok haz verirdi. Bir de akşamları London Bridge'e gidip ordan Tower Bridge'e yürümek... Ah ah hey gidi günler diyesi geliyor insanın. Bunun yanı sıra St. Paul katedrali ve ordan Tate Modern'e uzanan millenium bridge'e uğrayın derim. Portobello ve Camden da alışveriş için uğrayabileceğiniz yerler. Soho, China Town ve Leicester Square ise zaten merkezde hep içinden geçtiğiniz yerler olacaktır.

    Neyse özledim ama aklımda da bunlar kalmış, giderseniz Hyde Park'ın çimlerinde benim için de kitap okuyun...
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük