kuranı savunmaya kalkanlar bile "kafir"in icad ettigi * aracları kullanıyorlar.
bu bile kuranı curutmeye yeter. ayrıca ben de biliyorum bes yasındaki cocuk da biliyor:
gun gece oluyor,gece gune donuyor. ama dunyanın yuvarlak oldugunun farkına varabilmemiz kuran dan yuzyıllarca sonrasına denk geliyor. o da islam dunyasının degil
batılı bilim insanlarının cabaları sonucu. belki onlardan once de farkında olanlar var
ama bu ne kuran da ne de baska bir kitapta belirtilmemis.
yok efendim anlamamız gerekiyormus, ben olsam kanıt olsun diye direkt soylerdim.
dünya yuvarlaktır diyen kitap. inançsız ateistler kabul etmese de her şeyi önceden haber veren kutsal kitabımızdır. şefaat ya resulullah.
"Andolsun ki onlara: "O gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan: "Elbette Allah!" diyeceklerdir. O halde gördünüz ya dünyanın tombalak olduğunu!
(Zümer Suresi, 76. ayet)
bilim adamları bile sünnete bakmaktalar.
çünkü kuran/sünnet bilmin önünde olmuştur hep. kuran'da yazılan birçok şey de seneler geçtikten sonra anlaşılır. bilim yetersiz kalır çünkü.
ama işte sevmeyenleri tarafından eleştiri yapılıyor gene de "cik cik" diye. ne demek istendiğini anlamıyoruz ama olsun, eğleniyoruz.
tarafsız olarak irdelendiğinde az biraz sosyal bilgi ve analitik yetenekle yazarının kim olduğu kolayca anlaşılabilecek kitap. insanlar yaratılış ya da diğer bir fikre göre kendi kendine varoluş sürecinin sonunda bazı donanımlar ile şekle kavuşur. bunların içerisinde; haset, hırs, açgözlülük, şöhret tutkusu, mal mülk edinme gayret ve arzusu en başta gelir.
diyelim ki, peygamber bunlardan beri bir zat ve tez devam ediyor; o halde akli melekeleri bu kitabı yazmaya güç yetiremeyecek ölçüde olması gerekir çünkü; bu niteliklerin gözlemlenmediği tek varlık zihinsel özürlülerdir. bir diğer hedefi de eğer kureyş'in yönetimini ele geçirip söz sahibi olup kendi ideolojisini yaymak olsa idi; kureyş'in yönetimi daru'n-nedve tarafından kendisine teklif edilmişti; kabul eder hüküm sürerdi.
mamafih, arap toplumunun karşısına kabulü en zor metodla çıkmış olması da bu tezi yok edecek mahiyette. başa döner de, bahsi geçen insani nisyan kabul edilen özellikleri kendisine yüklersek tekrardan; yani hırs, mal mülk edinme arzusu vd. bunun da sonu belli. kendisinin vefatından sonra tek bir dikili ağacı kalmamış ve yaşarken de mekke'nin e görkemli zamanlarında dönem dönem açlıkla yüz yüze gelmiştir. bu gücü yasayla ve o yasaları destekleyecek kolluk kuvvetleri ile sağlamadığı için de kerbela'da torunları hunharca katledilmiştir. peygamberin en yakın arkadaşlarından olan ebu zerr el gıfari kibarca çöle sürülmüştür. ve daha nice örnekler.
arap milliyetçiliği'nin baas üzerinden arap yarımadasına yayılma politikasının baş kahramanlarından biri de saddam hüseyin'dir. arap toplumuna ideoloji aşılayarak toplayıp bir kuvvet ortaya çıkarmaya çalışmak tezi bana kendisini hatırlattı. saddam hüseyin her ne kadar ölürken şerefli bir duruş sergilemiş olsa da; asit kazanlarında halkına banyo yaptırmış bir adamdı. şaşaalı bir yaşamı, sarayı, dolarları, kendi heykelleri, yasası, metresleri ve evlatlarının da aynı ölçüde bir yaşam stili vardı.
yani mirim; insan 1400 yıl önce de insandır, 1400 yıl sonra da. erki ele geçirmek sevdalısı kişi ondan sonra bunun gövde gösterisine soyunur; eğer peygamber değilse. nicelik değişir ama, nitelik değişmez. nedeni de, yüklü olan nisyan kodlarının harap olmak neticesinin dışında silinememesidir*.
*mevlana'nın "hamsın; pişmelisin, yanmalısın" dediği mesele de budur.
hakkında girilen yobazca entrylere en güzel cevabı yine içinde bulabileceğimiz kutsal kitabımız.
(De ki: O Kur'an, inananlar için doğru yolu gösteren bir rehber ve şifadır. inanmayanların ise, kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. Sanki onlara uzak mesafeden bağırılıyor da Kur'an ın ne söylediğini anlamıyorlar.) [Fussilet 44]
(Okuduğun Kur'an ı dinleyen kâfirlerin, anlamalarına engel olmak için kalblerinin üstüne kat kat perde, kulaklarına da ağırlık koyduk.) [Enam 25]
eğer gerçekten hazreti muhammed (s.a.v)'in kendi uydurması olan bir kitap olsaydı acaba peygambere uyarı ayetleri iner miydi?
düşünelim bir; hazreti muhammed kendi kendine "sen sevdiklerini hidayete erdiremezsin" diyor. mantıklı mı bu?
birazcık mantık, birazcık. daha fazlasına gerek yok gerçekten.
gokten birdenbire pat diye dusmemistir.hz muhammed 40 yasına kadar
uzun uzun dusunmus tasınmıs,kurgulamıstır.kendini peygamber olarak
ilan ettikten sonra da yavas yavas gokten ayetler "inmeye" baslamıs.
hz muhammed olene kadar da devam etmis ki muhammedin otoritesi sarsılmasın.
haliyle icinde dogdugu cografyanın ve kulturun izlerini tasır.
insanın olum karsısındaki caresizligini ve olum korkusunu somuren bir soylemi vardır.
asıl amacı coldeki arap kabilelerini siyasi bir birlik etrafında toplamaktır.
kuran ın hz muhammed tarafından idealize ettigi toplumu yaratmak adına
kurgulanması hz muhammedi kotu bir insan yapmaz.benim gozumde de hz muhammed
iyi bir insandır.kuran o zamanki arap toplumunun ihtiyaclarına cevap vermis
olabilir ama gunumuz itibarıyla ozgurluklerin onundeki engellerden biridir.
kuran da ozgurlugun degil kavram olarak kelime olarak bile yeri yoktur.
toplumda birey kulturunu ve hukukunu hakim kılmadan dinin siyasi
etkinligini ortadan kaldırmanın olanagı da yok.
iÇiNDEN ayetler yapacak kadar din ve ilim bilgisi sahip olduğunu sanan dangalaklarca öyle ya da böyle ister sazan avı ister gerizekalılık ifşası olarak kullanılmayacak olandır..kutsaldır..piyasa olmuş diğer kitaplardan değildir ,secret gibi elaleme anlatasın..yazanı bellidir ,okuyucu inananıdur kendine göre yorumlar ibadet eder..açıkça belirtilmiştir ki , kimse kimsenin çobanı değildir.. sen kimsin ki bunun mealini yapıp anlatmaya çalışıyorsun? cin olmadan adam çarpıp dindarım diyorsun?
anlamayan dangalağa edit: kişiye özel yazılmıştır cevap niteliği taşıyan bi entrydir bu yukardaki , kendini kendi laflarıyla "dindarım ben , siz de cevap veremiyorsunuz çünkü aldananlardansınız " diyen kişiye "dindarım diyorsun da , sana diğerlerini yargılama hakkını kim veriyor" diye sorulmuştur entryde..tabii bu entrynin aynısını yazıp da , altına sen kimsin de dindarlığa karşıyıorsun diyen yaşam formuna ne dense kar etmez ama demiş olayım..
Hükmüyle amel edenlere yeryüzünde bulunuşlarının amlamını idrak imkanı veren,düşmanlarının bile Allah kelamı olduğu konusunda ciddi şüpheler duydukları,hidayet rehberi.
Lakin fihrist değil,sözlük değil,tarif kitabı hiç değil.Yeryüzünde bulunuşumuzu anlamlandıran,mahiyet kazandıran,sorumluluk yükleyen,emreden,nehyeden,ibret veren..
Her ne kelam etsem de,Akif'in iki mısrada ulaşmaya müyesser olduğu derinliğe ulamşak çok zor:
samimi bir müslümanın saygı değil hakaret edilmemesini bekledikleri dinin kitabıdır. hz. muhammed'e sadece muhammed demek bile kapıcısına bile efendi diye seslenen birisi için hakaretamiz bir hitap tarzıdır. ayrıca nasıl kuran'ın diğer dinlere ve inançlara hakaret ettiğini söyleyebiliyorlar inanmak imkansız. senin inancın sana benim inancım bana öğretisi hadi onu geçtim kendinden önceki bütün ilahi öğretilere sahip çıkan ve bütün peygamberleri peygamberi olarak gören bir din için fazlasıyla haksızlık demektir bu. kimse kimseye inan, inanmıyorsan bile hz. muhammed şöyle iyiydi islam böyle güzel bir dindir demesini beklemiyor, ama en azından dünyada bir milyar insanın inandığı ve saygı duyduğu birisine muhammed dememek samimi müslümanları tatmin edecektir.
objektif bir tanımlamanın çok zor olduğu kutsal kitaptır. zira kişi ya kur'anın allah tarafından gönderildiğine inanır ya da insan ürünü olduğunu düşünür.
allah tarafından gönderildiğine inananlara göre hakikat rehberidir, kurtuluş reçetesidir, son peygambere gönderilmiş evrensel son kitaptır.
insan ürünü olduğunu düşünenlerse; kur'anın incil, tevrat, zebur gibi ortadoğu coğrafyasının mitolojisinin , birikiminin ürünü olduğunu, hz. muhammed tarafından arap toplumunu yola getirmek için uydurulduğunu, sonradan içinde değişiklikler yapıldığını, bir dogma olduğunu, ve 1400 yıl öncesinde bırakılması gerektiğini düşünür.
görüldüğü gibi değişik inanç ve düşünce şekilleri içerisinde yorumlanabilecek ,polemik konusu yapılamayacak kadar zor bir kitaptır.
kimsenin neden değişmediğini anlayamadığı, en son mucizelendirilen hak dini islam'ın kutsal kitabı.Değişmeme sebebi hafızların yazı, okunuş ve dahi tonlama hatasını bile hemen farkedebilmeleri.
sınav, "kitap açık"* hatta "notlar açık"* bir sınavdır. kimi öğrenciler ders kitabını temin etmiş sınav sorularını çözmeye çalışmaktadırlar. kimileri getirdikleri farklı farklı yardımcı ders kitaplarını karıştırırlar ama onlar yeterli olamadığından sorularla cebelleşir dururlar. kimileri kitaptan çok derste kendi tuttukları notlara güvenmektedirler. bunlar, öğretmenlerinin kitabın yazarından daha fazla bildiğini varsayarlar. kimileri kitapsız notsuz, sırf akılları ile soruları çözmeye çalışmaktadırlar, bunlar da kendilerinin hem öğretmenden hem de kitabı yazandan daha zeki olduğunu varsayarlar. kimileri sınavı bırakmış pencereden manzarayı seyretmektedir. kimileri de vardır ki sağa sola bakınıp ona buna laf atmaktadır. fakat öğretmen çok şefkatli ve sabırlı birisi olduğu için onları hemen sınavdan atmamaktadır. bu yüzden soruları çözmeye çalışan bazı öğrenciler kafalarını karıştırdıkları, konsantrelerini bozukları gerekçesiyle bu grupla tartışmaktadır. bazılarıysa kulaklarına pamuk tıkamış işlerine bakmaktadırlar... ***