boş ayran kutusuyla tahtırevan üzerinde giden kadın sahnesi ile yardırmış dizi. hayır roma dönemi, elde sütaş ayran, olaylar olaylar.*
(bkz: ayranı yok içmeye tahtırevanla gider sıçmaya)
48.bölüm de Hitler'in konuşma yaptığı sahnede beyaz bereli birisi vardı.2 kez yakın plan yapıldı. Acaba Ogün Samast (bkz: ogün samast) üzerinden faşizme bir gönderme mi yapıldı ?
acilen yavuz'un yavuklusunun değişmesi gerekiyor. zaten yeterince antipatik kadın var dizide başta müge boz olmak üzere, bir de bu suratsız kıvırcık salatayı koydular önümüze. bu dizide erkek karakterler ne kadar iyiyse; sevim, anneanne, nurten ve yeğeni hariç geri kalan kadın karakterler itici. her ne kadar zeynep çamcı'yı müge boz'a havada karada tercih etsem de burnundan konuşması artık iyiden iyice kulak tırmalamakta. artık bir diksiyon kursuna mı gitsin, burnunda et varsa onu mu aldırsın bilemiyorum.
--spoiler--
yalnızlık gece ayazında sabaha kadar beklemek gibidir. ısınmak için güneşin dogmasını beklersin ama o güneş hiçbir zaman doğmaz. yalnızlık bulmadığın sevgiyi başka yerlerde aramak gibidir. ne yaparsan yap, onu bulamayacağını bilirsin ama denemekten vazgeçmezsin. onun boşluğunu hep başka şeylerle doldurmaya çalışırsın. yalnızlık aynı havayı soluyupta bir türlü yanyana olamamak gibidir. aldığın her nefeste onun kokusunu duymak istersin ama yapamazsın. aldığın her nefes ciğerini acıtmaya başlar. yalnızlık dediğin eski bir sandalyenin gıcırdamasıdır.
--spoiler--
--spoiler--
kuduz bir köpek kadar yalnızım. yalnızlık, yalnızlık gece ayazında sabaha kadar beklemek gibidir. ısınmak için güneşin doğmasını beklersin ama o güneş hiçbir zaman doğmaz. yalnızlık, bulmadığın sevgiyi başka yerlerde aramak gibidir. ne yaparsan yap, onu bulamayacağını bilirsin ama yine de denemekten vazgeçmezsin. onun boşluğunu hep başka şeylerle doldurmaya çalışırsın. yalnızlık aynı havayı soluyupta bir türlü yanyana olamamak gibidir. aldığın her nefeste onun kokusunu duymak istersin ama yapamazsın. aldığın her nefes ciğerini acıtmaya başlar. yalnızlık dediğin eski bir sandalyenin gıcırdamasıdır yalnızlık. terkedildim, herkes terketti gitti beni. sol kaburgam bile firar etti bedenimden. aradan geçen zaman bile yetmiyor unutmaya. ettiğimiz kavgaları bile özlüyorum. saçlarını okşamayı, ellerini tutmayı, aniden boynuna sarılmayı, bana bakışını, göğsümde duruşunu hatta arkasını dönüp yatışını bile. ona yavaşça sokulmak, sessizce sarılmak, omuzlarından tutup, sımsıkı kendine çekmek.
--spoiler--
Bugün en sonunda yapmak istediğim şeyi yaptım ve dizinin setine gittim. Erdal bakkal, mecnun, ismail abi, kamil , telat abi, gotik leyla, az sakallı dede, ak sakallı dede(sakalsızdı) ve de onur ünlü yü görüp , bol bol resim çektirip konuşma fırsatı buldum. Özellikle erdal bakkal yani cengiz bozkurt mükemmel bir insan , ak sakallı dede'de erdal bakkal'ın tam tersi sert bir yapıya sahip .
Sete gelenlerden birisi ismail abi'den imza istedi, ismail abi ise ;
- " imza mı kaldı ya? " diyerek imzaladı.
Bu gittiğimiz bölümde ismail abi güvenlik görevlisi oluyor idi.
sedef olan leyla ile mecnun arasında bir aşk varsa görelim artık arkadaş. sanırım zaten kimse şirin ile mecnun'u istemiyor o zaman ilk leyla kadar severse mecnun ikinci leylayı dizi havasına girer bence. bu haliyle bile gülmekten ağladım ayrı konu tabi.
--spoiler--
Yalnızlık,
Gece ayazında sabaha kadar beklemek gibidir.
ısınmak için güneşin doğmasını beklersin ama
O güneş hiçbir zaman doğmaz.
Yalnızlık,
bulmadığın sevgiyi,başka yerlerde aramak gibidir.
Ne yaparsan yap, onu bulamayacağını bilirsin.
ama yinede denemekten vazgeçmezsin.
Onun boşluğunu hep başka şeylerle doldurmaya çalışırsın.
Yalnızlık,
Aynı havayı soluyupta bir türlü yanyana olamamaktır.
Aldığın her nefeste onun kokusunu duymak istersin
ama yapamazsın.
Aldığın her nefes ciğerini acıtmaya başlar.
Yalnızlık dediğin,
Eski bir sandalyenin gıcıdamasıdır yalnızlık.
--spoiler--
dizi her bölümde oraya buraya selam çakıyor ama bu bölüm en fena selamı bize çaktı. metonya aslında her birimizin içinde sıkışmış olduğu korkuları olarak gösterildi. niye korkuyoruz ki? çıksak ya ordan.
metin amca ve erdal bakkal birbirine çok benziyor aslında mesela;
erdal bakkal altınları sular ki çil çil altın versin http://ulu.li/uoa5h5
ve metin amca http://ulu.li/uoa1ot
hoşuma giden bir sahneyi sonraki bölümlerde daha yardırıcı olarak görmemi sağlayan dizidir efenim. ama bazen sıkıyor be abi. ilkler unutulmaz derler ya, bazen unutulmuyor lan daha çekici geldiğidinden.
"48. bölümde bol bol kaybedenler kulübüne selam çakmıştır."
Nah selam çakmıştır. Hoş "selam çakma" tabirini iğneleme anlamında kullanılıyorsa büyük yanılgı içindesiniz/içindeyiz. 48 bölümdür sürekli kaybeden bir mecnun var ortada. 48. bölümde de kendi kabuğundan dışarı çıkmak istemeyen bir mecnun. Şöyle demek isterim ki; burak aksak'ın yazılarını, röportajlarını, önceki yaptığı işleri yada hiç yoktan tweetlerini bile okuyunca esasında büyük bir kaybeden olduğu ortada. En az Kaan çaydamlı ve Mete Avunduk rüzgarı kadar kaybeden olduğu aşikar. En sonunda kendi hayata duruşunu en kolay ifadeyle anlatmış kanısındayım...
hadi bir kaçta bölümle ilgili bişey yazayım da tatlıya bağlayalım.
--spoiler--
che: Nerden buldun bunu?
+ Şimdi biz gelecekten geliyoruz, Orda Mağazalar var böyle resimlerinizi basıyorlar t-shirtlere...siz çok POPULERSiNiZ....
--spoiler--
--spoiler--
+ abi noldu kaça gittin?
- 3
+ 3 mü?
- heee.
+ ne vardı ki?
- hiç bişey öyle oturuyordu herkes biliyon mu mecnun. akşam sıfır partisi varmış gidelim mi?
+ sıfırlar partisi mi? gidelim ne var ki acaba?
+ hiç bişey.
--spoiler--
ismail: Adın ne ki senin?
Şekerpare: Şekerpare.
ismail: Şekerpare mi? Ya Şekerpare diye isim mi olur muymuş? Nasıl isim o tatlı ismi gibi.
Şekerpare: Şey babam koymuş adımı ya. Benim babam biraz deliydi de.
ismail: Hiii, şşt! Ama oldu mu ama şimdi hiç. insan babasına öyle der mi hiç? Ağzından çıkanla kulağının duyduğunun tuttuğunun, çok güzelsin.
Şekerpare: Efendim?
ismail: insan hiç babasına öyle şey der mi? Ayıp ama. Ne kadan yakışıksız, ne kadan ayıp, ne kadan güzel gözlerin var.