Sual: Ledün [bâtın] ilmini nasıl öğrenirim?
CEVAP
Ledün ilmi veya ilm-i ledün, okuyarak öğrenilmez. Allahü teâlânın ihsanı ile kalbe ilham edilen, ilahi sırlara ait bilgilerdir. Görünüşte, akla ve nakle zıt gelebilir. ilm-i ledün sahibi olanlar, hadiselerdeki gizli sırları ve hikmetleri bilir. Kur'an-ı kerimde, (Kehf) suresinde bu husus açıkça bildirilmiştir.
Sual: Bâtın ilmi diye bir ilim yoktur. Arapça batn, karın yani insanın içi demektir. Buna dalak, ciğer, bağırsaklar ve pislik dahildir. Bu bakımdan bâtın ilmi veya bâtıni ilim diye bir ilimden bahsetmek yanlıştır. Bâtın ilmi varsa, Kur’an ve Sünnetten delil verebilir misiniz?
CEVAP
Her kelimenin tek manası olmaz. Bâtın kelimesi de öyledir. Bâtın esma-i hüsnadan, yani Allahü teâlânın isimlerindendir. Kur’an-ı kerimde mealen, (O evveldir, âhirdir, zâhirdir ve bâtındır, O, her şeyi bilendir) buyuruluyor. (Hadid 3)
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Din bilgisi iki kısımdır: 1- Kalbde olan faydalı ilimler. 2- Dil ile anlatılan zahiri ilimler.) [Hatib, Süyuti]
(Elbette Kur’anın zahiri ve bâtıni manası vardır.) [ibni Hibban]
(Bâtın ilmi, Allahü teâlânın esrarından bir sır, hikmetlerinden bir hükümdür. Allah onu kullarından dilediğinin kalbine bırakır.) [Deylemi, Süyuti, Münavi]
(Zahir ve bâtın ilminde âlim olanlar, enbiyanın vârisleridirler.) [M. Nasihat]
(Öyle ilimler vardır ki, çok gizlidir. Bunları, ancak marifet sahipleri bilir.) [M. Nasihat]
Taha suresinin (Rabbim ilmimi arttır de) mealindeki 114. âyeti, bâtın ilminin artmasını istemek olduğu tefsirlerde bildirilmektedir.
Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:
imam-ı Malik buyurdu ki:
(ilmi zahire malik olan, ilmi bâtına kavuşabilir. Zahir bilgisi olan kimse, ilmi ile amel ederse, Allahü teala, ona bâtın bilgisi ihsan eder.)
Ali bin Muhammed Vefanın ârifane sözlerine şaşırıp kalan imam-ı Ömer Bülkini, bunları nereden öğrendin deyince, Bekara suresindeki, (Allah’tan korkun! Allahü teâlâ, kendinden korkanlara bilmediklerini öğretir) mealindeki 282. âyeti okudu.
Ebu Talibi Mekki buyurdu ki:
(ilm-i zahir ile ilm-i bâtın, birbirlerinden ayrılmazlar. Beden ile kalbin birlikte bulunması gibidirler. Bâtın ilimleri, arifin kalbinden kalblere akar.)
(Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir) hadis-i şerifi ile bildirilen âlimler, bildikleri ile amel eden, takva sahibi olan, Peygamberlerdeki ilimlerin hepsine kavuşan hakiki âlimlerdir.
imam-ı Münavi, imam-ı Gazali’den naklen bildiriyor ki:
Ahiret bilgisi iki türlüdür: Biri keşifle hasıl olur. Buna ilmi mükaşefe [ilmi bâtın] denir. Bütün ilimler, bu ilme kavuşmak için sebeplerdir. ikincisi ilmi muameledir. ilmi bâtından nasibi olmayanın imansız gitmesinden korkulur. Bundan nasip almanın en aşağısı, bu ilme inanmaktır. Bid’at ehline bâtın ilmi nasip olmaz. Bâtın bilgisi, temiz kalblerde hasıl olan bir nurdur. (Öyle ilimler vardır ki, çok gizlidirler. Bunları, ancak marifet sahipleri bilir) hadis-i şerifi, bâtın ilimlerini göstermektedir. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını doğru yapabilmek için herkese lazım olan ilmi hâl bilgileri öğrenilip amel edilince, ilmi bâtın hasıl olabilir. (Hadika)
Kur’an-ı kerimden iki kıssa
Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:
ilmi bâtından habersiz olanlar, tasavvuf kitaplarını okuyunca, âriflerin sözlerini küfür ve sapıklık sanıyorlar. Anlamadıkları marifet bilgilerine inanmıyorlar. ibni Arabi, Abdülkadir Geylani, Mevlana Celaleddin Rumi, Seyyid Ahmed Bedevi, imam-ı Şarani ve imam-ı Busayri gibi tasavvuf büyüklerine dil uzatıyorlar. Bâtın bilgilerine inanmayan Muhammed aleyhisselamın dininin sırlarına inanmamış olur. Böyle kimseye bid’at ehli ve sapık denir. (Hadika)
Süleyman aleyhisselam, “Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir?” dedi. Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan önce, onu getiririm, buna gücüm yeter” dedi. ilmi ledün [ilmi bâtın] sahibi olan vezir Asaf bin Berhiya ise, “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm” dedi ve bir anda getirdi. (Neml 38-40)
[Vezir de, cin de peygamber değildi. Vezir bu işi kerametle yapmıştı. Cin müslüman ise kerametle, kâfir ise sihirle yapacaktı.]
Kehf suresinde ledün [bâtın] ilmi hakkında bahsedilen kıssa özetle şöyledir:
Hazret-i Musa, “Ya Rabbi, bâtın ilmini bilen zatı nerede bulurum?” diye sordu. Allahü teâlâ da, “Ya Musa, yola çık, çantana koyduğun balık canlanıp denize gittiği yerde, onu bulursun” buyurdu. Hazret-i Musa, Hazret-i Yuşa ile yola çıktı. Bir pınarın yanına geldiler. Bu pınar âb-ı hayat idi. Bu suya dokunan ölü canlanırdı. Bu sudan bir damla balığa değince, balık canlanıp denize gitti.
Hazret-i Musa, denilen yerdeki zatı görüp ona, “Bana bâtın ilmini öğretir misin?” dedi. O zat, “Allahü teâlânın bana öğrettiği ilmin hepsini sen bilmezsin. Bu yüzden de yaptıklarıma sabredemezsin” dedi. Hazret-i Musa, “inşallah beni sabredenlerden bulursun” dedi. O zat, “Ya Musa, tuhafına gitse de, yaptıklarımdan bana bir şey sormayacaksın” dedi.
O zat, ücretsiz bindikleri gemiyi delince, günahsız çocuğu öldürünce ve bir duvarı ücretsiz yapınca Hazret-i Musa sebebini sordu. O zat, “Gemiciler on kardeşti. Geminin kazancı ile geçiniyorlardı. Bir derebeyi, sağlam gemileri gasp ediyordu. Bu geminin arızalı olduğunu duyunca almaktan vazgeçecekti. Biz de iyiliğe iyilik ettik. Günahsız çocuğun ana babası salih idi. Çocuk büyüyünce, küfre zorlayıp ana babasına zulüm ve işkence edecekti. Bunun yerine neslinden 70 peygamber meydana gelecek hayırlı bir evlat vermesi için dua ettim. Doğrulttuğum duvar, yetimlere aitti. Babaları duvarın altına bir hazine saklamıştı. Duvarı düzeltmeseydim, yıkılıp hazine meydana çıkacak, başkaları alacaktı. Yetimlere de bir iyilik etmiş olduk.
Musa aleyhisselama ilm-i bâtından bahseden o zatın evliyadan Hazret-i Hızır olduğu bildirilmiştir. Kur'an-ı kerimdeki bu iki kıssa, bâtın ilmine sahip keramet ehlinin bulunduğunu açıkça bildirmektedir. ilm-i bâtın, ilm-i zahirden ayrılmaz. Her ikisine kavuşanlara, Ulema-i rasihin denir.
Hazret-i Ebu Hüreyre, (Resulullahtan iki ilim aldım. Birini size bildirdim. ikincisini bildirmedim, çünkü anlayamazsınız) dedi. Birincisi, ilm-i zahir, ikincisi ilm-i bâtın’dır. Bunu ancak, evliya ve sıddıklar bilir.
alıntı...
şüphesiz ki içinde bulunan soru cevaplar sözlükte ki yazarlara cevap olabilecek kapasitedir.
Cahil, müşrik tasavvufcu hikaye anlatıcılarının "ledün" kelimesinin kendine ait müstakil bir anlamı varmış gibi, bir tamlamanin parcasi gibi telafuz etmeleri cehaletlerine tüy dikme girisimidir. Kuran'da "min ledünne ilme" şeklinde geçer. "Tarafımızdan ilim verilmiş."
Ledün kelimesinin cok özel bir anlamı varmış gibi telafuz etmelerinin, çok gizli, esrarengiz bir ilim şekli gibi anlaşılması için götlerini yirtmalari gayet normal; zira bütün enerjilerini, guclerini anlasilmazliktan, fluluktan, esrarengizlikten alan; buna karşılık aklı beyni kullanmayı ayiplayan yapıları sebebiyle tarikatlar, içine her türlü ufurukten hikayeyi enjekte edebilecekleri kavramlar yaratıp onu dolasima sokarlar. Ledün ilmi sacmaligi da bunlardan biridir.
Şizofreni tam olarak budur. Allah sağlık versin.
Ledün ilmi müslümanların dünya üzerindeki rezil rüsva haline hangi çareyi bulmuş.
Rabbim neden bu dünya sorunları için değil paso ahiret için ilim veriyor size.
Götünüzden ilim uydurup inanan saykolara anlatırsınız.
Sonuçları hem bu dünyanda hem ahirette rezalet olur.
Saykoluğunuza allahı karıştırmayın. Yeter lan yeter.
Allah yetmedi bir de peygamberi devreye sokuyor.
insan ölünce uyanacak doğru.
Ledün saçmalığına göre değil bu.
Bu imanın inacın gereği.
Ahirete iman bu.
Yapmayın çocuğum. Dindarıp deyip dini rezil rüsva etmeyin evladım.
Küfür ettirip bizi de günaha sokmayın.
Bu konuyla ilgili olarak şunu söylemek gerekiyor: bu ilim özellikle peygamberler, ehli beyt (oniki imam) ve erenlere verilmiştir.
Ledun ilmini elde ettiğini iddia eden hiçbir sıradan insana itibar etmem. Adama sorarlar "sen (haşa) imam Cafer sadık mısın?" diye. Bir de gizli ilimlere merak salıp bu konuyla ilgili bulduğu her kitabı okuyan, evrenin sırrını çözdüğünü sanan tipler kibir abidesi olduklarının farkındadırlar umarım. Bu hikmet size verilmiş olsa zaten uluorta konuşmazsınız. O yüzden boş yapmayın.
Evrenin beş duyu organımızla algılanandan çok daha gizli sırlara sahip olduğunu düşünmekle birlikte şahsen haddimi biliyor ve kaldıramayacağım işlere kalkışmıyorum.
Hz. Süleyman, Hz. Yusuf, Hz. Hızır, Hz. Muhammed, imam Ali efendimiz ve diğer onbir imam gibi seçtiği kişilere Allah o ilmi vermiştir zaten.
Çok konuşulan ve korkunç tasvirlere sahip olan havas ilmi de ledun ilminden biridir.
Yok havas ilmi, yok ledün ilmi, yok yemin ederken kasem eylemek... Falan filan. Arkadaş ne acayip insanlar var. Konuşurken laflarının arasına bilinçli seçilmiş küşayişli sözcükler ekleyince, evrenin sırrını mı çözdünüz sanıyorsunuz? Bu tipler çocuklarına da abidik gubidik adlar verirler. Misal; eymen... Yok he-man... Bu nedir ya? Ahmet, zehra, fatma, okşan... Yok, okşan yok; kim çıkarttı okşan'ı? Bu isimlerin suyu çıkmadı ya cancağızım. Bu modellerin bir de "plaza dili" denilen ucube saçmalamasını konuşan tayfa var. Bi' doğal olun. Kasıntı olunca iticiliğiniz katlanıyor,emin olun.
Çalışarak alınması mümkün olmayan, Allah'ın istediği kullarına verdiği ilim. Bunu öyle herkes elde edemez. Kısıtlı bilgimizle boş boş konuşuyoruz. Hiç gerek yok.
Böyle bir ilim yok.
Adam tokatlama ilmi denilebilir en fazla.
Allah sizin için yalnızca çalıştığınız vardır diyecek sonra malın teki oturduğu yerden alım olacak.
Siz allahla dalga mı geçiyorsunuz
"hâl (ledun) ilmi sahipleri hiçbir maddi ya da manevi çıkar için bu ilmi kullan(a)maz. 'ben bu ilim sahibiyim' diye caka satmaz.
bu ilim ile ilgili 'size ... tl karşlığı nokta atışı hatalarınızı bildirelim, tevbe satalım' diye bilgi sat(a)maz. bu ilim vesilesi ile 'bilgi satarak' bunu bir geçim kaynağı haline getiremez.
hiçbir talebi olmasa da allahu teala'nın rızasına uygun olmayan ve 'eşin seni aldatıyor, kaynanan sana büyü yapmış' tarzı, <velev ki doğru olsa bile> kullar arasında fitne çıkartacak bir bilgi asla ver(e)mez.
'sende büyü var; çözelim, musallat var; asalım yakalım keselim, çözeriz hallederiz' tarzı taahhütlerde vaatlerde bulun(a)maz. bunlar ancak allahu teala'nın müsaadesiyle ve manevi ordu aracılğı ile olur. büyü varsa, musallat varsa dua eder, talep eder ama bunu kişiye onu daha da zora sokacak şekilde aleni ya da manipüle ederek söylemez.
çünkü kişinin kendi gayreti esastır.
maddi manevi çıkar bekleyerek size bilgi 'satıyor' ya da görünürde bir çıkarı olmasa da bunları yapıyorsa kesinlikle uzak durun. manevi hattan bazı bilgiler alıyor olabilir ama bu ledun ilmi değil, şeytani hattın açılması ve 'bilerek ya da bilmeyerek' şeytana hizmettir.
manevi hat rahmani ya da şeytani olabilir. her bilgi alan, gören duyan 'ledun ilmi sahibi' değildir."
alıntılanan link: https://x.com/SynergyKendiyas/status/1891054904132714883
linkini paylaştığım x gönderisinde iç içe "kalp gözü (rahmani manevi hat) nedir?" "epifiz bezi (şeytani manevi hat) nedir?" üçüncü göz açma çalışmalarındaki tehlikeler vb hakkında bilgiler de var, merak edenler floodları okuyarak daha detaylı bilgi alabilir.
hâl (ledün) ilmi ile ilgili önyargılar
özellikle 'müslümanım' diyenlerden bu ilim ile ilgili sık sık itirazlar duyarız:
'gaybı allah’tan (cc) başkası bilemez dolayısı ile hiç kimse bu ilme sahip değildir'
'ledun ilmi sadece peygamberlere has bir ilimdir, başka kullara verilmez'
'bu bir ilim değil'
gibi eksik bilgi veya önyargıya dayalı bir çok itiraz görmekteyiz. bu yazımızda hâl (ledun) ilmi ile ilgili önyargılara karşı ilmi cevaplar vermeye çalıştık.
müslüman kardeşlerimiz arasında;
-bu ilmin varlığını kabul etmeyenler,
-bu ilmin ismini hiç duymayanlar,
-ismini duyup, mahiyetini bilmeyenler
ve maalesef
-bu ilmi kendi çıkarları için suistimal edenler var.
ledün ilminin ne olduğunu bildiğini söyleyenlerin bir kısmı da eksik veya yanlış bilgiye sahipler. bu ilimle ilgili olarak yanlış ve eksik olan bazı görüş ve düşüncelere şu örnekleri verebiliriz. bazı kişiler bunun bir ilim olmadığını, bazı kişiler gaybı allah'tan (c.c) başka kimsenin bilmediğini, bu nedenle hiçbir kimsenin bu ilme sahip olmadığını, diğer bazı kişilerde ledün ilminin sadece peygamberlere verdiğini söylemektedirler.
bu sohbetimizde hem bu ilim hakkında acizane bilgi vereceğiz hem de eksik olan bilgileri tamamlamaya yanlış olan bilgileri düzeltmeye gayret edeceğiz inşallah.
çalışmak ve tebliğ bizden tevfik allah'tan (c.c).
'ledûn' kelimesi taraf anlamına gelir.
kuran'ı kerimde kehf suresi 65. ayette mealen 'ona yani hızır'a ledünimizden yani tarafımızdan bir ilim öğrettik' buyurulmuştur.
ayette geçen ledünni ilim ifadesi gaybı ilim ve ilahi esrarı kavrama anlamındadır. ayette hızır aleyhisselam'a verildiği bildirilen ilmi peygamberlere verilen ilimden ayıran özellik öğretim şeklidir.
bu yüzden ayette öğretmiştik, tabiri kullanmıştır. allah celle celâlühu, insanı birçok özelliğe sahip olarak yaratmıştır. insan maddi âleme kendisine verilen duyguları ile açılırken, gayb âlemine ancak aklı ve kalbiyle açılabilir.
ledün ilmine ulaşma da sahip olan duyularla çalışma, akıl ve tecrübe ile olmaz. ledün ilmi vehbi bir ilimdir. yani ledün ilmi allah'ın (c.c) kuluna lütfettiği bir ilimdir.
fizik, kimya, tarih, sosyoloji gibi ilimleri kitaplardan okuyarak veya bir eğitimciden öğrenerek dinleyerek öğrenmek mümkündür. ancak ledün ilmi bu yollarla öğrenilemez. ledün ilmi allah (c.c) tarafından verilen bir tür gayb ve sırlar bilgisidir. bu ilim sonucu elde edilen bilgiler özel olup herkesin normal olarak gördüğü olayların iç yüzüne vakıf olmayı sağlar.
kehf suresi'nde musa aleyhisselam ile hızır aleyhisselam'ın arkadaşlıkları sırasında musa aleyhisselam'ın olayların dış yüzüne bakarak hükmettiği, hızır aleyhisselam'ın ise ledûn ilmi sayesinde meselenin iç yüzüne vakıf olduğu görülmektedir.
musa aleyhisselam ile hızır aleyhisselam birlikte yaptıkları yolculukta hızır aleyhisselâm'ın geminin altını delmesi, bir çocuğu öldürmesi ve yıkılmak üzere olan bir duvarı tamir etmesi eylemleri musa aleyhisselam'ın dıştan göremediği sebeplere dayanmaktaydı.
hızır aleyhiselam gayb ilmine sahip olduğu için olayların iç yüzüne vakıftı. hızır aleyhisselâm, musâ aleyhisselamla birlikte yaptıkları yolculukta yaşanan olayların gerçek nedenlerini açıklarken, "bütün bunlar rabbinden birer lütuf ve rahmet olup hiçbirini ben kendi görüşümle yapmış değilim" diyerek tüm bunları allah'ın (c.c) kendisine lütfettiği özel ledüni ilim ve ilham doğrutusunda yaptığını belirtmiştir.
allah'ın (c.c) hazreti musa aleyhisselam'a peygamber olması nedeniyle verdiği ilim dini hükümler, ibadet, muamelat ve ahlak bilgisidir. hızır aleyhisselam'a verilen bilgi ise olayların ve eşyanın sırrını kavramaktır.
evet, ledüni ilme sahip olmak gerek görmek suretiyle gerekse idrak yoluyla perdelerin arkasındaki gizli manalardan ve gerçeklerden haberdar olmaktır.
ledüni bilgi kula allah (c.c) tarafından gelebilecek bilgilerdir. ancak gelen bu bilgiler vahiy değildir.
yazının başında belirttiğimiz gibi; bazı kişiler gaybı sadece allah'ın (c.c) bildiğini söyleyerek bu ilme karşı çıkmaktadırlar. bilindiği üzere bir yılın beraat gecesinden diğer yılın beraat gecesine kadar olacak olan her şey yeryüzüne iner. bir günlük, 1 aylık, 6 aylık, 1 yıllık olacak her şeye dair bilgiler zaten belirlenmiş durumdadır.
belirli bir zamana kadar meydana geleceği belirlenmiş olan hususlar gayb değildir. kuran'ı kerim de neml suresinde 'de ki göklerde ve yerde allah'tan (c.c) başkası gaybı bilmez.' enam suresinde ise 'gaybın anahtarları allah'ın (c.c) katındadır, onları ancak o bilir. karada ve denizde ne varsa hepsini bilir, düşen hiçbir yaprak ve yerin karanlıklarında hiçbir tane yoktur ki allah (c.c) onu bilmesin, yaş ve kuru ne varsa hepsi kitabı mübindedir' buyurarak allah'ın (c.c) ilminin her şeyi kuşattığı bildirilmektedir. bu ayetlere göre gayb kapıları kilitli bir hazine gibidir. bu hazinenin anahtarları da allah'ın (c.c) elindedir.
evet, bu ayetlerin varlığı doğrudur. fakat her genel hükmün istisnaları olabilir. sizce geleceği hiç kimse bilemez mı? allah (c.c) kendi katındaki gaybi hazinenin anahtarını başkasına veremez mi?
gelin bu soruların cevabını bulmak için yine kutsal kitabımıza kuran-ı kerim'e bakalım.
cin suresinde meâlen 'gaybı bilen o'dur, gaybını razı olduğu resulden başkasına bildirmez' buyurmaktadır. görüldüğü gibi gaybı allah'tan (c.c) başkası bilemez hükmünün de bir istisnası vardır. allah cc. ayeti kelimelerinde gaybı sadece kendisinin bildiğini söylüyor. ancak kimseye bildirmeyeceğini ve kendisi hakkında kendisine saklayacağını söylemiyor. sonuç olarak;
allah'tan (c.c) başkası da yine allah'ın (c.c) bildirmesi şartıyla ve izin verdiği kadar gaybı bilebilir.
cin suresindeki ayette gaybın razı olunan resule bildireceği hususuna dikkat çeken bazı kişiler, resul kelimesi peygamber anlamında olduğundan gaybın peygamberler dışında kimsenin bilemeyeceğini öne sürmektedirler.
bu kişilerde yanılmışlardır. çünkü resul ifadesi sadece peygamberler için kullanılan bir kelime değildir. nitekim kuran'ı kerim'de hac suresindeki 'allah (c.c) meleklerden ve insanlardan resuller seçer' âyeti açık manasıyla bunu belirtmektedir.
ayette resul kelimesinin meleği de içine aldığı dikkate alındığında meleklerin de bazı veli kişilere ilham getirmesi mümkündür.
nitekim peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisinde 'ademoğluna şeytanın da bir dokunuşu , meleğin de bir dokunuşu vardır,' buyurmuşlardır.
allah celle celaluhu gayb ilimden bazı sırları dilediği kullarına rüya veya ilham yoluyla verebilir.
kuran'ı kerimde şurâ suresinde 'hiç bir beşer için allah'ın (c.c) bir vahyi ile veya perde arkasından konuşması veya bir elçi gönderip de izniyle ona dilediğini bildirmesi dışında konuşması yoktur,' buyrulmuştur.
bu ayette allah (c.c)peygamberlerine bu üç yoldan başka konuşmaz denilmemiş, allah (c.c) insanlara bu 3 yoldan başka konuşmaz denilmiştir. bu haliyle peygamber dışındaki diğer insanların da ilahi kelamdan nasibi olabilir.
ledüni ilme sahip olma konusunda en güzel örneklerden biri de eyüp sultan hazretlerinin, peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin evinde misafir etme sırasında ortaya çıkan bir olaydır.
halit bin zeyd, bilinen adıyla eyüp sultan hazretleri'nin ataları ledün ilmi irtibatlıydı. peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin dünyaya teşrif etmesinden asırlar önce hıristiyanlığın din olduğu dönemde eyüp sultan hazretlerinin ataları olan ve o bölgenin emiri olan bir zat, ilmi sayesinde peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemden haberdar olup gideceği yerleri biliyordu. yine ledün ilmi sayesinde kendisinin o zamana yetişemeyeceğini bildiği için 12 oğluna ayrı ayrı mektup verip 'bunu al götür, son peygambere verirsin' diyerek onları peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem in gelebileceği bölgelere göndermişti.
bilindiği üzere peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem medine'ye geldikten sonra misafir olacağı evi tespit etmek için devesinden inmiş, devesinin eyüp sultan hazretlerinin evinin önünde durması üzerine o eve misafir olmuştu. misafir olduğu 3 üncü günde peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem eyüp sultan hazretleri'ne 'benim mektubu getir' demiş. ne mektubu dediğinde 'baban bana vermek üzere sana mektup bırakmadı mı?' diye sormuş. eyüp sultan hazretleri bu sözler üzerine hatırlamış. 'bıraktı ama 30- 45 sene kadar önce' demiş ve mektubu getirip teslim etmişti.
ledün ilmi bilgisi olarak peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin geleceği yerler arasında olan medine'ye mektup gönderilmiş ve bu mektup eyüp sultan hazretlerine kadar babadan oğula devrederek gelmişti. 200 yıl kadar önce yazılmış olan mektup bu şekilde son peygambere ulaşmıştı. eyüp sultan hazretlerin ataları eğer ledüni ilme vakıf olmasaydı o mektubu göndermezdi.
sonuç olarak; gaybın hazineleri allah (c.c) katında olmakla beraber allah (c.c) gerek peygamberine gerekse bazı has kullarına birtakım sırlarını bildirmektedir.
bu has kullar genel olarak maneviyat adı verilen grubun içinde yer alırlar.
maneviyat allah (c.c)tarafından kendilerine belirli konularda izin ve ruhsat verilen melekler, peygamberler, hem insanlardan hem cinlerden olan allah (c.c) dostları, evliyalar, veliler, şehitler ile hadimler, hüddamlar ve diğer kullarından oluşur.
(maneviyatı diğer yazımızda anlatmıştık)
https://x.com/SynergyKendiyas/status/1873100641612050529
allah'ın izniyle ledün ilmi ve bu ilme sahip olan kullar hep vardı. bundan sonra da var olacak.
ayrıca ek bilgi:
https://x.com/SynergyKendiyas/status/1639999755404079104
soydan kalp gözü özelliği: https://x.com/SynergyKendiyas/status/1619410835067240448
hal ilmini doğru anlamak: https://x.com/SynergyKendiyas/status/1757085864234975354
ledün ilmine sahip olmanın yolları nelerdir: https://x.com/SynergyKendiyas/status/1541480957869531137
alıntılanan link: https://x.com/SynergyKendiyas/status/1873424103652422074