--spoiler--
Hakkı: Mecnun kalk , kız gidiyor Mecnun! Hop , kız gidiyor uyansana !
Mecnun: Ha? Nasıl?
Hakkı: Kız gidiyor diyorum kız!
Mecnun: Ya ne yaptın ya? Üstüme çullanmış bir de ya! Kafalı kafalı.
Kalkıp Sedef Leylanın yanına gider.
Mecnun: Günaydın sokakta yattım ben.
Sedef: Günaydın evin yok mu senin?
Mecnun: Ya var evim de Ben neden sokakta yattım o da tam belli değil. Ben şey için şey yaptım. Çok , ıı
Az Sakallı Dede: Sultanım nerde sultanım?
Mecnun: Dede , yuh şu anda ne sultanı? Sultan nerdedir , evdedir. Niye eve girmiyorsun , niye araya giriyorsun bir şey anlatmaya çalışıyorum kıza. Çok özür dilerim ben. Ahaa gördün mü sultanı? Gitti kız.
Az Sakallı Dede: Amaaan , merak etme Mecnun şimdi hallederiz. Hey taksi! Şu motoru takip et evlat!
Mecnun: Ne oldu ki şimdi?
Hakkı: Sabaha kadar sokakta yattım denir mi ? Kapında sabahladım diyecektin.
Mecnun: Valla mı? Ha , oraya kadar her şey iyiydi orda mı şuruba bağladık. Ya bir yürü git Allah aşkına ya. Kaldık ayazın ortasında , boşuna dondum sabaha kadar. içeri girip anane kahvaltısı mı etsem acaba? Ağzımdan dede kafası kokuyor.
--spoiler--
--spoiler--
O DEGiLDE 48 BÖLÜMDE ERDAL BAKKALIN HiTLERiN YERiNE KONUŞMA YAPTIGI ANDA, TALATIN'DA HiTLERiN KONUŞMASINI DiNLEMEYE GELMESiNE ÇOK GÜLDÜM.
--spoiler--
--spoiler--
- yuhh
- abi noldu kaça gittin?
- üç
- üç mü?
- hea
- ne vardı ki?
- hiçbişey, öle oturuyodu herkes biliyon mu mecnun. akşam sıfır partisi varmış gidelim mi?
- sıfırlar partısı mi? gidelim ne var kı acaba?
- hiçbişey
49 bölümdür bunun kadar ağır beddua edilmemiştir . iskenderden geliyor:
--spoiler--
pazartesi günü televizyonun karşısına kurulduğunda , sevdiğin dizi gün değiştirmiş olsun erdal.
--spoiler--
bu behzat ç ile en iyi olma yarışına giren cancazım dizi.
nerden başlıcam ki;
* öncelikle ben bişeyi fark ettim. bu dizideki karekterler arasındaki iletşim öyle bir hal almışki ve mayaları öyle bir tutmuşku yer yer birbirlerini ölesiye tamamlıyorlar. bide bir karekter girdikten sonra bu direk bu mayaya dahil olamıyor. nurten'in yiğeni leyla'yı ilk gördüğümde aceba derken, acaip keyifli bir karekter ortaya çıktı ki, en son görüldüğü zamanlarda bunu deli ortaya koydu. benzer bir durum telat'tada mevcut. ilk girdiğinde yokya olmamış diye düşünürken, roma döneminde korkuyorum diye döner bıçaklı erdal bakkalın eline yapışınca, yada okla vurulduktan sonra "tamam ya şey etmeyin ben bi köşede ölürüm" dedikten sonra yeminle baş tacı olmıştur. e az sakallı dedede böyleydi ihtiyar yatıp uyuyup yemek yerken birden hoooooppp seranat yapmaya felan soyundu. muhteşem ya, sanki her yeni giren karekterin bir ısınma dönemi oluyor.
* hele erdal bakkal, o konuşmada bir sürü gönderme vardır ve bunlar zaten yansıtılmıştır onu geçtimde. kafeste tıkılıyken mecnun ona dedi ya "abi roma döneminde hitler kıyafeti ile kapana kısılmışsın elinde döner bıçağı hala altın mı diyorsun" lan öldüm öldüm. inan geberdim erdal düz mantık zaman mekan fark eder mi bu adama, hala telat'ı doğrama peşinde. muhteşemsin ne diyim, o döner bıçağı zaten eline çok yakışıyor.
* yavuz'un ya pişkin hırsız işte, sınıftaki o hali on numara idi. çok güldüm, hele erdal'ın üstüne koşarken ki o hali tavrı süperdi, gerçi ilkini her zaman için tercih ederim ama...mecnun'a diyor ya "sen sezar'ın düğününü basıp sezar'a gider yaptın farkındasın dimi" bu ikilinin diyaloglarını seviyorum ya. kendi içinde değerlendiricen arda beklentisi içerisinde olmamak gerek.
* kaybedenler kulübüne selam olsunda, o kaybedenin burak aksak olduğuda buram buram her satır arasında bildiriyor. bir insan en iyi kendisini yazarmış. aşk sahnelerinin içtenliğinden anlaşılacağı üzere burak'ta bizden ötesi yok, oda bizim gibi bir kaybeden.
bu dizi hakkında aslında genel tüm diziler hakkında söyleyeceğim tv den izlemeyin mümkünse,
çünkü reklamlar dizinin kalitesini acayip düşürüyor.tv izlemeyen biri olarak leyla ile mecnun'u geçen gün tv den izlemek gafletinde bulundum ve o kadar sevmeme rağmen reklam işkencelerine dayanamayıp kapattım sonra internetten izledim.
şu anda 47. bölümü izliyorum internetten ama, kabak tadı veriyor gittikçe.
son zamanlarda "artık baya ivme kazandı, çok iyi gidiyo" denilmesine de bir anlam veremedim.
bir gram bal için resmen bir çuval keçiboynuzu yedim ya kıtır kıtır..
yani tamam absürd komedi de, absürdlüğün de belli bi sınırı var bence, her şey absürd her şey absürd.. bi noktadan sonra iyice bayıyor.
normal ile absürdü dengelemezlerse ortada ne komedi kalacak ne absürd ne de dizi.
gittikçe tuhaflaşıyor yani. artık baya rahatsız olmaya başladım.
bölümleri arasında aşırı bir oransızlık bulunan trt'nin absürd komedisi. vasat bir 47. bölümden sonra harikulade bir 48. bölüm ile yine gönülleri fethetmiştir.
ismail abi: 'adam bana çay verdi çay çay. bana çay verdi. çay veren adam kötü olur mu hiç ?'
ismail abi gibi komik ve saf karakteri barındırır içinde genel kültür ister, absürt komedi dalınada mensup olmakla beraber türk televazyonlarında bir ilktir.
Biz lafa daldık böyle, işte köprüden sonra lafa daldık köprüden sonra soğn şakeşi falan onları sapakları kaçırınca şey olduk biz. Mmmmm. Kendimizi Ankara'da bulduk, şey yapıyoruz o sırada da arabanın lastiği patladı, patladı. Arabanın lastiği patladı. Şey oldu, mmmm. Tamirci geldi. Ne dese beğenirsin tamirci? Diyo ki; arabanın lastiği patlamış diyor. Ahahaha. Eee bende dedim lafı yapıştırdım. Dedim arabanın lastiği patlamışsa e tamir o zaman.
(bkz: erdal bakkal)
Her pazartesi saat 10.00 civarında trt1 de yayınlanan gençler arasında popularitesi git gide artan dizi. Zannedersem saatine rağmen Trt'nin en çok reyting alan dizisidir. Dizinin kendine has bir dili olduğu için sonradan izlemeye başlayanların anlaması 1-2 bölüm sürebilir. Dizide kesinlikle alkollü içeceklerin veya sigaranın adı geçmez. Sigara yerine sakız. Alkollü içecekler yerinede üzüm, mısır, erik, incir gibi meyveler kullanılır.