milyonlarca yapılan araştırma sonucu bulunan sonuçların çok önceden yazılmış olan kitap. maalesef bunları ateyizler buluyor, müminler ''bunlar kuranda yazıyordu'' diyor. peki kuranı 6 defa hatim etmiş insanlar neden bulamıyor?
kitabın ayetlerine bakarsanız şayet; kitap bariz şekilde 7. yüzyıl için yazılmış. günümüze dek gelmesi büyük komedi bence. zaten eskiçağlarda olan büyük gelişmelerden sadece günümüze kadar gelen en büyük gelişme dinler açısından olmuştur. dinciler de hemen bu noktada, demek ki bir ilah var ki geliyor işte diye avunurlar. alakası yok. dinler insanın kendi benliğini bulma, anlamlandırma isteği yüzünden çok acı bir şekilde günümüze dek gelmiştir. Yani günümüzde hiçbir uygulamasının olmaması gerekiyor aslında. insanlar o dönemin şartlarına göre ayarlanmış bir kitaba bağlı kalabiliyor. bu dini kurallara göre devletler şekillenebiliyor. gerçekten de şaşılası bir durum. dinden çıkanı öldürün diye bir ayet yok ama hadisler muhammedin bu tür sözler söylediği iddia ediliyor. bakara suresinde sanırsam mekkeden sizi çıkartırlarsa siz de dininiz için saldırın türünden cümleler var. sadece şu kısmı okuduktan sonra bu kitabın sadece o döneme özgü bir kitap olduğu çok çok net anlaşılabiliyor. bunun aksini iddia eden salağın önde gidenidir. bu ayetler oluşurken de, sözde yüce bir ilahtan geliyor diye psikolojik bir durum söz konusu. bu kitapların yazılması psikolojisini ve o anki şartları iyi görmek lazım. araştırmak da dinler tarihiyle uğraşan kişilerin hesabı. tabi subjektif olan araştırmacılarla bu iş olmaz. adam kalkmış illa ki aynı ilahtan ama yahudilerin ve hıristiyanların kitapları tahrif edilmiş deyince insanın küfür edesi geliyor bu hanzolara.
kuran-ı kerim denilen kitaba hayatını adayan insanlara gerçekten de acıyorum. bir insan kuranı kerimin o döneme ait olduğu bilip bireysel olarak bazı şeylerden ders çıkartıp hayatını düzenlese hiç de fena olmaz.
Tanrı insan idraki dışındadır. Kur'an, Muhammed'in talimatıdır. Bunun birçok delilleri vardır. Bir tanesi birçok yerinde aya, güneşe, fecre, atların köpüren ağızlarına yemin ve and verilmesidir. Yemini kim eder? insan eder ve kendisinden daha üstün bir varlığın adına eder, Tanrı yemin eder mi? Tanrı'dan daha üstün bir varlık olmadığına göre kendi yarattığı aya, güneşe neden yemin etsin? Görülüyor ki bu yeminler Muhammed'in gönlünden ve beyninden doğmadır ve hatta Araplar arasında islamiyetten önceki zamanların usul ve adabınca edilmektedir...
(Yobazlar) Soy soy insanların bir tek adem le Havva dan türediklerine, ademin 1050 yıl yaşadığına, Havva'nın her yıl biri erkek biri kız olmak üzere ikiz evlat doğurduğuna ve bu kardeşleri birbiriyle evlendirdiklerine inanırlar. Bir Sümer masalından çıkan tufan ve Nuh'un gemisi onlarca tarihi bir hakikattir. Hangi Teknik Üniversitesinden mezun olduğu belli olmayan Nuh'un yaptığı o pazarcı kayığına her cins hayvandan birer çiftin girip sığması ve 40 tufan gününde birbirine yemeden uslu uslu oturması da gerçektir vesaire... Şimdi bu kafadaki adamla bir fikir tartışması yapmaktaki trajediyi düşünün. *
insan ve insanlığın tabiri caizse kullanım kılavuzu ve yol göstericisi, bir o kadar da Dünya da dahi rahat ve huzurunu temin edecek, dertlerden ve sikintilardan emin edecek dusturlari içeren, içinde mealinden başka çok sirli ilimler bulunan, ancak denizden bir katre misali fark edip, uyabildigimiz/uyabilmeye çalıştığımız Resul i Ekrem a.s.v in mucizesi olan Allah kelamı sevgili kitabımız.
''ilk atamız balıklardır, sonra primatlardır, ondan sonra maymun ve ilkel insandır'' diyen zeka seviyesine kur'an'ı açıklamak kolay değil elbette.
faşist darwin'in fikirlerini alıp, tatbik etmeye çalışan; hakkında yalan deliller uydurulduğunu itiraf eden evrimciler (bkz: L. B. Halstead) kur'an'ı anlamakta zorlanabilirler, bu da zeka seviyelerini ele veren mühim bir husustur.
kur'an her kavme peygamber gittiğini, hepsine aynı şeyin anlatıldığını söylerken; nuh tufanına ''sümer masalı'' demek, ancak ateist aklına yaraşır. nitekim akil insan bu örnekle ilmini arttırıp şöyle der: ''demek ki allah'ın kelamı tekrar tasdik ediliyor, sümerlerde de var bu inanış!''
velhasıl kelam; bir mucizedir kur'an!
--spoiler--
Bâki rnucizler ne hacet Din-i Hak isbatına,
Alem içre muciz-i bakî yeter Furkan sana. (Fuzûli)
Bir mucizedir ki nur-i Kur'an.
Durdukça cihan durur numâyan (Ziya Paşa)
Mu'ciz senin ey Nebî Kitabın. (A.Hamit)
--spoiler--
--spoiler--
-'şüphesiz allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. o, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.'
--spoiler--
-'Eğer kulumuza (Muhammede) indirdiğimiz (Kuran) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allahtan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).'
başka kaynaklardan derlenmesi mümkün olmayan, derleme olduğunu iddia edenlerin sıkıysa derhal bir benzerini derleyip umuma sunmalarını beklediğimiz kutsal, hak kitaptır.
kavramsal olarak ''sami mitolojilerinin'' devamı niteliğindeki içeriğe sahip kitaptır. çünkü islam semitik anlayışın devamıdır. nitekim monoteizm yahudilikle birlikte ortaya çıkmış, temel teoloji bu süreçte oluşmuştur. bu bakımdan islam ve kur'an hint-iran mitlerini barındıran zoroastrianism teolojisinden oldukça uzaktır, her ne kadar bilinen ilk tek tanrılı inanç zerdüştlüktür dense de, ahuramazda-ehrimen ikilisi adeta evren tasvirinde iki tanrı anlayışı ortaya koymuş, sümer-akad kültüründe olduğu gibi birbiriyle savaşan iki otorite figürü ortaya çıkararak monoteizmden uzaklaşmıştır. ardından maniheizm etkisi ile dualist kimliğe bürünerek, sami mitolojilerinden -monoteizmin doğuşu sonrasında- tamamen alakasız olduğunu göstermiştir.
kur'an genel tarih öncesinden bu yana akdeniz havzasının kültürünü taşıyan ve monoteizmden(tevhid) diğer kitaplardan daha vurgulu şekilde söz etmesiyle belli oranda kadim mezopotamya kültüründen ve semitik gelenekten ayrılmaktadır.
peki kur'an herhangi bir mitolojinin devamı mıdır? peygamber; isa gibi yahudilerin tabiri ile ''yalancı mesih midir''? temel teoloji açısından yani kozmolojisi açısından evet; yahudilik -monoteizmin çıktığı dönemi- ve iznik konsülü öncesi hristiyanlığın öğretilerine benzerliği açısından aynı geleneğin devamıdır. inançlarda kozmoloji önemlidir, çünkü her inanç bir kozmolojiye(evren bilim) dayanır.
o zaman bizlere ortaya iki teori atmak kalıyor;
1- her peygamber olduğunu iddia eden kişi, içinde bulunduğu kültürel havzanın temel foklorik öğelerini kullanarak toplumsal hareketler geliştirmiş ve bunu da teolojik bir temele oturtmuştur,
2- tanrı var oluştan bu yana kendi emir ve yasaklarını çeşitli dönemlerde değişmez hükümlerle yinelemiştir.
bu iki teori en temel konudur ve ilk teoriyi kabul edenlerin, onu kabul etmesi ne kadar doğal ve akılcıysa, ikinci teoriyi seçenlerin de seçimi o kadar doğal ve akılcıdır. kısaca neye, nereden baktığınızla alakalı bir konudur. bu bakımdan her iki teori de geçerli ve tutarlıdır. çünkü iki seçimden birini seçene inançlı ve inançsız diyoruz, ortası yoktur. (agnostizm ve deizm konu dışıdır çünkü din öğesi bu felsefi yönelimlerde yoktur.)
bu kadar tarihsel açıklamanın ardından kur'an'a gelecek olursak, kendi dönemi içindeki toplumsal, siyasal şartlarla değerlendirdiğinizde ciddi anlamda ilerici bir toplum modeli ortaya koymuştur. mazdek gibi komünal bir hareket olarak değerlendirme imkanı olmayan islam ve peygamber; ''sosyalist bir din'' olarak adlandırmak isteyen ve saygı duyduğumuz arkadaşların eşitlikçi dünya görüşüne yer vermiş, kabile ve nesep üstünlüğü kavgasını toplumsal hafızadan silmiş, peygamber'in tabiri ile
--spoiler--
arabın aceme acemin araba üstünlüğü yoktur, üstünlük takva iledir
--spoiler--
prensibi doğrultusunda seküler eşitlikçi anlayış yerine (yani bugünün seküler sosyalist algısı ile islam'a sosyalist bir din diyenlerin aksine) teolojik, tanrısal güce dayanan eşitlikçi, paylaşımcı modeli öne sürmüştür.
genel tabirle, tüm dinlerde olduğu gibi -heterodoks anşayışlar hariç- kur'an toplumsal, siyasal ve sosyal çarpıklıkları fıtri zemine çekme kavgasında olan bir anlayış sunmuş, hatta emretmiştir; kitleleri bununla sorumlu tutmuştur.
kur'an'ı anlama çabasında olan herkes, kur'an'ın indiği dönemi ve toplumsal yönelimlerin o dönem dahil olmak üzere aslında hiçbir zaman değişmediğini -hatta modern zamanlarda bile-, dogmatik bir toplumsal psikolojiyi insanoğlunun bir miras gibi nesilden nesile aktardığını hesaba katması ve kur'an'ın ''1400 yıl öncesinde kalmış bir mitoloji kitabı'' olmadığını, olamayacağını bilmesi gerekir.
kur'an'ın evrenselliği ya da evrensel olmaması belli oranda doğrulanan belli oranda ise evrensel olması teknik olarak imkansız olan ikili bir yapıdır. başta da belirttiğim gibi insanların iki teorisi vardır ve bunlar birer seçimdir ve saygı duyulması gerekir.
görünürde fazlaca seküler gibi duran açıklamaların ardından şahsi fikrim ise, kur'an tanrı'nın insanoğluna asırlar boyu vermek istediği mesajın son halkasıdır. çünkü din olgusu sürekli olarak eleştiri konusu edildiği şekli ile dogmatik olmak zorundadır, çünkü dogmatizm hayatın kendisinde ve insanda mevcuttur. düşünsel dogmatizm derseniz, kastım düşünsel dogmatizmin var olmasını savunmak değildir, bahsettiğim dogmatizm ''her insan doğar yaşar ve ölür'' gibi kozmolojik gerçekliklere dayanan bir dogmatizmdir. bu bakımdan doğup yaşayıp ölen ve bu süre zarfında toplumda yer edinmeye çalışan ya da ''toplum'' olmaya çalışan bireyin; bilinç kalıplarına uygun statik sınırları olan -özellikle tanrı algısı konusunda- din olgusuna ihtiyacı vardır. bu bakımdan dinler ve akademik tabirle mitolojiler, insanlığın fıtri ve ortak kültürel değerlerinin toplamıdır.
din dogmadır çünkü toplumsal ve bireysel davranış kalıpları da dogmadır; peki değişmeyen hükümlerin, değişen hükümlerden eksiği nedir? ya da değişen hükümlerin değişmeyen hükümlere olan üstünlüğü? modern zamanlar dediğimiz bu asır; değişimi, değişmemenin temel ölçütü sayan seküler anlayışı maalesef yalanlıyor. çünkü insanoğlu başa döndü; yani teolojilerin vermek istediği mesaja...
bu bağlamda kur'an bir ölü kitabı değil, ahirete ait öğeler içeriyor olmasıyla beraber, fazlasıyla dünyevi bir mesajdır.
adam okuyor türkçe tercümesini kitab-ı mukaddes'in, mantık hatası var deyip arkasına yaslanıyor. kardeşim binlerce kişi var bu kitabı ezberlemiş, hayatını buna adamış insanlar var git bi sor o adamın cevabı beğenmezsen git gene başka birine sor. hemen neden hata var diyorsun ki. 2000 sene önceyi düşünün uğraşacak hiç bir şey yok binlerce kişi bunu okuyor elbette senin sorduğun soruyu onlarda sormuştur onlarda merak etmiştir. biraz araştırın.