Kesinlikle dinsizlik değildir, insanların din ve vicdan özgürlüğüne sahip olmasıdır.Başartülü insanlara örümcek kafalı dememektir, yada Hristiyan'a,Musevi'ye gavur dememektir.Onları seçimlerinden dolayı yargılamamaktır.
devlet işleri ile dini işlerin birbirinden ayrı olması durumudur. bir başka deyişle insanların özgürce din seçimlerini yapabilmesi ve ibadet etmesine olanak sağlar. mustafa kemal atatürk'ün en güzel ve en anlamlı ilkelerinden biridir.
herkesin dinini özgürce yaşamasının güvencesidir.
dini bireye bırakır.
allah'la kul arasına girmez.
kısacası dini kullanmaz.
dinsizlik değil, kişilerin dini yaşama biçimlerine saygıdır.
din sömürüsüyle siyaset yapılmasın ilkesidir. temelinde din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması yatar. son zamanlarda 3-5 beyinsiz ergenin dilinde sevişmek, laikliğe vücut kazandırmak gibi saçma durumlarda sıkça adı geçmiştir. laiklik in ne olduğunu anlamayan ergenlere mi acımalı yoksa içine düştüğümüz duruma mı?
türkiye'nin yıllardır sıkıntılı biçimde içselleştirmeye çalıştığı olgudur. sonradan anlaşıldı ki, anayasaya laiklik ilkesi koymakla laik olunmuyormuş. örneğin diyanet işlerinin olması, devletin din üzerinde egemenlik kurması sıkıntılara neden oluyormuş; çünkü sonuçta din devlet üzerinde egemenlik kurmak için meşru ortam yaratıyormuş.
danimarka laik olmamasına rağmen ve evanjelik kilisesi resmi statüde olmasına rağmen, türkiye'den daha laik ve daha fazla inanç özgürlüğüne sahip olabiliyormuş mesela.
beyanlarına baktıkça bakanı, başbakanı dahil kimsenin tam olarak anlamadığına iyice inandığım kavram. o kadar saçma şeyler söylüyorlar ki işte diyorum ya laiklik bunlar böyle konuşmasın diye var aslında.
dinin, sosyal hayatın hiçbir noktasında yer almaması, belirmemesi bile olma durumu. yani toplum hayatında herhangi bir dinin gölgesinin olmadığı bir durumdur ideal laiklik. şimdi böyle deyince millet kızıyor ama tamamen "dinsizlik"tir.
laiklik, kilisenin hayatın her bir aşamasında kontrolü olan hıristiyan toplumlarından çıkma bir olgudur aslında. kilise, zamanında öylesine bir güç odağıydı ki papalığın mal varlıkları saymakla bitmiyordu (şimdi de farklı değil aslında). kilise milletin hem parasını alıp hem de sürekli insanları baskı altında tutunca en sonunda bi yerden patladı ve 1600'lü yılların sonlarına doğru Kassel'li martin luther dönemin almancasıyla "ee skerim böyle aşkın ızdırabını, yeter layn" deyip protestosunu koydu. "vay lan bu eleman protesto etti, dur şuna 'protestan' diyelim" diyen yancılar sayesinde prostestan adını aldı.
laiklik ilk buralarda çıktı. aslında olayın rönesans boyutu da var ama o zamanlar henüz adı yoktu, din yine bi referanstı, da vinci amca'nın bol miktarda dini eseri olmasını sebebi dükkanı çevirmekti, e herhalde değirmen bi şekilde dönecekti değil mi? o da napsın kiliseden iş falan alıp atölyesini finanse ediyor, çırakların yevmiyesini ödüyordu. floransalı bankerlerden aylık %5 faizle kobi kredisi alacak değildi ya?
şimdilerde bizim laiklik dediğimiz şey, kemalizmin yeniden yorumladığı laikliktir. bu laiklik, olması gerektiği gibi tam olarak dinsizlik değildir. atatürk dindar bir insan değildi, fakat çok akıllı bir insan olduğu için dinin toplum üzerindeki etkisinin nasıl birşey olduğunu çok iyi biliyordu. tam devrimlerin başladığı bir zamanda zaten saltanatı kaldırmış, hilafeti kaldırmış, ezanları türkçeleştirmiş ve buna bağlı olarak "dinsiz" damgasını yedi yiyecek bir durumdaydı. daha da devam etmenin toplumda geri dönülmez kırılmalara yol açacağını farketmiş ve "bu kadarı yeter" düşüncesinden hareketle laiklikte şu anki durumun temellerini atmıştı.
ancak sonrasında inönü ve ekibi (atatürk'ün sağlığında tasvip etmediği işler yapmaya yeltendikleri için çok azar işittikleri söylenir) atatürk rahmetli olunca bu işi yeniden ve sistematik olarak topluma tekrardan enjekte etmeye başladılar. aslında rahmetli olunca tam doğru değil, atatürk sağken de 1930ların hemen başlarında inceden başlamışlardı. atatürk'ün gördüğünü görmedikleri için de halkın din konusunu ne derece ciddiye aldıklarını ilk serbest seçimde yenilgiyi (ezilgi mi ya da neyse) anladılar. oysa ki atatürk bunu taa 1930'da kısacık SCF* macerasında ossaat çakmıştı.
laiklik kötü birşey değildir elbet ama laiklik olmadan medeniyet olmaz diye bir şey yoktur, bunun için "laik olmayan" amerika birleşik devletleri, birleşik krallık vs gibi örneklere bakmak kafi...
günümüzde dinsizlik olduğu sanılmaktadır. türk insanı zaten bir görüşü benimsemişse öbür görüşlere tamamen düşmandır. laik biri, dine (sadece islam'a, diğer dinlere değil) ve osmanlıy'a düşmandır. dindar biri ise laikliğe, atatürk'e düşmandır.
çok basit bir tanımı olmasına rağmen anlaşılamamıştır.
asıl esprisi şudur:
diyelim siz devlet başkanısınız. yurtdışından misafir geldi başka bir devlet başkanı. gelen kadın. siz de şafisiniz. (kadınlara dokunmak abdesti bozar şafilikte, yanuluyorsam düzeltin) siz gidip o kadınla tokalaşmak zorundasınız, tokalaştıktan hemen sorna abdest almaya gimemelisiniz eğer işiniz bitmediyse. ya da abdestim bozuldu adımım günah sayılacak bari fazla hareket etmeyeyim yanacam cehennemde diye düşünmemelisiniz.
şu yüzden:
siz bilmemkaç milyon kişiyi temsil ediyorsunuz orada. sarı çizmeli mehmet ağa değilsiniz. dolayısıyla tokalaşan mehmet ağa değil naravenya cumuriyetinin başkanıdır. en ufak bir mimiğinize bile dikkat etmeniz gerekirken orada elini sıkmadığınız başkan bu bize düşman diye düşünebilir. barış antlaşması imzalamaya geldiğinizde eliniz sıkılmazsa savaş bile çıkar mesela.
ha örnek çok mu uç oldu? daha basit örnek verelim:
(isimler sözler farklı olabilir biraz hatırladığım kadarıyla anlatıyorum)
Fatih Sultan Mehmet, hocası Akşemsettin'e ne zaman gitse namaz kılarken görür ve imrenir. dayanamaz söyler en sonunda:
F:hocam ne imreniyorum size ne zaman görsem namaz kılıyorsunuz bense devlet işlerinden dolayı her zaman vakit bulamıyorum
A:namazı biz kılarız merak etme. nasıla başka işimiz gücümüz yok.
sen namaz kılarsan devleti kim yönetecek?
namaz borcu affedilir her türlü günah affedilir ama kul hakkı affedilmez. bunu bilmesi gerekir ben dindarım diyen birinin. laiklik ne dinsizliktir ne de saçmalık. illa din kalbimde yaradır dersen emekli olunca ya da görevini bitirince yapamadığın ibadetlerin kazasını yaparsın.
ha yinede bunları görmezden gelip iki üç gram sevap kazanacağım derken milyonlarca kişinin kul hakkına girersen senin bileceğin iştir.
laiklik; din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak değildir aslında böyledir ama geri zekalı millet bunu dinsizlik olarak algıladığından ve bazı pis niyetli kişilerce bunun üzerinden prim yapıldığından açıklanması gerekiyor cahil millerime.
efendim
laiklik tüm dinlerin bir arada mutlu mesut yaşaması için verilen özgürlüktür, baskı yönetiminin ortadan kalkması, herkesin inancına genişlik tanınması ve yer verilmesidir, insani bir düşüncedir yani bu aslında islamın temelinde var olan hoşgrörünün yasa ismidir.
hem müslüman hem laik olunmaz diyen cahil çobanı, müslümanlığıda bilmiyor laikliğide.