(#21413155)
şimdi bazı beyinsizler adam dinini savunuyor diye şakirt der bizim kukiye. onların amına koyayım. sen herşeyle ilgili entryni yaz abi. biz hep sevişerek okuyacaz.
Takip ettiğim yazar. O da beni takip ediyor.
Tanımıyorum ama nedense tip olarak anneler ve kızlarının sunucusuna benzediğini düşünüyorum. Neden bilmiyorum ama, öyle işte...
belki de Kendisi ile zerre kadar uyuşmadığımız milyon konu vardır. yuzde 80 bel altı yazar. O yazdıkları yüzünden bu sözlüğe girerken cektigim eziyeti bir ben bilirim. ne zaman girsem sozluğe "erisim engellendi" yazısı karsima cikar.. neden ? o gun kukla bir anısını anlatmış icinde bizim serverin yasakladığı ne kadar kelime varsa hepsini yazmış. korkuyorum birgun patron girecek odaya, başlayacak saydırmaya,...ne okuyorsun lan sen oyle porno siteyemi giriyon diye. çünki server loglarindaki kelimeleri okusa yeter adam.
ama kuklaya hiç kızmadım bu yüzden. çünki biz buyuz. biz kemal sunal eşşoğlu eşşek deyince yerelere yatan, en komik fıkraları nam-ı kemalle özdeşleştiren, recep ivediğe gişe rekorları kırdıran kimseleriz. içinde küfür olmayan espriye espri demeyiz biz. en kaliteli mizah dergilerimizde testis biçimli köşeler vardır mizah adına.
lakin birde Geri kalan yuzde 20 si var işin. Bel altı harici yazdığı o kadar güzel yazılar var ki. ama bunları en beğenilen listesinde göremessiniz ( sadece ölüm hakkında yazdığı girebilmiş o listeye). Neden ? okuyan basmamış butona. çünki icinde malum kelimeler yok. ama adam yazmış. emek verip döktürdürmüş. ipleyen yok.
kuklayı severim, sozluğe girememe neden olsa bile takip ederim. . çünki ota boka salça olmaz. trolluk yapacağım diye başlık sıçmaz. kişilerle entry savasına girdigi enderdir. yazar gecer. sadece "eğlenir". arada oyle bir yuzde 20 yazısı yazarki. kacırmak istemem.
birde En saglam, en kahraman muhafazakarımızın islamın ti ye alınmasını sadece izledigi yerde o çıkar "çüş lan hadini bil" yazar ki...... bize kapak olur.
sadece islam ve kuran hakkında değil saygısızca yapılan tüm mizaha karşı biriyim.
mizahın şekli ve dozajı çok önemlidir. karşıt düşüncedeki bireyleri kırmamak gerek.
ben de yeri gelince islam la ilgili şakalar yaparım; '' istanbul da şimşek çakması '' başlığına; miko efkara gelmiştir, sigara yakıyodur beyler, telaşa gerek yok'' diye entry girerim. '' temmuz ayında yağmur yağması '' başlığına;'' bırakın yağsın, kızların meme uçları gözüküyor, eyvallah miko '' derim. hatta hiç kekeleyen kız olmaması diye başlık açıp, ayet bile veririm. anlayan anlar zaten art niyet olmadığını.
ama ekşi sözlük te yeni bir din doğması başlığına da nefesimi tutarak kayarım abi. zira ordaki niyet farklıdır. amaç tamamen islamiyete ve kuran'a hakarettir. dozajı yüksek bi şekilde tiye almaktır.
bakın ben yazarlığım boyunca hiçbir sözlük yazarına sert bir uslup kullanarak eleştiri yapmadım. yeri geldi hunharca siktiler, yeri geldi götüme kol soktular ama ben yine de götümü büzüp sessizce okudum. eleştiri yapanlara asla sert bi şekilde karşılık vermedim. peki veremez miyim? amına bile koyarım. arının götündeki iğneyle sikerim. yine sikerim. fakat ne gerek var? burada biz bizeyiz. hem burası sanal platform, adı üzerinde yalan platform. kimin ne bok olduğu belli değil. yazsan ne olur, yazmasan ne olur. değer mi kalp kırmaya?
neymiş; bende kadın bedenine saygı duymuyormuşum, onunla mizah yapıyor, onunla eğleniyormuşum, ona da saygı duyulmalıymışım, lafa bak amk. burada yüzlerce kadın yazardan eğer bir tanesinin bilerek kalbini kırmaya çalıştıysam, he o zaman nickimin başına gelen benim de başıma gelsin. ağıığ dersem de şerefsizim.
saygı kavramı yazılardaki am göt memeyle değil, içeriğiyle olur.
sen eğer sürekli islam ve kuran hakkında dozajı yüksek yazılar, ağır şakalar yapıyorsan bu art niyetli bir iştir.
işte o zaman senin eğlenceni sikerler işte.
aynı şey sürekli ateistler hakkında başlık açan mallar içinde geçerli. sonuçta o da onun inançsızlığıdır. sende ona saygı göstermek zorundasın. ha espiri yaparsın '' ateistler neden beyin kanaması geçirmez'' diye başlık açabilirsin ama dediğim gibi dozajını iyi bilmelisin.
ben koyu galatasaraylıyım. harbi harbi cimbom için nice kavgalar bile ettim ama bir fenerbahçe taraftarının '' olsun bizim de uefa kupamız var'' diye alaycı ve şakacı entirisine de götümle gülerim. yeter ki o siktiğmin dozajı iyi olsun.
sadede gelirsek, uzun zamandan beri sevişmedim amk. komik sevişen sözlük kızları lütfen mesaj çeksin. anı yazmam lazım. çok ciddiyim, randumanım azaldı.
sözlükten ayrı kaldığım dönemlerde beni ne kadar çok sevdiğini göstermiş yazar. hergün mesaj atıyyordu, sbag nasılsın iyi misin, sbag toschaklarını yerim senin, geldiğinde haber et diye.
ne iyi adammış şu kukla yau. öpesi geliyor insanın heryerinden.
sevdiğim, yazılarını da severek okuduğum yazardır.
bazı yazıların da ağladığım oluyor evet abi böyle birsey olamaz nasıl ağladım bende bilmiyorum. *
ama adam yazıyor yazıyor be abi.
Pinokyo, polislere:
''izin verirseniz şapkamı alabilir miyim?'' diye sordu.
''Al, ama çabuk ol.''
Kukla, şapkasını aldı; ama kafasına koyacağına, dişlerinin arasına sıkıştırdı,
denize doğru koşmaya başladı. Polisler onu yakalamanın güç olacağını düşünerek
peşinden bütün köpek yarışlarında birincilik ödülü almış bir tazı saldılar.
Pinokyo hızla koşuyordu, ama köpek daha hızlıydı. Herkes bu korkunç yarışın
nasıl sonuçlanacağım görmek için pencerelere çıktı, sokaklara döküldü. Ama
yarışın sonunu göremediler; Pinokyo'yla köpek öylesine toz kaldırmışlardı ki,
sokakta göz gözü görmüyordu.
''Demek hâlâ rakı içiyorsun'' dedi selam vermek yerine.
''Evet'' dedim, çok iyi tanıdığım, ama bir an çıkaramadığım, bu uzun boylu,
kır saçlı, yakışıklı adama.
Yüzümdeki ifadeden duraksadığımı anlamıştı.
''Aşkolsun Adnan''dedi, ''insan hayattaki tek kardeşini tanımaz mı?''
Alaycı bir tavır takınmıştı, ama sesindeki sitem, bana geçmişi anımsatacak
kadar ciddiydi.
''Doğan!'' diye fısıldadım, ''Doğan sen misin?''
''Benim'' dedi sakin bir tavırla.
''Ama...''
''Ne aması, yoksa öldüğümü mü sanıyordun?''
''Allah geçinden versin, öldüğünü sanmıyordum da...''
''Başımın belada olduğunu düşünüyordun'' diyerek sözlerimi tamamladı.
Yanıtlamak yerine şaşkınlıkla yüzüne baktım. Siyah saçları iyice beyazlanmıştı,
çekik gözlerinin uçlarında, ağız kıvrımlarında kırışıklıklar oluşmuştu, ama beni
şaşkınlığa uğratan değişiklik bakışlarındaydı; bir zamanlar insana uzlaşmaz bir
inatla, ölmeye öldürmeye giden bir savaşçının kararlılığıyla bakan yeşil gözleri
yumuşamış, yenildiğini anlayan, bundan da utanç duymayan bir adamın kalender
bakışlarına dönüşmüştü. Neşeli görünmeye çalışıyordu, ama konuşurken yüzünün
gölgelenmesine engel olamamıştı. Evet, başı beladaydı. Yanılıyor muydum?
Yanılmadığımı, sözlerini bitirince tedirginlik içinde çevresine bakınmasından
anladım. Gözlerimiz karşılaşınca:
''Konuşmamız gerek'' dedi.
Sözleri, çoktandır unuttuğum, meraka, kaygıya benzer bir kıpırtı yarattı
yüreğimde. Şaşkındım, tedirgin olmuştum, açıkçası korkmuştum.
Yine de yüreğimdeki kıpırtıdan bir hoşnutluk duydum.
Demek heyecanlanabilme yetimi hâlâ koruyordum.