kuran ı kerim

entry2266 galeri
    1424.
  1. kavramsal olarak ''sami mitolojilerinin'' devamı niteliğindeki içeriğe sahip kitaptır. çünkü islam semitik anlayışın devamıdır. nitekim monoteizm yahudilikle birlikte ortaya çıkmış, temel teoloji bu süreçte oluşmuştur. bu bakımdan islam ve kur'an hint-iran mitlerini barındıran zoroastrianism teolojisinden oldukça uzaktır, her ne kadar bilinen ilk tek tanrılı inanç zerdüştlüktür dense de, ahuramazda-ehrimen ikilisi adeta evren tasvirinde iki tanrı anlayışı ortaya koymuş, sümer-akad kültüründe olduğu gibi birbiriyle savaşan iki otorite figürü ortaya çıkararak monoteizmden uzaklaşmıştır. ardından maniheizm etkisi ile dualist kimliğe bürünerek, sami mitolojilerinden -monoteizmin doğuşu sonrasında- tamamen alakasız olduğunu göstermiştir.
    kur'an genel tarih öncesinden bu yana akdeniz havzasının kültürünü taşıyan ve monoteizmden(tevhid) diğer kitaplardan daha vurgulu şekilde söz etmesiyle belli oranda kadim mezopotamya kültüründen ve semitik gelenekten ayrılmaktadır.
    peki kur'an herhangi bir mitolojinin devamı mıdır? peygamber; isa gibi yahudilerin tabiri ile ''yalancı mesih midir''? temel teoloji açısından yani kozmolojisi açısından evet; yahudilik -monoteizmin çıktığı dönemi- ve iznik konsülü öncesi hristiyanlığın öğretilerine benzerliği açısından aynı geleneğin devamıdır. inançlarda kozmoloji önemlidir, çünkü her inanç bir kozmolojiye(evren bilim) dayanır.

    o zaman bizlere ortaya iki teori atmak kalıyor;

    1- her peygamber olduğunu iddia eden kişi, içinde bulunduğu kültürel havzanın temel foklorik öğelerini kullanarak toplumsal hareketler geliştirmiş ve bunu da teolojik bir temele oturtmuştur,

    2- tanrı var oluştan bu yana kendi emir ve yasaklarını çeşitli dönemlerde değişmez hükümlerle yinelemiştir.

    bu iki teori en temel konudur ve ilk teoriyi kabul edenlerin, onu kabul etmesi ne kadar doğal ve akılcıysa, ikinci teoriyi seçenlerin de seçimi o kadar doğal ve akılcıdır. kısaca neye, nereden baktığınızla alakalı bir konudur. bu bakımdan her iki teori de geçerli ve tutarlıdır. çünkü iki seçimden birini seçene inançlı ve inançsız diyoruz, ortası yoktur. (agnostizm ve deizm konu dışıdır çünkü din öğesi bu felsefi yönelimlerde yoktur.)

    bu kadar tarihsel açıklamanın ardından kur'an'a gelecek olursak, kendi dönemi içindeki toplumsal, siyasal şartlarla değerlendirdiğinizde ciddi anlamda ilerici bir toplum modeli ortaya koymuştur. mazdek gibi komünal bir hareket olarak değerlendirme imkanı olmayan islam ve peygamber; ''sosyalist bir din'' olarak adlandırmak isteyen ve saygı duyduğumuz arkadaşların eşitlikçi dünya görüşüne yer vermiş, kabile ve nesep üstünlüğü kavgasını toplumsal hafızadan silmiş, peygamber'in tabiri ile

    --spoiler--
    arabın aceme acemin araba üstünlüğü yoktur, üstünlük takva iledir
    --spoiler--

    prensibi doğrultusunda seküler eşitlikçi anlayış yerine (yani bugünün seküler sosyalist algısı ile islam'a sosyalist bir din diyenlerin aksine) teolojik, tanrısal güce dayanan eşitlikçi, paylaşımcı modeli öne sürmüştür.

    genel tabirle, tüm dinlerde olduğu gibi -heterodoks anşayışlar hariç- kur'an toplumsal, siyasal ve sosyal çarpıklıkları fıtri zemine çekme kavgasında olan bir anlayış sunmuş, hatta emretmiştir; kitleleri bununla sorumlu tutmuştur.

    kur'an'ı anlama çabasında olan herkes, kur'an'ın indiği dönemi ve toplumsal yönelimlerin o dönem dahil olmak üzere aslında hiçbir zaman değişmediğini -hatta modern zamanlarda bile-, dogmatik bir toplumsal psikolojiyi insanoğlunun bir miras gibi nesilden nesile aktardığını hesaba katması ve kur'an'ın ''1400 yıl öncesinde kalmış bir mitoloji kitabı'' olmadığını, olamayacağını bilmesi gerekir.

    kur'an'ın evrenselliği ya da evrensel olmaması belli oranda doğrulanan belli oranda ise evrensel olması teknik olarak imkansız olan ikili bir yapıdır. başta da belirttiğim gibi insanların iki teorisi vardır ve bunlar birer seçimdir ve saygı duyulması gerekir.

    görünürde fazlaca seküler gibi duran açıklamaların ardından şahsi fikrim ise, kur'an tanrı'nın insanoğluna asırlar boyu vermek istediği mesajın son halkasıdır. çünkü din olgusu sürekli olarak eleştiri konusu edildiği şekli ile dogmatik olmak zorundadır, çünkü dogmatizm hayatın kendisinde ve insanda mevcuttur. düşünsel dogmatizm derseniz, kastım düşünsel dogmatizmin var olmasını savunmak değildir, bahsettiğim dogmatizm ''her insan doğar yaşar ve ölür'' gibi kozmolojik gerçekliklere dayanan bir dogmatizmdir. bu bakımdan doğup yaşayıp ölen ve bu süre zarfında toplumda yer edinmeye çalışan ya da ''toplum'' olmaya çalışan bireyin; bilinç kalıplarına uygun statik sınırları olan -özellikle tanrı algısı konusunda- din olgusuna ihtiyacı vardır. bu bakımdan dinler ve akademik tabirle mitolojiler, insanlığın fıtri ve ortak kültürel değerlerinin toplamıdır.

    din dogmadır çünkü toplumsal ve bireysel davranış kalıpları da dogmadır; peki değişmeyen hükümlerin, değişen hükümlerden eksiği nedir? ya da değişen hükümlerin değişmeyen hükümlere olan üstünlüğü? modern zamanlar dediğimiz bu asır; değişimi, değişmemenin temel ölçütü sayan seküler anlayışı maalesef yalanlıyor. çünkü insanoğlu başa döndü; yani teolojilerin vermek istediği mesaja...

    bu bağlamda kur'an bir ölü kitabı değil, ahirete ait öğeler içeriyor olmasıyla beraber, fazlasıyla dünyevi bir mesajdır.
    0 ...