alternatif olarak, devlet yönetiminin nasıl olması gerektiğini tarif etmeyen (ki tarif etmesi de gerekmezdi zaten) bir dinin bazı kurallarının gösterildiği sistemdir.
yahu şu şeriatçılara bakarsanız sanırsınız ki kuran'da devletin nasıl yönetileceği, kimlerin, nasıl ve hangi yöntemlerle ve hangi yetkilerle işbaşına getirileceği filan tarif edilmiş! oysa bunların hiçbiri tarif edilmemiştir. zaten sahabilerin birbirlerine girmesinin ana nedenlerinden biri de buydu...
her dile dine ırka eşit şekilde yaklaşımdır bir bayrak bir dil bir vatan kisvesi altında ben giydiklerim yüzünden taşlanmıyor yada sopalanmıyorsam.
kiminle ne yaptığım kimseye zarar vermediği sürece kimseyi ilgilendirmiyorsa laiklik bunun sebebidir. tabi bunu biraz bozdular fransadaki müslümanlara zorla incil okutturmak gözünüzde neyse tüm öğrencilere din dersi diye islam dersi vermek odur.
"Every person has the right to life. No one can be sentenced to death." dedikleri humanistlik bididilerin oldugu hedeleri destekleyen insanlardir. Sonrada gelirler, idam gelsin bikbik diye oterler..
kilisenin zaferidir, işi bilen bir adam dindar bir toplumda seküler bir algı oluşturamayacağını bilir. din yıllarca toplumla içi içe olmuş ve toplumu şekilendiren baş öge durumundadır. dindar bir toplumda sekülerizm oluşturulacağını sanmak saçmalıktır. doğu tipi devrim bunu bildiği için dine direk engel koymuştur. dinin olduğu yerde laiklik palavradır, hele türkiye' de laiklik var demek saçmalığın ötesinde bir durum. kişilerin dini varsa hayat şekli, düşünme tarzı, bunun dışında şekillenmez. ne kadar diretilirse diretilsin bir zaman sonra çatışır bunlar. laiklik fransa' da klisenin zaferi ile ortaya çıkmıştır diyorum. yani dinin kazandığı bir savaş bu. ayrıca türkiye' de yada islam' da olan laiklik algısına girmeye gerek bile yok.
bir papa mıydı patrik miydi tam bilmiyorum ama şöyle bir şey demişti: hristiyanlık için laiklik gereksiz bir kavramdır çünkü hristiyanlık zaten tüm inançlara hoşgörü kendi içinde barındıran laik bir dindir.
yani bu sözden anlaşıldığı gibi laiklik tam bir saçmalıktır.
seküler bir anlayış dinin olduğu bir yerde şekillenmez özeti bu yani.
laiklik, fransiz sekülerizm i olarak da geçer. aslinda laiklik sekülerizmin ta kendisidir. yalnizca fransizca isim almis halidir. hatta orijinal kanun da söyledir: loi du 9 décembre 1905 concernant la séparation des Églises et de l'État. yani diyor ki 1905 tarihli din(kilise) ve devlet in birbirinden ayrilmasina iliskin kanun.
"Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;"
ikinci maddesinde:
"Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. "
14. maddesinde:
"Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. "
ve 24. maddesinde ifadesini bulmuş ilkedir:
"Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. "
bunları değiştiremeyeceğini bilen yobazlar, kıt akıllarınca bir takım kelime oyunları yaparak laikliği ortadan kaldırabileceklerini sanıyorlar. bayağı da yol aldılar ama girdikleri yol çıkmaz bir yoldur.
cahil yobazların ne olduğunu bir türlü anlayamadıkları sistemdir.
şöyle ki laiklik "din işleri ile devlet işlerinin ayrılması" demek değildir. özgürlüklerin bir düşmanı olan dinin kontrol altında tutulmasını da gerektirir. örneği fransa'da ve daha bir çok gelişmiş ülkede görülebilir. hatta laik sistemlerde din işleri devlet kontrolünde olduğu için "din işleri ile devlet işlerinin ayrılması"nın laikliğe aykırı olduğunu söyleyenler de vardır ki haklıdırlar.
"din işleri ile devlet işlerinin ayrılması" "sekülerizm"dir. örneği abd ve ingiltere'de görülebilir.
fakat adına ister "laiklik", ister "sekülerizm" deyin... iki sistemde de dini kuralların yasalara dayanak teşkil etmesi mümkün değildir. bu böyle olduğu için örnek bulmakta zorlanan yobazlar, bazı seküler ülkelerde görülen, başkanlık törenlerinde dini kitaplara el basılarak yemin edilmesi gibi istisnai uygulamaları, sanki o ülkelerde yasaların kaynağı dinmiş gibi yutturmaya çalışırlar cahil kitlelere...
atamızın, geçmişi ta sümerlere dayanan, zorbaların iktidarlarının "meşruiyetini" dinden alıyormuş gibi göstermeleri uygulamasının önüne geçen ilkesidir.
sucukçu muhasebecisinin zamanında mursi'ye teklif ettiği sistemdir. mursi kendisi yanıt vermek istemedi ama ihvan sözcüleri sucukçu muhasebecisini fena terslemişti bu önerisi sebebiyle.
bütün dinleri içinde alabilecek kadar daha merhametli ve geniş kavramdır. buna dindarın karşı olmasının nedeni kendi dinlerinde olan merhametsizliğin ve sığlığın bu kavram karşısında ezilmesi. laiklik kadar insancıl ve inanç özgülüğünü savunabilecek değer olmadığı ortadadır. onların zoruna giden bu değerlerin kendi dışında olanlar içinde var olması yada kendi dışında insanlarında değerlerinin korunmasıdır.
muharrem ince '' erkek ve kız 2 farklı çocuğu örnek gösterip , bu kız da okuyacak, bu erkekte. bu kız da miraslardan eşit hakla yararlanacak bu erkek de, bu kız da yasalardan eşit bir şekilde yararlanacak bu erkek çocuk da . '' diye tanımladığı atatürk ilkesi.