şiveleri yüzünden kendimi uzayda sandığım ve liseyi okuduğum yer. ama insan zamanla alışıyor tabi, bende alıştım zamanla bu şiveye. Okulun ilk günü bu şive yüzünden bir kıbrıslı ile kavga edecektim neredeyse. Olay şöyle gelişti:
Cuma günü istiklal marşı okunduktan sonra öğrenciler dar çıkış kapısına yığılmıştı ve sıra çok ağır ilerliyordu. Arkamdaki çocuk sürekli " gancelliyi aç " diyordu. Ben bu kelimenin anlamını bilmediğimden ve beş dakikadır okul dışına kendimi atamamaktan gerilmiştim. Gancelliyi de değişik bir şiveyle söylemesi bilinmezliğe yeni bir bilinmezlik ekliyordu. Küfür mü ediyor diye de aklımdan geçiriyordum. Aynı cümle birkaç kez daha eklenince, sıra - sıcaklık - anlamamak üçlüsü bende sinir yaptı ve elemanın yakasına yapıştım. "Başlatma lan gancelline, o ne lan?" dedim. Okuldaki benim gibi Türkiye'den gelen bir öğrenci gelip bizi ayırdı. Bahçe kapısı tam açık değildi. millet o yüzden kapıdan ağır aksak geçiyordu. Meğer gancelli bahçe kapısı demekmiş.
ikiye bölünmüş doğu akdeniz adasıdır. kuzeyi türklerin, güneyi rumların yönetimindedir. temennimiz bir an önce iki devletin lağvedilmesi ve kıbrıs cumhuriyeti'nin kurulmasıdır.
mersin'e rusları davet edip aman efendim buyrun ne demek alt tarafı adacık diyen günümüz siyasetçilerinin strateji dersi almasını gerekli kılan kara parçasıdır.
kendilerini,türklerden çok rumlara daha yakın hisseden insanların yaşadığı adadır.rumlar istemez,sürekli kapıyı yüzlerine çarpıp kovan ev sahibi gibidirler ama halk inadına kapıya dayanan ısrarcı misafir gibidir.türkiye"biz varız,yalnız değilsiniz"der ama onlar yüzlerine kapıyı kapatıp,söven tarafla misafircilik oynamak için ısrarcıdırlar.
son döneme rast gelen olaylarıyla bana the game filmini anımsatan ada. michael douglas bir anda kurallarının ne olduğunu bilmediği bir oyunun içinde bulur kendini. *
"besleme" sıfatını kesinlikle hak etmeyen adadır.
yıllık 600 bin ton narenciye üretiminin en fazla 50-60 bin tonunu tüketmesinin, satmasının ve kalanını çöpe atmasının,
turizme gerek iklim, gerek tarih, gerekse de casinolarıyla son derece elverişli olmasına rağmen potansiyelinin yüzde 40'ından biraz fazlasını kullanmasının tek nedeni ambargolardır. ambargoların da nedeni adada tuttuğumuz asker kaynaklı politik oyunlardır. madem ki stratejik olarak önemli, o halde seve seve orayı besleyeceğiz, halkın ihtiyaçlarını karşılayacağız. yoksa narenciye, turizm ve eğitim sektörleri fazlasıyla adaya yeter.
elde tutma mevzusunun kesinlikle kumarhanelerle alakalı olmadığı adadır. değil uzun mesafeli uçaklar, uydular bile söz konusu olsa piyadesiz hiç bir savaşın kazanılamayacağı gibi bir gerçek söz konusuyken elde tutmamızın mecburi olduğu adadır. şayet rum kesiminde bir kıpırdanma olursa gerek halkı, gerek adayı acilen koruma altına almak için asker bulundurmamız mecburidir. her ne kadar bazı askeri stratejistler türkiye'den rum kesimindeki trodos dağlarına saatler içinde 8-12 bin komando indirebileceğini iddia etseler de ingiltere'nin de bir garantör devlet olduğunu, rum kesiminde çok ciddi askeri üsleri olduğunu ve adada bulundurduğumuz askerin en azından caydırıcı etkisi olduğunu hesaba katmadıkları kanısındayım.
mağusa körfezinde devasa petrol ve doğalgaz rezervleri barındıran ada.öle ki bi ara fransız petrol aram gemileri azıcık açığına geldi bizim destroyerler derhal uyarı ateşine başladı.sene 2007ydi galiba.
kumarhaneler olmasa türkiye'nin bir dakika daha elinde tutmayacağı ada. tv'lerde resmen iki yüzlülük dönüyor. yok yavru vatan da bilmem ne. tamam kıbrıs türkleri, rum faşistleri tarafından katledilmiştir. hatta o dönem türkiye'nin müdahelesi de kim ne derse desin meşrudur. ama daha sonrasında yaşananlar daha rezil hale döndürmüştür kıbrıs'ı. bu kadar şeyin yaşandığı yere zenginler gidip kumarhaneler inşaa etmiştir. göz göre göre bütün etik kurallar çiğnenmesine rağmen bir kimse de çıkıp ne yapılıyor oraya dememiştir.
kimse çıkıp stratejik falan demesin. onlar uzun menzilli uçaklar icat edilmeden önceydi.