Bastan sona Hüzün kokan film. En neşeli karelerde dahi yitirilmis bir şeylerin hissi var. Eğlendigimiz her sahne aslında ne kadar çirkin bir dünyada yaşadığımızi haykiriyor usul usul. Dünyanın en fedakâr babası, en iyi niyetli annesi, en aklı başında çocuğu için her kelime suskun her Cümle eksik kalır.
kainatımızın neşesi benigni nin en iyi işi. böyle bir konu üzerine komedi inşa etmek kolay değil, sanırım türünün tek örneği. neşesiz, "ahlaklı", acımasız ölüm kültürüne karşı, elimizde sadece mizah var.
küçüklüğümden beri almanlardan tırsmama neden olan film. konuşulan o almanca o kadar etkilemiş ki beni her duyduğumda bu filmden sahneler aklıma gelir.
müzikleri güzel film. daha önce izleyen olmamış mı acaba bu güzel italyan filmini.
ekleme: bana schindler s list i andıran film. müzikler ve dramatik sahneleriyle insanları duygulandırıp yahudilere yapılan soykırımı daha dramatize etmeye çalışmışlar. sonunda da amerikalıların yine selam çakıp biz kurtardık demeye getirmesi de ayrı bir yavşaklık olmuş.
türkçe dublajını izleyip köksal engürün sesini duyarak izlediğim, 2.dünya savaşını kapalı bir şekilde anlatan, oyuncuların çok soğukkanlı olduğu -bilhassa başroldeki abi- mükemmel filmdir.
yahudi propagandasidir. gozleri dolmusmus, ac bak filistine o yahudilerin torunlari neler yapiyor. bakarken gozlerin yine doluyosa sorun yok, ama bakmaya bile degmez diyip unutup geciyosan vicdanini, samimiyetini sey eddiyim...
son anda bile gözleri dolu doluyken insanı gülümseten tatlı bir film. şimdi gelir birileri yahudi aklandırma filmi diye bik biklenir. tarafsız, insanlığımızı unutmadan izlenmesi gereken bir film.
kukla'nın ansızın birden fazla izlenmesi gereken filmler başlığına bu filmi yazmasıyla, içimdeki film izleme özlemini alevlendirmiş ve bugün izlemişimdir.
mizah, absürtlük, dram hepsi bir arada ve en önemlisi aynı anda işleniyor. tiyatro izlermişçesine izledim. o açıdan da verdiği atmosfer çok iyiydi...
life is beautiful ismi adının önüne geçtiği gibi ingilizce dublajlısı da filmin aslının yerine geçmiş. bir türlü orijinalini indiremiyorum. ingilizce dublajlı filmi türkçe altyazılı izlemek kadar saçma bir şey olabilir mi? evrensel dili batsın, bu neymiş böyle ya ?
daha yetmişinci dakkalarında ağlamaya başladım sebebi ise o babanın çabalarıydı. önce tebessüm oluşturacak gibiydi sonra ağzım tuhaf bi şekil aldı ve ağlamaya başladım. ve içimden bi kez daha sövdüm. sen ne piç bi herifmişsin lan hitler.
Bir filmin anlatım tarzı ancak bu kadar mükemmel olabilir. Tam bir şaheser.. Güldürüp eğlendirmekle kalmıyor, insana bazı şeyleri kara kara düşündürüyor. Filmin ilk yarısı şairane bir anlatıma bürünmüştü. Herşey güzel, hayatta ona oranla daha güzeldi. Trajikomik hiçbir tarafı yoktu. Çoğu sahneye kahkahalarla eşlik ettim. Ancak ikinci yarısı en can alıcı kısmı. Hem dramayı işliyor izleyiciye hem de o tatlı mutluluğu bir nebzede olsa aktarıyor. Babaların oğullarıyla baş başa izlemesi gereken filmlerden. Fedakarlığın beyazperdeye yansımış hali diyebilirim.
Açıkçası filme önyargılı başladım. Klasik bir yahudinin savaşta yaşadığı şeyler olarak görmekteydim. Ancak filmi açtıktan sonra her geçen saniye beni daha da sarmaya başladı. Çok yaratıcı ve eğlendirici sahneleri mevcuttu. Film bittikten sonra bazı önyargıların bir kez daha boş olduğuna şahit oldum. Huyum kurusun bazı insanlar çay ile kahve ile filme başlar ben önyargı ile başlıyorum. Kurgusu da gerçekten takdire şayandı. Filmin savaş dönemine geçiş kısmı biraz daha uzasaydı belki de kabak tadı verebilirdi. Bu yüzden bir adım daha öne geçti benim için. Roberto Benigni'nin oyunculuğu zaten enfes. Çocuğu için herşeyi ortaya koyan bir babanın filmi bu aslında. izlerken duygulanmamak elde değil. Belki tüm babalar böyle değildir ama babalığın ne demek olduğu bu filmle birlikte çok açık gözüküyor.
Eğer sonunda ki Amerikan kurtarıcılığı gibi gereksiz bir propaganda olmasaydı tam puan alacaktı. Ama maalesef o bitiş hiç yakışmadı. Tertemiz bir ceketin cebine konan kirli bir mendil edası vardı adeta. Ah keşke ah...