bu hafta trt müdürünü bile gülmekten kırmıştır mutlaka.o değil de mecnun seni kınıyorum ve sana çok pis laflar hazırladım.
--spoiler--
şikayet kurumunda şahit muhabbeti yemin ediyorum karnıma ağrılar soktu
--spoiler--
beğenmekten ölerek izliyoruz.behzat ç. ile birlikte hiç bitmemesi gereken dizi.
mecnun sedef varken gidip çiçeği atarsız, soğuk, ve düpedüz normal bir kıza vererek sonunda kahretmiştir. gram yakışmadılar birbirlerine. bikere o kızın gözleri boş bakıyor, kız soğuk yani kafadan.. sedef her haliyle çok tutkulu, leyla yı biri unutturacaksa bu sedef olurdu. mecnun mallığına doymasın.
--spoiler--
nasıl söyliyeceğimi hiç bilmiyorum gerçekten. çok da hazırlıksızım sana karşı. kafam da çok karışık. allahtan neyse ki gözlerine bakınca biraz daha iyi hissediyorum şu anda. daha toplayabilirmişim gibi geliyor.
bu ne çiçeği biliyor musun? bu masal çiçeği. ben bu çiçeği çok acayip saçma sapan yerlerden topladım. bunun olayı neymiş biliyor musun? bunu eğer sevdiğin bi kişiye verirsen arandaki bağ sonsuza kadar devam ediyormuş.yani...
kafam gerçekten çok karışık. ne dediğimi ne yaptığımı tam olarak bilmiyorum. gönlünün kapağını yeni açmış biri olarak, duyguları çürümek üzere olan biri olarak, ölmeyi kafasına koymuş biri olarak, belki bütün bunlardan vazgeçebileceğim birini bulduğumu düşünüyorum.
eğer bu çiçeği sana vermemi kabul edersen..
çok özür dilerim ben senden. niye böyle yapıyorum bilmiyorum. bu çiçeği alsana..
--spoiler--
mecnunun final sahnesinde söyledikleri beni ağlattı. ama neden bilmiyorum, sedefin sahilde mecnunu seviyorum,mecnunu diye bağırışı kadar etkilenmedim bu bölümdeki hiç bir sahnede.
--spoiler--
sedef:canım çok sıkkın. hani böyle ağzında yara çıkar ya dilinle ittirirsin, çıksın diye böyle. o daha da büyür. büyür büyür namussuz küçücük yaraydı kocaman oldu çıkaramıyorum.
ismail abi: hiç anlamadım, ağzımda yara çıktı dedin gerisi yok bende. yara mı çıktı ağzında?
sedef:ya off, ismail abi, mecnun var ya, ya galiba ben mecnunu seviyorum.
ismail abi:nasıl?
sedef:ya ben mecnunu seviyorum, seviyorum mecnunu seviyorum
--spoiler--
sedef o nasıl içten bir seviyorum demekti. ya da uzun zamandır bunu yapmak istediğim için mi bana öyle geldi bilemiyorum.
bu bölümde kimi kendini mecnunun yerine koydu leylasını aradı, kimi sedef oldu aşkını bağıra çağıra haykırmak istedi, kimi şirin oldu o çiçeklerin sahibi olmak istedi. herkes kendine bir pay çıkardı. burak aksak sen nasıl bir insansın ki herkesin adına bişeyler döktürüyorsun...
onu bunu bilmemde mecnunla şirin ne zaman bu kadar yakınlaştılarda mecnun şirine abayı yaktı... sedefle daha içli dışlı değillermiydi? mecnunun şirinden hoşlanmasının sebebi kalbinin mecnun diye atması olsa gerek. labirentten çıkmaya çalışırken leylanın sesini sürekli duyması, şirinin kalbininde sürekli mecnun diye atması mecnuna doğru insanın şirin olduğunu gösterdi...
kim ne isterse istesin ne derse desin yine geldi buldu sorumluluk ismail'i. dünyanın bütün yükü yine ismail'in sırtında...
Herkes sedefin mecnunu sevdiğini ve bu yüzden daha çok hakettiğini söylüyor ya, neden kimse şirinin de mecnunu sevdiğini görmüyor. illaki bıcır bıcır mı olmak lazım sempati toplamak için. Geçen bölüm şirin üzülmüştü bu bölüm Sedef. Bu dizide daha çok olaylar olaylar.
finallerle birlikte uyku düzenimin tamamen bozulması nedeniyle uyuyakalmışım. uyanır uyanmaz bir solukta izledim. ah be abi bu sedef'e kara kızımıza yapılmaz ki ama.
neyse şöyle de bir şey var ki sedef* kendini diziye ve L&M sevenlerine zaten kabul ettirdi. ama şirin* kendini bir şekilde kabul ettirmeliydi ve bu yol seçilmiş gibi görünüyor ayrıca sedef&mecnun olsaydı şirin karakteri gereksiz bir şekilde ortada kalacakdı zira mecnun dışında kimseyle bi sahnesi yok . oysa sedef, yavuz olsun ismail abi olsun mahalleyle iletişim kurdu, yakında erdal bakkal'da çay içerken bile görebiliriz. yada en azından kendi sahneleri bile reaksiyon alacak kadar güzel. bu bölümün yönetmeni de yine onur ünlü'ymüş döndü sanırım diziye çok mutlu olduk bizde. http://twitpic.com/85h501/full
müge boz bu bölümde çok ayrı bi güzelleşmiş, gerçekten şirin olmuş.
yavuzun girdiği evde ki altın baykuşa da bayıldım, http://twitpic.com/85h1af/full
kemik seyircisini oluşturmuş absürd komedi dizisi.
mecnun'un şirin'in kalbini dinlediği bölümden sonra bir durgunlaşan dizi yine son 2 bölümdür semalarda gezmekte. aynen ilk sezonda olduğu gibi bütün duyguları bir anda yaşadık. erdal bakkal'la gülüp, sedefle üzüldük, mecnun'la farklı duygulara gark olduk. ama son derece başarılı bir bölüm izletti bize. erdal bakkal'ın trt binasında geçen sahnesi ise baştan sona tam bir efsaneydi.
güzel bir bölüm oldu. mecnun'un çiçeği şirin'e vermesi yerindeydi. diğer hatunla yakışmıyorlardı. açık açık şirin sedef'ten daha güzel arkadaş. sedef'le anca kanka olunur. gönül ister ki gerçek leyla gelsin ama çare yoksa şirin'in de gideri var.
klasiktir.. her dönem sözlük yazarlarının aşırı abarttığı, yücelttiği belirli favori dizileri olur.
bu kimi zaman lost'tur, kimi zaman heroes, kimi zaman fringe, kimi zaman da how i met your mother.
işte bu leyla ile mecnun da sözlük yazarlarının şuanki favori balon dizisidir.
bir tutam umut sarıkaya havası (modası geçti)
bir tutam yiğit özgür kafası (modası çoktan geçti)
bir tutam "zorlama mizah"
al sana leyla ile mecnun. bu kadar tutmasının tek nedeni "kötünün iyisi" gibi bir şey olmasıdır. yoksa ne çok zekice tesbitler ne de vay anasını dedirtecek göndermeler vardır.
son bölümü ile trt ve devlet kurumlarına çok da haklı olarak ayarında ama sağlam bir şekilde giydirmişlerdir. gerçekten de şikayet kurumu gibi o kadar çok gereksiz kurum var ve gerek binası ile gerekse çalışanları ile o kadar köhne ki insanın erdal bakkal gibi elinde meşale adam arayası geliyor. özellikle erdal bakkallı trt katkı payı bölümleri efsane olmuştur. izlemeyenler mutlaka izlemeli.
mecnun leylayı 3-5 bölümde değil, 1 yılı aşkın bir sürede geride bırakmıştır. dizi 2013 yılında ilerlemektedir. unutmuştur demiyorum, zira halen unutmamıştır, unutmayacaktır. sadece leyla ile leylasız yaşamayı öğrenmiştir. iyi de etmiştir.
bundan böyle mecnun ile şirin'in aşkına tanıklık edeceğimiz, hiç bitmesini istemediğim, en karamsar halimde bile enerjimi depolayan müthiş bir burak aksak eseri.
ama nasıl bir dizi, kelimeler kifayetsiz kalıyor.. şimdi biz burda övdükçe, sokakta, evde, iş yerinde ismail abi gibi davrandıkça insanlar mübalağa ettiğimizi sanıyor.. evet, belki de aşırıya kaçıyorum bu diziyi izlerken, izlediğimde verdiğim tepkilerle.. ama bu diziyi yazan adamın * yalnızlığını üzerimden çıkarmasına karşıyım arkadaş! resmen kapağım kayıyor.. cipsi, kolayı alıp pc başına geçiyoruz, anıra anıra gülme hazırlıkları yapıyoruz lakin bölümün sonunda bir elim diğer elimin tırnaklarıyla oynarken, halı desenlerini incelerken buluyorum kendimi.. yapma bunu burak aksak, lütfen..
yıllardır yalnızım.. hayatımda biri varken de öyleydim.. hayal kurmayalı çok uzun zaman oldu.. yalnızlığını deşifre edip ilgi çekmeye çalışan ergenler gibi kalmak zorundayım bir nevi bunları karalarken.. bu kadar yüze vurulmaz bir duygu.. ve bunu bir komedi dizisi yapıyor..
ali atay'ın dediği gibi, duyguları ölmek üzere olan bir adam için, kendim için çok uygun bir diziydi bu.. bir buçuk saatliğine kopuyordum hayattan, unutuluyordu bazı şeyler.. ama oynayanlar, yazan, çeken, müzik döşeyenler yüzünden her karesinde aynaya bakmış gibi oluyorum.. kaçmaya çalıştıkça ayna tutuyorlar sanki yüzüme yüzüme..
çok isterdim dedemin aforizmalarından etkilenip mecnun misali gece kadar güzel bir kıza açılmak, açılmaya çalışmak.. sevmeye yeltenmek, hoşlanmaya çabalamak.. çok uzun zaman oldu, duygularım yıllar sonra formula 1'e geri dönüş yapmış pilotlar gibi.. uğraşıyorlar ama olmuyor.. her virajda spin atıyorlar.. tıpkı sahipleri gibi..
böyle devam ederse bu iş, ya hayatım radikal bir şekilde değişme emareleri gösterecek, ya da bu diziyi izlemeye son vereceğim..
burak aksak, yeter kardeşim.. kendi yalnızlığını benden çıkarma..