5.5 Sene okurken her gün küfür ettiğim ama sonrasında da ilk tatile gittiğim vede bütün tatil planlarımı yaptığım yer. Kimse kızmasın ama berbat olduğu için özlenen bir yer.
haksız yere sürekli türkiye tarafından eleştirilen bir toplumun yaşadığı ülkedir. dışarıdan bakıp rahatça kıbrıslılar türkiyelileri sevmez, kıbrıslı türkler ingiliz hayranı denilerek tek taraflı yorumlar yapılmaktadır. öncelikle ada da ingiliz özentileri dolaşıyor denilmesi kadar saçma bir durum daha olmadığı kabul edilmelidir, zira bu toplum yıllarca ingilizler tarafından yönetilmiştir. ada insanlarının türk yada yunan olduğunu ileri sürmek yanlıştır çünkü kıbrıs ulusu, kıbrıs kültürü ne türk ne de yunan ırkından oluşan bir topluluğun kültürünü ifade etmektedir. halkı zorla türkleştirmeye çalışmak yanlış ve büyük haksızlıktır. türkçe ve rumca konuşan 'kıbrıslılar' ayrımı yapılması gerekir. kıbrıslı rumlar adanın tek sahibiymiş gibi tüm dünyada ün salarken, kıbrıslı türklerin de buna ortak olmayı istemeleri gayet normaldir. dünyanın tanımadığı 'sözde' bir cumhuriyeti istemiyor olmaları gayet anlaşılırdır. türkiye bile missakı milli sınırlarını çizerken kktc'yi içine almayarak zaten kıbrısı türkiye'nin bir parçası olarak görmediğini göstermiştir. 74 harekatında türk ordusunun görevi, garantör ülke olarak, adada barışı sağlamakken zamanının koltuk sevdalası kıbrıslıları da arkasına alarak hiçbir zaman tanınamayacak, kendi ayakları üzerinde duramayacak bir cumhuriyet kurulmuştur. bunun doğru bir davranış olduğunu kimse savunmamalıdır. nasıl yunan ordusu savaştan sonra ülkesine döndüyse, orada bir yunan devleti kurmadıysa bizim de aynısını yapıp, rumların eline bu kadar koz vermememiz gerekirdir. bu saatten sonra da barış falan olacağı yoktur, türkiye de hayat boyu kktc'nin yükünü taşıyacaktır. bunun için de şikayet edilmemesi gerekir. kendimiz ettik kendimiz bulduk.
not: kktc'yi tc'nin dahi tanıyıp tanımadığı tartışmalıdır. zira bir cumhuriyeti tanımak için tbmm kararı gerekmektedir. böyle bir kararı gören olmuş mu bilmiyorum zira ben göremedim.
ingilizlere olan hayranlıklarını anlayamadım bir türlü... prizlerinden tutun trafiğine, dillerine kadar bunu sergiliyorlar. ve türkiye ye müteşekkir halk beklerken tam tersi bir tablo ile karşılaşmak hoş değil. askerimiz olmasa yolladığımız yüksek yardım olmasa ne kadar dayanabilirler çok merak ediyorum.
minibüs ile taşımacılık yapanların; araca bavul dahi sokmaya müsade etmeyerek göt kalkıklığında birinciliği kimseye kaptırmayacağı ada. ayrıca taksici cenneti, ortaköyden pendiğe verdiğiniz taksi ücretini orada daha havaalanından çıkmadan verirsiniz, esnaf ve şöförler geneli türkiye'den göçmüş kimseler ve ekmek parası fikrinden uzak keyiflerine göre çalışırlar. tabi bunlar kktc' için geçerli. evlerin villaların önlerinde son model araçlar, alayının cebinde ingiliz pasaportu gayet rahat yaşam sürenler kıbrısın yerli türkleridir.
Garip bir solcu kesimi vardır. Sürekli halkların kardeşliğini savunurken( sadece Rum-Kıbrıs Türk halkı) Türkiye' den gelen, geçim derdine düşmüş işçi kesimini(ki onlar olmasa ülkede çalışan insan yoktur)''karasakal, gaco'' gibi kendilerince hakaret içeren kelimelerle aşağılarlar, anında faşist kesilirler. Bu da, Kıbrıs solunun sosyalizmi nerelerinden anladıklarına dalalettir... En sevdikleri sey, Türkiye alehtarlığı yapmaktır. Yap tabi kardeşim de, ama solcu diye ortalıkta gezinme, sadece ''Türkiye' ye gıcığım var'' de, sınırlandır kendini.
sokullu mehmed paşanın , venedik büyükelçisine :
"biz sizden kıbrıs krallığı'nı alarak kolunuzu kestik. siz ise donanmamızı yenmekle bizim sakalımızı tıraş ettiniz. kesilen kol yerine gelmez ama tıraş edilen sakal daha gür biter." sözüne konu ada...
inanılmaz kaba saygısız insanların bulunduğu garip ada. evet özellikle toplu taşıma gelişmediği için belli bir saatten sonra mecbur olduğunuz taksicilerde bu terbiyesizlik tavan yapar.. türkiyeden beslenir ama türkiye'yi sevmez bunlar. öğrenciden beslenir esnafı, askeri yer ama bunları da sevmez. inglizler'i sever bunlar ve inglizler'in sevdikleri şeyleri.. manyak gibi avlanırlar. aq.mun yerinde sınırdı huduttu dinlemezler. girne güzeldir yine de.. plajlarında yerli halkıyla karşılaşmadığınızdan -paranız varsa- güzel vakit geçirirsiniz.. nazik ve düzgün türkçe ile konuşan insanlar, deniz-güneş-kum enfestir.. ama lefkoşa'ya dönerken mecburen o suratsız taksicilerle muhatap olursunuz..
iyi yönleri de var tabii.. mesela karşıdan karşıya geçerken araçlar yayalara yol verir. radarlar da sabittir; hızlanılmaması gereken yerlere kurmuşlardır radarları oraları bilip hız yapmazsınız bu güzeldir.
her yerde mandalina portakal ağaçları vardır, kışın bile yemyeşildir güzel bir duygu bu..
ateş kes ilan edilmiş bölgedir. bölge de kağıt üstünde barış yoktur yani savaş bölgesidir. uluslar arası kanunlara göre savaş bölgelerinde askeri yapılanmalar haricinde bir ev yapmak bile yasaktır. ancak kıbrıs kuzey kesimi güney tarafı kadar olmasa da refaha kavuşmuş bir ülkedir. dünyanın ambargo koyduğu ve türkiyden başka hiç bir ülkenin resmi olarak tanımadığı yerdir. rum tarafının bayrağına bakıldığında durum daha iyi anlaşılır. inanılmaz iyi niyetli çok sakin ve saygılı bir halkı vardır. bağzı kesimler tarafından bu halk tembel olarak anılabilinir ancak bilmedikleri şey türkiyedeki mesai saatlerinin çok fazla olmasıdır. kıbrısta bu normal bir düzeydedir. türkiyenin yaptığı en büyük hatalardan birisi bu adaya türkiyeden bi sürü öküz göndermesidir. bu gelen öküzler adanın halkının refahını bozmuşlardır. burada polisin alkollü araç sürenleri çevirmekten başka pek bir işi olmaz çünkü kıbrıs halkı neredeyse suç işlemez. türkieden gelen türkler bu adanın refahını sikip atmaktadır. ne kadar hırsızlık cinayet darp olayı varsa türklerin başının altından çıkmaktadır. yetmiyormuş gibi hala kuzey kıbrısa isteyen herkes elini kolunu sallayarak girmektedir. türkleri sevmemelerinin altında yatan gerçek sebep budur adamların adasını kurtardık diye sikip atma gibi bir hakkımız yok kimse adayı kim kurtardı demesin. buna ragmen gidip tanıstığınızda hepsinin çok iyi niyetli sevecen insanlar olduğunu görürsünüz. her birisinin muhabeti ayrı güzeldir. bugünlerde magosadaki kanalizasyon çalısmaları nedeni ile 1 yıldır yolların anası bellenmiştir. onun dışında harika bir memlekettir. büyük şehirlerin stresinden kaçıp gelinecek ilk sıradadır.
akdeniz'de arama yapan şirkete göre, kıbrıs rum kesimin tek yanlı parsellediği 12. ve 3. parsel'deki yataklar 100 yıllık enerji ihtiyacını karşılayabilecek ölçüde.
ilk gittiğimde "ayşe neden tatilden erken dönkü ki" diye düşünmeme sebebiyet vermiş olan, mis kokulu ada. rumlara bırakılamayacak kadar eşsiz ve stratejik öneme sahip.
(bkz: kıbrıs türktür türk kalacak)
rum tarafında türk elektriği krizi yaşanıyor. türk tarafı ise bayram kutlama hazırlığında. adada bir süredir görüşmeler devam ediyordu ve bazı şeylerin yavaş yavaş da olsa yoluna girmeye başladığının sinyalleri vardı.
bu sorunun çözümünün uluslararası arenada istenmediğini gördük. zira türkiye'nin en fazla rahatsız olacağı türden bir durum olan kıbrıs cumhuriyetini ab dönem sözcüsü yapma hamlesi geldi ab'den, henüz kesin olmasa da olacak gibi görünüyor. bu durumda hem erdoğan hem de davutoğlu avrupa birliği ile ilişkilerin dondurulacağını, türkiye'nin tanımadığı bir devletle masaya oturmayacağını bildiren mesajlar verdiler. haklı oldukları kanaatindeyim. her ne kadar iç politikada tartışıyor olsak da dışarıya karşı hep birlikte bir tutum takınmamız gereği kanısındayım. avrupa birliği bu türden bir sabotajı daha önce kıbrıs'ı bünyesine dahil ederek yapmıştı. bu kadar sorunlu bir ülkeyi ab'nin istemeyeceği ortada, amaç sadece sorunu deşmekti. bugün tekrardan aynı şeyi yapıyorlar. zaman neyi gösterir bilmiyorum; ama kıbrısta bir şeyler olacağı kanısındayım önümüzdeki süreçte. ortadoğu zaten karışıkken, türkiye'nin dış politika enerjisi bu ülkelere bölünmüşken kıbrıs konusunda ülkemizi köşeye sıkıştırmak için ideal bir zaman olduğunun bütün dünya farkında. suriye, mısır ve lübnan gibi yıllardır yerinde kale gibi duran hükümetlerin alaşağı edildiği bir ortadoğu var, ki burasının türkiye'nin arka bahçesi olduğunu da unutmayalım. dediğim gibi ortalık zaten karışıkken, yılların müttefiki israille sıkıntılı bir dönemden geçerken türkiye kıbrıs konusunda ne kadar başarılı olabilir, ne yapabilir bilmiyorum. hani içeride bir birlik sağlayabilsek, dışarıda da güçleneceğiz ama... iç politika da çok karışık, çok buhranlı... bilmiyorum ne olacak.
okumaya gelen öğrenciler ters dönmüş kaplumbağa edasıyla yaşamaya başlar burada. kahpe eğitim sisteminin bulunduğu üniversitelere kapak atan öğrenciler değişik sorunlarla karşı karşıya gelmektedir. ilki kendi iç dünyalarının kararması sonrası okulun uzamasıyla birlikte aile içinde başlayan huzursuzluk. daha nicesine tabi durumlardır.
seks sektörü bulunan night clublar sayesinde ilerler. kumarhaneler, barlar, discolar kısacası gece alemi tek eğlence kaynağıdır. hap, ot, bokun gırla döndüğü mekandır. gelen kız, erkek öğrencilerin alayı kabak çiçeği gibi açılmaktadır.
buradaki yaşayan vatandaşlarında "türkiye elini üzerimizden" ceksin gibi söylemleri neye dayanarak söyledikleri bilinmemektedir. zira askerler ve öğrenciler önemli geçim kaynaklarıdır burada.
buradan kurtulan vatandaş maksimum karta özel vada sesi cıkararak gider.